Edebiyat (BinKitap), Anlatı (BinKitap), Anlatı (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Can Yayınları, 240 sayfa, 7.4 puan, İlk Yayın: 2006
Basım Tarihi: Nisan 2025, isbn: 9789750765698, 1479 defa okundu
Dünyanın en sevilen ve en çok okunan yazarlarından Paulo Coelho’dan nefes kesici bir anlatı koleksiyonu.
Paulo Coelho maneviyat, yaşam ve etik üzerine düşüncelerini paylaştığı bu sürükleyici kitabında, büyük ya da küçük fark etmeksizin hayatın çok özel dersler barındırdığını gösteriyor. Okçuluktan farkındalığa, yolculuktan iyi ile kötünün doğasına kadar çok çeşitli konularda kişisel düşüncelerini sunan Coelho, bir kurşunkalemin mutluluğa giden yolu gösterebileceğini, bir dağa tırmanma kılavuzu sayesinde hayallerin gerçeğe dönüşebileceğini, Cengiz Han ve şahininin hikâyesi üzerinden öfkenin yıkıcılığını, dostluğun kıymetini ve daha nicesini anlatıyor.
Akan Nehir Gibi, okurları heyecan verici bir felsefi yolculuğa davet ediyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): Can Yayınları, 145.00 TRY
Stok Mevcut
Dünyanın en sevilen ve en çok okunan yazarlarından Paulo Coelho’dan nefes kesici bir anlatı koleksiyonu. Paulo Coelho maneviyat, yaşam ve etik üzerine düşüncelerini paylaştığı bu sürükleyici kitabında, büyük ya da küçük fark etmeksizin hayatın çok özel dersler barındırdığını gösteriyor. Okçuluktan farkındalığa, yolculuktan iyi ile kötünün doğasına kadar çok çeşitli konularda kişisel düşüncelerini sunan Coelho, bir kurşunkalemin mutluluğa giden yolu gösterebileceğini, bir dağa tırmanma kılavuzu sayesinde hayallerin gerçeğe dönüşebileceğini, Cengiz Han ve şahininin hikâyesi üzerinden öfkenin yıkıcılığını, dostluğun kıymetini ve daha nicesini anlatıyor. Akan Nehir Gibi, okurları heyecan verici bir felsefi yolculuğa davet ediyor.
Basım Tarihi: 2016, isbn: 9786059125277, 354 defa okundu
Mabetsiz yaşamak mümkün olabilir, fakat dinsiz, yani bütün zevk ve acısı, heyecan ve memnunluğu, incelik ve kabalığı ile "olağan hayat' düzeyinin üstündeki Yüksek Kademelerle temas kurmanın ve onlara doğru gelişmenin sistemli çalışması içinde olmaksızın yaşamak mümkün değildir Modern dünyanın dinsiz yaşama deneyimi başarısız oldu. Bir kez bunu kavradık mı "Modernlik-Sonrası" görevlerimizin neler olduğunu anlarız.
-E. F. Schumacher-
Aklıkarışıklar İçin Kılavuz bize çağımızın en bilge kafalarından birinden gayet aklıbaşında, teselli veren ve umutlandıran bir ıçgörü hasadı sunuyor.
-Theodore Roszak-
Schumacher modern bilimin sadece ortaya çıkan sonuçlarım yermekle kalmıyor, modern bilim ve ekonominin temel bir eleştirisini yapıyor.
-Seyyid Hüseyin Nasr-
Yaygın kanaatlerimize muhalif, kucaklayıcı ve canverıci bir düşünce sisteminin yoğunlaşması... Schumacher'in fikirleri hakkında söyleyebileceğim en makul söz: İnşaallah dediği gibi olur, amin.
-Arthur Koestler-
Schumacher, 'Batı insanı araçlarda zengin, amaçlarda yoksul kalmıştır. Bilgi hiyerarşisi bozulmuş, iradesi felce uğramıştır" derken, bu sözler bizde acı bırakarak yankılanıyor: Ya biz? Bizim aklımız Batılınınkirıden daha karışık değil mi?
-Muzaffer Civelek-
Aklıkarışıklar İçin Kılavuz, Küçük Güzeldir'in dayandığı felsefî temeldir. İkisini de okumayanların, ilkinden başlamaları akıllıca olur. Küçük Güzeldir'i okumuş olanlarsa Aklıkarışıklar İçin Kılavuz'u dikkatlice okumaktan büyük yarar sağlar. Etkisi derhal görülmeyebilir, fakat daha esaslı ve kalıcı olacaktır.
-Chicago Tribüne-
Yayınevi (Kitapyurdu): Küre Yayınları, 318.00 TRY
Stok Mevcut
Mabetsiz yaşamak mümkün olabilir, fakat dinsiz, yani bütün zevk ve acısı, heyecan ve memnunluğu, incelik ve kabalığı ile “olağan hayat” düzeyinin üstündeki Yüksek Kademelerle temas kurmanın ve onlara doğru gelişmenin sistemli çalışması içinde olmaksızın yaşamak mümkün değildir. Modern dünyanın dinsiz yaşama deneyimi başarısız oldu. Bir kez bunu kavradık mı “Modernlik-Sonrası” görevlerimizin neler olduğunu anlarız. E. F. Schumacher Aklıkarışıklar İçin Kılavuz bize çağımızın en bilge kafalarından birinden gayet aklıbaşında, teselli veren ve umutlandıran bir içgörü hasadı sunuyor. Theodore Roszak Schumacher modern bilimin sadece ortaya çıkan sonuçlarını yermekle kalmıyor, modern bilim ve ekonominin temel bir eleştirisini yapıyor. Seyyid Hüseyin Nasr Yaygın kanaatlerimize muhalif, kucaklayıcı ve can verici bir düşünce sisteminin yoğunlaşması... Schumacher’in fikirleri hakkında söyleyebileceğim en makul söz: İnşaallah dediği gibi olur, amin. Arthur Koestler Schumacher, “Batı insanı araçlarda zengin, amaçlarda yoksul kalmıştır. Bilgi hiyerarşisi bozulmuş, iradesi felce uğramıştır” derken, bu sözler bizde acı bırakarak yankılanıyor: Ya biz? Bizim aklımız Batılınınkinden daha karışık değil mi? Muzaffer Civelek Aklıkarışıklar İçin Kılavuz, Küçük Güzeldir’in dayandığı felsefî temeldir. İkisini de okumayanların, ilkinden başlamaları akıllıca olur. Küçük Güzeldir’i okumuş olanlarsa Aklıkarışıklar İçin Kılavuz’u dikkatlice okumaktan büyük yarar sağlar. Etkisi derhal görülmeyebilir, fakat daha esaslı ve kalıcı olacaktır. Chicago Tribüne
Çocuk (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Hikaye (Öykü) (BinKitap), Hikaye (Öykü) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Nesil Yayınları, 184 sayfa, 8.3 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Mart 2015, isbn: 9786051625942, 162 defa okundu
Daha önce bize böyle hitap eden olmamıştı. Bir an üzülsem mi sevinsem mi bilemedim. Sanki ben değildim yıllar boyunca büyüsem, özgür olsam diye hayal kuran... Büyümek, hiç gerçekleşmeyecek düş gibiydi küçük bir kızken... Ama şimdi işte karşımda birisi "gençler" diye sesleniyordu.
Bu yıl son senem. Aklımda deli sorular: Gittikçe genişleyen hayatın açısı nereye uzanıyor? Lisede nasıl bir genç olacağım? Yeni yüzler, yeni telaşlar sararken hayatımı ansızın değişecek miyim? Korkuyor muyum yoksa? Peki ya geleceği düşündüğümde hızla çarpan kalbim? En önemlisi de yıllarca aynı sıraları paylaştığım Ayşegül ve Filiz'den nasıl ayrılacağım?
Okuyacakların benim hikâyem, hoş geldin şimdiden!
Yayınevi (Kitapyurdu): Genç Nesil, 0.00 0
Stok
Daha önce bize böyle hitap eden olmamıştı. Bir an üzülsem mi sevinsem mi bilemedim. Sanki ben değildim yıllar boyunca büyüsem, özgür olsam diye hayal kuran... Büyümek, hiç gerçekleşmeyecek düş gibiydi küçük bir kızken... Ama şimdi işte karşımda birisi "gençler" diye sesleniyordu. Bu yıl son senem. Aklımda deli sorular: Gittikçe genişleyen hayatın açısı nereye uzanıyor? Lisede nasıl bir genç olacağım? Yeni yüzler, yeni telaşlar sararken hayatımı ansızın değişecek miyim? Korkuyor muyum yoksa? Peki ya geleceği düşündüğümde hızla çarpan kalbim? En önemlisi de yıllarca aynı sıraları paylaştığım Ayşegül ve Filiz'den nasıl ayrılacağım? Okuyacakların benim hikâyem, hoş geldin şimdiden!
Eğitim (BinKitap), Psikoloji (BinKitap), Genel (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Pınar Yayınları, 320 sayfa, 8.6 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Mayıs 2016, isbn: 9789753524292, 1985 defa okundu
İçinde yaşadığımız modern şehir hayatında, bir yandan görevler ve zorunlu ilişkiler içinde boğulurken, diğer yandan algı yöneticilerinin manipülasyona dayalı kandırma teknikleriyle baş etmeye çalışıyoruz. Zira gerçekle aramıza giren manipülatörler; gördüklerimizi, duyduklarımızı ve hatta dokunduklarımızı nasıl yorumlayacağımızı belirlemek için profesyonel bir çaba gösteriyor. Neticede algı yöneticileri kolaylıkla verebildiğimiz "hayır" deme ve itiraz etme tepkisini ortadan kaldırarak insanları edilgen hale dönüştüren uzmanlık kodlarından yararlanmakta son derece mahirdirler. Oysa bu teslimiyetçi durum aile, siyaset ve bilim ilişkileri başta olmak üzere toplumsal alanın farklı katmanlarında bizi türlü yalanların kurbanı haline getirebilir.
Peki, algı yöneticilerinin manipülasyonları karşısında "hayır" demek hepimize neden bu kadar zor gelir? Usta yalancıların yönettiği bir dünyada yaşadığımızın farkında mıyız? Onaylamadığımız düşünceleri onaylar görünmek pahasına, bizi başkalarına uyum sağlamaya iten nedir? Dahası kandırmanın başarılı olmasında "niçin?" sorusunu sormayışımızın etkisi ne düzeydedir? Kampanyalar ve sürekli tekrar bizi nasıl yönlendirir? Manipülasyonları başarılı kılan unutkanlık, duygusallık ve düşüncesizlik zaaflarından kurtularak algı yöneticilerine karşı direnmeyi nasıl başarabiliriz?
Mücahit Gültekin, Algı Yönetimi ve Manipülasyon'da kanmanın ve kandırmanın psikolojisinin nasıl işlediğini çeşitli örneklerle gözler önüne seriyor. örnekler sağlık, eğitim, bilim, siyaset, sinema, ticaret ve İslam tarihi gibi farklı alanlardan seçilmiştir. Elinizdeki kitap manipülatörlerin tekrara dayalı kandırma süreçlerini sekteye uğratmak için her daim eleştirel düşünmenin gerekli olduğunun altını çiziyor. Gerçeğin peşinden sabırla yürüyerek yalanı, yalancıyı ve yalana maruz kalanı inceleyen yazar, algı yöneticilerinin operasyonlarına karşı direnememenin sebep olduğu sıkıntılardan kurtulmayı vaat ediyor.
İçinde yaşadığımız modern şehir hayatında, bir yandan görevler ve zorunlu ilişkiler içinde boğulurken, diğer yandan algı yöneticilerinin manipülasyona dayalı kandırma teknikleriyle baş etmeye çalışıyoruz. Zira gerçekle aramıza giren manipülatörler; gördüklerimizi, duyduklarımızı ve hatta dokunduklarımızı nasıl yorumlayacağımızı belirlemek için profesyonel bir çaba gösteriyor. Neticede algı yöneticileri kolaylıkla verebildiğimiz "hayır" deme ve itiraz etme tepkisini ortadan kaldırarak insanları edilgen hale dönüştüren uzmanlık kodlarından yararlanmakta son derece mahirdirler. Oysa bu teslimiyetçi durum aile, siyaset ve bilim ilişkileri başta olmak üzere toplumsal alanın farklı katmanlarında bizi türlü yalanların kurbanı haline getirebilir. Peki, algı yöneticilerinin manipülasyonları karşısında "hayır" demek hepimize neden bu kadar zor gelir? Usta yalancıların yönettiği bir dünyada yaşadığımızın farkında mıyız? Onaylamadığımız düşünceleri onaylar görünmek pahasına, bizi başkalarına uyum sağlamaya iten nedir? Dahası kandırmanın başarılı olmasında "niçin?" sorusunu sormayışımızın etkisi ne düzeydedir? Kampanyalar ve sürekli tekrar bizi nasıl yönlendirir? Manipülasyonları başarılı kılan unutkanlık, duygusallık ve düşüncesizlik zaaflarından kurtularak algı yöneticilerine karşı direnmeyi nasıl başarabiliriz? Mücahit Gültekin, Algı Yönetimi ve Manipülasyon'da kanmanın ve kandırmanın psikolojisinin nasıl işlediğini çeşitli örneklerle gözler önüne seriyor. örnekler sağlık, eğitim, bilim, siyaset, sinema, ticaret ve İslam tarihi gibi farklı alanlardan seçilmiştir. Elinizdeki kitap manipülatörlerin tekrara dayalı kandırma süreçlerini sekteye uğratmak için her daim eleştirel düşünmenin gerekli olduğunun altını çiziyor. Gerçeğin peşinden sabırla yürüyerek yalanı, yalancıyı ve yalana maruz kalanı inceleyen yazar, algı yöneticilerinin operasyonlarına karşı direnememenin sebep olduğu sıkıntılardan kurtulmayı vaat ediyor.
Din (İslam) (BinKitap), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Destek Yayınları, 200 sayfa, 8.6 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2015, isbn: 9786059913348, 2711 defa okundu
Allah niyetine göre verir
Allah bütün hazinelerinin anahtarını eline verdi. Dilediğin zaman kapılarını dua anahtarı ile açarsın. Dilediğin zaman semanın kapılarını açar, ölü toprağa hayat veren yağmurları indirirsin. Fakat istediğin şeyin hemen yerine gelmemesinden endişe edip umutsuzluğa düşme. Allah sorundan önce çözümü hazırlar.
Bazen hayat hayallerini alır elinden… Demek ki Allah sesini duymak istedi. Kalbini ve elini açarsın hemen ve sığınırsın seni yoktan var eden Hâlike. İşte bu buluşma ne güzel bir buluşmadır… Kalbin gerçek aşkına kavuştuğu andır.
Onun vermesi senin niyetine göredir.
Biten bir şey için üzülme, kader sana daha iyisini hazırlamıştır; sadece zihnin geçmişe takılı bırakmak ister seni. Artık her şeyin farkındasın. Şükret ve yoluna aşk ile devam et…
(Tanıtım Bülteninden)
Yayınevi (Kitapyurdu): Destek Yayınları, 201.00 TRY
Stok Mevcut değil
Allah her şeyden haberdardır, sanmayın ki size yapılan haksızlığa kayıtsız kalıyor. O, size bir annenin evladına yaklaştığı merhametten daha fazla merhamet duyandır. Duanın karşılığını takip etmeden “Allah de ötesini bırak”. Kul Rabb’ini imtihan etmez. O’na tevekkülle yaklaştığında rahmetini tüm hücrelerinde hissedeceksin. Karşında o kadar çok maskeli insan var ki onları tanımak için yoruluyorsun. Şayet dikkat edersen güzel olan bir şey var; o senin hakkını aldıkça, sen onun sevaplarından kazanıyorsun. O halde kaybettim diye üzülme, biraz daha derin bakarsan, aslında kazandığını fark edeceksin!.. Aşık olcaksın evet ama kalbini Allah aşkıyla yakacaksın... Dünyanın geçici olduğunu, biteceğini İDRAK edeceksin; sadece sonsuz kudrete bağlanacaksın. ALLAH'A bağlı yaşayacaksın. İşte Uğur Koşar bu kitap da sana herkes gibi Allah'ı anlatmıyor O'nu adeta hissettirip yaşatıyor!.. Psikolog Cavidan Ebru Kızıl Yirmi yıldır terapi deneyimlerimde elde ettiğim sonuçlardan biri şudur ki; eksik olan parçaları yitirdiğini düşünen ve bunları arayarak çıkmazlara giren ve bunun da dışarıda olduğunu sanan çok büyük bir çoğunluk çeşitli psikolojik sorunlarla ruh sağlıklarını bozmuştur. Bu büyük çoğunluğa eserlerinde ve görüşlerinde öze dönüş yolunda katkı sağlayan, aradıklarını bulabilme cesareti ve ışığı olan Uğur Koşar Dostuma “ALLAH DE ÖTESİNİ BIRAK” ile özlerine dönebilmesi adına ışık olan eserinden dolayı en içten teşekkürlerimi sunuyorum… Uzm. Psikolog Abdullah Topal
Yayınevi (BinKitap): Dergâh Yayınları, 207 sayfa, 8.4 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2000, isbn: 9789759952990, 840 defa okundu
Mustafa Kutlu'nun son kitabı Anadolu Yakası, Dergâh Yayınları'ndan çıktı. Son dönemde moda olan 'nehir söyleşi' formatından bir uzun hikâye çıkarmayı başaran Kutlu, bu yeni tarzıyla Türk edebiyatında bir ilki gerçekleştiriyor. Kitabı eline ilk alanların Anadolu Yakası isminin altında yer alan 'Nehir Söyleşi' ibaresini görünce ister istemez "Mustafa Kutlu ile yapılmış bir söyleşi mi var karşımızda?" diye meraklanmasına yol açan kitapta, "Anadolu Yakası" adlı yerel bir kanalın başarılı sahibi Muzo Gönül ile bir gazete muhabirinin yaptığı 'nehir söyleşi, hikâye formatında sunuluyor okura. Yerel bir televizyon kanalı sahibiyle yapılan röportajdan doyumsuz bir uzun hikâye çıkaran yazar, okura Anadolu ile İstanbul arasında gel-gitler yaşatarak taşra-şehir eksenindeki değişimi gözler önüne seriyor.
H. Salih Zengin.
Son dönemde moda olan 'nehir söyleşi' formatından bir uzun hikâye çıkarmayı başaran Kutlu, bu yeni tarzıyla Türk edebiyatında bir ilki gerçekleştiriyor. Kitabı eline ilk alanların Anadolu Yakası isminin altında yer alan 'Nehir Söyleşi' ibaresini görünce ister istemez "Mustafa Kutlu ile yapılmış bir söyleşi mi var karşımızda?" diye meraklanmasına yol açan kitapta, “Anadolu Yakası” adlı yerel bir kanalın başarılı sahibi Muzo Gönül ile bir gazete muhabirinin yaptığı 'nehir söyleşi, hikâye formatında sunuluyor okura. Yerel bir televizyon kanalı sahibiyle yapılan röportajdan doyumsuz bir uzun hikâye çıkaran yazar, okura Anadolu ile İstanbul arasında gel-gitler yaşatarak taşra-şehir eksenindeki değişimi gözler önüne seriyor. H. Salih Zengin
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Fransızca (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Yapı Kredi Yayınları, 272 sayfa, 8.6 puan, İlk Yayın: 1983
Basım Tarihi: Ocak 2024, isbn: 9789750811216, 2383 defa okundu
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük bir okur kitlesine sahip olan Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf’un büyük ses getiren kitabı “Arapların Gözünden Haçlı Seferleri” YKY tarafından yayımlandı. Maalouf’un 1983 tarihli bu yapıtı, 11. yüzyılın sonundan 13. yüzyılın başına kadar devam eden Haçlı Seferleri’ni egemen tarih anlayışının yerine “öteki”nin gözünden anlatıyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): Yapı Kredi Yayınları, 246.00 TRY
Stok Mevcut
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük bir okur kitlesine sahip olan Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf'un büyük ses getiren kitabı "Arapların Gözünden Haçlı Seferleri" YKY tarafından yayımlandı. Maalouf'un 1983 tarihli bu yapıtı, 11. yüzyılın sonundan 13. yüzyılın başına kadar devam eden Haçlı Seferleri'ni egemen tarih anlayışının yerine "öteki"nin gözünden anlatıyor.
Basım Tarihi: Nisan 2014, isbn: 9789759954895, 1279 defa okundu
Hep birşeyler olacak diye bekleriz. Sahil yolunda dolaşanlar istikbale gülerek bakarlar. Martı çığlık atar. Muazzez Abacı'nın buğulara bulanmış şarkıları duyulur, karpuz sergilerinde büyülü lambalar yanar.
Tam o sırada tayin emri gelmiştir, ezan çoktan okunmuştur. Havuzun fıskiyesi efsaneler anlatmaya başlar. Pencere yaz gecesine açılır; ateşböcekleri, ishak kuşu, kervankıran, yolculuk.
Uyku bizi bekler ve sevgili hayali. Sonra duman, gri deniz, ayışığı, yakamoz. Bütün bunlar ne güzel, ama geçecek deriz. Ufka doğru bakarız.
Herkes ufka doğru bakar.
Orada ne var?
(Arka Kapak)
Arkakapak Yazıları çokluk Mustafa Kutlu’nun Dergâh dergisinin arka kapağında yayımlanan hikâyelerinden oluşur. Bu küçük hikâyeler kıssa geleneğinin yeniden üretilme çabasını yansıtıyor.
Din (İslam) (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Genel (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Nesil Yayınları, 208 sayfa, 8.7 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Nisan 2016, isbn: 9786051830858, 3278 defa okundu
Gelirken sen getirmediğin, giderken de gitmelerine mani olamadığın hiçbir şeye benim diyemezsin.
Benim diyemediğin şeyden hak talep edemezsin.
Hak talep edemediğin şeyden şikâyet edemezsin.
Ama aldandın bir kere.
Damarlarına kadar işlemiş haram sevdaya mukabil, sana şah damarından daha yakın olduğunu söyleyen bir Rabbin vardı.
Duymadın!
Kimse bilmez diye derinlere gömdüğün dertlerine mukabil, yarattığı kalbin atomlarına kadar işiten Rabbin vardı.
Anlamadın!
Onların batıp giden sevgilileri çiçek alırken, bizim Sevdiğimiz (c.c.) tüm çiçekleri yarattı.
Görmedin!
Şimdi hüzünlü yüreğine şöyle söyle dostum:
Geçmez sandığın ne varsa geçiyor.
İçin geçiyor önce.
Sonra anıların gözlerinin önünden geçiyor.
Geçmez sandığın kabuk tutan yaraların da geçiyor.
Ben de gidiyorum artık, gözümün önünden kabrim geçiyor.
Kestiğim elimi ispat olsun diye gözlerimin önünde tamir eden Allah’ım!
Kırık gönlümü başka cerrahlara götürdüğüm her gün için affet!
Tırtıl öldüm demiş, Allah kelebek yaratmış...
Yayınevi (Kitapyurdu): Nesil Çocuk Yayınları, 0.00 0
Stok
Gelirken sen getirmediğin, giderken de gitmelerine mani olamadığın hiçbir şeye benim diyemezsin. Benim diyemediğin şeyden hak talep edemezsin. Hak talep edemediğin şeyden şikâyet edemezsin. Ama aldandın bir kere. Damarlarına kadar işlemiş haram sevdaya mukabil, sana şah damarından daha yakın olduğunu söyleyen bir Rabbin vardı. Duymadın! Kimse bilmez diye derinlere gömdüğün dertlerine mukabil, yarattığı kalbin atomlarına kadar işiten Rabbin vardı. Anlamadın! Onların batıp giden sevgilileri çiçek alırken, bizim Sevdiğimiz (c.c.) tüm çiçekleri yarattı. Görmedin! Şimdi hüzünlü yüreğine şöyle söyle dostum: Geçmez sandığın ne varsa geçiyor. İçin geçiyor önce. Sonra anıların gözlerinin önünden geçiyor. Geçmez sandığın kabuk tutan yaraların da geçiyor. Ben de gidiyorum artık, gözümün önünden kabrim geçiyor. Kestiğim elimi ispat olsun diye gözlerimin önünde tamir eden Allah’ım! Kırık gönlümü başka cerrahlara götürdüğüm her gün için affet! Tırtıl öldüm demiş, Allah kelebek yaratmış...
Basım Tarihi: Haziran 2017, isbn: 9786055107215, 602 defa okundu
Aşk, bir medeniyet yıldızına nasıl dönüşür? İslam inanç ve kültürü kendi medeniyet estetiğini nasıl inşa etti? Mimari, süsleme sanatları, şiir, edebiyat, güzelliğin sırrını keşfetmek için hangi eşiklerden geçti? Dünün poetik ve estetik mirası nasıl ve kimler tarafından devralındı, hangi krizleri yaşadı?
Beşir Ayvazoglu o her zamanki zarif ve kuşatıcı üslubu ve çok yerinde geliştirdiği sorularıyla sanat ve düşünce ufkumuza yepyeni ışık tuğları dikiyor.
İlk baskıları yıllar önce yapılan ve her yönden bir ders kitabı sayılan Aşk Estetiği yeniden sizinle. Zihniyet dünyamız kadar hayat üslubumuzun sanat duraklarının ruhunu kavramak için... Hep aşk ve elbette Aşk Estetiği...
(Tanıtım Bülteninden)
Yayınevi (Kitapyurdu): Ötüken Neşriyat, 0.00 0
Stok
Türk-İslam sanatlarının ardındaki dünya görüşünü anlama çabasından doğan Aşk Estetiği, kendi estetik dünyamıza kendi gözümüzle bakma denemesidir.
Edebiyat (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ketebe Yayınları, 144 sayfa, 8.1 puan, İlk Yayın: Nisan 2020
Basım Tarihi: Kasım 2022, isbn: 9786257014519, 1038 defa okundu
“Anlayışıma göre bir üniversite, öğrencilerine dersler ve müfredat, diploma ve ümit kadar avarelik hakkında bir görgü, bir terbiye, bir zenginlik de vadetmelidir. Öğrencilerini mensup oldukları eğitim programından olduğu kadar, yönetmeyi bildikleri, bilgilerine oylum ve revnak kazandıracak bir avarelik görgüsünden de mezun etmelidir. Hemen biraz açalım: Şayet bir öğrenci eğitim çağlarında bu avarelik görgüsünü edinmemişse, vaktini ziyan etme alışkanlığını edinmiş demektir. Biraz garip kaçıyor farkındayım ama şunu demek istiyorum: İstikameti, siyaseti ve kendine dönük bir bilinci olan avarelik, vakti boşa harcamaktan alıkoyan bir şeydir.
Avarelik Görgüsü’nde Ahmet Murat, Kudüs’ten Mekke’ye, Karaman’dan Kahire’ye, İstanbul’a keşif ve gözlemlerle dolu bir yolculuğa çağırıyor okurunu. Zihin açıcı tekliflerle dolu bu bereketli yolculuk; sadece avarelik görgüsüne değil, aynı zamanda bakış görgüsüne de ihtiyacımız olduğunu hatırlatıyor bize.
“Yeryüzünde şairane mûkim” bir kalemin eseri bu denemeler; zamana, eşyaya, mekâna ve nihayet kendi içimize nasıl bakmalıyız sorusuna dair esaslı cevapları içeriyor.
“Anlayışıma göre bir üniversite, öğrencilerine dersler ve müfredat, diploma ve ümit kadar avarelik hakkında bir görgü, bir terbiye, bir zenginlik de vadetmelidir. Öğrencilerini mensup oldukları eğitim programından olduğu kadar, yönetmeyi bildikleri, bilgilerine oylum ve revnak kazandıracak bir avarelik görgüsünden de mezun etmelidir. Hemen biraz açalım: Şayet bir öğrenci eğitim çağlarında bu avarelik görgüsünü edinmemişse, vaktini ziyan etme alışkanlığını edinmiş demektir. Biraz garip kaçıyor farkındayım ama şunu demek istiyorum: İstikameti, siyaseti ve kendine dönük bir bilinci olan avarelik, vakti boşa harcamaktan alıkoyan bir şeydir.” Avarelik Görgüsü’nde Ahmet Murat, Kudüs’ten Mekke’ye, Karaman’dan Kahire’ye, İstanbul’a keşif ve gözlemlerle dolu bir yolculuğa çağırıyor okurunu. Zihin açıcı tekliflerle dolu bu bereketli yolculuk; sadece avarelik görgüsüne değil, aynı zamanda bakış görgüsüne de ihtiyacımız olduğunu hatırlatıyor bize. “Yeryüzünde şairane mûkim” bir kalemin eseri bu denemeler; zamana, eşyaya, mekâna ve nihayet kendi içimize nasıl bakmalıyız sorusuna dair esaslı cevapları içeriyor.
Kişisel Gelişim (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), İş Dünyası (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Elma Yayınevi, 136 sayfa, 8.5 puan, İlk Yayın: Nisan 2004
Basım Tarihi: Ekim 2022, isbn: 9789756093153, 12721 defa okundu
"Tebrikler! Çok net başka bir şey söylemem mümkün değil. Sanırım hızlı okuma rekoru kırmış olabilirim. Bu kadar duygu yüklü, bu kadar gerçekleri gözler önüne serebilen, hala umut olabileceğine dair bu kadar mesaj bir arada nasıl verilir, gerçekten tebrikler."
Filiz Şahin
"Sizi temin ederim hayatımda iş dünyası ve iletişim üzerine okuduğum hiçbir eser bende bu kadar etki bırakmadı. "
Çağlayan Babacan
"Harika bir kitaptı. Bütün meseleleri çok içten ve güzel işlemişsiniz. Hayatımda birçok değişiklik yapmama neden oldunuz."
Fikret Odabaşı
Yayınevi (Kitapyurdu): Elma Yayınevi, 96.00 TRY
Stok Mevcut
- Tebrikler! Çok net başka bir şey söylemem mümkün değil. Sanırım hızlı okuma rekoru kırmış olabilirim. Bu kadar duygu yüklü, bu kadar gerçekleri gözler önüne serebilen, hala umut olabileceğine dair bu kadar mesaj bir arada nasıl verilir, gerçekten tebrikler. - Filiz Şahin- - Sizi temin ederim hayatımda iş dünyası ve iletişim üzerine okuduğum hiçbir eser bende bu kadar etki bırakmadı. - Çağlayan Babacan- - Harika bir kitaptı. Bütün meseleleri çok içten ve güzel işlemişsiniz. Hayatımda birçok değişiklik yapmama neden oldunuz. - Fikret Odabaşı-
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Fransızca (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Doğu Batı Yayınları, 518 sayfa, 8.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 26 Nisan 2021, isbn: 9789758717705, 110 defa okundu
Avrupa nasıl Avrupalaştı?
Küçük Kent Devletlerinden (Polis) “Avrupa düşüncesi”ne giden bu uzun tarihsel birikim hangi özelliklerle karakterize edilebilir? Hangi önemli olaylar, hangi kişi ve kurumlar bu süreçte belirleyici bir rol üstlenmişlerdir?
Latin-Yunan ve Yahudi-Hıristiyan uygarlıklarının bir sentezi olan Avrupa felsefi, sanatsal, dinsel, bilimsel ve toplumsal atılımları, 'Ortaçağ Aydınlığı'nı, Rönesans'ı, Aydınlanma Çağı'nı, Hümanizmi, Devrimler yüzyılını ve daha birçok bileşeni içine alan uzun bir sürecin vardığı sonuçtur. Filozoflar, din adamları, bilim insanları, sanatçılar, politikacılar, iktidar sahipleri ve halk kitleleri Avrupa'yı yaratma yolunda yaşanan büyük maceranın aktörleridir. Bu yolculuk içinde Avrupa'nın Grekleşmesi, Latinleşmesi, Romalılaşması, Germenleşmesi, Hıristiyanlaşması ve son kertede modernleşmesi, bir “modern batı düşüncesi” üretmesi ayrı süreçler, ayrı etkileşimlerdir.
Elbette, Platon, Aristoteles, Machiavelli, Hobbes, Descartes, Spinoza, Vico, Montesquieu, Rousseau, Kant ve Hegel gibi düşünürler bu düşünce serüveni içinde 'olmazsa olmaz' bir paye kazanmışlardır.
Avrupa çelişkiler ve karşıtlıklar yumağı içinde, insanlığa armağan ettiği göz kamaştırıcı hediyelerle birlikte karanlık dönemleri de derin bir şekilde tecrübe etmiş, büyük zaferlerin yanında mağlubiyetleri de tatmış, ama tarihsel olarak edindiği birikimle daima geleceğe doğru bir sentez üretebilme kabiliyetini göstermiştir.
Bu kitapta, Avrupa'yı ve Avrupalılığı yaratan düşüncelerin bir özetini okuyacağız. Jacquline Russ, Avrupa'nın soy kütüğünden hareketle, bilhassa her yüzyılın taşıdığı kendine özgü atmosfer üzerinde durmaya çalışmıştır. Pek tabii, yüzyılların zihnimizde belirli bir resmi canlanmazsa kavramlar da içi boş sözcüklere dönüşecektir. Bu senkrenizasyon kaygısından hareketle kitabın yazarı, Antik çağlardan günümüze, Avrupa'da ve Avrupa bilincinde yaşanan gelişmeleri, ilerlemeleri, gerileyişleri, bunalımları, altüst oluşları ve yeniden doğuşları tasvir etmeye çalışmıştır.
Yayınevi (Kitapyurdu): Doğu Batı Yayınları, 371.00 TRY
Stok Mevcut
Avrupa nasıl Avrupalaştı? Küçük Kent Devletlerinden (Polis) “Avrupa düşüncesi”ne giden bu uzun tarihsel birikim hangi özelliklerle karakterize edilebilir? Hangi önemli olaylar, hangi kişi ve kurumlar bu süreçte belirleyici bir rol üstlenmişlerdir? Latin-Yunan ve Yahudi-Hıristiyan uygarlıklarının bir sentezi olan Avrupa felsefi, sanatsal, dinsel, bilimsel ve toplumsal atılımları, 'Ortaçağ Aydınlığı'nı, Rönesans'ı, Aydınlanma Çağı'nı, Hümanizmi, Devrimler yüzyılını ve daha birçok bileşeni içine alan uzun bir sürecin vardığı sonuçtur. Filozoflar, din adamları, bilim insanları, sanatçılar, politikacılar, iktidar sahipleri ve halk kitleleri Avrupa'yı yaratma yolunda yaşanan büyük maceranın aktörleridir. Bu yolculuk içinde Avrupa'nın Grekleşmesi, Latinleşmesi, Romalılaşması, Germenleşmesi, Hıristiyanlaşması ve son kertede modernleşmesi, bir “modern batı düşüncesi” üretmesi ayrı süreçler, ayrı etkileşimlerdir. Elbette, Platon, Aristoteles, Machiavelli, Hobbes, Descartes, Spinoza, Vico, Montesquieu, Rousseau, Kant ve Hegel gibi düşünürler bu düşünce serüveni içinde 'olmazsa olmaz' bir paye kazanmışlardır. Avrupa çelişkiler ve karşıtlıklar yumağı içinde, insanlığa armağan ettiği göz kamaştırıcı hediyelerle birlikte karanlık dönemleri de derin bir şekilde tecrübe etmiş, büyük zaferlerin yanında mağlubiyetleri de tatmış, ama tarihsel olarak edindiği birikimle daima geleceğe doğru bir sentez üretebilme kabiliyetini göstermiştir. Bu kitapta, Avrupa'yı ve Avrupalılığı yaratan düşüncelerin bir özetini okuyacağız. Jacquline Russ, Avrupa'nın soy kütüğünden hareketle, bilhassa her yüzyılın taşıdığı kendine özgü atmosfer üzerinde durmaya çalışmıştır. Pek tabii, yüzyılların zihnimizde belirli bir resmi canlanmazsa kavramlar da içi boş sözcüklere dönüşecektir. Bu senkrenizasyon kaygısından hareketle kitabın yazarı, Antik çağlardan günümüze, Avrupa'da ve Avrupa bilincinde yaşanan gelişmeleri, ilerlemeleri, gerileyişleri, bunalımları, altüst oluşları ve yeniden doğuşları tasvir etmeye çalışmıştır.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Araştırma-İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Diyanet Vakfı Yayınları, 232 sayfa, 9.3 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Ocak 2023, isbn: 9786254281556, 153 defa okundu
Hayatın hızına yetişemeyenlerden misin? Yoksa yetişmek istemeyenlerden mi? Dünyaya geldin geleli senin dışında gelişen birçok olay seni üzdü mü? Sıkıldın, bunaldın gökyüzüne bakmak istedin ama bakamadın mı? Yürümek istedin belki de koşup uzaklaşmak…
Ama yapamadın mı? O zaman sana bir teklifim var!
Bana konum atar mısın?
Yayınevi (Kitapyurdu): Diyanet Vakfı Yayınları, 112.00 TRY
Stok Mevcut değil
Hayatın hızına yetişemeyenlerden misin? Yoksa yetişmek istemeyenlerden mi? Dünyaya geldin geleli senin dışında gelişen birçok olay seni üzdü mü? Sıkıldın, bunaldın gökyüzüne bakmak istedin ama bakamadın mı? Yürümek istedin belki de koşup uzaklaşmak… Ama yapamadın mı? O zaman sana bir teklifim var! Bana konum atar mısın?
Kişisel Gelişim (BinKitap), Kişisel Gelişim (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Kronik Kitap Yayınları, 272 sayfa, 9.3 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Şubat 2026, isbn: 9786255835567, 18 defa okundu
Dünya hızlandı. Başımız dönüyor. Daha kaygılıyız, dikkatimiz dağınık, giderek yalnızlaşıyoruz. İçimizde sessiz sorular: Ne arıyorum? Neden dağılıyorum? Nasıl sürdürürüm? Ve en temel soru: Bana ne oluyor?
Modern insan; mükemmeliyetçilikle, ertelemeyle, suçlulukla, yetersizlik duygusuyla, anlam arayışıyla baş etmeye çalışıyor. Ama bizler asıl konuşmamız gerekeni çoğu zaman konuşmuyoruz.
Psikiyatr Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar, Yenal Bilgici’nin sorularını yanıtlıyor; haz ile tatmin arasındaki farkı, mükemmeliyetçiliğin üretkenliği nasıl felç ettiğini, takıntılarımızı, kaçınmalarımızı, kendini yıkan ve kendini yapan insanı, “içimizdeki” daha birçok önemli meseleyi anlatıyor.
* * *
Neden bu kadar kaygılıyım?
Mutluluk tek başına yaşanabilen bir hâl midir, yoksa ancak başkalarıyla mümkün olan bir deneyim mi?
Neden içimde bir boşluk var?
Anlam bulunur mu, kurulur mu?
Haz duymak ya da anda kalmak neden bazen yetmiyor?
Niçin her şey yolundayken bile bir şey eksik gibi geliyor?
Beni en çok zorlayan duygular aslında hangi değerlerime işaret ediyor?
* * *
Bu kitap sizlere bir davet sunuyor: Kendi ideallerini keşfetmeye, duyguların arkasındaki değeri görmeye, hedefleri anlam sanmaktan vazgeçmeye ve iyi bir hayatı ertelemeden yaşamaya yönelik bir davet…
Çünkü bazen en doğru soru en basit olandır: Bana ne oluyor?
Ve bazen o soru, bir yerlerden başlamak, “iyi ve anlamlı bir hayatı kurmanın yollarını bulmak” için elzemdir.
Yayınevi (Kitapyurdu): Kronik Kitap Yayınları, 202.00 TRY
Stok Mevcut
Dünya hızlandı. Başımız dönüyor. Daha kaygılıyız, dikkatimiz dağınık, giderek yalnızlaşıyoruz. İçimizde sessiz sorular: Ne arıyorum? Neden dağılıyorum? Nasıl sürdürürüm? Ve en temel soru: Bana ne oluyor? Modern insan; mükemmeliyetçilikle, ertelemeyle, suçlulukla, yetersizlik duygusuyla, anlam arayışıyla baş etmeye çalışıyor. Ama bizler asıl konuşmamız gerekeni çoğu zaman konuşmuyoruz. Psikiyatr Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar, Yenal Bilgici’nin sorularını yanıtlıyor; haz ile tatmin arasındaki farkı, mükemmeliyetçiliğin üretkenliği nasıl felç ettiğini, takıntılarımızı, kaçınmalarımızı, kendini yıkan ve kendini yapan insanı, “içimizdeki” daha birçok önemli meseleyi anlatıyor. * * * Neden bu kadar kaygılıyım? Mutluluk tek başına yaşanabilen bir hâl midir, yoksa ancak başkalarıyla mümkün olan bir deneyim mi? Neden içimde bir boşluk var? Anlam bulunur mu, kurulur mu? Haz duymak ya da anda kalmak neden bazen yetmiyor? Niçin her şey yolundayken bile bir şey eksik gibi geliyor? Beni en çok zorlayan duygular aslında hangi değerlerime işaret ediyor? * * * Bu kitap sizlere bir davet sunuyor: Kendi ideallerini keşfetmeye, duyguların arkasındaki değeri görmeye, hedefleri anlam sanmaktan vazgeçmeye ve iyi bir hayatı ertelemeden yaşamaya yönelik bir davet… Çünkü bazen en doğru soru en basit olandır: Bana ne oluyor? Ve bazen o soru, bir yerlerden başlamak, “iyi ve anlamlı bir hayatı kurmanın yollarını bulmak” için elzemdir.
Yayınevi (BinKitap): Kapı Yayınları, 288 sayfa, 9.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2019, isbn: 9786057838032, 4200 defa okundu
“Dünyaya düşmekle başı yarılanlar ve kalbi kırılanlar için bu kitap. Kalbin ışığını söndürmemek için bir kılavuz. Samimiyet ve ihtimamın olduğu yerde kalp kırıklığı vardır, bize insan olduğumuzu hatırlatır. Ne umdun, ne buldun, neyi kaybettin? Sevdiğimizden inciniriz... Bir şeyler daha güzel olsun diye düş kurduğumuz için dünya bizi yaralar.
İnsan neden okur? Bir dizeye yahut bir cümleye tesadüf edersiniz, dersiniz ki ‘İşte bu tam da benim yaşadığım ama adını koyamadığım o duyguyu anlatıyor!’ Yalnızlığınız bir anlığına uçar gider. Başka ruhlarla aranızda bir akrabalık bulursunuz. Çoğalır ve iyileşirsiniz. Başı Sınuklar İçin Kılavuz, birlikte iyileşme arzusuyla kaleme alınmış denemelerden oluşuyor. Her yazı, hem kendi ruhuma hem de başka yaralı ruhlara yazdığım birer mektup.”
İyiler yalnız değildir, birlikte iyileşelim.
Yayınevi (Kitapyurdu): Kapı Yayınları, 231.00 TRY
Stok Mevcut
“Dünyaya düşmekle başı yarılanlar ve kalbi kırılanlar için bu kitap. Kalbin ışığını söndürmemek için bir kılavuz. Samimiyet ve ihtimamın olduğu yerde kalp kırıklığı vardır, bize insan olduğumuzu hatırlatır. Ne umdun, ne buldun, neyi kaybettin? Sevdiğimizden inciniriz... Bir şeyler daha güzel olsun diye düş kurduğumuz için dünya bizi yaralar. İnsan neden okur? Bir dizeye yahut bir cümleye tesadüf edersiniz, dersiniz ki ‘İşte bu tam da benim yaşadığım ama adını koyamadığım o duyguyu anlatıyor!’ Yalnızlığınız bir anlığına uçar gider. Başka ruhlarla aranızda bir akrabalık bulursunuz. Çoğalır ve iyileşirsiniz. Başı Sınuklar İçin Kılavuz, birlikte iyileşme arzusuyla kaleme alınmış denemelerden oluşuyor. Her yazı, hem kendi ruhuma hem de başka yaralı ruhlara yazdığım birer mektup.” İyiler yalnız değildir, birlikte iyileşelim.
Edebiyat (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Hayy Kitap, 144 sayfa, 8.8 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Kasım 2018, isbn: 9786052214466, 1356 defa okundu
Dünyanın boş ve aldatan yüzüne dönüp “başlarım senin aşkına!” dedikten sonra Allah’a yönelip “RABBİM önceden hazır değildim şimdi iznin olursa seve seve BAŞLARIM SENİN AŞKINA” diyeceğiniz bir kitap...
Hakikatler gönlünde bir sarsıntı oluşturmuyor mu, yoksa uyanmak için hâlâ yerin göğün sarsılmasını mı bekliyorsun?
Ve anlarsın zor sorular ancak kaliteli öğrencilere sorulurmuş
İmtihanın bu yüzden ağırmış, anlarsın.
Ve anlarsın ateş İbrahim’i yakmadıysa,
Balık Yunus’u yemediyse,
Bıçak İsmail’i kesmediyse,
Deniz Musa’yı boğmadıysa,
Kuyular Yusuf’ları almadıysa,
Sen de anlarsın umutlarını kün fe yekün’le büyütmen gerektiğini.
Ve anlarsın,
Allah azze ve celle geciktiriyorsa, güzelleştiriyordur.
Sabret…
Sabret…
Anlıyorsun değil mi?
Yayınevi (Kitapyurdu): Hayy Kitap, 206.00 TRY
Stok Mevcut
Dünyanın boş ve aldatan yüzüne dönüp “başlarım senin aşkına!” dedikten sonra Allah’a yönelip “RABBİM önceden hazır değildim şimdi iznin olursa seve seve BAŞLARIM SENİN AŞKINA” diyeceğiniz bir kitap... Hakikatler gönlünde bir sarsıntı oluşturmuyor mu, yoksa uyanmak için hâlâ yerin göğün sarsılmasını mı bekliyorsun? Ve anlarsın zor sorular ancak kaliteli öğrencilere sorulurmuş İmtihanın bu yüzden ağırmış, anlarsın. Ve anlarsın ateş İbrahim’i yakmadıysa, Balık Yunus’u yemediyse, Bıçak İsmail’i kesmediyse, Deniz Musa’yı boğmadıysa, Kuyular Yusuf’ları almadıysa, Sen de anlarsın umutlarını kün fe yekün’le büyütmen gerektiğini. Ve anlarsın, Allah azze ve celle geciktiriyorsa, güzelleştiriyordur. Sabret… Sabret… Anlıyorsun değil mi?
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Felsefe Tarihi (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Külliyat Yayınları, 813 sayfa, 0.0 puan, İlk Yayın: 7 Aralık 2023
Basım Tarihi: , isbn: 9786055976101, 2 defa okundu
Batı uygarlığının kurucu entelektüel temelleri neler?
Batı uygarlığının yaşadığı entelektüel krizin nedenleri nerede gizli?
Sekülerleşme, Batı düşüncesinin seyrüseferini nasıl etkiledi?
Bilimsel, iktisadî ve entelektüel devrimlerin sonuçları neler?
Postmodernizmin yol açtığı ontolojik evsizlik ve anlam krizi nasıl aşılabilir?
Profesör Tarnas, bu kitabında, Batı düşüncesinin antik dönemden postmodern sürece kadar izlediği seyrüseferi nefes kesici bir dille anlatıyor ve özgün bir şekilde yorumluyor. Rönesans'ta Kopernik'in kozmolojik devrimiyle birlikte kozmos'un ve insanın izafileştirildiğini; modernite sürecinde, Descartes'ın metafizik devrimiyle birlikte, kozmosun, madde ve zihin olarak parçalandığını, Kant'ın epistemolojik devrimiyle birlikte ise insanın ve anlamın algılanan nesneden koparıldığını; bütün bu süreçlerin postmodern aralık'ta, ontolojik evsizlik ve manevî yabancılaşmayla sonuçlandığını gösteriyor.
Tarnas, insanlığın eşiğine sürüklendiği bu çok boyutlu varoluşsal bunalımdan çıkış yolunun, "katılımcı mistik" olarak tanımladığı, kozmos'la insanı yeniden bütünleştirecek bir çabanın ortaya konulmasından geçtiğini ikna edici bir dille gözler önüne seriyor.
Külliyat Yayınları olarak dünyadaki en son entelektüel gelişmeleri de içeren kapsamlı, kışkırtıcı ve en özgün Batı düşüncesi tarihi metinlerinden birini Türkçe'ye ve düşünce hayatımıza kazandırmaktan kıvanç duyuyoruz.
Batı uygarlığının kurucu entelektüel temelleri neler? Batı uygarlığının yaşadığı entelektüel krizin nedenleri nerede gizli? Sekülerleşme, Batı düşüncesinin seyrüseferini nasıl etkiledi? Bilimsel, iktisadî ve entelektüel devrimlerin sonuçları neler? Postmodernizmin yol açtığı ontolojik evsizlik ve anlam krizi nasıl aşılabilir? Profesör Tarnas, bu kitabında, Batı düşüncesinin antik dönemden postmodern sürece kadar izlediği seyrüseferi nefes kesici bir dille anlatıyor ve özgün bir şekilde yorumluyor. Rönesans'ta Kopernik'in kozmolojik devrimiyle birlikte kozmos'un ve insanın izafileştirildiğini; modernite sürecinde, Descartes'ın metafizik devrimiyle birlikte, kozmosun, madde ve zihin olarak parçalandığını, Kant'ın epistemolojik devrimiyle birlikte ise insanın ve anlamın algılanan nesneden koparıldığını; bütün bu süreçlerin postmodern aralık'ta, ontolojik evsizlik ve manevî yabancılaşmayla sonuçlandığını gösteriyor. Tarnas, insanlığın eşiğine sürüklendiği bu çok boyutlu varoluşsal bunalımdan çıkış yolunun, "katılımcı mistik" olarak tanımladığı, kozmos'la insanı yeniden bütünleştirecek bir çabanın ortaya konulmasından geçtiğini ikna edici bir dille gözler önüne seriyor. Külliyat Yayınları olarak dünyadaki en son entelektüel gelişmeleri de içeren kapsamlı, kışkırtıcı ve en özgün Batı düşüncesi tarihi metinlerinden birini Türkçe'ye ve düşünce hayatımıza kazandırmaktan kıvanç duyuyoruz. Richard Tarnas Kaliforniya Üniversitesi'nde düşünce tarihi profesörü. Arketipal Araştırmalar Kollektivi'ni kurdu. 2006'da Entheogen: İçteki İlâhî Gücün Uyanışı başlıklı bir film yaptı.
Din (İslam) (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Hayy Kitap, 176 sayfa, 8.9 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Nisan 2019, isbn: 9789752477056, 2276 defa okundu
Hava karardıkça bende bir sen başlar, susamayacak kadar dolu konuşamayacak kadar yorgun gönlünü hissederim mesafelere aldanmadan.
Acını anlatamazsın ama “acıyla” anlatabilirsin heybenden dökülenleri.
Daha konuşmaya başlamadan ne diyeceğini bilen Rabbine açarsın avuç avuç azabını.
Gaflet kalkar, şerrin içindeki hayırları görmeye başlar vicdanın.
Ve anlarsın.
Aslında Allah senin için çok güzel yollar yaratmış...
Ve anlarsın
Ateş İbrahim’i yakmadıysa
Balık Yunus’u yemediyse
Bıçak İsmail’i kesmediyse
Deniz Musa’yı boğmadıysa
Sen de umutlarını "Kün Fe Yekün" ayetiyle büyütmelisin...
Yayınevi (Kitapyurdu): Hayy Kitap, 248.00 TRY
Stok Mevcut
Hava karardıkça bende bir sen başlar, susamayacak kadar dolu konuşamayacak kadar yorgun gönlünü hissederim mesafelere aldanmadan. Acını anlatamazsın ama “acıyla” anlatabilirsin heybenden dökülenleri. Daha konuşmaya başlamadan ne diyeceğini bilen Rabbine açarsın avuç avuç azabını. Gaflet kalkar, şerrin içindeki hayırları görmeye başlar vicdanın. Ve anlarsın.Aslında Allah senin için çok güzel yollar yaratmış... Ve anlarsın Ateş İbrahim’i yakmadıysa Balık Yunus’u yemediyse Bıçak İsmail’i kesmediyse Deniz Musa’yı boğmadıysa Sen de umutlarını "Kün Fe Yekün" ayetiyle büyütmelisin...
Psikoloji (BinKitap), Eğitim (BinKitap), Aile (Kadın, Erkek ve Çocuk) (BinKitap), Çocuk Bakımı (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Doğan Kitap, 248 sayfa, 8.6 puan, İlk Yayın: Eylül 2016
Basım Tarihi: Haziran 2024, isbn: 9786050937022, 8035 defa okundu
Ödül, neden motivasyonu düşürür?
Ödülle değerler neden öğretilemez?
Ödül, yaratıcılığı neden olumsuz etkiler?
Ödül, yapay sevginin bir göstergesi midir?
Ödülle büyüyen çocukları ne tür tehlikeler bekler?
Mutlu ve başarılı bir çocuk gerçekte nasıl yetiştirilir?
Bunun gibi merak edilen birçok sorunun yanıtını eğitim bilimci Dr. Özgür Bolat, son 70 yılda yapılan bilimsel araştırma ve gerçek vakalarla net bir şekilde ortaya koyuyor.
Dr. Özgür Bolat, sadece ödülün görünmeyen gizli zararlarını anlatmıyor; bizlere bir model, pratik çözümler ve uygulamalar öneriyor.
Kılavuz niteliğindeki bu kitabı okuduğunuzda mutlu, özgüvenli, sorumluluk sahibi ve başarılı bir çocuk yetiştirmek için önemli bir adım atmış olacak, çocuğunuzla ilişkinizde anlamlı değişiklikler yaşayacaksınız.
DR. ÖZGÜR BOLAT
Eğitim Bilimci
Yayınevi (Kitapyurdu): Doğan Kitap, 242.00 TRY
Stok Mevcut
• Ödül, neden motivasyonu düşürür? • Ödülle değerler neden öğretilemez? • Ödül, yaratıcılığı neden olumsuz etkiler? • Ödül, yapay sevginin bir göstergesi midir? • Ödülle büyüyen çocukları ne tür tehlikeler bekler? • Mutlu ve başarılı bir çocuk gerçekte nasıl yetiştirilir? Bunun gibi merak edilen birçok sorunun yanıtını eğitim bilimci Dr. Özgür Bolat, son 70 yılda yapılan bilimsel araştırma ve gerçek vakalarla net bir şekilde ortaya koyuyor. Dr. Özgür Bolat, sadece ödülün görünmeyen gizli zararlarını anlatmıyor; bizlere bir model, pratik çözümler ve uygulamalar öneriyor. Kılavuz niteliğindeki bu kitabı okuduğunuzda mutlu, özgüvenli, sorumluluk sahibi ve başarılı bir çocuk yetiştirmek için önemli bir adım atmış olacak, çocuğunuzla ilişkinizde anlamlı değişiklikler yaşayacaksınız. DR. ÖZGÜR BOLAT Eğitim Bilimci
Basım Tarihi: Nisan 2019, isbn: 9789759955694, 14009 defa okundu
Beş Şehir'in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla onların arkasında kendi insanımıza ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha da doğru olur.
Yayınevi (Kitapyurdu): Dergâh Yayınları, 0.00 0
Stok
Beş Şehir'in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla onların arkasında kendi insanımıza ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha da doğru olur.
Psikoloji (BinKitap), Kişisel Gelişim (BinKitap), Kişisel Gelişim (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Aşina Yayınları, 145 sayfa, 8.7 puan, İlk Yayın: Haziran 2017
Basım Tarihi: Nisan 2020, isbn: 9786058245310, 715 defa okundu
İnsanız. Ten kafesinde yaşıyoruz. Bilinmezliklerle dolu bir hayatta var olmaya çalışıyoruz. Bedenimiz zayıf, algımız kısıtlı, güçlerimiz sınırlı. Bazen yorgun, bazen bıkkın, bazen sıkılgan oluyoruz. Bazen alıngan, bazen kırılgan, bazen de somurtkan oluyoruz.
Bugün havanın nasıl olacağını, kiminle karşılaşacağımızı, neler yaşayacağımızı kontrol edemiyoruz. Bazen öyle oluyor ki ne yapacağımızı, ne hissedeceğimizi, ne düşüneceğimizi bile kontrol edemiyoruz.
Hâl böyle olunca, insan bu kadar aciz kalınca istediğimiz şeyler kadar, belki daha çok, istemediğimiz şeyler de yaşayabiliyoruz. Olabilir.
Her şey tamam oldu dediğimiz zamanlarda en başa dönebiliyoruz. Olabilir.
En güvendiğimiz insanlar en güvensiz işlerle ya da sözlerle karşımıza çıkabiliyorlar. Olabilir.
Hayat arkadaşımız, eşimiz bizi hiç ihtimal vermediğimiz şekilde yanlış anlayabiliyor. Olabilir. Küsmek kolay, vazgeçmek kolay, yenilmek kolay. Ama biz kolay bir hayat yaşamaya gelmedik bu dünyaya.
“Bazen anlar zordur, bazen günler, bazen dönemler; bırakma kendini… Bazen insanlar zordur, bazen olaylar, bazen durumlar; bırakma kendini… Bazen düşünceler zordur, bazen duygular, bazen davranışlar, bırakma kendini…” Klinik Psikolog Mehmet Dinç’in alışılagelmiş kişisel gelişim kitaplarına yeni bir soluk getiren naif anlatımıyla gönlünde anlamak ve anlaşılmak gibi bir dert taşıyan herkes için kaleme aldığı “Bırakma Kendini” yenilenen 7. baskısıyla Aşina Kitap aracılığıyla okurlarıyla buluşuyor.
Basım Tarihi: 2005, isbn: 9789755500539, 59 defa okundu
Bu çalışmayı yapmamdan maksat: ´Okuma´ ve ´bilgilenme´ alanında gençlere yardımcı olmaktır. Çünkü ´okumak bir sanattır´ ve bunu sanatkarca yapmayınca istenen verim elde edilememektedir.
Toplumda ilim, bilgi, fikir alanında genel bir zaafiyet hali gözleniyor. Sanki toplum bünyesi kan kaybediyor; ruhunun, kalbinin manevi kanını kaybediyor. Buna cahillik hastalığı da denebilir. Halbuki insan için aslolan, ilim,irfan, hikmet sahibi; bilgili, kültürlü ve de ´düşünen´ bir canlı olmasıdır. Cehalet ise arızi bir hal, bir hastalık arazı (belirtisi) sayılmalıdır. Ne yazık ki modern yaşam, insanı bütün bu niteliklerden, bu yüce değerlerden soyutluyor. İnsanı sanki iç güdüleri düzeyinde bir yaşama seviyesine indiriyor; başka bir deyişle onu nefsaniliğe endeksliyor.
İşte bunun için bu çalışmamda, bilgi´nin ne olduğunu ve önemini anlatmaya çalıştım. İnsanı bilgiye götüren yolu belirlemeye, yani ´Bilinçli Okuma´yı anlatmaya çalıştım. En sonunda da, günleri sayılı olan ömrümüzde, ´sayısız´ kitaplardan, acil olarak nasıl istifade edilebileceği hakkında bazı tahliller yaptım, önerilerde bulundum. Bunu bir acil yardım; kan kaybeden hastaya bir yardım mesabesinde düşünebiliriz.
Umarım ki bu kitabım, Yüce Mevla´nın lütfuyla okuyucuya yararlı olur; gelişen İslamî bilince de bir katkıda bulunur.
İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: BİLGİ KAVRAMI 1- Hangi bilgi 2- Bilim'e karşı mıyız! 3- İslam'ın yücelttiği ilim 4- Bilmek ve 'idrak etmek' 5- Basiret: kalp gözü 6- İslami bilgi, İslami bilinç 7- Bilgi ve takva 8- Bilgi ve eylem 9- Bilgi hamalları 10- Bilginin vasıtaları İKİNCİ BÖLÜM: NİÇİN OKUMALI! 1- Kitap medeniyeti 2- İnsanın 'teklif'e muhatap olması 3- İslam'ı 'kitabıyla anlama' gereği 4- Kitab'ı ve rehberi olmayan! 5- Okumak 'ibadet'tir 6- Bilgilenmek Cihad'dır 7- Hayatı, varlığı anlamak 8- Tebliğ görevini yapmak 9- HZ. Peygambere uymak 10- Cahillikten kurtulmak 11- Toplumdan insan manzaraları 12- İşte bu manzara karşısında 13- Türkiye'de kitap okuyucusu neden azaldı ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: NASIL OKUMALI A) TESBİTLER VE ÖNERİLER 1- Okumanın 'nasıl'ı olur mu! 2- Bazı önemli prensipler 3- İnsana yardım 4- Yanlış bir kitaplı dönem 5- Çarpık 'kitapsever'lik B) YAZARLAR NASIL OKUYORLAR 1- Bir irfan sofrası 2- Cevaplar DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: NE OKUMALI A) TEMEL İLKELER 1- Kitap tavsiye etmek 2- İyi yazar seçmek 3- Kitap taarruzu altında 4- Aradığını bulabilme yeteneği 5- Ayrıntıya dalmamak 6- Seviyeyi yükseltmek B) NEREDEN BAŞLAMALI 1- Önce Kur'an 2- Tefsir okumak 3- Sünnet ve hadisi anlamak 4- Siyer ve İslam tarihi okumak 5- Fıkıh okumak 6- Akaid'i öğrenmek 7- Edebi eserler 8- Roman, hikaye, şiir 9- Gazete okumak 10- Ansiklopedi okumak 11- Bir hatırlatma
Din (İslam) (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Felsefe Bilimi (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İz Yayıncılık, 350 sayfa, 8.3 puan, İlk Yayın: Ocak 2005
Basım Tarihi: Ocak 2022, isbn: 9789753551601, 23 defa okundu
Bilgi ve Kutsal, Seyyid Hüseyin Nasr'ın en önemli eserlerinden biridir. Metnini, 1981 yılında verdiği "Gifford Lectures" oluşturmaktadır. Kendisi Batı dünyasının din hakkındaki bu en ünlü ve itibarlı konferansına katılan ilk müslümandır. Eser, Almanca ve Fransızcaya da tercüme edilmiş ve geniş yankı uyandırmıştır. Bilgi ve Kutsal, yazarının Batı, Doğu ve İslam Geleneklerine vukufiyetini kanıtlamakla kalmaz, onun aynı zamanda büyük bir mütefekkir olduğunu da ortaya koyar. Bilginin kutsal fikri ve tecrübesinden koparıldığı çağımızda, Nasr, bu sonucu doğuran zihni serüveni başarıyla tasvir etmekte ve bu sürecin öncü fikirlerini derin bir eleştiriye tabi tutmaktadır. Yazara göre Geleneğin çağlar boyu kalbinde yaşattığı "Hikmet", modern insan için tam anlamıyla bir "yitik"tir. Bu yitiriş yahut unutuş onu bütün entellektüel çabanın temeli olabilecek hakiki bir metafizik öğretiden mahrum etmiştir. Yapılacak iş, Geleneği yani "Perennial Hikmet"i yeniden keşfetmek, böylece akıl, bilim ve hakikat tasavvurlarını sağlam esaslara dayandırmaktır. Bu da herşeyden önce İslam tefekkür geleneğinde "zevki hikmet" denilen "sapiental" bilgiye marifet kesbedip bilgi ile kutsal arasındaki ilişkinin bir kez daha farkına varmaktır.
(Arka Kapak)
Yayınevi (Kitapyurdu): İz Yayıncılık, 240.00 TRY
Stok Mevcut
Batı dünyasının din hakkındaki en ünlü ve itibarlı konferansı sayılan “Gifford Lectures”ta 1981 yılında verdiği dersleri bir araya getiren kitap, yazarın ve mensup olduğu Gelenekçi Ekolün en önemli metinlerindendir. Almanca ve Fransızcaya da tercüme edilmiş ve geniş yankı uyandırmıştır. Bu kitapla Batı, Doğu ve İslâm geleneklerine vukûfiyetini kanıtlayan mütefekkir, bilginin çağımızda kutsal fikri ve tecrübesinden kopmasına sebep olan zihnî serüveni başarıyla tasvir eder ve bu sürecin öncü fikirlerini derin bir eleştiriye tâbi tutar.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Bilim-Teknoloji-Mühendislik (BinKitap), Tarih (BinKitap), İngilizce (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Metis Yayınları, 512 sayfa, 8.4 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Kasım 2018, isbn: 9789753428781, 90 defa okundu
Bilim: Dört Bin Yıllık Bir Tarih, adından da anlaşılacağı gibi bir bilim tarihi kitabı. Ama onu ana akım bilim tarihi anlatılarından farklı kılan birçok özelliği var. Yazarı Patricia Fara kitabın girişinde şöyle diyor: "Tarih yazmak, olguları düzenli bir şekilde bir araya getirmek ve olayları doğru bir şekilde sıralamaktan ibaret değildir; neyi dahil edeceğiniz ve kimi hariç tutacağınız gibi konularda seçimler yaparak geçmişi yeniden yorumlamayı, dünyayı yeniden çizmeyi de içerir."
Bilim tarihine yönelik Avrupamerkezci yaklaşımın nesnellikten uzak olduğuna dikkat çeken Fara, "dâhi biliminsanı" mitini sarsmayı da ihmal etmiyor. Fara'ya göre bilim tarihi ideal kahramanlarca inşa edilmiş düz ve pürüzsüz bir yol değil; hatalar yapan, rekabet eden, hatta kimi zaman ellerindeki bulguları çarpıtan etten kemikten insanların açtığı dolambaçlı bir patika. Bu patikada kimin öne geçeceği ise iktidar kavramıyla yakından bağlantılı.
"Geçmişe yepyeni bir açıdan baktığımızda, hangi soruların sorulması gerektiğini bilmek, yeni bilgiler ortaya çıkarmak kadar önemlidir," diyen Fara, dinin bilim üzerindeki etkisinden simya ve büyünün bilimle ilişkisine, kadınların bilim tarihindeki rolünden farklı bilim türlerine kadar birçok konuda kritik sorular soruyor. Yazarın kendisinin de belirttiği gibi, kitap bu tür sorulara mutlak cevaplar verme iddiasında değil; amacı daha ziyade okuru düşünmeye ve genel geçer varsayımları sorgulamaya teşvik etmek. Geleceği iyileştirmenin yolu geçmişi doğru yorumlamaktan geçtiğine göre, insanlık tarihinin çok önemli bir parçası olan bilim tarihine daha nesnel, kapsamlı ve yenilikçi bir bakış hepimizin ihtiyacı. Fara'nın kitabıysa bunun için güzel bir başlangıç.
Bilim: Dört Bin Yıllık Bir Tarih, adından da anlaşılacağı gibi bir bilim tarihi kitabı. Ama onu ana akım bilim tarihi anlatılarından farklı kılan birçok özelliği var. Patricia Fara kitabın girişinde şöyle diyor: "Tarih yazmak, olguları düzenli bir şekilde bir araya getirmek ve olayları doğru bir şekilde sıralamaktan ibaret değildir; neyi dahil edeceğiniz ve kimi hariç tutacağınız gibi konularda seçimler yaparak geçmişi yeniden yorumlamayı, dünyayı yeniden çizmeyi de içerir." Bilim tarihine yönelik Avrupamerkezci yaklaşımın nesnellikten uzak olduğuna dikkat çeken Fara, "dâhi biliminsanı" mitini sarsmayı da ihmal etmiyor. Fara'ya göre bilim tarihi ideal kahramanlarca inşa edilmiş düz ve pürüzsüz bir yol değil; hatalar yapan, rekabet eden, hatta kimi zaman ellerindeki bulguları çarpıtan etten kemikten insanların açtığı dolambaçlı bir patika. Bu patikada kimin öne geçeceği ise iktidar kavramıyla yakından bağlantılı. "Geçmişe yepyeni bir açıdan baktığımızda, hangi soruların sorulması gerektiğini bilmek, yeni bilgiler ortaya çıkarmak kadar önemlidir," diyen Fara, dinin bilim üzerindeki etkisinden simya ve büyünün bilimle ilişkisine, kadınların bilim tarihindeki rolünden farklı bilim türlerine kadar birçok konuda kritik sorular soruyor.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Bilim-Teknoloji-Mühendislik (BinKitap), Sosyoloji (BinKitap), Diğer (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Doğu Kitabevi, 224 sayfa, 8.7 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2017, isbn: 9786059588560, 457 defa okundu
Alper Bilgili bu çalışmasında, bilimin doğasını, amaçlarını ve meşru sınırlarını Richard Dawkins, Sam Harris ve bilhassa yeni-ateizmin Türkiye’deki en önemli temsilcisi olan Celâl Şengör’ün bilim anlayışları üzerinden tartışmayı hedeflemektedir. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi ülkemizde de geniş bir okur kitlesine sahip olan yeni-ateist düşünürler, metafizik ve ideolojik kaygılarla doğa bilimlerinin amacını ve sınırlarını yanlış bir şekilde tasvir etmekte, doğa bilimlerinden toplumsal meseleler de dâhil olmak üzere her konuda rehberlik yapmasını beklemekte, doğa bilimleri dışında kalan bilgi türlerini küçümsemekte hatta gayrimeşru ilan etmekte, bilimi özcü bir yaklaşımla dinin tam karşısına yerleştirmekte, bilim ve din arasında kurdukları bu dikotominin bir sonucu olarak sekülerleşmeyi hızlandırıcı sosyal politika taleplerinde bulunmaktadırlar. Sonuçta, yeni-ateist düşünürler, okurlarını bilimin niteliği ve işleyişi konusunda yanlış bilgilendirmekte, daha da vahimi, bilimi metafizik ve ideolojik pozisyonlarının sözcüsü olmaya zorlayarak bilimin toplum nezdindeki itibarını zedelemektedirler. Yeni-ateist düşünürlerin, bilime ve bilhassa bilim-din ilişkisine dair iddialarının sosyoloji ve felsefenin sunduğu teorik araçlarla değerlendirildiği, bilimin ideolojik kaygılarla araçsallaştırıldığının tarihsel verilerle gösterildiği bu kapsamlı ve nitelikli çalışmanın, Türkçe literatürde önemli bir açığı kapatacağı rahatlıkla söylenebilir.
Yayınevi (Kitapyurdu): Doğu Kitabevi, 0.00 0
Stok
Alper Bilgili bu çalışmasında, bilimin doğasını, amaçlarını ve meşru sınırlarını Richard Dawkins, Sam Harris ve bilhassa yeni-ateizmin Türkiye’deki en önemli temsilcisi olan Celâl Şengör’ün bilim anlayışları üzerinden tartışmayı hedeflemektedir. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi ülkemizde de geniş bir okur kitlesine sahip olan yeni-ateist düşünürler, metafizik ve ideolojik kaygılarla doğa bilimlerinin amacını ve sınırlarını yanlış bir şekilde tasvir etmekte, doğa bilimlerinden toplumsal meseleler de dâhil olmak üzere her konuda rehberlik yapmasını beklemekte, doğa bilimleri dışında kalan bilgi türlerini küçümsemekte hatta gayrimeşru ilan etmekte, bilimi özcü bir yaklaşımla dinin tam karşısına yerleştirmekte, bilim ve din arasında kurdukları bu dikotominin bir sonucu olarak sekülerleşmeyi hızlandırıcı sosyal politika taleplerinde bulunmaktadırlar. Sonuçta, yeni-ateist düşünürler, okurlarını bilimin niteliği ve işleyişi konusunda yanlış bilgilendirmekte, daha da vahimi, bilimi metafizik ve ideolojik pozisyonlarının sözcüsü olmaya zorlayarak bilimin toplum nezdindeki itibarını zedelemektedirler. Yeni-ateist düşünürlerin, bilime ve bilhassa bilim-din ilişkisine dair iddialarının sosyoloji ve felsefenin sunduğu teorik araçlarla değerlendirildiği, bilimin ideolojik kaygılarla araçsallaştırıldığının tarihsel verilerle gösterildiği bu kapsamlı ve nitelikli çalışmanın, Türkçe literatürde önemli bir açığı kapatacağı rahatlıkla söylenebilir.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Biyografi-Otobiyografi (BinKitap), Tarih (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Diğer İnançlar (BinKitap), Araştırma-İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Timaş Yayınları, 496 sayfa, 8.5 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 8 Eylül 2025, isbn: 9786256767560, 68 defa okundu
Yeryüzünde mevcut bütün dinler ilk olarak monoteizm’den, yani tevhid inancından doğmuş sonra başkalaşıp bozularak varyasyonlara ayrılmıştır. Kur’ân-ı Kerim’de de insanların itaat etmesi için kadim, ortak ve tek bir özün mevcut olduğu; ancak süreç içinde bu özün başkalaştığı, dejenere olduğu anlatılır. İslamiyet dinlerin tarihsel süreç içinde uğradığı değişimleri olumlamaz. Bilakis başkalaşmış dinler İslam dini için ibretliktir. Unutulan peygamberlerin anlatmaya çalıştığı, salihlerin hatırlatmaya uğraştığı yegâne hakikat, aslında insanoğlu yaratıldığından beri yeryüzünde değişmeyen tek davettir. Kur’ân’ın çizdiği tarihsel perspektif ile dinler tarihini birleştirdiğimizde, tümdengelim metoduyla kadim tevhid hakikatine ulaşmanın mümkün olduğu görülür.
· Dinlerin kaynağı nedir, nasıl ortaya çıktılar?
· Göbeklitepe’deki putları kim kırdı?
· Dünyada yazılı ilk kelime nedir?
· Sümerler başlangıçta neye inanıyorlardı?
· Sümerlerin bazı hikâyeleri ile semavi dinlerin kıssaları neden benzerlik gösteriyor?
· Türklere peygamber gönderildi mi? Kutsal kitapları var mıydı?
· Zerdüşt peygamber midir? Zerdüştilik nasıl tahrif edildi?
· Zülkarneyn kimdir?
· Antik Yunan’daki bazı filozoflar gerçekte peygamber olabilirler mi?
· Çinli peygamberler var mı?
· Buda Allah’ın elçisi olabilir mi?
· Güneydoğu Asya’da kutsal kitaplarını kaybeden kabileler kimler?
· Kızılderililerden Aborjinlere yerli halklar nelere inandılar?
· Kuzey Kutbu’nda tevhidin izleri…
Araştırmacı yazar Bülent Şahin Erdeğer bu çalışmasında tüm bu soruların cevaplarını vermekle birlikte okuruna, Çin’den Amerika’ya, Pasifik’ten Mezopotamya’ya Göbeklitepe’den Babil’e, Kutuplardan Okyanusya’ya; insanoğlunun ayak bastığı her bir coğrafyaya Allah’ın elçiler gönderdiğini delilleri eşliğinde okumayı vadediyor.
Yeryüzünde mevcut bütün dinler ilk olarak monoteizm’den, yani tevhid inancından doğmuş sonra başkalaşıp bozularak varyasyonlara ayrılmıştır. Kur’ân-ı Kerim’de de insanların itaat etmesi için kadim, ortak ve tek bir özün mevcut olduğu; ancak süreç içinde bu özün başkalaştığı, dejenere olduğu anlatılır. İslamiyet dinlerin tarihsel süreç içinde uğradığı değişimleri olumlamaz. Bilakis başkalaşmış dinler İslam dini için ibretliktir. Unutulan peygamberlerin anlatmaya çalıştığı, salihlerin hatırlatmaya uğraştığı yegâne hakikat, aslında insanoğlu yaratıldığından beri yeryüzünde değişmeyen tek davettir. Kur’ân’ın çizdiği tarihsel perspektif ile dinler tarihini birleştirdiğimizde, tümdengelim metoduyla kadim tevhid hakikatine ulaşmanın mümkün olduğu görülür. · Dinlerin kaynağı nedir, nasıl ortaya çıktılar? · Göbeklitepe’deki putları kim kırdı? · Dünyada yazılı ilk kelime nedir? · Sümerler başlangıçta neye inanıyorlardı? · Sümerlerin bazı hikâyeleri ile semavi dinlerin kıssaları neden benzerlik gösteriyor? · Türklere peygamber gönderildi mi? Kutsal kitapları var mıydı? · Zerdüşt peygamber midir? Zerdüştilik nasıl tahrif edildi? · Zülkarneyn kimdir? · Antik Yunan’daki bazı filozoflar gerçekte peygamber olabilirler mi? · Çinli peygamberler var mı? · Buda Allah’ın elçisi olabilir mi? · Güneydoğu Asya’da kutsal kitaplarını kaybeden kabileler kimler? · Kızılderililerden Aborjinlere yerli halklar nelere inandılar? · Kuzey Kutbu’nda tevhidin izleri… Araştırmacı yazar Bülent Şahin Erdeğer bu çalışmasında tüm bu soruların cevaplarını vermekle birlikte okuruna, Çin’den Amerika’ya, Pasifik’ten Mezopotamya’ya Göbeklitepe’den Babil’e, Kutuplardan Okyanusya’ya; insanoğlunun ayak bastığı her bir coğrafyaya Allah’ın elçiler gönderdiğini delilleri eşliğinde okumayı vadediyor.
Yayınevi (BinKitap): Salyangoz Yayınları, 400 sayfa, 8.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Mayıs 2008, isbn: 9786055894016, 34 defa okundu
Sorokin iki dönem Rusya’sını yaşamış ve sonra batıya yerleşmiş entelektüeller kuşağının en önemli isimlerindendir. "Bir Bunalım Çağında Toplum Felsefeleri" yazarın tarih felsefesi üzerine verdiği konferansların kitaplaştırılmış biçimidir. Kitapta tarihin yorumlanmasına ilişkin bir dizi yazar grubunun görüşleri karşılaştırmalı ve eleştirel bir yöntemle ele alınmaktadır. E. H. Carr’ın “Tarih Nedir?” ve K. Popper’in “Tarihselciliğin Sefaleti” adlı eserlerindeki gibi bir tartışmanın yürütüldüğü görülmektedir. Tarihe ilişkin düzenlilikler ve anlamlandırmalarda görülen farklılaşmaların netleştirilmesi kitabın temel çabası olarak dikkat çekmektedir. Uygarlıkların önce heykel ve mimariyle beliren sanatsal tasarımı, sonra sırasıyla resim, edebiyat ve müzikle sembolize olmaktadır Gelişmeye koşut olarak başlayan sanatsal körelme gitgide soyut ve teorik bilgi alanında yoğunlaşmakta; mekanik ve kuramsal bilim bir aşamadan sonra artık yerini tekniğe bırakmaktadır. Sözkonusu evrim belli kuşakları simgeleştiren dönemlerle tarihlendirilebilir, dönemindeki toplumsal bilinci inanışı ve düşünüşü yansıtması bakımından da anlamlıdır.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar (BinKitap), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Gülhane Yayınları, 128 sayfa, 0.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Mart 2025, isbn: 9786258150438, 1 defa okundu
Bir gönu?l kazanmak ve bir gönu?le girmek için hangi yolları denedik?
Gözlerimiz nasıl baktı, dillerimiz ne söyledi, ayaklarımız bu yolda kaç adım attı?
Bir gönu?l almak uğruna kaç yetimin başını okşadı ellerimiz?
Bir mazlumun, bir mağdurun, bir muhacirin duasını almak için ne kadar çaba gösterdik?
Ku?s olanları barıştırmak için gayret ettik mi?
Gelmeyene gittik mi, vermeyene verdik mi?
Gözyaşı olan yere merhamet, hu?zu?n olan yere sevinç, zulu?m olan yere adalet, nefret olan yere muhabbet ve korku olan yere emniyet taşımak için ne yaptık?
Bir gönu?l kazanmak ve bir gönu?le girmek için hangi yolları denedik? Gözlerimiz nasıl baktı, dillerimiz ne söyledi, ayaklarımız bu yolda kaç adım attı? Bir gönu?l almak uğruna kaç yetimin başını okşadı ellerimiz? Bir mazlumun, bir mağdurun, bir muhacirin duasını almak için ne kadar çaba gösterdik? Ku?s olanları barıştırmak için gayret ettik mi? Gelmeyene gittik mi, vermeyene verdik mi? Gözyaşı olan yere merhamet, hu?zu?n olan yere sevinç, zulu?m olan yere adalet, nefret olan yere muhabbet ve korku olan yere emniyet taşımak için ne yaptık?
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Araştırma-İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Timaş Yayınları, 208 sayfa, 9.2 puan, İlk Yayın: Mart 2024
Basım Tarihi: , isbn: 9786259424231, 346 defa okundu
Bir imtihandır dünya… Tekrarı ve telafisi olmayan bir imtihan. Bu imtihanda kazanan sonsuz bir mutluluğu elde edecek, kaybedenlerin kimileri bir süreliğine, kimileriyse sonsuza kadar bir bedbahtlığa mahkûm olacak.
Dünya imtihanımızda nelerle sınanmıyoruz ki… Kimi zaman canımızla, en sevdiklerimizin canlarıyla sınanırken kimi zaman da sağlığımızla, aklımızla, malımızla, servetimizle sınanıyoruz.
İnsan için en önemli mesele bu dünyanın bir imtihan olduğunu bilmek. Bunu bilen ve bu imtihanın gereğine uygun davrananlara ne mutlu! Dünya hayatının bir imtihan olduğunu inkâr ya da ihmal edenlere ne yazık!
Her imtihanda başarılı olmanın bir yolu, yordamı, kuralı vardır. Sonsuz saadet ya da sonsuz bedbahtlığa giden bu imtihanda başarılı olmanın yolları nelerdir? Bu imtihanda nelere dikkat etmeli? Neleri yapmalı, nelerden uzak durmalı?
Prof. Dr. Soner Duman Bir İmtihandır Dünya’da, öncelikle bize dünyanın imtihan yönünü ortaya koyuyor, sonrasında da bu yolun gerekliliklerini Kur’an ve sünnet ışığında açıklıyor.
Bir imtihandır dünya… Tekrarı ve telafisi olmayan bir imtihan. Bu imtihanda kazanan sonsuz bir mutluluğu elde edecek, kaybedenlerin kimileri bir süreliğine, kimileriyse sonsuza kadar bir bedbahtlığa mahkûm olacak. Dünya imtihanımızda nelerle sınanmıyoruz ki… Kimi zaman canımızla, en sevdiklerimizin canlarıyla sınanırken kimi zaman da sağlığımızla, aklımızla, malımızla, servetimizle sınanıyoruz. İnsan için en önemli mesele bu dünyanın bir imtihan olduğunu bilmek. Bunu bilen ve bu imtihanın gereğine uygun davrananlara ne mutlu! Dünya hayatının bir imtihan olduğunu inkâr ya da ihmal edenlere ne yazık! Her imtihanda başarılı olmanın bir yolu, yordamı, kuralı vardır. Sonsuz saadet ya da sonsuz bedbahtlığa giden bu imtihanda başarılı olmanın yolları nelerdir? Bu imtihanda nelere dikkat etmeli? Neleri yapmalı, nelerden uzak durmalı? Prof. Dr. Soner Duman Bir İmtihandır Dünya’da, öncelikle bize dünyanın imtihan yönünü ortaya koyuyor, sonrasında da bu yolun gerekliliklerini Kur’an ve sünnet ışığında açıklıyor.
Basım Tarihi: Ocak 2022, isbn: 9786051141282, 2900 defa okundu
"İslam bizi geri bıraktı, Batı karşısında yenilgilerimizin sebebi İslam'dır!" hükmü, giderek bir inanç, bir yaşama biçimi halini aldı. Bunu da modernlik kisvesi altında hınç ve taassupla dolu telkinler halinde yaydılar; bu tür ideolojilere ve akımlara neredeyse meşruiyet kazandırıldı… Bu yanılgıların ortasında doğdum ve yetiştim. Gerçeğin ise tam tersi olduğunu pek çok bedel ödeyerek idrak ettim.
Hayatımın ilk yarısı bir korku filmi gibi geçti… Varoluşuna sahih neden bulamayan insan; bilsin yahut bilmesin korku, endişe ve vehim içindedir. Ben bu marazi hali, bir imtihandan geçiyor gibi ve en ağır derecelerde yaşadım… Allah hepimizi ve özellikle yeni nesilleri böylesi azaplardan esirgesin…
Şimdi şu eski koltuklarda oturuyorum ve gücümün yettiğince tefekkür ediyorum... Herkes geleceğe doğru hayal kurar; bense geçmişe doğru… Bir bahçeye yolculuk yapıyorum… Manolyalar, frenk üzümleri, yıldız çiçekleri, çimenler; tam bir cennet bahçesi… Bir zamanlar, yani çocukluğumda öyle bir bahçenin ortasındaydım; ama o günlerde o nimetin şükrünü eda edebilme hassasiyetine sahip değildim. Şimdiki halimle; aklım ve gönlümle o güzel bahçeye dönüyorum… Çimenlerin üzerine seccademi serip şükür namazı kılıyorum. Bu benim geçmişe doğru yolculuğum, geçmişe dönük hayalim."
Yayınevi (Kitapyurdu): Timaş Yayınları, 0.00 0
Stok
“İslam bizi geri bıraktı, Batı karşısında yenilgilerimizin sebebi İslam’dır!” hükmü, giderek bir inanç, bir yaşama biçimi halini aldı. Bunu da modernlik kisvesi altında hınç ve taassupla dolu telkinler halinde yaydılar; bu tür ideolojilere ve akımlara neredeyse meşruiyet kazandırıldı… Bu yanılgıların ortasında doğdum ve yetiştim. Gerçeğin ise tam tersi olduğunu pek çok bedel ödeyerek idrak ettim. Hayatımın ilk yarısı bir korku filmi gibi geçti… Varoluşuna sahih neden bulamayan insan; bilsin yahut bilmesin korku, endişe ve vehim içindedir. Ben bu marazî hâli, bir imtihandan geçiyor gibi ve en ağır derecelerde yaşadım… Allah hepimizi ve özellikle yeni nesilleri böylesi azaplardan esirgesin… Şimdi şu eski koltuklarda oturuyorum ve gücümün yettiğince tefekkür ediyorum... Herkes geleceğe doğru hayal kurar; bense geçmişe doğru… Bir bahçeye yolculuk yapıyorum… Manolyalar, frenk üzümleri, yıldız çiçekleri, çimenler; tam bir cennet bahçesi… Bir zamanlar, yani çocukluğumda öyle bir bahçenin ortasındaydım; ama o günlerde o nimetin şükrünü eda edebilme hassasiyetine sahip değildim. Şimdiki halimle; aklım ve gönlümle o güzel bahçeye dönüyorum… Çimenlerin üzerine seccademi serip şükür namazı kılıyorum. Bu benim geçmişe doğru yolculuğum, geçmişe dönük hayalim.”
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Kültür (BinKitap), Coğrafya (BinKitap), İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ketebe Yayınları, 384 sayfa, 9.1 puan, İlk Yayın: 25 Kasım 2021
Basım Tarihi: 2 Mayıs 2025, isbn: 9786258486162, 451 defa okundu
Önemli Not: Taha Kılınç'ın "Şam Kitabı" isimli kitabının güncellenmiş ve genişletilmiş yeni baskısıdır.
Bir Rüyayı Hatırlar Gibi: Savaştan Önce Suriye, bugün artık kaybolup gitmiş ve darmadağın olmuş bir derinliğin izlerini sürüyor.
2011’den önce Suriye’de hayat nasıldı? Tarihî ve kültürel miras ne durumdaydı? Suriye’nin uzak ve yakın tarihinin dönüm noktaları nelerdi? Ülkenin iç dinamikleri nasıl şekillenmişti? Din adamları ile siyasetin ilişkisi hangi seviyedeydi? Suriye toplumunun çok çeşitli katmanları arasında nasıl bir irtibat vardı?
Bir Rüyayı Hatırlar Gibi: Savaştan Önce Suriye, işte bu ve benzeri sorular çerçevesinde, en uzun kara sınırını paylaştığımız güney komşumuzun ayrıntılı ve çok boyutlu bir haritasını çizmeyi deniyor. Hem Suriye’yi yakından tanıma hem de Suriye topraklarında yaşayan insanların zaman içinde sürüklendiği farklı serüvenleri kavrama adına. Ve elbette, tüm bunların sınırın bu yakasıyla bağlantılarını da kurarak…
Taha Kılınç, kitabı neden kaleme aldığını ve yazmakla neyi amaçladığını şöyle anlatıyor:
"…Tasvir etmeye çalıştığım manzaranın, bizim şahit olduklarımızı ancak kitaplardan okuyacak olan gelecek nesillere, kendi tarihlerini yazarken ışık tutacağını ve yol göstereceğini ümit ediyorum.
Biz kendi dönemimizde sadece ‘şahitlik’ yapmakla yetinmek durumunda kaldık. Belki onlar, bizim tecrübelerimizden de çıkaracakları derslerle, kendi dönemlerinde belli hataların tekrarlanmaması için gerekli tedbirleri almayı başarırlar.
Tarihi okumaktan ve yazmaktan murat, zaten başka nedir ki?"
Bir Rüyayı Hatırlar Gibi: Savaştan Önce Suriye, bugün artık kaybolup gitmiş ve darmadağın olmuş bir derinliğin izlerini sürüyor. 2011’den önce Suriye’de hayat nasıldı? Tarihî ve kültürel miras ne durumdaydı? Suriye’nin uzak ve yakın tarihinin dönüm noktaları nelerdi? Ülkenin iç dinamikleri nasıl şekillenmişti? Din adamları ile siyasetin ilişkisi hangi seviyedeydi? Suriye toplumunun çok çeşitli katmanları arasında nasıl bir irtibat vardı? Bir Rüyayı Hatırlar Gibi: Savaştan Önce Suriye, işte bu ve benzeri sorular çerçevesinde, en uzun kara sınırını paylaştığımız güney komşumuzun ayrıntılı ve çok boyutlu bir haritasını çizmeyi deniyor. Hem Suriye’yi yakından tanıma hem de Suriye topraklarında yaşayan insanların zaman içinde sürüklendiği farklı serüvenleri kavrama adına. Ve elbette, tüm bunların sınırın bu yakasıyla bağlantılarını da kurarak… Taha Kılınç, kitabı neden kaleme aldığını ve yazmakla neyi amaçladığını şöyle anlatıyor: "…Tasvir etmeye çalıştığım manzaranın, bizim şahit olduklarımızı ancak kitaplardan okuyacak olan gelecek nesillere, kendi tarihlerini yazarken ışık tutacağını ve yol göstereceğini ümit ediyorum. Biz kendi dönemimizde sadece ‘şahitlik’ yapmakla yetinmek durumunda kaldık. Belki onlar, bizim tecrübelerimizden de çıkaracakları derslerle, kendi dönemlerinde belli hataların tekrarlanmaması için gerekli tedbirleri almayı başarırlar. Tarihi okumaktan ve yazmaktan murat, zaten başka nedir ki?"
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Sosyoloji (BinKitap), Sosyoloji Yazıları (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İnsan Yayınları, 152 sayfa, 8.5 puan, İlk Yayın: 1986
Basım Tarihi: , isbn: 9789755746227, 305 defa okundu
İnsanın ve toplumun sorunları nelerdir? Bu soruya batı bilimleri açısından bakıldığında insana kendi dışından tespit edilen ve adına gelişme denen hedeflere varabilmek için öncelikle insanın ve toplumum tanınması gerekir.
Tanıma ve bilme kontrol etme ve denetleme için vazgeçilmez bir başlangıç aşamasıdır.
Batıda psikoloji insanı sosyoloji de toplumu denetlemek ve belli hedeflere yönlendirmek amacıyla geliştirilmiş ve fakat bugün insana acı vermekten başka pratik değeri kalmamış bilimler olarak faaliyetlerine devam etmektedirler.
Yayınevi (Kitapyurdu): İnsan Yayınları, 154.00 TRY
Stok Mevcut
Cevdet Said, Arapça ilk baskısı 1972?de yapılan bu eserinde insanlık tarihinde derin izler bırakan çağrıların, insan ruhuna ve düşüncesine nasıl etki ettiğini ve akabinde insanı ve toplumu nasıl değiştirdiğini açıklıyor. Bu değişmenin insan psikolojisinde ve toplumda kanun ve kurallara tabi olduğunu, toplumların da buna bağlı olarak ilerlediğini ya da geri kaldığını temellendirmeye çalışıyor. Elinizdeki eser, Müslümanların geri kalmışlık sorununun temelinde, sorunların açığa çıkarılabilecek ve engellenebilecek yasalara tabi olduğunu bilmemelerinin yattığını ifade ediyor. “Bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (Ra?d 13/11) ayetinden hareket ederek Müslümanları bireysel ve toplumsal değişim için adım atmaya davet ediyor.
Basım Tarihi: Kasım 2022, isbn: 9789759953119, 9073 defa okundu
İçindekiler
- Bu böyledir
- Bahtımın yıldızı
- Süleyman'ın seçimi
- Red cephesi
- Manifatura
- Kahkaha çiçeği
- Su sesi
- Son
Kutlu'nun Dergah Yayınları arasında çıkan diğer hikaye kitapları şunladır. Ortadaki Adam (1970), Gönül İşi (1974), Yokuşa Akan Sular (1979), Yoksulluk İçimizde (1981), Ya Tahammül Ya Sefer (1983).
İçindekiler - Bu böyledir - Bahtımın yıldızı - Süleyman'ın seçimi - Red cephesi - Manifatura - Kahkaha çiçeği - Su sesi - Son Kutlu'nun Dergah Yayınları arasında çıkan diğer hikaye kitapları şunladır. Ortadaki Adam (1970), Gönül İşi (1974), Yokuşa Akan Sular (1979), Yoksulluk İçimizde (1981), Ya Tahammül Ya Sefer (1983).
Basım Tarihi: Ekim 2024, isbn: 9789754702811, 25078 defa okundu
Meriç’in “aynı kaynaktan fışkırdılar” dediği eserler dizisinin önemli bir halkası. Bir çağın, bir ülkenin vicdanı olmak isteği Meriç’in bütün çabasına her zaman yön vermiştir: “Bu sayfalarda hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği.” Bu Ülke, Meriç’in sürekli etrafında dolandığı Doğu-Batı sorunu yanında, sol-sağ kutuplaşmasına ve kalıplaşmasına ilişkin önemli tesbit ve aforizmalarını da içeriyor.
Meriç’in “aynı kaynaktan fışkırdılar” dediği eserler dizisinin önemli bir halkası. Bir çağın, bir ülkenin vicdanı olmak isteği Meriç’in bütün çabasına her zaman yön vermiştir: “Bu sayfalarda hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği.” Bu Ülke, Meriç’in sürekli etrafında dolandığı Doğu-Batı sorunu yanında, sol-sağ kutuplaşmasına ve kalıplaşmasına ilişkin önemli tesbit ve aforizmalarını da içeriyor.
Deneme-İnceleme (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Kapra Yayıncılık, 223 sayfa, 8.1 puan, İlk Yayın: 1 Ocak 2010
Basım Tarihi: 13 Ocak 2021, isbn: 9786257751308, 61 defa okundu
Ahmet Hâşim yazılarında; şiirlerinden daha açık, anlaşılır ve yalın bir dil kullanır. Daha önce ayrı kitaplar halinde yayımlanan Bize Göre, Gurebâhâne-i Laklakan ve Frankfurt Seyahatnamesi’ndeki yazdığı deneme ve seyahat yazıları bu edisyonda bir araya getirildi.
Betimlemeleri ve yazılarına yoğun olarak aktardığı hisleri ile Hâşim; okuruna, kendisini yazarla aynı zaman ve mekânı paylaşma imkânı sunuyor.
Ahmet Hâşim yazılarında; şiirlerinden daha açık, anlaşılır ve yalın bir dil kullanır. Daha önce ayrı kitaplar halinde yayımlanan Bize Göre, Gurebâhâne-i Laklakan ve Frankfurt Seyahatnamesi’ndeki yazdığı deneme ve seyahat yazıları bu edisyonda bir araya getirildi. Betimlemeleri ve yazılarına yoğun olarak aktardığı hisleri ile Hâşim; okuruna, kendisini yazarla aynı zaman ve mekânı paylaşma imkânı sunuyor.
Hikaye (Öykü) (BinKitap), Psikoloji (BinKitap), Kişisel Gelişim (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Hikaye (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Epsilon Yayınları, 118 sayfa, 8.3 puan, İlk Yayın: 6 Eylül 2000
Basım Tarihi: Ağustos 2023, isbn: 9789944821056, 4421 defa okundu
Hayatta en çok istediğiniz şey, hayattan alabileceğiniz en iyi şey midir?
Epsilon Yayınevi, sizin de kendi gerçeğinizle karşılaşabileceğiniz Büyü Dükkânı'nda sizi bu soruya hazırlıklı olmaya çağırıyor!
Büyü Dükkânı, hayatta istenebilecek her şeyin var olduğu, mucizevi alışverişlerin gerçekleştiği bir mekândır. Ünü ülkenin dört bir tarafına yayılmış olan bu dükkâna gelen müşterilerin tek bir hedefi vardır: Kendilerine her şeyin vaat edildiği bu yerden, hayatta en çok istedikleri şeyi almadan ayrılmamak... Kimisi geçmiş yıllarını geri almak, kimi büyük bir aşk yaşamak, kimi de korkularından kurtulmak için oradadır. İsteklerine biçilen bedeli ödemeye çoktan hazırdırlar. Ancak Büyü Dükkânı'ndaki alışverişler kolay değildir. Çünkü usta satıcının bir kuralı vardır: Müşterisini dükkândan alabileceği en iyi şeyle göndermek... Yaşlı adam ile müşterileri arasında geçen sıkı pazarlıklar, hayata dair önemli sorgulamalar içermektedir.
Yayınevi (Kitapyurdu): Galata Yayınları, 0.00 0
Stok
"Büyü Dükkanı", içinde etkili psikoterapi unsurları barındıran bir öykü kitabı. Yazarın, bir psikodrama tekniğinden esinlenerek kurguladığı eserde, mucizevi alışverişlerin gerçekleştiği bir mekan olan Büyüa Dükkanı'nda yaşanan öyküler anlatılıyor. Bu dükkana gelen müşteri, uygun bedeli ödediği taktirde, hayatta en çok istediği şeye sahip olabilir. Ama acaba en çok istediğini sandığı şey, gerçekte en çok istediği midir? Büyü Dükkanı'na gelen müşterilerle dükkan sahibi arasında yaşanan derin pazarlıklar okuyucuyu da kendi iç dünyasına uzanan bir yolculuğa çıkarıyor.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Bilim-Teknoloji-Mühendislik (BinKitap), Tarih (BinKitap), Popüler Kültür (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ntv Yayınları, 296 sayfa, 7.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 19 Kasım 2012, isbn: 9786055813000, 2253 defa okundu
Bildiğinizi düşündüğünüz her şey yanlış
Bu kitap, yaygın kanılarla ilgili yanlış bilgilerimizin ve yanlış anlamalarımızın kapsamlı bir listesini sunuyor.
Cahillikler Kitabı, filozofların, bilimcilerin ve sokaktaki insanların tarihin büyük bölümünde cevabını aradıkları bir soruya ışık tutuyor: Hakikat nedir, zırva nedir?
Thomas Edison herhangi bir şey hakkında yüzde birin milyonda birinden daha az şey bildiğimizi söylüyordu; Mark Twain sadece matematikte uzmanlaşmak için sekiz milyon yıl gerektiğini düşünüyordu. Cahillikler Kitabı da, bilinecek ne varsa bildiklerini düşünenlere, "her şey bu metinde açıklanmıştır, bilmeniz gereken başka hiçbir şey yok" diyenlere meydan okuyor.
Siz hâlâ iki tane burun deliğimiz olduğunu, Dünya'nın tek bir uydusunun bulunduğunu, beş duyumuz olduğunu, suyun renksiz olduğunu, Amerika'nın adının Amerigo Vespucci'den geldiğini ya da 36 Osmanlı padişahı olduğunu düşünüyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.
Yayınevi (Kitapyurdu): Alfa Yayınları, 273.00 TRY
Stok Ön sipariş
İşte karşınızda yüz hayvan, iddia edildiğine göre bazıları tanıdık, bazıları da kesinlikle yabancı; fakat istisnasız hepsi ilginç. Fakat bu kitap bir atölye çalışması rehberi, kaynak bir kitap ya da hayvan hakları tartışması değil. Bu bir hayvanat bahçesi, rahat koltuğunuzda otururken çıkabileceğiniz bir safari. Öğrettiği tek kesin bilgi ise “doğal” kelimesinin hiçbir anlamının olmadığı. Hayvanların beslenmek, üremek veya sadece gezinmek için bile yaptıkları stratejilerin delice çeşitliliği ve tamamıyla olağanüstü bir şekilde sapkın olması sizi her şeyin mümkün olduğuna inandırır. Ve konu da bu. Hayvanlar sizi neşelendirir. Onları himayemize almamıza ya da onların adına konuşmamıza ihtiyaçları yoktur. Fakat onları bu kadar detaylı araştırdıktan sonra saygımızı hak ettiklerini düşünmemek imkânsız. Öyleyse cehalet birikintisine gelin ve bir süre bizimle debelenin.
Basım Tarihi: Kasım 2021, isbn: 9789756902165, 72363 defa okundu
"Cesur Yeni Dünya" bizi "Ford'dan sonra 632 yılına" götürür. Bu dünyanın cesur insanları kapısında "Cemaat, Özdeşlik, İstikrar" yazan Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'nde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, "annelik' ve 'babalık' pornografik birer kavram olarak görülür Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya uykuda eğitim ile sağlanır. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. "Herkes herkes içindir."
"Cesur Yeni Dünya"nın önemi yalnızca ardılları için bir standart oluşturması ve karamsar bir gelecek tasarımının güçlü betimlemesiyle değil, aynı zamanda 'birey yok edilse de süren macerasının' sağlam bir üslupta anlatılmasıyla da ilgili. Huxley, yapıtını ütopa geleneğinin kuru anlatımının dışına çıkarıp 'iyi edebiyat' kategorisine yükseltiyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Yayınevi (Kitapyurdu): Zigana Kitap, 0.00 0
Stok
Aldous Huxley'in kurgu dünyasında insanlar "Alfalar, Betalar, Gamalar, Epsilonlar..." şeklinde sınıflandırılarak kuluçka makinelerinde üretilmektedir. Alfalar, en üstün sınıf olmanın gururunu taşırken, Epsilonlar hiçbir zaman en alt sınıf olduklarını ve en ağır işlere mahkûm edildiklerini anlamayacaklardır, Bu dünyada aile kavramına, aşka, öğrenme merakına, heyecanlara ya da kızgınlıklara yer yoktur. Bunlar kötü dürtülerdir ve kurtulmak için bir "soma" almanız yeter. Her birey, Ford'un tayin etiği yazgıyı yaşamaktadır. Böyle bir toplumsal yapıda Lenina, hamile kaldığı için dışlanacaktır. Doğal yaşam tarzını sürdüren bir avuç insan kalmıştır. Onlar da sirk hayvanları gibi bir alana kapatılmışlardır. Sözde modern dünyanın kuluçkadan çıkma insanları, onları sirk hayvanları gibi tiksinerek seyretmektedirler. Aldous Huxley, kuşkusuz, karşı Ütopya'nın başyapıtlarından birini ortaya koymuştur. Cesur Yeni Dünya, bilim ve teknikteki ilerlemenin, "etik anlayış" olmadan, insanlığı nerelere sürükleyebileceğini gözler önüne seriyor.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Gezi (BinKitap), Kültür (BinKitap), Coğrafya (BinKitap), Diğer (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ketebe Yayınları, 144 sayfa, 8.9 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 4 Kasım 2019, isbn: 9786058025943, 496 defa okundu
Her seyahat ayrı bir serüvendir. İnsan bir kere yola çıkmaya görsün, bambaşka dünyaların ve tecrübelerin içinde bulur kendini. Yolculuk bitip de eve döndüğünde ise artık ufku genişlemiş, bilgisi artmış, dünyanın gidişatına dair benzersiz müşahedelerle donanmıştır. Eski nesiller, ulaşım ve konaklama şartlarındaki onca imkânsızlık düşünüldüğünde, akıl almaz coğrafyalara seyahat etmişler. Bitip tükenmez bir merak ve öğrenme hissiyle, sürekli keşif halinde olmuşlar. Bugün elimizde bulunan ilmî ve kültürel birikimi neredeyse tamamen onların bu gayretine borçluyuz. Peki biz, ulaşım ve konaklama imkânları böylesine gelişmişken, yeryüzünde yeterince yol tepiyor muyuz? Yola düşmek için merak ve heyecanımız mevcut mu? Bunlar, üzerinde düşünülmesi gereken sorular. Özbekistan’dan Endülüs’e, Mısır’dan Kafkaslara gezi notlarını ihtiva eden “Coğrafyamızı Adımlarken Hatırda Kalanlar”, okuyucuyu yola çıkmaya teşvik için hazırlandı. Kitap bittiğinde yüzlerde belirecek tebessüm ve kalplerde oluşacak rahatlama, yazarının da en büyük mutluluk sebebi olacaktır.
Coğrafyamızı Adımlarken Hatırda Kalanlar, okuyucuları yerlerinden kalkmaya ve seyahate teşvik etmek, meraklarını uyandırmak, yollara düşmelerini sağlamak ve aslında bunun ne kadar kolay olduğunu göstermek için hazırlandı. ‘Coğrafyamız’daki iyelik vurgusu da, tarih içinde Müslümanların herhangi bir şekilde iz bıraktıkları her yerin, aslında “bizim” olduğunu hatırlatmaya matuf bir seçim.
Hikaye (Öykü) (BinKitap), Çocuk (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Diğer (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Uğurböceği Yayınları, 128 sayfa, 9.5 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2022, isbn: 9786258066494, 437 defa okundu
Acaba bir tanrıları var mıydı? Onların, zaman zaman birbirlerine yahut başkalarına kızıp, “Allah belanı versin!” diye bağırmak dışında, bir tanrıdan bahsettiklerine hiç şahit olmamıştım. Bir tanrıları, en azından doğru düzgün inandıkları bir tanrıları olmadığına dair ürpertici ve soğuk bir hissi —artık kabuk bağlamış olsa da— ara ara sızlayan, hatta kanayan bir yara gibi hep içimde taşıdım. İnsanın bir tanrısı olur da ondan hiç bahsetmez miydi?
–Eğer mümkün olsaydı Çaylak, bunu onlara sorar, merak ettiğin şeyi öğrenebilirdin.
–Ama mümkün değil! O yüzden sana soruyorum.
Kalbim kırılmış falan değildi. Aynaya baktığımda ne gördüğümün gayet farkındaydım ben. Gözlüklerimi çıkardığımda hafif şaşı oluyordum. Kulaklarım biraz kepçeydi. Kollarım ve bacaklarım güçsüzdü. Solucan kadar zayıftım ve boyum da bir türlü uzamıyordu... Sesim ise belki bir süre sonra değişecekti ama bir saksağanınki kadar çirkindi. Sivilcelerim vardı. Ve her geçen gün sayıları artmaktaydı. Saçım da iki tepeliydi. Onları ne tarafa taramam gerektiğine bir türlü karar verebilmiş değildim. Bütün bunlar yetmezmiş gibi terlediğimde fare ölüsü gibi kokuyordum. Şükürler olsun, gülerken ya da konuşurken içerisi görünen bir ağzım yok. Dişlerim bir kunduzun dişlerine benziyordu çünkü. Hem sarı, hem de kazma gibi. Onlara tel takacaklardı. Filozof, Dr. Ortodontist’ten randevu bile ayarlamıştı. Yani bütün bunlar yetmezmiş gibi, yıllarca ağzımda tellerle dolaşacaktım. Sırf kendimi iyi hissedeyim diye bana, “Sen çok yakışıklısın. Robert Redford seni görse depresyona girer, oyunculuğu bırakır ve hayatını bir çiftlikte atlara fısıldayarak geçirirdi!” deseydi, Filozof’a inanacak mıydım sanki? Elbette inanmayacaktım!
Edebiyat (BinKitap), Gençlik (BinKitap), Roman (BinKitap), Roman (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Genç Timaş Yayınları, 175 sayfa, 8.2 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Mart 2016, isbn: 9786050819496, 94 defa okundu
Bir adam, bir kadın, dört çocuk ve bir kedi cennete doğru bir yolculuğa çıkarlar ve olaylar gelişir.
İmanın altı nişanesi gibi altı kişiydiler.
Kediyle beraber yedi.
Bir aşk ve cennete yolculuk hikayesi.
Gençler için twitter kıvamında bir irşad kitabı.
Yeni nesil bir hidayet romanı.
(Tanıtım Bülteninden)
Yayınevi (Kitapyurdu): Beka Yayınları, 162.00 TRY
Stok Ön sipariş
O kadar kitabın arasından bu kitabı eline alıp şu an bu kitabın arka kapağını okuyorsan bu işte bir iş var demektir. Acaba bu kitapta seni çeken bir şeyler olabilir mi? Yok daha neler mi diyorsun? Kitabı bırakmak mı istiyorsun? Bırakabilirsin… Hatta kitabın bulunduğu raftan; olay yerinden kimse görmeden uzaklaşabilirsin. Kimse görmedi mi dedim? Acaba böyle bir şey mümkün mü? Karar veremedin mi? Merak etme, yalnız değilsin… Her şeye rağmen bu kitabın kapağını açmaya karar verdiysen sana bir teklifim var: “Bir delilik yapmaya ne dersin?” Bir delilik yapıp bu kitabı almayacak olsan da bir delilik yap ve namaza başla… Zaten ben beş vakit namazımı kılıyorum mu diyorsun… O zaman bir delilik yap, son nefesine kadar hiç bırakma… Cennet sizden delilik yapmanızı ister… Unutmadan… Bu kitabı okuduktan sonra yapacağınız tüm deliliklerin mesuliyeti kitabın yazarına aittir. Yazar, yapılacak deliliklerin sevabına taliptir…
Basım Tarihi: Ocak 2022, isbn: 9789752634886, 1726 defa okundu
Ayşe Şasa, bireysel ve toplumsal hastalığının kesiştiği noktada, İbn Arabi'yle tanıştığını söylüyor. Muhtemelen reddettiği bir dünyayla tanışınca huzura yaklaştığını hissetti; yaşadığı kavmin reddettiği kesimiyle temasa geldi... Kendisini anlatan Ayşa Şasa dostumuzdan bizim de öğreneceğimiz vardır.
- İlber Ortaylı
Esasen sinemacı olan Ayşe Şasa, denemelerinde görsel olan ile zihinsel olanı kendi gönül aydınlığında sentezleyerek ifade ediyor. Bu yaklaşım meselelere hem oldukça gerçekçi hem de metafizik açılımlar getiriyor. Yazıların etkisi samimiyetinde. Bu samimiyet yer yer müspet manada safiyete dönüşüyor. Bunca yıldır gögüs gerdiği hayatın ağır yüküne dayanmaktan oluşan bir temizlik, bir hayret. Günümüz entelektüel yaşamında az rastlanır bir meziyet.
- Mustafa Kutlu
Ayşe Şasa, bir ermişin hayatını anlatıyor ipek kanatlı sayfalarda..
"Bu az şey değil."
- Hilmi Yavuz
Ayşe Şasa, bireysel ve toplumsal hastalığının kesiştiği noktada, İbn Arabi'yle tanıştığını söylüyor. Muhtemelen reddettiği bir dünyayla tanışınca huzura yaklaştığını hissetti; yaşadığı kavmin reddettiği kesimiyle temasa geldi... Kendisini anlatan Ayşa Şasa dostumuzdan bizim de öğreneceğimiz vardır. - İlber Ortaylı- Esasen sinemacı olan Ayşe Şasa, denemelerinde görsel olan ile zihinsel olanı kendi gönül aydınlığında sentezleyerek ifade ediyor. Bu yaklaşım meselelere hem oldukça gerçekçi hem de metafizik açılımlar getiriyor. Yazıların etkisi samimiyetinde. Bu samimiyet yer yer müspet manada safiyete dönüşüyor. Bunca yıldır gögüs gerdiği hayatın ağır yüküne dayanmaktan oluşan bir temizlik, bir hayret. Günümüz entelektüel yaşamında az rastlanır bir meziyet. - Mustafa Kutlu- Ayşe Şasa, bir ermişin hayatını anlatıyor ipek kanatlı sayfalarda.. "Bu az şey değil." - Hilmi Yavuz-
Din (İslam) (BinKitap), Mitolojiler (BinKitap), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar (BinKitap), Kişisel Gelişim (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Hayy Kitap, 344 sayfa, 8.9 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Nisan 2017, isbn: 9789752477049, 9928 defa okundu
Kederli günlerden geçen derviş, rüya âleminde bir adaya uğrar. Gördüğü şey mucizevidir. Peygamberler, veliler, âlimler ve filozoflar bir halka şeklinde oturmakta ve anlaşıldığı kadarıyla birini beklemektedirler. Derviş de onlarla birlikte beklemeye durur ancak asıl misafirin kendisi olduğunu anlaması uzun sürmez. Halkanın ortasında kendisine gösterilen yere oturur ve her kederine bir teselli verecek olan bu nurani meclisi dinlemeye koyulur. Halkanın bir tarafında Abdulkadir Geylani’den Yunus Emre’ye, İmam Gazali’den Mevlana’ya ve İbn Arabi’ye birçok gönül doktoru… Halkanın diğer tarafında Sokrates, Hegel, Kant, Kierkegaard, Spinoza ve Schopenhauer gibi hikmet âşıkları… Halkanın bir başka yanında ise Geothe’den Cibran’a, Tanpınar’dan Dostoyevski’ye, Sadi Şirazi’den Rilke’ye ve Proust’a acılarını kelimelerin büyülü dünyasında dindirmeye uğraşan kalem erbabı... Bu teselli halkası öylesine geniştir ki, dindiremeyeceği keder, zayıflatamayacağı acı, sevdiremeyeceği dert yok gibi gözükmektedir. Sözler sözleri, anlatımlar anlatımları, teselliler tesellileri takip eder. Derviş uyandığında yalnızca güneş doğmamıştır, kendi içsel karanlıklarından da aydınlığa çıkmıştır. Dervişin Teselli Koleksiyonu doğunun ve batının binlerce yılda oluşturduğu teselli birikimini yaralı gönüllere cömertçe ulaştıran bir çalışma. Teselliden kasıt zihnin düşünceler yoluyla uyuşturulması değil, bilakis acı karşısında uyumayı seçen zihnin uyandırılması... Kadim teselli ustalarıyla, teselliye muhtaç gönülleri buluşturmak, bu kitabın varoluş sebebi!
(Tanıtım Bülteninden)
Yayınevi (Kitapyurdu): Hayy Kitap, 212.00 TRY
Stok Mevcut
DERVİŞİN TESELLİ KOLEKSİYONU 2 Klasik Metinlerle İyileşme Her insanda “destekleyici bir iç ses” vardır. Bu sesi bulmak, kısılmışsa sesini açmak, durmuşsa harekete geçirmek gerekir. Destekleyici iç sesi açığa çıkarabilmek büyük bir kazanımdır. O ses susmuşsa ya da kısıklığı sebebiyle artık işitilmiyorsa insan, yaşadığı hadiselerin en olumsuz yanlarına odaklanmaya başlar. Bu da sonu gelmez bir mutsuzluğun başlangıcı olur. “Destekleyici iç ses” işitilmeye başlanınca insan ne yalnızdır ne de çaresiz. Ondan insana daima teselliler de akar. Kendini onarma yeteneğini kaybeden, ruhundan iyileştirici sinyallerin artık doğmadığını fark eden birinin birtakım tedbirler alması gerekir. Kendi kendine, harici bir etkiye muhtaç olmadan da mutlu olabilen… Hadiselerin olumlu taraflarını görüp onları hayra yorabilen… Başka bir meşguliyete veya insana mecbur kalmaksızın zihnini huzurlu ve dingin hâle getirebilen… Kendi mutluluğunu her an, gereken her yerde yeniden üretebilen biri olabilmek, esasında her insan için mümkündür. Ruhtan doğan iç teselliyi işitebilmek, kazanılabilir bir yetenektir. Bu sesi elde etmenin kestirme yollarından biri de ruhundan onu başarıyla keşfedip çıkarabilmiş insanların oradan getirdiği mesajlara kulak kesilmektir. Dervişin Teselli Koleksiyonu 2 – Klasik Metinlerle İyileşme kitabı Doğu’nun ve Batı’nın kadim öğretilerini kullanarak içimizdeki teselli sesini uyandırıp canlandırmayı hedefliyor
Edebiyat (BinKitap), Roman (BinKitap), Roman (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Özgün Yayıncılık, 208 sayfa, 8.4 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2000, isbn: 2880000012733, 36 defa okundu
Çağdaş Malay edebiyatına bir pencere açıldı.
Hayat ve ölüm, kıtlık ve bolluk Allah'ın elindedir. Allah'ın, O, herşeye gücü yetenin elinde. Lahuma böyle inanırdı. Büyükbabası Hacı Debasa'dan kendine geçen bir inançtı bu. Hacı Debasa sarsılmaz inancı ve vakarıyla ömrünü tamamlayıp kabrine girdikten sonra da Lahuma hep bu inanç üzere oldu. Hayat ve ölüm, kıtlık ve bolluk Allah'ın elindedir. Allah'ın, O, herşeye gücü yetenin elinde. Jeha da böyle inanırdı. Böyle inanırdı, çünkü kocası da böyle inanıyordu. Ancak körü körüne bir boyun eğiş değildi. Varlığının her zerresine işlemiş gerçek bir inançtı. Hayat ve ölüm, kıtlık ve bolluk Allah'ın elindedir. Allah'ın, O, herşeye gücü yetenin elinde...
Romanın ana mesajını özetleyen ilk cümlesine gelince. "Hayat ve ölüm, kıtlık ve bolluk Allah'ın elindedir. Allah'ın, O, her şeye gücü yetenin elinde." (s. 5) Sanki yazar bu bir tek özlü ifadenin açılımı, tefsiri olarak yazmıştır bu romanı.
Yayınevi (Kitapyurdu): Özgün Yayıncılık, 120.00 TRY
Stok Mevcut değil
Çağdaş Malay edebiyatına bir pencere açıldı. Hayat ve ölüm, kıtlık ve bolluk Allah'ın elindedir. Allah'ın, O, herşeye gücü yetenin elinde. Lahuma böyle inanırdı. Büyükbabası Hacı Debasa'dan kendine geçen bir inançtı bu. Hacı Debasa sarsılmaz inancı ve vakarıyla ömrünü tamamlayıp kabrine girdikten sonra da Lahuma hep bu inanç üzere oldu. Hayat ve ölüm, kıtlık ve bolluk Allah'ın elindedir. Allah'ın, O, herşeye gücü yetenin elinde. Jeha da böyle inanırdı. Böyle inanırdı, çünkü kocası da böyle inanıyordu. Ancak körü körüne bir boyun eğiş değildi. Varlığının her zerresine işlemiş gerçek bir inançtı. Hayat ve ölüm, kıtlık ve bolluk Allah'ın elindedir. Allah'ın, O, herşeye gücü yetenin elinde... Romanın ana mesajını özetleyen ilk cümlesine gelince. "Hayat ve ölüm, kıtlık ve bolluk Allah'ın elindedir. Allah'ın, O, her şeye gücü yetenin elinde." (s. 5) Sanki yazar bu bir tek özlü ifadenin açılımı, tefsiri olarak yazmıştır bu romanı.
Kişisel Gelişim (BinKitap), Ekonomi-Emek-İş Dünyası (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), İş Dünyası (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Elma Yayınevi, 209 sayfa, 8.4 puan, İlk Yayın: Aralık 2009
Basım Tarihi: Ocak 2025, isbn: 9789756093115, 4592 defa okundu
İnsanların beden dili birçok ipucu veriyor. İstiyorum ki gençler sizin mesajlarınızı alsınlar. Sizin için "ilim ve bilim çeşmesi" sıfatı az gelir.
-İshak Alaton Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı
Sizi Dikkat Vücudunuz Konuşuyor kitabınızla tanıdım. Müthiş bir kitap. Alıp eve gittim, o gece saat üçte bitirdim. Sonra beş kere daha okudum. Diğer kitaplarınızı da ikişer defa okudum. Artık akıllandım; her gün iki bölümü üç-dört defa okuyorum, kitap geç bitiyor.
-İlker Sağlık İş Adamı
Bu kitap, "en çok satanlar" kadar, "en çok okunanlar" listesindeki yerini yıllardır koruyor.
-Mehmet Öz Bilim ve Sanat Kitabevi
Yatağa uzanırken uykunuzu getirsin diye elinize aldığınız bir kitabın bütün gece sizi uyutmadığı oldu mu? Dikkat Vücudunuz Konuşuyor böyle bir kitap.
-Dr. Öner Göv
Yıllardır yerli veya yabancı uzmanların verdiği üst düzey birçok eğitim programına katıldım. Bu kitaba konu olan seminer kadar etkileyici olanıyla karşılaşmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim.
-Atilla Okumuş Jumbo AŞ Genel Müdürü
İş yaşamındaki başarılarını uzun süredir yakından izlediğim Ahmet Şerif İzgören`in deneyimlerini okumak çok etkileyiciydi. Herkesin, hayatla ilgili çok şey öğreneceği bir kitap.
-Prof. Dr. Vahap Katkat
Bu kitap için keyifli ve etkileyici kelimelerinin yetersiz olduğunu düşünüyorum. Farkında olmadığımız bir hayatın bize sunuluşu, demek daha doğru olur.
-Prof. Dr. Cihan Akçaboy
Okuduğunuz ve unutamadığınız kitaplar iki elin parmakları kadardır. Bu, kesinlikle onlardan birisi. Bu kitap alanında bir Best Seller
-İsmail İğdeli
Yayınevi (Kitapyurdu): Elma Yayınevi, 178.00 TRY
Stok Mevcut
"Yatağa uzanırken uykunuzu getirsin diye elinize aldığınız bir kitabın bütün gece sizi uyutmadığı oldu mu? Dikkat Vücudunuz Konuşuyor böyle bir kitap." - Dr. Öner Göv "Yıllardır yerli yabancı uzmanların verdiği üst düzey bir çok eğitim programına katıldım, bu kadar etkileyici bir seminerle karşılaşmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim." - Atilla Okumuş Jumbo Genel Müdürü "İş yaşamındaki başarılarını uzun süredir yakından izlediğim Şerif İzgören'in iş yaşamındaki deneyimlerini iletişim başlığı altında okumak çok etkileyiciydi. Herkesin, hayatla ilgili bir şeyler öğreneceği bir kitap." - Prof. Dr. Vahap Katkat "34 yaşındayım, 34 yıldır böyle ilginç bir eğitim almamıştım yaşama bakış açıma çok şey eklediğini düşünüyorum." - Önder Aytaç Polis Akademisi Öğretim Üyesi "Bu kitap için keyifli ve etkileyici kelimelerinin yetersiz olduğunu düşünüyorum. Farkında olmadığımız bir hayatın bize sunuluşu" - Prof. Dr. Cihan Akçaboy "Okuduğunuz ve unutamadığınız iki elin parmakları kadar kitap vardır, kesinlikle onlardan birisi" - İsmail İğdeli (Arka Kapak)
11. yüzyılın büyük İslâm âlimi İmam Gazâlî rah., kaleme aldığı eserlerle yalnızca yaşadığı dönemde değil, hemen her asırda derin izler bırakan fakih ve mutasavvıf bir âlimdir. Bu değerli eserlerin arasında öyle bir kitap vardır ki fıkıh, ahlâk ve tasavvuf konularında, yazıldığı günden şimdiye dek İslâm âleminde derin saygı ve kabul görmüştür; İhyâu Ulûmi’d-Dîn… Semerkand Yayınlarından bölüm bölüm müstakil kitaplar halinde yeniden tercüme edilen ölümsüz eser, hem çeviri dili hem de tasarımı yönüyle dikkat çekiyor. Serinin 24. kitabı olan Dil Belası; susmanın faziletinden, mâlâyâni (gereksiz) ve fuzûlî konuşmanın âfetine; bâtıl sözlere dalmanın, mücadele ve münazaranın, birbiriyle çekişmeye girmenin, yapmacık ve süslü sözlerle edebiyat yaparak konuşmanın âfetlerinden, gıybetin, dedikodunun, birbirine düşman iki kişinin arasında gidip gelerek (diğerinin aleyhine) her birinin hoşuna giden şeyler söyleyerek iki dil kullanmanın âfetlerine kadar pek çok konuyu kaynak ve delilleriyle açıklıyor.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Araştırma-İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ketebe Yayınları, 152 sayfa, 9.2 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Ocak 2024, isbn: 9786256792883, 973 defa okundu
Ben-Yehuda’dan önce Yahudilerin İbraniceyi konuşma ihtimalleri vardı ama ondan sonra konuşmaya başladılar.
Cecil Roth
Geçtiğimiz yüzyılın başına kadar arkaik bir ibadet ve yazı dili konumunda bulunan İbranice, Yahudiler arasında konuşma ve günlük iletişim diline dönüşmesini, Eliezer Ben-Yehuda adlı Belarus doğumlu bir dilbilimcinin çabalarına borçludur. Ben-Yehuda, 1881’de yerleştiği Kudüs’te başladığı çalışmalarını, 1922’deki ölümüne kadar yoğun biçimde sürdürmüş, arkasında binlerce makale ve 17 ciltlik dev bir İbranice sözlük bırakmıştır.
Dil ve İşgal: Eliezer Ben-Yehuda ve Modern İbranicenin Doğuşu, bir yandan Ben-Yehuda’nın hayat hikâyesine ve İbraniceyi yeniden konuşma dili hâline getirme sürecindeki öncü rolüne odaklanırken, bir yandan da İbranicenin modern hayatta tekrar sahneye çıkmasının Filistin topraklarının Siyonistler tarafından işgalinde hayatî bir etki yaptığını vurguluyor. Yahudilerin ortak bir konuşma ve iletişim diline kavuşmasının işgali sistematik hâle getirdiğine ve hızlandırdığına işaret eden kitap, İsrail’in kuruluşuna giden sürecin kültürel ve duygusal altyapısının nasıl hazırlandığını gözler önüne seriyor.
Dil ve İşgal: Eliezer Ben-Yehuda ve Modern İbranicenin Doğuşu, günümüzde İslâm dünyasını adeta kilitleyen Filistin meselesinin çözümü için nasıl bir ciddiyetle ve disiplinle çalışılması gerektiğini gösteren rehber bir metin.
Ben-Yehuda’dan önce Yahudilerin İbraniceyi konuşma ihtimalleri vardı ama ondan sonra konuşmaya başladılar. Cecil Roth Geçtiğimiz yüzyılın başına kadar arkaik bir ibadet ve yazı dili konumunda bulunan İbranice, Yahudiler arasında konuşma ve günlük iletişim diline dönüşmesini, Eliezer Ben-Yehuda adlı Belarus doğumlu bir dilbilimcinin çabalarına borçludur. Ben-Yehuda, 1881’de yerleştiği Kudüs’te başladığı çalışmalarını, 1922’deki ölümüne kadar yoğun biçimde sürdürmüş, arkasında binlerce makale ve 17 ciltlik dev bir İbranice sözlük bırakmıştır. Dil ve İşgal: Eliezer Ben-Yehuda ve Modern İbranicenin Doğuşu, bir yandan Ben-Yehuda’nın hayat hikâyesine ve İbraniceyi yeniden konuşma dili hâline getirme sürecindeki öncü rolüne odaklanırken, bir yandan da İbranicenin modern hayatta tekrar sahneye çıkmasının Filistin topraklarının Siyonistler tarafından işgalinde hayatî bir etki yaptığını vurguluyor. Yahudilerin ortak bir konuşma ve iletişim diline kavuşmasının işgali sistematik hâle getirdiğine ve hızlandırdığına işaret eden kitap, İsrail’in kuruluşuna giden sürecin kültürel ve duygusal altyapısının nasıl hazırlandığını gözler önüne seriyor. Dil ve İşgal: Eliezer Ben-Yehuda ve Modern İbranicenin Doğuşu, günümüzde İslâm dünyasını adeta kilitleyen Filistin meselesinin çözümü için nasıl bir ciddiyetle ve disiplinle çalışılması gerektiğini gösteren rehber bir metin.
Felsefe-Düşünce (BinKitap), Psikoloji (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Avrupa Yakası Yayınları, 160 sayfa, 8.1 puan, İlk Yayın: 1 Ocak 1974
Basım Tarihi: Eylül 2012, isbn: 9789944979665, 15230 defa okundu
Wilhelm Reich, bir psikanalist ve psikiyatrist, doğa bilimci, bir mühendis. Çok yönlülüğün en abartılı birlikteliğini kendinde barındıran bir dahi… Dinle Küçük Adam’da, bir özeleştiri, bir içsel konuşma tarzında başlayan cümleler bir müddet sonra ardı ardına küçük adam üzerine boşaltılan ironi ile karışık bir öfke sağanağını andırıyor ve kitabın sonunda öfke dinginliğe erişerek bilgelikle buluşturuluyor, okuyucu ile bir barış sağlanıyor.
Kitap, toplumsal devrimlerin ana malzemesi olan insanı, birey oluşundan ayırarak kendini bile öğüten kitlesel bir makinaya dönüşmesine isyan niteliği taşıyor. Başka bir deyişle Reich “Dinle Küçük Adam” ile bireyin kitleler içindeki yalnızlığı ve değersizliğine ve korkaklığına baş kaldırının sancılarını çığlıklaştırmıştır. Defalarca okunası bir kitap niteliğinde olan “Dinle Küçük Adam”, ismi gibi küçük hacimli ve anlam yoğunluğu olarak büyük bir yapıttır.
Yayınevi (Kitapyurdu): Doruk Yayınları, 0.00 0
Stok
"Binlerce yılın bakış açısından görebiliyorum seni, binlerce yıl geçmişten ve binlerce yıl gelecekten bakıyorum sana. Kendinden korkma duygundan kurtulmanı istiyorum. Daha mutlu ve daha insana yaraşır bir yaşam sürmeni istiyorum. Kasılmış bir beden yerine, canlı, yaşayan bir bedenin olsun istiyorum, çocuklarından nefret etmek yerine onları sevmeni, karına 'evlilik gereği' işkence yapmak yerine onu mutlu etmeni istiyorum."
Din (İslam) (BinKitap), Kişisel Gelişim (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Timaş Yayınları, 224 sayfa, 9.0 puan, İlk Yayın: 16 Mayıs 2017
Basım Tarihi: Ekim 2017, isbn: 9786050825992, 12169 defa okundu
“Teknolojinin önümüze serdiği sınırsız imkânları düşündüğümüzde, bugünün insanını yakalayabilmek için samimi ve bilgece bir üsluba ihtiyacımız var. Gençlerimizin artık eski, kalın kitapları karıştırıp kafa yoracak ne vakitleri var, ne de istekleri. İslâm’ın ilkelerini ve güzelliklerini, tahrif etmeden ama muhatabı taltif ederek sunmamız gerekiyor. Buna ‘din dilinin restorasyonu’ dememiz caiz olursa eğer, yapmamız gereken tam da bu.
Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı Nouman Ali Khan, çizmeye çalıştığım çerçeveyi gerçek anlamda dolduran bir isim. İslâm ve Kur’ân hakkındaki derin bilgisini keyifli ve bilgece bir üslupla dile getirip, bunu yaparken kendi hayatından aktardığı sıcak ve sıra dışı anekdotlarla okurunun ilgisini her an canlı tutabiliyor.
Nouman Ali Khan’ın Dirilt Kalbini adıyla Türkçeye kazandırılan elinizdeki ilk kitabı, günümüze dair bazı meseleler hakkında Kur’ân ayetlerinden damıttığı kıymetli dersler içeriyor. Ayetlerin sadece mesajını değil, ayetlerde geçen ifadelerin dil özelliklerini de laf arasında aktarıyor. Kelimelerin anlamları, anlamlar arasındaki hoş nüanslar, bunların ayetlere kattığı derinlik ve zenginlik… Bütün bunlar, okuyucuyu hem anlatılan konuya hem de bir bütün olarak Kur’ân’ın harikulâde üslubuna yaklaştırıyor, ısındırıyor.
Dirilt Kalbini’yi okurken, şu ayet hep hatırınızda olsun, zira ayette anlatılan şeyin ayniyle tezahür ettiğini göreceksiniz:
‘Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayr verilmiş demektir. Bunu ancak, temiz akıl sahipleri düşünüp anlar.’ (Bakara, 269)”
Taha Kılınç
“Teknolojinin önümüze serdiği sınırsız imkânları düşündüğümüzde, bugünün insanını yakalayabilmek için samimi ve bilgece bir üsluba ihtiyacımız var. Gençlerimizin artık eski, kalın kitapları karıştırıp kafa yoracak ne vakitleri var, ne de istekleri. İslâm’ın ilkelerini ve güzelliklerini, tahrif etmeden ama muhatabı taltif ederek sunmamız gerekiyor. Buna ‘din dilinin restorasyonu’ dememiz caiz olursa eğer, yapmamız gereken tam da bu. Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı Nouman Ali Khan, çizmeye çalıştığım çerçeveyi gerçek anlamda dolduran bir isim. İslâm ve Kur’ân hakkındaki derin bilgisini keyifli ve bilgece bir üslupla dile getirip, bunu yaparken kendi hayatından aktardığı sıcak ve sıra dışı anekdotlarla okurunun ilgisini her an canlı tutabiliyor. Nouman Ali Khan’ın Dirilt Kalbini adıyla Türkçeye kazandırılan elinizdeki ilk kitabı, günümüze dair bazı meseleler hakkında Kur’ân ayetlerinden damıttığı kıymetli dersler içeriyor. Ayetlerin sadece mesajını değil, ayetlerde geçen ifadelerin dil özelliklerini de laf arasında aktarıyor. Kelimelerin anlamları, anlamlar arasındaki hoş nüanslar, bunların ayetlere kattığı derinlik ve zenginlik… Bütün bunlar, okuyucuyu hem anlatılan konuya hem de bir bütün olarak Kur’ân’ın harikulâde üslubuna yaklaştırıyor, ısındırıyor. Dirilt Kalbini’yi okurken, şu ayet hep hatırınızda olsun, zira ayette anlatılan şeyin ayniyle tezahür ettiğini göreceksiniz: ‘Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayr verilmiş demektir. Bunu ancak, temiz akıl sahipleri düşünüp anlar.’ (Bakara, 269)” Taha Kılınç
Edebiyat (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Aşina Yayınları, 184 sayfa, 8.9 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Aralık 2022, isbn: 9786058245389, 155 defa okundu
Genç olmak hem kişi için hem de çevresi için zordur. Anlaşılamadığını düşünen, sürekli sorunla boğuştuğunu zanneden bir gençliğin dünyasına, ekmek kırıntıları bırakılarak çıkış yolu gösteriliyor.
Klinik Psikolog Mehmet Dinç’in sevilen kitabı Gençliğe Kitabe, içeriği zenginleştirilerek tekrar basılıyor. 4. Baskısında yeni ismiyle “Doğru olan Yenilmektir Bazen” kitabı, mutluluğu sorguluyor ve gerçeğe tekabül eden bir tarif ortaya koyuyor. Elektroniğe bağımlılığın da incelendiği bu kitapta, gençliğin iradesini güçlendirecek ve kendi yolunu çizmesini sağlayacak rehberlik sunuluyor.
Genç olmak hem kişi için hem de çevresi için zordur. Anlaşılamadığını düşünen, sürekli sorunla boğuştuğunu zanneden bir gençliğin dünyasına, ekmek kırıntıları bırakılarak çıkış yolu gösteriliyor. Klinik Psikolog Mehmet Dinç’in sevilen kitabı Gençliğe Kitabe, içeriği zenginleştirilerek tekrar basılıyor. 4. Baskısında yeni ismiyle “Doğru olan Yenilmektir Bazen” kitabı, mutluluğu sorguluyor ve gerçeğe tekabül eden bir tarif ortaya koyuyor. Elektroniğe bağımlılığın da incelendiği bu kitapta, gençliğin iradesini güçlendirecek ve kendi yolunu çizmesini sağlayacak rehberlik sunuluyor.
Din (İslam) (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Sosyoloji (BinKitap), Genel (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Klasik Yayınları, 368 sayfa, 9.1 puan, İlk Yayın: 1980
Basım Tarihi: 2015, isbn: 9786055245818, 4470 defa okundu
Çağdaş dünya, uzun zamandır süregelen ve sonu kestirilemeyen kesif bir ideolojik çatışmanın sahnesidir. Hepimiz bir şekilde bu çatışmalarla yüz yüzeyiz. Bu mücadele İçinde acaba İslâm'ın yeri neresidir? Bugünkü dünyayı şekillendiren süreçlerdeki rolü nedir? Doğu Batı Arasında İslâm tüm bu konuları geniş bir entelektüel ufuk içinde ele alıp cevaplandırmaya çalışıyor.
İnsanın yolculuğunun ilham ve hayret verici bir seklide bütünleştirilmiş bir analizi. Gücünün etki alanı, İslam'ın evrenselliğine ve güzelliğine canlandırıcı bir anlam veriyor.
Robin Woodsworth Carisen
Avrupa yüzyıllardır İslam'dan faydalanıyor, çoğunlukla da onay almadan ve karşılığında hiçbir sey vermeden. Simdi, Doğu Batı Arasında İslâm'm yayımlanmasıyla İslam'a borcunu ödemeye başladı.
Rasyonel, fakat duygulara hakaret etmiyor, bedeni kötülemeden ruhu yüceltiyor. Ancak onu bir sınır tası olarak ayrı tutan şey, tüm soylu fikirlerin doğasında bulunan bir tarzda ifade edilen doğaüstü bilgeliğidir. Şüphesiz, onun çağrısı zamanının ötesine geçecek, çünkü hayatı içine alıyor; ve hayattan daha mükemmel bir mevzu yok.
M. Tariq Quraishi
Aliya İzzetbegovic kendi rotasını çiziyor; cüretkâr ama büyüleyici.
-D. S. Balic-
Bir başyapıt; zaman, içindekileri teyit edecek.
-Prof. İsmail R. Al-Faruqi-
(Tanıtım Bülteninden
Yayınevi (Kitapyurdu): Nehir Yayınları, 0.00 0
Stok
Otoriteye itaat etmiş ve fakat inanmadığı yasaları hiçbir zaman benimsememiş Alija İzzetbegoviç, yaklaşık yarım yüzyıl ateist ve materyalist bir politik hegemonyanın çoraklaştırdığı topraklarda "Ölümünden sonra Allah'ın yeryüzünü diriltmesi" düşünceleriyle çevresini diriltmiş, onu izleyen ve okuyan insanların acılı ruhlarına Mesih'in kutlu nefesi gibi esmiştir. Bu yüzyılın başlarında Hind Yarım kıtasında nasıl Muhammed İkbal Doğu İslamı'nın derin ve şiirsel bir soluğu oldu ise, onun gibi aynı yüzyılın sonlarında Alija İzzetbegoviç de Batı İslamı'nın soluğu olmaya aday bilge bir kişiliktir. İzzetbegoviç yakın tarihimizin en önemli ve seçkin müslüman bilge düşünürlerinden biridir. Onun entelektüel birikiminin zenginliğini ve derinliğini anlamak için elinizdeki bu kitabını okumak yeterlidir.
Yayınevi (BinKitap): Maya Kitap, 168 sayfa, 7.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2013, isbn: 9786055675653, 17 defa okundu
“Antik ve modern çağın bilgelerinden seçilmiş sözlerle dolu bir hazine…”
- Milton -
Bu kitapta yer alan aforizmalar doğulu ve batılı kaynaklardan derlenmiştir.
Hint destanlarından alınan pasajlar... Buda öğretisinden örnekler… Diğer kanonik metinler, Talmud’dan Yahudi babalarının anlamlı sözleri… Aralarında Firdevsi, Sadi, Hafız, Nizami, Ömer Hayyam ve Cami’nin de bulunduğu Arap ve Farsi yazarların İslami ahlak felsefesi… Ayrıca Çin bilgeliğini yansıtan sözler ve Burma bilgelerinin didaktik sözleri…
Platon ve Aristoteles gibi Antik Yunan felsefesinin önde gelenleri… Tragedyanın öncülerinden Sofokles, komedyanın öcülerinden Menander… Roma düşünürlerinden Seneca ve Cicero… Rönesans edebiyatının ve hareketinin vazgeçilmezleri Rabelais ve Machiavelli… Montaigne’nin denemelerinden ve La Fontaine’nin fablarından seçkiler… Modern edebiyatın İtalya’daki simgesi Dante, İspanyol edebiyatının babası Cervantes ve Alman edebiyatının “devi” Goethe…
Yayınevi (Kitapyurdu): Maya Kitap, 174.00 TRY
Stok Mevcut
Bu kitapta yer alan aforizmalar doğulu ve batılı kaynaklardan derlenmiştir. Hint destanlarından alınan pasajlar... Buda öğretisinden örnekler… Diğer kanonik metinler, Talmud'dan Yahudi babalarının anlamlı sözleri… Aralarında Firdevsi, Sadi, Hafız, Nizami, Ömer Hayyam ve Cami'nin de bulunduğu Arap ve Farsi yazarların İslami ahlak felsefesi… Ayrıca Çin bilgeliğini yansıtan sözler ve Burma bilgelerinin didaktik sözleri… Platon ve Aristoteles gibi Antik Yunan felsefesinin önde gelenleri… Tragedyanın öncülerinden Sofokles, komedyanın öcülerinden Menander… Roma düşünürlerinden Seneca ve Cicero… Rönesans edebiyatının ve hareketinin vazgeçilmezleri Rabelais ve Machiavelli… Montaigne’nin denemelerinden ve La Fontaine’nin fablarından seçkiler… Modern edebiyatın İtalya’daki simgesi Dante, İspanyol edebiyatının babası Cervantes ve Alman edebiyatının “devi” Goethe…
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Siyaset-Politika (BinKitap), Tarih (BinKitap), Araştırma-İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ketebe Yayınları, 224 sayfa, 9.2 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 10 Eylül 2024, isbn: 9786256126206, 145 defa okundu
Ortadoğu’nun geçtiğimiz yüzyılında, hepsi de doğrudan doğruya Filistin ve Kudüs’le bağlantılı, dört önemli suikast gerçekleştirildi. Ürdün’ün ilk kralı Abdullah bin Hüseyin 20 Temmuz 1951’de, Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdulaziz 25 Mart 1975’te, Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Enver Sedat 6 Ekim 1981’de ve İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin 4 Kasım 1995’te öldürüldüler. Katillerin kimlikleri ve dünya görüşleri birbirinden tamamen farklı olsa da, bütün bu suikastların ortak bir noktası vardı: Hepsinde de maktuller, Filistin ve Kudüs’le ilgili attıkları adımlar nedeniyle cezalandırılmıştı.
Bölgenin dört karizmatik ve etkili liderinin sahneden çekilmesiyle sonuçlanan bu suikastlar, Filistin meselesinin bütün taraflarını, farklı amaç ve şekillerde politikalarını gözden geçirmeye ve hatta değiştirmeye zorladı. Etkileri ve artçı sarsıntıları günümüzde hâlâ bütün sıcaklığıyla hissedilen bu hadiseler, Filistin ve Kudüs konusunda Arapların da Yahudilerin de attığı ve at(a)madığı bütün adımları büyük ölçüde açıklamaktadır.
Geniş bir tarihî arka plan eşliğinde Kral Abdullah, Kral Faysal, Enver Sedat ve Yitzhak Rabin’in akıbetlerine odaklanan Dört Suikast –Filistin’i Sarsan Kurşunlar, aynı zamanda Filistin direniş tarihinin satır başlarını, Ortadoğu ülkelerinin Filistin politikalarını, Arap-İsrail savaşlarını, barış süreçlerini ve bölgenin yakın tarihindeki önemli dönüm noktalarını anlatan belgesel bir metin.
Ortadoğu’nun geçtiğimiz yüzyılında, hepsi de doğrudan doğruya Filistin ve Kudüs’le bağlantılı, dört önemli suikast gerçekleştirildi. Ürdün’ün ilk kralı Abdullah bin Hüseyin 20 Temmuz 1951’de, Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdulaziz 25 Mart 1975’te, Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Enver Sedat 6 Ekim 1981’de ve İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin 4 Kasım 1995’te öldürüldüler. Katillerin kimlikleri ve dünya görüşleri birbirinden tamamen farklı olsa da, bütün bu suikastların ortak bir noktası vardı: Hepsinde de maktuller, Filistin ve Kudüs’le ilgili attıkları adımlar nedeniyle cezalandırılmıştı. Bölgenin dört karizmatik ve etkili liderinin sahneden çekilmesiyle sonuçlanan bu suikastlar, Filistin meselesinin bütün taraflarını, farklı amaç ve şekillerde politikalarını gözden geçirmeye ve hatta değiştirmeye zorladı. Etkileri ve artçı sarsıntıları günümüzde hâlâ bütün sıcaklığıyla hissedilen bu hadiseler, Filistin ve Kudüs konusunda Arapların da Yahudilerin de attığı ve at(a)madığı bütün adımları büyük ölçüde açıklamaktadır. Geniş bir tarihî arka plan eşliğinde Kral Abdullah, Kral Faysal, Enver Sedat ve Yitzhak Rabin’in akıbetlerine odaklanan Dört Suikast –Filistin’i Sarsan Kurşunlar, aynı zamanda Filistin direniş tarihinin satır başlarını, Ortadoğu ülkelerinin Filistin politikalarını, Arap-İsrail savaşlarını, barış süreçlerini ve bölgenin yakın tarihindeki önemli dönüm noktalarını anlatan belgesel bir metin.
Roman (BinKitap), Tarih (BinKitap), İngilizce (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Kronik Kitap Yayınları, 416 sayfa, 8.8 puan, İlk Yayın: 2023
Basım Tarihi: Nisan 2023, isbn: 9786256989429, 59 defa okundu
BİR SOLUKTA DÜNYANIN VE UYGARLIĞIN TARİHİ…
Yazdığı yirmiden fazla kitap ve aldığı çok sayıda uluslararası ödülle adından söz ettiren, Dünya Tarihi kitabı Türkçenin yanı sıra pek çok dile tercüme edilen usta tarihçi William H. McNeill, okurlarının karşısına bu kez oğluyla birlikte kaleme aldığı Kısa Dünya Tarihi’yle çıkıyor.İnsanlık olarak daima geçmişimizi merak ederiz. İnsan türünün nasıl ortaya çıktığına, dünyayı nasıl etkilediğine ve dünyanın insanı nasıl etkilediğine dair sorular sorarız. Kimimiz bu soruların üzerinde pek durmazken, kimimiz ise ciddi araştırmalar yapar, yoğun şekilde çalışır ve cevaplar üretir. Ünlü tarihçiler William H. McNeill ve John R. McNeill da bu sorulara ciddi araştırmalarla cevap vermek isteyenlerden.İlk uygarlıklar nasıl, ne zaman ve nerede ortaya çıktılar?Yahudilik, Hıristiyanlık, Budizm ve İslam, doğdukları coğrafya ve ötelerinde nasıl birleştirici güç haline geldi?Neden tarım yedi kez, buhar makinesi ise bir kez icat edildi?Ticaretin ve etkileşimin artışı insanlığı nasıl geliştirdi?Baba-oğul iki önemli tarihçi, dünyaya batı odaklı bakmak yerine bu sorulara daha geniş pencereden özgün cevaplar bularak okuru Japon Takımadaları’ndan Meksika Körfezi’ne, Afrika savanalarından Sibirya’nın donmuş tundralarına eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Kısa Dünya Tarihi, Gılgamış gibiantik krallardan Napolyon gibi şanlı imparatorlara, mucitlerden bilim adamlarına, Mezopotamya’dan Roma’ya, Rönesans’tan Fransız Devrimi’ne, Yüz Yıl Savaşları’ndan İkinci Dünya Savaşı’na insanlığın bugüne dek göçlerle, savaşlarla, büyük kıyımlarla, ticaretle ve devrimlerle etkileşime girdiği uygarlık noktalarına odaklanıyor ve yoğun bir okuma deneyimi sunuyor.Çevresel veya kültürel her türlü kalıptan kaçınan Kısa Dünya Tarihi, zengin, canlı ve sürükleyici anlatımıyla bizi dünya ve insanlık tarihinde keyifli bir yolculuğa çıkarıyor. Kısa Dünya Tarihi, insanlığın binlerce yıllık tarihini merak eden herkesin okuması gereken bir kitap.
Yayınevi (Kitapyurdu): İmge Kitabevi, 0.00 0
Stok
İnsanlığın ekonomik, toplumsal, düşünsel evrimine uygar toplumlar kadar yerleşik çiftçi ve göçebe çoban toplulukların, Batı kadar Batı dışındaki kültürlerin katkılarını da vurgulamaktadır; Üretim teknolojilerinin yanı sıra savaş teknolojilerinin etkilerini, uygarlıklararası etkileşimle dünya çapında kurulan ve bozulan dengeleri, hegemonyaları ve barbar topluluklar ile uygar toplumların kapışmalarını izlemektedir. Dünya tarihini -okunabilir kalınlıkta- tek bir cilde sığdırmasıyla ün kazanan bu yapıt, üç kronoloji tablosu, kırk bir haritası, insanın kültürel gelişmesini sanat yapıtlarında izleme olanağı veren yetmiş beş fotoğrafıyla, farklı kuramlara dayanan inanılmaz zenginlikte ve çeşitlilikte kaynak yapıtlar listeleriyle gerçek bir genel kültür hazinesidir. McNeill'in tarih anlayışlarını ve kendi tarihi anlayışında oluşan değişikliği anlatan bu Türkçe çeviriye alınan 1994 tarihli "Dünya Tarihinin Değişen Biçimi" yazısı ile Alâeddin Şenel'in kitaptan derlediği "Kronoloji" ekleri yapıtın kaynak ve başvuru niteliğini artırıyor.
Basım Tarihi: Ağustos 2001, isbn: 9789756910245, 161 defa okundu
Tanınmış dünya tarihçisi Marshall G. S. Hodgson´ın elinizdeki eseri, en temelde, modernliğin tarihsel karşılıklarını ortaya çıkarmak ve modernliğe doğru yaşanan ´devasa´ dönüşümü temellendirmek amacını taşıyor. Hodgson, bu çerçevede dönemin egemen paradigması durumundaki modernleşme kuramının sahip olduğu Batı merkezli tarih tasavvurunu eleştirel bir süzgeçten geçirdikten sonra dünya tarihine ilişkin yeni bir kavramsal çerçeve geliştirme arayışına girmektedir.
Söz konusu çerçeve içerisinde küresel bir tarih anlayışı geliştirmeye çalışan Hodgson, Batı´nın yükselişinden İslam medeniyetinin seyrine, Batılılaşma´dan kültürel tarzların oluşumuna kadar birçok tarihsel olguyu modernlikle ilişkileri temelinde yeniden okumayı deniyor. Hodgson bu çalışmada; Avrupa´nın ve İslam´ın küresel bağlamdaki karşılıkları, tarihsel açıdan toplumlararası ilişkiler, Batı´nın yaşadığı ´büyük dönüşüm´, haritacılığın dünya siyaseti açısından önemi, medeniyet incelemelerinde tarihsel yöntem sorunu, dünya tarihinde nesnellik arayışı, modernliğin gelişimi ve İslam´ın modernlik karşısındaki konumu gibi konuları ele almaktadır.
Bu eser, yazarının temel tezlerini en iyi şekilde yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda dünya, Avrupa ve İslam tarihlerini ´yeni bir perspektif´le derinlemesine ele alıyor. Dünya Tarihini Yeniden Düşünmek bu anlamda bilgi yoğun içeriğinin yanında Avrupalı teleojilerin sunduğu tarih perspektifi ile hesaplaşmayı deneyen özgün bir tarih metni olarak karşımıza çıkıyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): Yöneliş Yayınları, 0.00 0
Stok
Hodgson bu çalışmada; Avrupa'nın ve İslam'ın küresel bağlamdaki karşılıkları, tarihsel açıdan toplumlararası ilişkiler, Batı'nın yaşadığı 'büyük dönüşüm', haritacılığın dünya siyaseti açısından önemi, medeniyet incelemelerinde tarihsel yöntem sorunu, dünya tarihinde nesnellik arayışı, modernliğin gelişimi ve İslam'ın modernlik karşısındaki konumu gibi konuları ele almaktadır. Bu eser, yazarının temel tezlerini en iyi şekilde yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda dünya, Avrupa v İslam tarihlerini 'yeni bir perspektif'le derinlemesine ele alıyor. Dünya Tarihini Yeniden Düşünme bu anlamda bilgi yoğun içeriğinin yanında Avrupalı teleojilerin sunduğu tarih perspektifi ile hesaplaşmayı deneyen özgün bir tarih metni olarak karşımıza çıkıyor.
Edebiyat (BinKitap), Söyleşi-Röportaj (BinKitap), Hitabet-Söyleşi (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): TK Kitap, 288 sayfa, 9.2 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Haziran 2019, isbn: 9786052169209, 3980 defa okundu
Bu toprakların derin bilgeliği, bugünü yeniden inşa etmekte bize nasıl bir yol gösterebilir? Gönül, “Çalab’ın tahtı”dır, ses verir; yeter ki biz onun fısıltısını işitelim. Kalp bağırıp çağırmaz, sadece fısıldar.
Sadettin Ökten ve Kemal Sayar’ın bir çağrışımlar denizinde yol alan doğaçlama konuşmalarından oluşan Dünyaya Geldim Gitmeye adlı kitabın duygusal dokusunu, umut ve iyimserlik teşkil ediyor. Etkin bir iyimserlik.
Bu satırlarda yılgınlık ve yeise yer yok. İnsan, elindeki imkânları daha soylu bir hayat sürmek için seferber etmek zorundadır: Gönlü mihver alan bir yolculukta, ödev ahlâkı ve sorumluluk bilinciyle yaşamak. Üzerinde yaşadığımız mübarek toprağın ve altında nefes alıp verdiğimiz mübarek gökyüzünün bize yüklediği emanet şuurunun farkında olmak.
İnsan, anlamdan boşaltılmış bir kâinatı ancak bu şekilde yeniden ışıklandırabilir, kozmik yalnızlığından kurtularak, “Allah bes, bâkî heves” dediği bir birlik düşüncesine ulaşabilir.
Geldik gidiyoruz, bütün mesele “aşk ile ânı seyretmek”.
Yayınevi (Kitapyurdu): TK Kitap, 0.00 0
Stok
Bu toprakların derin bilgeliği, bugünü yeniden inşa etmekte bize nasıl bir yol gösterebilir? Gönül, “Çalab’ın tahtı”dır, ses verir; yeter ki biz onun fısıltısını işitelim. Kalp bağırıp çağırmaz, sadece fısıldar. Sadettin Ökten ve Kemal Sayar’ın bir çağrışımlar denizinde yol alan doğaçlama konuşmalarından oluşan Dünyaya Geldim Gitmeye adlı kitabın duygusal dokusunu, umut ve iyimserlik teşkil ediyor. Etkin bir iyimserlik. Bu satırlarda yılgınlık ve yeise yer yok. İnsan, elindeki imkânları daha soylu bir hayat sürmek için seferber etmek zorundadır: Gönlü mihver alan bir yolculukta, ödev ahlâkı ve sorumluluk bilinciyle yaşamak. Üzerinde yaşadığımız mübarek toprağın ve altında nefes alıp verdiğimiz mübarek gökyüzünün bize yüklediği emanet şuurunun farkında olmak. İnsan, anlamdan boşaltılmış bir kâinatı ancak bu şekilde yeniden ışıklandırabilir, kozmik yalnızlığından kurtularak, “Allah bes, bâkî heves” dediği bir birlik düşüncesine ulaşabilir. Geldik gidiyoruz, bütün mesele “aşk ile ânı seyretmek”.
Antropoloji-Etnoloji (BinKitap), Genel (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Varlık Yayınları, 198 sayfa, 8.0 puan, İlk Yayın: Nisan 2004
Basım Tarihi: 2005, isbn: 9789754342802, 268 defa okundu
Profesör Nisbet'in kültürel psikoloji alanında çığır açacak uluslararası araştırmalarını belgeleyen Düşüncenin Coğrafyası, doğruluğuyla ikna edici ve vardığı sonuçlarla şaşırtıcı görünen bir dizi karşılaştırmalı incelemede şu tür sorulara yanıt arıyor:
Kadim Çinliler neden Yunanlılar gibi geometride değil de sadece cebir ve aritmetikte başarılı olmuşlardır?
Doğu Asyalılar bir nesneyi çevresinden soyutlamakta neden
zorlanırlar?
Batılı bebekler isimleri fiillerden daha hızlı öğrenirken, Doğu
Asya'da neden tam tersi geçerlidir?
Bu bilişsel farklılıkların uluslararası siyasetin geleceği açısından
ne gibi sonuçları olabilir? Bunlar Fukuyama'nın "tarihin sonu"
senaryosunu mu, yoksa Hungtington'un "uygarlıklar çatışması'nı
mı desteklemektedir?
Profesör Nisbett'e göre, insanların dünya hakkındaki farklı düşünce ve görüşlerinin nedeni farklı ekolojiler, toplumsal yapılar, felsefeler ve eğitim sistemleridir. Feng şui'den metafiziğe, karşılaştırmalı dilbilimden ekonomi tarihine kadar, Aristoteles'in çocuklarıyla Konfüçyüs'ün soydaşları bir uçurumla birbirinden ayrılmaktadır. Kültürler arası anlayışa gereksinim duyduğumuz ve işbirliğinin her zamankinde daha önemli olduğu bir dönemde bu kitap, o uçurumun haritasıyla birlikte aradaki boşluğu kapatabilecek köprünün ozalitini de sunuyor.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Eğitim (BinKitap), Diğer (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Edam Yayıncılık, 301 sayfa, 8.4 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Eylül 2017, isbn: 9786051692296, 1466 defa okundu
Okulun gerçek meselesi öğrenmek değil, başarıdır. Okulda dikkatler hiçbir zaman düşünme ya da performans kalitesine yönelmiş değildir; dikkatler tamamen farklı bir şeye, başaranların attıkları şeref turuna yetişmeye yönelmiştir.
Eğitim: Bir Kitle İmha Silahı adlı çalışma, John Taylor Gatto’nun, geleneksel okul eğitimi yaklaşımlarına geliştirilen eleştirilere eklediği tüyler ürpertici bir metafor…
Gatto bu çalışmasında, okulun insana verdiği zararın rasyonel ve kasıtlı olduğunu gösteriyor. Gatto’ya göre modern pedagojinin esas işlevi, nüfusu yönetilebilir kılmak. Zorunlu eğitim tuzağından kurtulmayı başarabilmiş insanlara ilişkin örneklerle dolu bu kitap, kişisel potansiyeli gerçekleştirmenin temel şartının farklı bir yetiştirilme ve beceri edinme şekli ile mümkün olabileceğini ortaya koyuyor. Gatto buna, “açık kaynak öğrenme” adını veriyor.
Acil sorunlara cevap veren ve bazı tartışmaları da beraberinde getireceği muhakkak olan bu kitap, mevcut eğitim sistemine dair şüphelere sahip olan herkesin ilgisini çekecek.
Yayınevi (Kitapyurdu): Edam Yayıncılık, 338.00 TRY
Stok Mevcut değil
Eğitim: Bir Kitle İmha Silahı adlı çalışma, John Taylor Gatto’nun, geleneksel okul eğitimi yaklaşımlarına geliştirilen eleştirilere eklediği tüyler ürpertici bir metafor… Gatto bu çalışmasında, okulun insana verdiği zararın rasyonel ve kasıtlı olduğunu gösteriyor. Gatto’ya göre modern pedagojinin esas işlevi, nüfusu yönetilebilir kılmak. Zorunlu eğitim tuzağından kurtulmayı başarabilmiş insanlara ilişkin örneklerle dolu bu kitap, kişisel potansiyeli gerçekleştirmenin temel şartının farklı bir yetiştirilme ve beceri edinme şekli ile mümkün olabileceğini ortaya koyuyor. Gatto buna, “açık kaynak öğrenme” adını veriyor. Acil sorunlara cevap veren ve bazı tartışmaları da beraberinde getireceği muhakkak olan bu kitap, mevcut eğitim sistemine dair şüphelere sahip olan herkesin ilgisini çekecek.
Roman (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Roman (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Nesil Yayınları, 256 sayfa, 9.4 puan, İlk Yayın: Haziran 2014
Basım Tarihi: Temmuz 2022, isbn: 9786051622606, 8080 defa okundu
Bir ses var insanın içinde... Hiç susmayan, hep konuşan...
Şimdi sus ve kendini dinle kâri. Dinle ki hâlâ sesler geliyor içinden. Sussan da susamıyorsun. Durduramıyorsun içinden gelen bu sesi. İsmine "nefs" diyorlar. Diler misin bu kez biz konuşalım o içimizdeki nefsle? Aşk diyarına Hüdâyî kapısından girip nefs ile cenk edelim ister misin?
Şimdi nefsinle konuşacağın bir hikâye anlatacağım sana kâri. Nefsinin konuşacağı bir hikâye... Sen de ki "hayal," ben diyeyim ki "muhal, imkânsız." Lakin şunu bil; ben inandım ki içimize bunları düşüren dahi nefsimizdir. Bizi durduran ve kandıran da nefsimizdir. Ve hatta şu anda içinde bir ses varsa ve "Okuma bu kitabı, bırak" diyorsa sana, inan ki o da nefsinin sesidir.
Hem her kitap bir kişi için yazılır kâri. Belki de bu kitap yalnızca senin için yazılmıştır...
Yayınevi (Kitapyurdu): Nesil Yayınları, 173.00 TRY
Stok Mevcut
Bir ses var insanın içinde... Hiç susmayan, hep konuşan... Şimdi sus ve kendini dinle kâri. Dinle ki hâlâ sesler geliyor içinden. Sussan da susamıyorsun. Durduramıyorsun içinden gelen bu sesi. İsmine “nefs” diyorlar. Diler misin bu kez biz konuşalım o içimizdeki nefsle? Aşk diyarına Hüdâyî kapısından girip nefs ile cenk edelim ister misin? Şimdi nefsinle konuşacağın bir hikâye anlatacağım sana kâri. Nefsinin konuşacağı bir hikâye... Sen de ki “hayal,” ben diyeyim ki “muhal, imkânsız.” Lakin şunu bil; ben inandım ki içimize bunları düşüren dahi nefsimizdir. Bizi durduran ve kandıran da nefsimizdir. Ve hatta şu anda içinde bir ses varsa ve “Okuma bu kitabı, bırak” diyorsa sana, inan ki o da nefsinin sesidir. Hem her kitap bir kişi için yazılır kâri. Belki de bu kitap yalnızca senin için yazılmıştır...
Roman (BinKitap), Dünya Klasikleri (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Felsefe-Düşünce (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İş Bankası Kültür Yayınları, 51 sayfa, 7.3 puan, İlk Yayın: 1989
Basım Tarihi: Mart 2021, isbn: 9786053328926, 18302 defa okundu
Altmışlı ve yetmişli yıllarda Batı Avrupa ve ABD gençliği arasında en yaygın okunan ve tartışılan yazarlardan biridir. Halil Cibran ve 1974'de "Ermiş"in, Aytunç Altındal tarafından Türkçe'ye kazandırılmasıyla ülkemizde de tanınmaya başladı ve ilgi gördü. Yaşadığı günlerde kitaplara egemenlerce, tehlikeli, ihtilalci ve gençliği zehirleyici bulunarak meydanlarda yakılmış, kendisi de Maonit Katolik Kilisesi'nce afaroz edilmiştir. Fakat Cibran, inançlarından ödün vermez ve şöyle der:
"Bunlar ve diğer öğretilenlerden söz edişim nedeniyledir ki cezaya çarptırılıp, sürgüne gönderildim ve kilise tarafından afaroz edildim... Geçirdiğim yıllarda hiçbir pişmanlığa kapılmış değilim. Gerçeği arayıp da acı çekmeye mahkumdur."
Ermiş'in Bahçesi, Cibran'ın ölümünden sonra yayımlanmıştır. Ermiş'in devamı sayılıyor. Bilge, "Ermiş"te Orphalese kentinden bindiği gemiden, yolculuğunu tamamlayarak bu kitapta iner.
(Tanıtım Bülteninden)
Cibran'ın en sevilen yapıtı Ermiş'in devamı olan Ermişin Bahçesi, yazarın ölümünden sonra, 1933'te yayımlandı. Ermiş'in sonunda on iki yılını geçirdiği Orphalese kentinden ayrılarak denize açılan El Mustafa, doğduğu adaya, annesiyle babasının ebedi uykularına daldıkları bahçeye döner. Uzun bir aradan sonra müritleriyle yeniden bir araya gelmiştir. Onlara ayrılıktan, yalnızlıktan, zamandan, insanla insanı, insanla doğayı birleştiren bağlardan söz eder. Sözlerinde mutlu ve aydınlık bir hayatın sırları gizlidir yine.
Yayınevi (Kitapyurdu): Kapı Yayınları, 117.00 TRY
Stok Mevcut değil
Ermiş’in oldukça yalın bir hikâyesi var. Allah’ın sevgili kulu Mustafa’yı on iki yıl yaşadığı Orfalis’ten onu doğduğu yere götürecek gemi limana yanaşır. Etrafında toplanan insanlar gitmemesi için ona yalvarırlar. Ermiş, gitmekte karalıdır. Ama aşk, güzellik, dostluk, evlilik gibi hemen her konuda Orfalislilerin sorularını cevaplamadan ayrılmayacaktır. Ve bir şair öne çıktı, “Bize Güzellik’ten söz et! dedi, Güzellik’ten ve Güzel Olan’dan!” Şunları söyledi, Ermiş: “Ben derim ki, güzellik bir ihtiyaç değil, bir coşkudur, bir erinçtir. Ne susamış bir ağızdır güzellik, ne de uzanmış boş bir el. Fakat daha çok da tutuşmuş bir gönüldür ve büyülenmiş bir ruh...”
Deneme-İnceleme (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Fecr Yayınları, 453 sayfa, 0.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: , isbn: 9786055482817, 6 defa okundu
İnsanların seçimlerine, giyim kuşamlarına, yeme-içme alışkanlıklarına, zaman ve mekan tasavvurlarına, kısaca yaşama biçimlerine yansıyan dağınıklık, düzeysizlik, basitçe bir zevk meselesi olarak asla değerlendirilemez. Bizce bu durum temelde bir akıl yürütme sorunu olduğu gibi zamanla oluşan bir estetik algı bozukluğu veya estetik yoksunluğu olarak ta görülebilir...
Yayınevi (Kitapyurdu): Fecr Yayınları, 217.00 TRY
Stok Mevcut
İnsanların seçimlerine, giyim kuşamlarına, yeme-içme alışkanlıklarına, zaman ve mekân tasavvurlarına, kısaca yaşama biçimlerine yansıyan dağınıklık, düzeysizlik, basitçe bir zevk meselesi olarak asla değerlendirilemez. Bizce bu durum temelde bir akıl yürütme sorunu olduğu gibi zamanla oluşan bir estetik algı bozukluğu veya estetik yoksunluğu olarak ta görülebilir...
İslam dünyasında "huccetu'l-islam" olarak tanınan İmam Gazzali, 1058-1111 yılları arasında yaşayan devrinin en büyük islam alimi, kelamcısı, eğitimcisi, fizolofu ve ahlakcısıdır. "eyyühe' l-veled" Ey Oğul! İsmiyle hazırladığı bu ünlü risalesinde Gazzali; çocuğun ideal bir çevrede bulunduğunu farkederek, taklid yönünden çocuğa sadece büyükler gibi davranmanın gerekliliğini tavsiye ediyor ve tembihliyor. Şu kadar ki Gazzali, bu eserinde, çocuğun şahsında aslında vermek istediği terbiye modelini büyüğe de tatbik etmeyi ihmal etmiyor!. Çünkü bu eser; aslında ideal bir toplum hayatının, ideal bir aile müessesesinin ve ideal bir yaşayış tarzının, aile ve toplum fertleri arasındaki müşterek fazilet ve davranış biçimlerinin tarif ve tasvirlerini veriyor. Eserin eğitim açısından önemi, bilhassa bu yöndedir. Elinizdeki bu eser; Osmanlı müelliflerinden Süleyman Çarağ'ın tercümesi olan metninden tertip ve tanzim edilmiştir.
Hikaye (Öykü) (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Hikaye (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Dergâh Yayınları, 208 sayfa, 7.7 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 8 Ekim 2025, isbn: 9786255629180, 453 defa okundu
Türk hikâyeciliğinin usta ismi Mustafa Kutlu’dan yeni bir hikâye, Ezanı Beklerken.
Kutlu bu hikâyesinde de kendine has üslûbuyla bizleri hayatın içinden bir yolculuğa çıkarıyor. Ailelerinin rızasını almadan evlenen bir çiftin köyden kaçıp Hayâl Otel’e sığınmasıyla başlayan hikâye, otelin sakinlerini tanıdıkça derinleşiyor. Her biri kendi hikâyesini içinde taşıyan bu karakterler, zamanla içimizde yer ediyor.
Gönülleri ısıtacak yeni hikâyesiyle Mustafa Kutlu, Ezanı Beklerken.
Türk hikâyeciliğinin usta ismi Mustafa Kutlu’dan yeni bir hikâye, Ezanı Beklerken. Kutlu bu hikâyesinde de kendine has üslûbuyla bizleri hayatın içinden bir yolculuğa çıkarıyor. Ailelerinin rızasını almadan evlenen bir çiftin köyden kaçıp Hayâl Otel’e sığınmasıyla başlayan hikâye, otelin sakinlerini tanıdıkça derinleşiyor. Her biri kendi hikâyesini içinde taşıyan bu karakterler, zamanla içimizde yer ediyor. Gönülleri ısıtacak yeni hikâyesiyle Mustafa Kutlu, Ezanı Beklerken.
Bugün, bireysel tutum ve davranışlardan kurumsal ilişkilere kadar her alanda derinleşen krizlerin girdabındayız. “Ne pahasına olursa olsun...” elde edilen başarıyı kutsayan bir çıkar ahlakı; yaşamın anlamını, değerlerimizi ve ilişkilerimizi yıpratıyor. Yazar, bu sorunun çözümünü “farkındalık”ta buluyor. Ancak bu farkındalık, kişisel gelişim furyasının tükettiği bir kavram değil; saf bir arayışın koşulu ve ürünü olan idrak çağrısıdır. Çünkü gerçek arayış; bir yere varmayı değil, sürekli yolda olmayı gerektirir. Farkındalık yolculuğuna çıkmayı gerektirir. Gelin; siz de idrak, irade ve eylem bütünlüğü içinde bir mücadeleyle krizleri aşmanın ve içten gelen bir güçle hayatın içinde fark edilmenin yollarını keşfedin. Unutmayın ki, farkındalığını geliştiren ve kendini değiştiren kişi; görülür, gelişir ve olgunlaşır.
Yayınevi (BinKitap): Risale Yayınları, 270 sayfa, 8.4 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Temmuz 2020, isbn: 9789756223420, 144 defa okundu
İslam dünyasındaki büyük ilgi gören ve Türkçemize de İslam Fıkhı Ansiklopedisi adıyla tercüme edilen fıkıh sahasında en geniş eserin sahibi Prof. Dr. Vehbe Zuhayli bu eserinde fıkıh usulünü konu ediniyor. Fıkıh usulü, müçtehidlerin içtihad ve delil çıkarmak için koydukları esaslar olup islam hukukunu anlamada temel, -ister nasla ister kıyasla sabit olsun- dini hükümleri anlamada kılavuz olan bir ilimdir. Bu yüzden dini ilimleri öğreten veya öğrenen hiçbir kimse bu ilimden müstağni olamaz. Yazar böylesine mühim olan bu ilmi ana hatlarıyla ortaya koymaktai girift ve zor meselelerin anlaşırlılığını sağlamakta ve usule ait kavramların tatbikatı üzerine yoğunlaşmaktadır.
Fıkıh usulü, İslâm hukukçularının ictihad ve delil çıkarmak için koydukları bir esas olup dini anlamada ve kanun koymada kılavuz olan bir ilimdir. Bu açıdan İslâmın hukuk metodolojisidir. Yazar bu ilmi ana hatlarıyla ortaya koymakta ve yönteme ait kavramların uygulamaları üzerine yoğunlaşmaktadır.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Fıkıh (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İsam - İslam Araştırmaları Merkezi, 375 sayfa, 9.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 1 Ocak 2014, isbn: 9789753899314, 15 defa okundu
Fıkıh usulü dinin temel kaynaklarının nasıl anlaşılması gerektiğini, bu kaynaklardan hareketle ibadet ve hukukla ilgili meselelere hangi metotlarla çözüm getirilebileceğini inceleyen bir ilim dalı olarak tarih boyunca sayısız esere konu edilmiş, İslâm hukuk düşüncesinin temel ilkelerini içermesi bakımından hem aklî hem naklî bir özellik taşıdığı için de metodolojiyle ilgili çalışmaların her zaman merkezinde yer almıştır. Kitapta, özellikle Gazzâlî sonrası dönem dikkate alınarak, bütün ilimler için geçerli olduğu kabul edilen kavramlar çerçevesinde fıkıh usulünün mahiyeti ve gayesi araştırılmaktadır.
Yayınevi (Kitapyurdu): İsam - İslam Araştırmaları Merkezi, 341.00 TRY
Stok Mevcut
Fıkıh usulü, dinin temel kaynaklarının nasıl anlaşılması gerektiğini, bu kaynaklardan hareketle ibadet ve hukukla ilgili meselelere hangi metotlarla çözüm getirilebileceğini inceleyen bir ilim dalı olarak tarih boyunca sayısız esere konu edilmiştir. İslâm hukuk düşüncesinin temel ilkelerini ve metodolojisini içermesi bakımından, hem aklî hem de naklî bir özellik taşıyan bu disiplin, metodolojiyle ilgili çalışmaların her zaman merkezinde yer almıştır. İslâm muhitinde yaygın olan ilimlere dair ortak bir metodoloji ve ortak bir ilim dili tesis edilmesine yönelik çabaların yoğunlaştığı Gazzâlî sonrası dönemde, fıkıh usulünün de söz konusu çabalardan etkilendiği görülür. Bu çalışmada, özellikle Gazzâlî sonrası dönem dikkate alınarak, bütün ilimler için geçerli olduğu kabul edilen kavramlar çerçevesinde fıkıh usulünün mahiyeti ve gayesi araştırılmaktadır. Söz konusu kavramlar, öncelikle fıkıh usulünden bağımsız olarak ortaya konulup inceledikten sonra fıkıh usulüne tatbik edilmiş, ardından da modern Batı hukuk düşüncesi çerçevesinde Batılı hukuk disiplinleriyle fıkıh usulünün mahiyet ve gaye bakımından bir mukayesesi yapılmıştır.
Din (İslam) (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Kültür (BinKitap), Coğrafya (BinKitap), Araştırma-İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ketebe Yayınları, 115 sayfa, 9.1 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Nisan 2023, isbn: 9786256910294, 624 defa okundu
İslâm'ın ilk kıblesi Mescid-i Aksâ'ya ev sahipliği yapan Filistin, Kur'ân'da içi ve çevresi bereketlerle doldurulan bir coğrafya olarak tanımlanır. Söz konusu bereketin bir kısmı zâhirdir, gözle görülür; bir kısmı da bâtındır, fark edebilmek için derinlemesine bakmak, tefekkürle anlamak ve dikkatle yorumlamak gerektirir.
Âlem-i İslâm Yazıları'nın Filistin'e dair metinleri ihtiva eden bu ikinci kitabı, bir yandan bölgenin iç dengelerine odaklanırken, diğer yandan geçmişten geleceğe bilgi odaklı köprüler kurmayı deniyor.
1948'de İsrail'in kurulmasıyla artık uluslararası bir problemler yumağına dönüşen Filistin, bugün sadece ''sorun'' denkleminde değerlendirilse de, şüphesiz bu ilginin çok daha fazlasını hak ediyor.
Basım Tarihi: 15 Kasım 2019, isbn: 9786057838285, 167 defa okundu
Kişilik kavramını anlamak, kişiliğin içinde barındırdıklarını ve oluşumunu keşfetmek, bazı kişilik özellikleri sebebiyle birlikte yaşamakta zorluk çektiğiniz insanlarla daha uyumlu bir hayat sürebilmek istiyorsanız elinizde tuttuğunuz kitaba bir göz atmanız yeterli olacaktır.
İlişkilerinizde yaşadığınız sıkıntılarda danıştığınız, kendisine güvendiğiniz, tecrübeli, bilgili insanlara koşma alışkanlığınız bu kitapla dönüşüme uğrayacak.
Çıkmaza girdiğinizde farkında olmadan hangi savunma mekanizmalarına sığınıyorsunuz?
Mükemmeliyetçi patronunuza yaptığınız işi nasıl beğendirirsiniz?
Cimri misiniz, değil misiniz? Ya babanız cimriyse? Ondan nasıl harçlık alacaksınız?
Şüpheci eşinizin arkasından dolap çevirmediğinizi ona hangi metotlarla ispatlayabilirsiniz?
Pasif agresif elemanınıza işini yaptıramıyor musunuz?
Yapacağı sahtekârlığa sizi de ortak etmek isteyen arkadaşınızdan kurtulmanın yollarını bulamadınız mı?
Prof. Dr. Erol Göka ve Doç. Dr. Murat Beyazyüz bunları ve daha fazlasını hayatınızı tadına vararak yaşayabilmeniz için geçimsizler’de kaleme aldılar.
Yayınevi (Kitapyurdu): Kapı Yayınları, 0.00 0
Stok
Kişilik kavramını anlamak, kişiliğin içinde barındırdıklarını ve oluşumunu keşfetmek, bazı kişilik özellikleri sebebiyle birlikte yaşamakta zorluk çektiğiniz insanlarla daha uyumlu bir hayat sürebilmek istiyorsanız elinizde tuttuğunuz kitaba bir göz atmanız yeterli olacaktır. İlişkilerinizde yaşadığınız sıkıntılarda danıştığınız, kendisine güvendiğiniz, tecrübeli, bilgili insanlara koşma alışkanlığınız bu kitapla dönüşüme uğrayacak. Çıkmaza girdiğinizde farkında olmadan hangi savunma mekanizmalarına sığınıyorsunuz? Mükemmeliyetçi patronunuza yaptığınız işi nasıl beğendirirsiniz? Cimri misiniz, değil misiniz? Ya babanız cimriyse? Ondan nasıl harçlık alacaksınız? Şüpheci eşinizin arkasından dolap çevirmediğinizi ona hangi metotlarla ispatlayabilirsiniz? Pasif agresif elemanınıza işini yaptıramıyor musunuz? Yapacağı sahtekârlığa sizi de ortak etmek isteyen arkadaşınızdan kurtulmanın yollarını bulamadınız mı? Prof. Dr. Erol Göka ve Doç. Dr. Murat Beyazyüz bunları ve daha fazlasını hayatınızı tadına vararak yaşayabilmeniz için geçimsizler’de kaleme aldılar.
Edebiyat (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Profil Kitap, 200 sayfa, 8.5 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Nisan 2020, isbn: 9789759969509, 1196 defa okundu
İnsan yorgunluktan ibarettir.
Gelir, yorulur ve gider.
Hayatın bir yolculuk olduğuna
inanıyoruz. Gitmek için geldik.
Bu yaşıma kadar gördüğüm güzellik
ve inceliklerin bir kısmı bu kitapta
bulunuyor. Geldik Sayılır, on beş yıl
boyunca kaleme aldığım gezi ve
dostluk yazılarından oluşuyor. Biraz
da hatıralar, hevesler.
Elbette gitmek istediğim halde
gidemediğim yerler de var. Ahlat,
Gelendost, Sultandağı gibi. Belki
oraları da görme imkânım olur ve
kitaptaki yerlerini alırlar.
Yayınevi (Kitapyurdu): Profil Kitap, 0.00 0
Stok
İnsan yorgunluktan ibarettir. Gelir, yorulur ve gider. Hayatın bir yolculuk olduğuna inanıyoruz. Gitmek için geldik. Bu yaşıma kadar gördüğüm güzellik ve inceliklerin bir kısmı bu kitapta bulunuyor. Geldik Sayılır, on beş yıl boyunca kaleme aldığım gezi ve dostluk yazılarından oluşuyor. Biraz da hatıralar, hevesler. Elbette gitmek istediğim halde gidemediğim yerler de var. Ahlat, Gelendost, Sultandağı gibi. Belki oraları da görme imkânım olur ve kitaptaki yerlerini alırlar.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Kültür (BinKitap), Araştırma-İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Timaş Yayınları, 272 sayfa, 8.5 puan, İlk Yayın: Ocak 1981
Basım Tarihi: Haziran 2025, isbn: 9786050828634, 1869 defa okundu
Roger Garaudy, bu kitabında şu çığlığı atıyor: Batı’yı Ortaçağ karanlığından, barbarlıktan, cahillikten ve canlı cenazelikten dün İslâm kurtarmıştı!
Bugün de gerekli gereksiz, yararlı yararsız ve hatta zararlı her bir şeyi imal eden ve insanlara bunları reklamlarla vazgeçilmez ihtiyaçlarmış gibi sunan, körü körüne üretip körü körüne tüketen ve tükettiren Batı’yı bu korkunç sapmadan yine İslâm kurtaracaktır!
Ya İslâm’ın eşsiz bilgeliği, kültürü ve medeniyetiyle tanışıp onun kurtarıcı insanlık değerlerini paylaşacağız ya da yakın zamanda yok olacak ve Batı toplumlarıyla birlikte bütün dünyayı da intihara sürükleyeceğiz.
Bundan böyle, bütün dirilişlerin müjdecisi, İslâm’ın destanıdır.
Çünkü İslâm’ın destanı, insanlık destanının muhteşem bir ânıdır.
Yayınevi (Kitapyurdu): Pınar Yayınları, 0.00 0
Stok
Roger Garaudy hem çağımızın gelişmelerine hem de İslam kültür mirasının çeşitli yönlerine vâkıf bir düşünür. Garaudy’nin düşüncesi özellikle 1970’li yıllardan itibaren her türlü partizanlıktan ve ideolojik deli gömleklerinden uzaklaşır. Artık onun en önemli entelektüel tasarımı insanlığı umut eksenli olarak farklı bir şekilde değerlendirmektir. Roger Garaudy “Geleceğimizde İslam Var” kitabında inanç ve kültür olarak İslam dini ve medeniyeti hakkındaki değerlendirmelerini entegrizmden uzak bir anlayışla topluca sunuyor. İnsanlığın kültür mirası konusunda hiçbir ayrım yapmaksızın sadece özgürlük tutkusuyla insan haysiyetini savunmayı hedefliyor. İslam’ı, nebevi tezahürüyle ve insanlık için en yüksek derecede yenileyici ve zenginleştirici eserleriyle ele alıp değerlendiriyor. İslam’ın doğuşu, anlamlı hayat, İslam toplumu, ilim ve iman, felsefe, tasavvuf, şiir, peygamberlik, sanat, ibadet ve gelecek odaklı bölümleriyle huzurun bencilliğin ötesindeki insani esaslara bakabilme becerisi olmaksızın sağlanamayacağının altını çiziyor. Düşünürün felsefi ve siyasi içerikli eserlerinin mantığı içinde haklı yerini alan eserin Batı dünyasında benimsene sathi dünya görüşünü eleştirip protesto etmekle yetinmemesi son derece önemlidir. İnsanlığın geleceğine ışık tutacak tarihi hakikatleri yeniden hatırlatan Roger Garaudy, Geleceğimizde İslam Var kitabında İslam’ı ve kültür mirasını anlamaya, yakından tanımaya katkı sunuyor.
Basım Tarihi: Mayıs 2019, isbn: 9789751408067, 1479 defa okundu
Acı deneyimlere yol açan pek çok sorunun kökeninde, insanların birbirini gerçekten duymaması, duyamaması yatmaktadır. Çünkü sadece söylenen 'sözcükleri' duymak, sözcüklerin ardındaki duygu dolu mesajları alamamak, yanıtların da yüzeyde kalmasına yol açar; bu durum ise iletişimin engellenmesi anlamına gelir.
Önem verdiğimiz insanlarla ilişkilerimizin onarılmaz yaralar almasını engellemenin tek yolu, doğru iletişim kurmayı bilmektir. Doğru iletişim kurmanın yolları öğrenebilir.
İşte, Leylâ Navaro'nun bu yapıtı, sevdiklerimizi ve önemsediklerimizi 'gerçekten' duyup kendimizi de daha içten bir biçimde duyurabilmemiz yolunda, bize önemli ipuçları vermektedir.
Yayınevi (Kitapyurdu): Sistem Yayıncılık, 0.00 0
Stok
Gerçekten Beni Duyuyor musun? Yalnızca sözcükleri baz alan bir iletişim yerine, buzdağı misali ilk etapta görünmeyen ama bütün ağırlığı ve hacmiyle sözcüklerin altında yatanları kavrayarak doğru iletişim kurmayı anlatıyor. Temelde çocuk-anababa iletişimini ele alan bir aile içi iletişim el kitabı niteliği taşıyan bu kitap, okura, yetişirken kendisine uygulandığı veya çevresinde gözlemlediği için belleğine kaydettiği tutum ve davaranışları uygulamanın ötesine geçme, iletişim halindeki kendisene dışarıdan bakabilme ve gerçekte kurmak istediği gibi iletişim kurma konusunda yardımcı olmayı amaçlıyor.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Biyografi-Otobiyografi (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), Biyografi-Otobiyografi (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ketebe Yayınları, 312 sayfa, 9.1 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Mayıs 2020, isbn: 9786257014830, 248 defa okundu
Her insan, ayrı bir hikâyedir. Ve her hikâyeden alınacak büyük dersler ve ibretler vardır. İnsanların gölgelerini dikkatle takip ettiğinizde, atılan her adım ve bırakılan her iz, size yeni bir şey öğretir.
Gölgelerin Peşinde, Mağrib’den Doğu Türkistan’a kadar, İslâm coğrafyasının farklı ülkelerinden, bambaşka serüvenlere sahip 50 şahsiyetin ayrıntılı portresini içeriyor. Siyasetçiler, askerler, sanatçılar, lider eşleri, iş adamları, kanaat önderleri, akademisyenler… Aralarında çok ünlüler de var, belki ismini hiç duymadıklarınız da.
Taha Kılınç, hepsinin birbirinden dikkat çekici hayat hikâyelerini anlatırken, ait oldukları bölgenin yakın ve uzak tarihindeki kırılma noktalarına da atıflarda bulunuyor. Böylece her bir isim, kendi ülkesinin ve döneminin tanığına dönüşüyor. Her bölümün sonuna eklenen “ileri okumalar” başlıklı kitap tavsiyeleri ise, merakını uzun soluklu araştırmalara dönüştürmek isteyen okurları, İslâm dünyasının dününde ve bugününde keyifli bir yolculuğa davet ediyor.
Her insan, ayrı bir hikâyedir. Ve her hikâyeden alınacak büyük dersler ve ibretler vardır. İnsanların gölgelerini dikkatle takip ettiğinizde, atılan her adım ve bırakılan her iz, size yeni bir şey öğretir. Gölgelerin Peşinde, Mağrib’den Doğu Türkistan’a kadar, İslâm coğrafyasının farklı ülkelerinden, bambaşka serüvenlere sahip 50 şahsiyetin ayrıntılı portresini içeriyor. Siyasetçiler, askerler, sanatçılar, lider eşleri, iş adamları, kanaat önderleri, akademisyenler… Aralarında çok ünlüler de var, belki ismini hiç duymadıklarınız da. Taha Kılınç, hepsinin birbirinden dikkat çekici hayat hikâyelerini anlatırken, ait oldukları bölgenin yakın ve uzak tarihindeki kırılma noktalarına da atıflarda bulunuyor. Böylece her bir isim, kendi ülkesinin ve döneminin tanığına dönüşüyor. Her bölümün sonuna eklenen “ileri okumalar” başlıklı kitap tavsiyeleri ise, merakını uzun soluklu araştırmalara dönüştürmek isteyen okurları, İslâm dünyasının dününde ve bugününde keyifli bir yolculuğa davet ediyor.
Felsefe-Düşünce (BinKitap), Sosyoloji (BinKitap), İngilizce (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ayrıntı Yayınları, 320 sayfa, 8.3 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 10 Şubat 2013, isbn: 9789755392629, 67 defa okundu
Çağımızda modern Batı kentinin insanlarla dolu mekanları, ya tüketimi ya da turizmi sahneye koyan yerlerden ibarettir ve kentin böyle bir sahneye indirgenmesi, anlamsızlaştırılması rastlantı değildir. Hıristiyanlık, Batı uygarlığında, öznel 'iç' yaşamla fiziksel 'dış' yaşam arasındaki ayrıma neden olmuş; içine dönen, bir sığınak arayışına giren insan aradığı bu sığınağın evi de olamayacağını fark edince, bu ayrımı görmezden gelmeyi yeğleyip, 'nötr' kentler inşa ederek sorundan adeta kaçmıştır. Kaçışın çözüm olmadığını bile bile bunda ısrar edemeyeceğimize göre, yaşamın bütünlüğünün net bir şekilde görülmesini sağlayacak bir kent tasarımını nasıl gerçekleştirebiliriz? Çağdaş mimarlardan, kent tasarımcılarından, örneğin 'demokrasiyi teşvik edecek' ya da 'cinsel isteğin ahlaki boyutlarının öğretileceği' mekanlar tasarlamalarını isteyebilir miyiz?
Çağımızda modern Batı kentinin insanlarla dolu mekanları, ya tüketimi ya da turizmi sahneye koyan yerlerden ibarettir ve kentin böyle bir sahneye indirgenmesi, anlamsızlaştırılması rastlantı değildir. Hıristiyanlık, Batı uygarlığında, öznel 'iç' yaşamla fiziksel 'dış' yaşam arasındaki ayrıma neden olmuş; içine dönen, bir sığınak arayışına giren insan aradığı bu sığınağın evi de olamayacağını fark edince, bu ayrımı görmezden gelmeyi yeğleyip, 'nötr' kentler inşa ederek sorundan adeta kaçmıştır. Kaçışın çözüm olmadığını bile bile bunda ısrar edemeyeceğimize göre, yaşamın bütünlüğünün net bir şekilde görülmesini sağlayacak bir kent tasarımını nasıl gerçekleştirebiliriz? Çağdaş mimarlardan, kent tasarımcılarından, örneğin 'demokrasiyi teşvik edecek' ya da 'cinsel isteğin ahlaki boyutlarının öğretileceği' mekanlar tasarlamalarını isteyebilir miyiz?
Basım Tarihi: Aralık 2021, isbn: 9789753551663, 21376 defa okundu
Anadolu’nun bir taşra kentinden Yeni Dünya’nın metropollerine kadar uzanan bir coğrafyada kaynaşan insanımız... Modernleşmiş olanlarla kişiliklerini koruma çabasıyla bunun dışında kalanlar... Her iki kesitte yaşayan insanların kendi kendileriyle gerek çevreleriyle olan çatışmalardan doğan dram... Eksik kalmış aşklar, eksik bırakılmış eylemler..
Bu kitabı okurken Batı kültürünün baskısı ile çaresiz bırakılmış insanımızın bocalayışını, gizli protestolarını ve gizli kabullenişlerini göreceksiniz... Rasim Özdenören’in üslubunu sevenler, bu kitapta onun başlıca özelliklerini bir arada bulacaklar...
Yayınevi (Kitapyurdu): İz Yayıncılık, 143.00 TRY
Stok Mevcut
Anadolu'nun bir taşra kentinden Yeni Dünya'nın metropollerine kadar uzanan bir coğrafyada kaynaşan insanımız... Modernleşmiş olanlarla kişiliklerini koruma çabasıyla bunun dışında kalanlar... Her iki kesitte yaşayan insanların kendi kendileriyle gerek çevreleriyle olan çatışmalarından doğan dram... Eksik kalmış aşklar, eksik bırakılmış eylemler... Bu kitabı okurken Batı kültürünün baskısı ile çaresiz bırakılmış insanımızın bocalayışını, gizli protestolarını ve gizli kabullenişlerini göreceksiniz... Rasim Özdenören'in üslubunu sevenler, bu kitapta onun başlıca özelliklerini bir arada bulacaklar... MEB tarafından okullarda tavsiye edilen kitaplardan olan Gül Yetiştiren Adam, yeni baskısıyla raflarda yerini aldı.
Hikaye (Öykü) (BinKitap), Çocuk (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Eğitim (BinKitap), Gezi (BinKitap), Diğer (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Çokçocuk Yayınları, 64 sayfa, 0.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 7 Mayıs 2025, isbn: 9786256329355, 2 defa okundu
Gezgin bir fotoğrafçının gözünden yaşadığın dünyayı yeniden keşfetmeye hazır mısın? Sahra Çölü’nün hemen kenarında bulunan Nijer, dünyanın en büyük ada ülkesi Endonezya, doğa harikalarıyla ünlü Filipinler ve dünyanın her yerinden insanların buluştuğu kutsal topraklar... Fotoğrafçı Engin Uzun’un dünyayı dolaşırken çektiği her bir fotoğrafın büyüleyici bir hikâyesi var.
Bir kar tanesinin barındırdığı benzersiz desenleri, minik canlıların şaşkınlık verici özellikleri ve insan gözüyle görülemeyen doğal güzellikleri ön plana çıkaran fotoğraflar seni oldukça şaşırtacak.
Bu kitapla, fotoğrafçılıkla ilgili temel bilgileri eğlenceli bir dille öğrenirken, fotoğraf maki nesinin hayal gücünün kapılarını sonuna kadar açtığını, hem sana hem de etrafındakilere mutluluk getirdiğini ve ışığın gücüyle neler yapabileceğini göreceksin. Kitap bittiğinde güzel hikâyeleri olan fotoğraflar çekip bizimle paylaşabilirsin…
Gezgin bir fotoğrafçının gözünden yaşadığın dünyayı yeniden keşfetmeye hazır mısın? Sahra Çölü’nün hemen kenarında bulunan Nijer, dünyanın en büyük ada ülkesi Endonezya, doğa harikalarıyla ünlü Filipinler ve dünyanın her yerinden insanların buluştuğu kutsal topraklar... Fotoğrafçı Engin Uzun’un dünyayı dolaşırken çektiği her bir fotoğrafın büyüleyici bir hikâyesi var. Bir kar tanesinin barındırdığı benzersiz desenleri, minik canlıların şaşkınlık verici özellikleri ve insan gözüyle görülemeyen doğal güzellikleri ön plana çıkaran fotoğraflar seni oldukça şaşırtacak. Bu kitapla, fotoğrafçılıkla ilgili temel bilgileri eğlenceli bir dille öğrenirken, fotoğraf maki nesinin hayal gücünün kapılarını sonuna kadar açtığını, hem sana hem de etrafındakilere mutluluk getirdiğini ve ışığın gücüyle neler yapabileceğini göreceksin. Kitap bittiğinde güzel hikâyeleri olan fotoğraflar çekip bizimle paylaşabilirsin…
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Bilim-Teknoloji-Mühendislik (BinKitap), Diğer İnançlar (BinKitap)
Yayınevi (BinKitap): Ekin Yayınları, 432 sayfa, 9.0 puan, İlk Yayın: 15 Aralık 2016
Basım Tarihi: 1 Ocak 2001, isbn: 9786055146962, 284 defa okundu
İnanç tartışmaları artık hayatımızın merkezince yer alıyor. Pek çok kişi bilim, akıl ve mantık yoluyla insanı ateizme götürecek yeterli delile ulaşabileceğine inanıyor. Özellikle gençler arasında ateizm, büyük bir hızla yayılıyor. Üstelik artık birçok kişi, din ve bilimin taban tabana zıt olduğunu, hatta inançta akla yer olmadığını düşünüyor.
Hamza Andreas Tzortzis, ilk kez Türkçeye çevrilen kitabında tam da bu tartışmaların üzerinden gidiyor. Ateizmin iddialarını reddeden Tzortzis; Hakikatin İzinde olan insanlar için akıl, mantık ve bilim çerçevesinde bir pusula sunuyor.
Ateizmi ve onun farklı görünümleri diyebileceğimiz “inanma biçimlerini” inceleyen Tzortzis, Kur’an’da sunulan varlık delillerini anlatmanın ötesine geçerek inançla ilgili soyut konuları da işliyor. Birçok karmaşık meseleyi soğukkanlılıkla ele alarak anlaşılabilir bir basitlikte sunuyor.
Hakikatin İzinde, inançlı olsun olmasın; gerek kendi içerisinde gerek toplum içinde ateizmle yüzleşmiş kişiler için biçilmiş bir kaftan. Hem ateistlerin, hem inançlıların okuması gereken bir başucu kitabı.
Edebiyat (BinKitap), Çizgi-Roman (BinKitap), Roman (Çeviri) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Desen Yayınları, 792 sayfa, 9.6 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 5 Haziran 2023, isbn: 8682328731334, 19 defa okundu
Fabien Toulmé'nin gerçek kişilerden ve yaşanmış olaylardan esin alarak üç ciltlik bir seriye dönüştürdüğü "Hakim'in Yolculuğu", sığınacak bir liman bulamadan yitip giden göçmenlere adanmış etkileyici bir grafik roman.
Sanatçının uzun araştırmaları ve bir buçuk yıla yayılan ikili görüşmeleri sonucu şekillenen anlatısı, Suriye'deki savaş nedeniyle sahip olduğu her şeyi geride bırakıp yeni ve daha “yaşanabilir” bir hayat kurma hayaliyle yollara düşen kendi hâlinde bir bahçıvanın mücadelesine tanıklık ediyor. Seri, genç adamın Şam'ın güney banliyösünden başlayarak Lübnan, Ürdün, Türkiye, Yunanistan, Makedonya, Sırbistan, Macaristan, Avusturya ve İsviçre üzerinden Fransa'nın Aix-en-Provence şehrinde noktalanan zorlu yolculuğunu odağına alıyor.
Toplumsal yansımaları küresel boyutta hissedilen mülteci krizini farklı açılardan ele alan Toulmé, pek çokları için birer “öteki” olarak nitelenen mültecilerin yaşadıklarını anlamak ve anlatmak için çaba göstermekle kalmıyor; insanlık onuru gibi önemli bir konuya da dikkat çekiyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): Desen Yayınları, 1.00 TRY
Stok Mevcut değil
Fabien Toulmé'nin gerçek kişilerden ve yaşanmış olaylardan esin alarak üç ciltlik bir seriye dönüştürdüğü "Hakim'in Yolculuğu", sığınacak bir liman bulamadan yitip giden göçmenlere adanmış etkileyici bir grafik roman. Sanatçının uzun araştırmaları ve bir buçuk yıla yayılan ikili görüşmeleri sonucu şekillenen anlatısı, Suriye'deki savaş nedeniyle sahip olduğu her şeyi geride bırakıp yeni ve daha “yaşanabilir” bir hayat kurma hayaliyle yollara düşen kendi hâlinde bir bahçıvanın mücadelesine tanıklık ediyor. Seri, genç adamın Şam'ın güney banliyösünden başlayarak Lübnan, Ürdün, Türkiye, Yunanistan, Makedonya, Sırbistan, Macaristan, Avusturya ve İsviçre üzerinden Fransa'nın Aix-en-Provence şehrinde noktalanan zorlu yolculuğunu odağına alıyor. Toplumsal yansımaları küresel boyutta hissedilen mülteci krizini farklı açılardan ele alan Toulmé, pek çokları için birer “öteki” olarak nitelenen mültecilerin yaşadıklarını anlamak ve anlatmak için çaba göstermekle kalmıyor; insanlık onuru gibi önemli bir konuya da dikkat çekiyor.
Basım Tarihi: 30 Eylül 2017, isbn: 9786051593418, 236 defa okundu
Hâce Ahmed Yesevi ve Abdülhâlik-ı Gucdüvânî gibi meşhur sûfileri yetiştiren 11. yüzyılın büyük âlimlerinden Yusuf el-Hemedânî, sade ve akıcı bir üslupla Farsça olarak kaleme aldığı bu kıymetli eseriyle; insan ve ahiret, iman ve İslâm, kalp ve beden gibi konularla müslümanca
bir hayatın temel hususlarına dikkat çekiyor. Sadece ve akıcı bir üslupla hazırlanan eser, Orta Asya, Anadolu, İran ve Irak topraklarında büyük ilgi görmüştür.
Hâce Ahmed Yesevi ve Abdülhâlik-ı Gucdüvânî gibi meşhur sûfileri yetiştiren 11. yüzyılın büyük âlimlerinden Yusuf el-Hemedânî, sade ve akıcı bir üslupla Farsça olarak kaleme aldığı bu kıymetli eseriyle; insan ve ahiret, iman ve İslâm, kalp ve beden gibi konularla müslümanca bir hayatın temel hususlarına dikkat çekiyor. Sadece ve akıcı bir üslupla hazırlanan eser, Orta Asya, Anadolu, İran ve Irak topraklarında büyük ilgi görmüştür.
Edebiyat (BinKitap), Hikaye (Öykü) (BinKitap), Hikaye (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Dergâh Yayınları, 175 sayfa, 8.3 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Haziran 2011, isbn: 9789759952358, 5022 defa okundu
Onlar çekişedursun, parkın uyanık güvercinleri hiç çekinmeden önlerine kadar gelmiş, dökülen susamlara dalmışlardı. Çocuklar fazlalık olan parçayı güvercinlere doğradı. Önlerinde bir güvercin bahçesi oluştu.
Biri çekinerek ayaklarına dolanan kuşlardan birini okşadı. Hayret, kaçmıyor. Bir daha okşadı, bir daha, çok hoşuna gitti bu. Hayatında ilk kez bir güvercin okşuyordu. Onu gören öteki de güvercinleri okşamaya başladı. Arada bir göz göze geliyor birbirlerine gülümsüyorlar. Yüzsüz güvercinleri aç sanmışlardı. Kalan simitleri de doğradılar. Kuşlar yedikçe sanki onlar doyuyordu. Güvercinlerin parlak tüylerinden geçen sevgi ve merhamet en saf hali ile çocuk kalplerini doldurmuştu.
Sonunda simitler bitti.
Ortada tek bir susam tanesi kalmadı.
Güvercinler birden havalanarak ve çocukların yüreklerini ağza getirerek uçtular.
İleride simit yiyen bir genç çiftin önüne kondular.
Simitçiler birbirlerine baktı.
Sonra güvercinlere baktı.
İkisi de sevincini bulmuştu.
Artık ne açlık, ne tasa. Artık gidebilirler, yeniden satışa çıkabilirler.
Her birinin etrafında yüzlerce melek dolaşıyor.
Elbette bütün simitleri satacak, cepleri para dolu olarak analarına koşacak, bu güvercin hikayesini anlatacaklar.
Onlar çekişedursun, parkın uyanık güvercinleri hiç çekinmeden önlerine kadar gelmiş, dökülen susamlara dalmışlardı. Çocuklar fazlalık olan parçayı güvercinlere doğradı. Önlerinde bir güvercin bahçesi oluştu. Biri çekinerek ayaklarına dolanan kuşlardan birini okşadı. Hayret, kaçmıyor. Bir daha okşadı, bir daha, çok hoşuna gitti bu. Hayatında ilk kez bir güvercin okşuyordu. Onu gören öteki de güvercinleri okşamaya başladı. Arada bir göz göze geliyor birbirlerine gülümsüyorlar. Yüzsüz güvercinleri aç sanmışlardı. Kalan simitleri de doğradılar. Kuşlar yedikçe sanki onlar doyuyordu. Güvercinlerin parlak tüylerinden geçen sevgi ve merhamet en saf hali ile çocuk kalplerini doldurmuştu. Sonunda simitler bitti. Ortada tek bir susam tanesi kalmadı. Güvercinler birden havalanarak ve çocukların yüreklerini ağza getirerek uçtular. İleride simit yiyen bir genç çiftin önüne kondular. Simitçiler birbirlerine baktı. Sonra güvercinlere baktı. İkisi de sevincini bulmuştu. Artık ne açlık, ne tasa. Artık gidebilirler, yeniden satışa çıkabilirler. Her birinin etrafında yüzlerce melek dolaşıyor. Elbette bütün simitleri satacak, cepleri para dolu olarak analarına koşacak, bu güvercin hikayesini anlatacaklar.
Psikoloji (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), Genel (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Timaş Yayınları, 144 sayfa, 8.6 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Nisan 2021, isbn: 9786050810882, 2767 defa okundu
Kemal Sayar bugüne kadar pek çok kitapla buluştu okurlarıyla, yazdığı kitaplar aracılığıyla bizlerle söyleşti. Şimdi sıra Hayat Teselli Bulmaktır'da. Bugüne kadar yayımlanan yazılarının en sevilenleri, en çok paylaşılanları bir araya getirilerek oluşturulan Hayat Teselli Bulmaktır birbirimize hoşça bakabileceğimiz bir dünyanın, insanın insanda dirileceği bir hayat anlayışının mümkün olduğunu fısıldıyor kulağımıza. Üstelik bir şairin ince dokunuşlarıyla...
Yayınevi (Kitapyurdu): Timaş Yayınları, 77.00 TRY
Stok Mevcut değil
Kemal Sayar bugüne kadar pek çok kitapla buluştu okurlarıyla, yazdığı kitaplar aracılığıyla bizlerle söyleşti. Şimdi sıra Hayat Teselli Bulmaktır’da. Bugüne kadar yayımlanan yazılarının en sevilenleri, en çok paylaşılanları bir araya getirilerek oluşturulan Hayat Teselli Bulmaktır birbirimize hoşça bakabileceğimiz bir dünyanın, insanın insanda dirileceği bir hayat anlayışının mümkün olduğunu fısıldıyor kulağımıza. Üstelik bir şairin ince dokunuşlarıyla…
Din (İslam) (BinKitap), Günümüz İslam Düşüncesi (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Beka Yayınları, 280 sayfa, 8.9 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2017, isbn: 9786059603553, 337 defa okundu
İlâhî çağrıya kulak tıkayan insanoğlu bugün tüm zamanlardakinden daha zorlu bir süreçden geçiyor. Rahmet yüklü mesajı göz ardı eden bir yaşam, yalnızca bireysel olarak değil küresel ölçekte bir felaketi de beraberinde getiriyor. İnsanoğlunun kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı. Merhamet ve adaletin yok sayıldığı, zulüm ve haksızlığın kanıksandığı bir dünya, sâkinlerine kan, gözyaşı ve mutsuzluktan başka ne verebildi / ne verebilirdi ki? Şimdi zaman yeniden ilâhî rahmete kucak açma zamanıdır. Şimdi zaman yeniden fıtrat ile ilâhî mesajı buluşturup bu uğursuz ayrıma son verme zamanıdır. Şimdi zaman isyan yerine itaatin, zulüm yerine adaletin, düşmanlık yerine kardeşliğin, tefrika yerine birliğin ikame edilme zamanıdır. Ve şimdi zaman, hayata Kur’an penceresinden bakma zamanıdır…
Yayınevi (Kitapyurdu): Beka Yayınları, 155.00 TRY
Stok Mevcut
İlâhî çağrıya kulak tıkayan insanoğlu bugün tüm zamanlardakinden daha zorlu bir süreçden geçiyor. Rahmet yüklü mesajı göz ardı eden bir yaşam, yalnızca bireysel olarak değil küresel ölçekte bir felaketi de beraberinde getiriyor. İnsanoğlunun kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı. Merhamet ve adaletin yok sayıldığı, zulüm ve haksızlığın kanıksandığı bir dünya, sâkinlerine kan, gözyaşı ve mutsuzluktan başka ne verebildi / ne verebilirdi ki? Şimdi zaman yeniden ilâhî rahmete kucak açma zamanıdır. Şimdi zaman yeniden fıtrat ile ilâhî mesajı buluşturup bu uğursuz ayrıma son verme zamanıdır. Şimdi zaman isyan yerine itaatin, zulüm yerine adaletin, düşmanlık yerine kardeşliğin, tefrika yerine birliğin ikame edilme zamanıdır. Ve şimdi zaman, hayata Kur’an penceresinden bakma zamanıdır…
Araştırma-İnceleme (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), Psikoloji (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Kapı Yayınları, 232 sayfa, 8.3 puan, İlk Yayın: Mayıs 2013
Basım Tarihi: 27 Ağustos 2019, isbn: 9786057838100, 134 defa okundu
Hemen her eserinde insan ruhunun derinlerine ışık tutan Erol Göka, elinizdeki kitapta tek bir soruya yöneliyor:
Hayatın anlamı var mı?
Bu sorunun peşinden giderken aslında okuyucuyu da usulca hayatın nasıl anlamlı olacağının güzergâhlarından götürüyor. Her şey dışarıdan göründüğü gibi, konuşulduğu gibi olsaydı, kolay olurdu ama öyle değil… Upuzun bir çocukluk dönemi, oldukça çetrefil bir arzu dünyası, hayalleri, rüyaları, idealleri…
İnsan yaşamını anlamak hayatın en zor bilmecesi…
Değil mi ki, neden yaşadığımızın bilgisine varmaktır hayatın anlamı.
Yayınevi (Kitapyurdu): Kapı Yayınları, 115.00 TRY
Stok Mevcut değil
Hemen her eserinde insan ruhunun derinlerine ışık tutan Erol Göka, elinizdeki kitapta tek bir soruya yöneliyor: Hayatın anlamı var mı? Bu sorunun peşinden giderken aslında okuyucuyu da usulca hayatın nasıl anlamlı olacağının güzergâhlarından götürüyor. Her şey dışarıdan göründüğü gibi, konuşulduğu gibi olsaydı, kolay olurdu ama öyle değil… Upuzun bir çocukluk dönemi, oldukça çetrefil bir arzu dünyası, hayalleri, rüyaları, idealleri… İnsan yaşamını anlamak hayatın en zor bilmecesi… Değil mi ki, neden yaşadığımızın bilgisine varmaktır hayatın anlamı.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Psikoloji (BinKitap), Eğitim (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), Bilim-Teknoloji-Mühendislik (BinKitap), İngilizce (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Varlık Yayınları, 567 sayfa, 8.0 puan, İlk Yayın: Ocak 2011
Basım Tarihi: Eylül 2018, isbn: 9789754345315, 1759 defa okundu
Rasyonel yargı ve karar alımını sorgulayan ufuk açıcı psikoloji çalışmasıyla 2002 Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görülen Daniel Kahneman, çağımızın en önemli düşünürleri arasında yer alıyor. Fikirleriyle ekonomi, tıp ve siyaset dahil, pek çok alanı etkilemiş olan yazar, bu kitapta yıllardır sürdürdüğü araştırmaların sonuçlarını bir araya getiriyor. Okuyucuyla canlı bir sohbete giren yazar, sezgimize ne zaman güvenip güvenmeyeceğimizi ve yavaş düşünmenin ne zaman daha iyi olacağını öğretiyor. İş ve özel yaşamımızda seçimlerimizi nasıl yaptığımızı ve başımıza sık sık dert açan zihinsel hatalardan korunmanın farklı tekniklerini nasıl kullanacağımızı gösteriyor. Hızlı ve Yavaş Düşünme, düşünmeyle ilgili düşüncelerinizi sonsuza dek değiştirecek.
Okuyucuyla canlı bir sohbete giren yazar, sezgimize ne zaman güvenip güvenmeyeceğimizi ve yavaş düşünmenin ne zaman daha iyi olacağını öğretiyor. İş ve özel yaşamımızda seçimlerimizi nasıl yaptığımızı ve başımıza sık sık dert açan zihinsel hatalardan korunmanın farklı tekniklerini nasıl kullanacağımızı gösteriyor. Hızlı ve Yavaş Düşünme, düşünmeyle ilgili düşüncelerinizi sonsuza dek değiştirecek.
Hikaye (Öykü) (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Hikaye (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Dergâh Yayınları, 90 sayfa, 7.2 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Ekim 2007, isbn: 9789757032533, 4815 defa okundu
Şiirsel, kısa hikayeler. yer yer şaşırtıcı, insanı gülümseten, hüzünlendiren, yaşamın ayrıntıları. Az sözle çok şey anlatan öyküler. Lirizm. Klasik paragraf analyışı yok, serbest şiir dizilişinde cümleler.
Yazarın bu eserinde çok kısa metinlerden oluşan bir bölüm ile uzun metinleri kapsayan ikinci bir bölüm vardır.
Eserde şu hikayeler yer alıyor: Seyfettin'i Severdik, Mahzun Mücahit, Bir Şey Yap, Su Sesi, Uysallığın Lüzumu Yok İsyanın Sırası Değil, Masal ve Rüya, Taciser'in Şiiri, Hikaye, Bahar Dalı, Yürüyen Hüküm, Hikaye, Aheste Beste, Kambur Hafız ve Minare, Hüzün ve Tesadüf , Karakoncolos, Dürbünlü Çiçek, Mevzu Derin, Uç Selahattin Uç.
17 Hikayeden oluşan güzel bir eser. - Seyfettin'i Severdik - Mahzunu Mücahit - Bir Şey Yap - Su Sesi - Uysallığın Lüzumu Yok İsyanın Sırası Değil - Masal ve Rüya - Tâciser'in Şiiri - Hikâye - Bahar Dalı - Yürüyen Hüküm - Hikâye - Aheste Beste - Kambur Hafız ve Minare - Hüzün ve Tesadüf - Karakoncolos - Dürbünlü Çiçek - Mevzu Derin - Uç Selahattin Uç
Hikaye (Öykü) (BinKitap), Çocuk (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Diğer (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ketebe Çocuk, 56 sayfa, 9.3 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Temmuz 2021, isbn: 9786257587181, 178 defa okundu
Bir zamanlar Gırnata, geceleri zeytinyağı kandilleri ile aydınlatılırdı. Şehrin, tepelerden aşağılara doğru uzanan daracık sokakları vardı. Eğer yaratılmasaydı, hiçbirimizin, “Orada serin şavkı ile parıldayıp duran bir semavî cisim olsaydı; uyuyanların uykularını bölmeden, usul usul ağaçların, uzak tepelerin, evlerin, el-Hamra’nın arkasından yükselip, karanlığı aydınlatsaydı. Ne güzel olurdu!” diyemeyeceği Ay’ın ışığı altında, erimiş gümüş ırmakları gibi parıldayan bu sokaklar, portakal çiçeği kokardı.
İbn Tufeyl, Ay’a baktı. Ve onu, aranan bir cevap kadar güzel gördü. İçinden, bu portakal çiçeği kokulu geceye bir şiir bırakmak arzusu geldiyse de, “Şimdi şiirin sırası değil!” dedi. “Bugün yaşadıklarım, beynimin orta yerinde, içi ateş karıncaları ile dolu bir küpün ağzını açtı sanki...”
•••
Bu kitapta okuyacaklarınız, İbn Tufeyl’in, Hayy b. Yakzan kitabını yazmadan önce aklından ve kalbinden geçenlere dair kurgusal bir hikâyedir. Onu böyle bir eser yazmaya götüren yolculuk acaba nasıl başlamıştı? Yolculuk süresince aklından neler geçmiş olabilirdi? Bu kitapta hayalimizi, aklımızı ve kalbimizi yanımıza alarak İbn Tufeyl’in düşüncelerinin ayak izlerini bulmaya çalışacağız. Elbette bu hayali bir yolculuk ama kim gerçek olamayacağını söyleyebilir ki...
Yayınevi (Kitapyurdu): Ketebe Çocuk, 78.00 TRY
Stok Mevcut
Bir zamanlar Gırnata, geceleri zeytinyağı kandilleri ile aydınlatılırdı. Şehrin, tepelerden aşağılara doğru uzanan daracık sokakları vardı. Eğer yaratılmasaydı, hiçbirimizin, “Orada serin şavkı ile parıldayıp duran bir semavî cisim olsaydı; uyuyanların uykularını bölmeden, usul usul ağaçların, uzak tepelerin, evlerin, el-Hamra’nın arkasından yükselip, karanlığı aydınlatsaydı. Ne güzel olurdu!” diyemeyeceği Ay’ın ışığı altında, erimiş gümüş ırmakları gibi parıldayan bu sokaklar, portakal çiçeği kokardı. İbn Tufeyl, Ay’a baktı. Ve onu, aranan bir cevap kadar güzel gördü. İçinden, bu portakal çiçeği kokulu geceye bir şiir bırakmak arzusu geldiyse de, “Şimdi şiirin sırası değil!” dedi. “Bugün yaşadıklarım, beynimin orta yerinde, içi ateş karıncaları ile dolu bir küpün ağzını açtı sanki...” ••• Bu kitapta okuyacaklarınız, İbn Tufeyl’in, Hayy b. Yakzan kitabını yazmadan önce aklından ve kalbinden geçenlere dair kurgusal bir hikâyedir. Onu böyle bir eser yazmaya götüren yolculuk acaba nasıl başlamıştı? Yolculuk süresince aklından neler geçmiş olabilirdi? Bu kitapta hayalimizi, aklımızı ve kalbimizi yanımıza alarak İbn Tufeyl’in düşüncelerinin ayak izlerini bulmaya çalışacağız. Elbette bu hayali bir yolculuk ama kim gerçek olamayacağını söyleyebilir ki...
Basım Tarihi: Aralık 2017, isbn: 9789751403643, 10074 defa okundu
... "İçimizdeki Çocuk", yaşamımıza yön veren güçlü bir varlıktır. İçimizdeki Çocuk ve İçimizdeki Ana-Baba, duygu, düşünüş ve davranışlarımızı sürekli yönlendirdiği halde, çoğu kez onların varlığından bile haberdar olmayız.
Bu kitap, içinde yetiştiğiniz ailenin ve yakın çevrenin sizin iç dünyanızı ve şimdiki duygu, düşünüş ve davranışınızı nasıl etkilediğini incelemektedir.
(Arka Kapak)
Yayınevi (Kitapyurdu): Remzi Kitabevi, 0.00 0
Stok
Bu kitap, içinde yetiştiğiniz ailenin ve yakın çevrenin sizin iç dünyanızı ve şimdiki duygu, düşünüş ve davranışınızı nasıl etkilediğini incelemektedir.
Deneme-İnceleme (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Dergâh Yayınları, 174 sayfa, 8.5 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Şubat 2018, isbn: 9759958787, 1984 defa okundu
“Aydınlığa ve vuzuha açılan bir kapı, sonsuzluğa doğru uzanan bir yol, hakikat ve merhamet deryasına doğru akan bir nehir, göğe yükselen bir miraç...
Mustafa Kutlu’nun İlmihali’nde (ki yıllar önce ilk metinler ortaya çıktığında ona birlikte Kutlu İlmihal adını vermiştik) yüksek bir hissiyatın eşlik ettiği bu hikmetli anlatım edebin ve edebiyatın, sanatın imkânlarıyla yeni bir biçime ve üsluba kavuşuyor, terütaze yeni bir ihmihal türüne kanatlanıyor.
Yazar metinlerin neredeyse tamamında aslında kendi tecrübelerini, müşahedelerini, içten duyduklarını, tazarru ve niyazlarını, ızdıraplarını, zevk ve acılarını, ümit ve korkularını, rüya ve hayallerini anlatıyor. Bir dua gibi, bir rahmet seli gibi hikâye ediyor. Merhamet, hürmet, hizmet sütunları üzerine yükselen bir ahlâk dünyası, bir insanlık meşheri kuruyor.”
İsmail Kara
“Aydınlığa ve vuzuha açılan bir kapı, sonsuzluğa doğru uzanan bir yol, hakikat ve merhamet deryasına doğru akan bir nehir, göğe yükselen bir miraç... Mustafa Kutlu’nun İlmihali’nde (ki yıllar önce ilk metinler ortaya çıktığında ona birlikte Kutlu İlmihal adını vermiştik) yüksek bir hissiyatın eşlik ettiği bu hikmetli anlatım edebin ve edebiyatın, sanatın imkânlarıyla yeni bir biçime ve üsluba kavuşuyor, terütaze yeni bir ihmihal türüne kanatlanıyor. Yazar metinlerin neredeyse tamamında aslında kendi tecrübelerini, müşahedelerini, içten duyduklarını, tazarru ve niyazlarını, ızdıraplarını, zevk ve acılarını, ümit ve korkularını, rüya ve hayallerini anlatıyor. Bir dua gibi, bir rahmet seli gibi hikâye ediyor. Merhamet, hürmet, hizmet sütunları üzerine yükselen bir ahlâk dünyası, bir insanlık meşheri kuruyor.” İsmail Kara
Yayınevi (BinKitap): Ötüken Neşriyat, 116 sayfa, 7.9 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Şubat 2014, isbn: 9789754372960, 56 defa okundu
Yılmaz Özakpınar'ın bu eseri, insanın iki hayatı olduğunu gösteriyor. Biyolojik süreçler tabakasında hayat doğa kanunlarına tabi olduğu halde, kendi zihninde oluşturduğu sembolik temsil ve tasavvur dünyasında insan kendini hür hisseder. Yazar, insandaki temsil ve tasavvur dünyasının, her insanın önüne bir imkânlar alanı açtığına hem de insanı belirsizlik içinde bıraktığına işaret ediyor.Belirsizliği gideren bilgidir; fakat, insan aklının ve deneyimlerinin ürünü olan bütün bilgiler, kesinlikten uzak, ihtimalî ve değişkendir. İnsan, bu dramatik durumuna nasıl bir çözüm bulacaktır? Bu eser, insanın kendini içinde bulduğu belirsizliğe çözüm arama çabalarının mantığını tahlil ediyor.
Yılmaz Özakpınar'ın bu eseri, insanın iki hayatı olduğunu gösteriyor. Biyolojik süreçler tabakasında hayat doğa kanunlarına tabi olduğu halde, kendi zihninde oluşturduğu sembolik temsil ve tasavvur dünyasında insan kendini hür hisseder. Yazar, insandaki temsil ve tasavvur dünyasının, her insanın önüne bir imkânlar alanı açtığına hem de insanı belirsizlik içinde bıraktığına işaret ediyor.Belirsizliği gideren bilgidir; fakat, insan aklının ve deneyimlerinin ürünü olan bütün bilgiler, kesinlikten uzak, ihtimalî ve değişkendir. İnsan, bu dramatik durumuna nasıl bir çözüm bulacaktır? Bu eser, insanın kendini içinde bulduğu belirsizliğe çözüm arama çabalarının mantığını tahlil ediyor.
Din (İslam) (BinKitap), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar (BinKitap), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Sufi Kitap Yayınları, 80 sayfa, 9.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 10 Kasım 2025, isbn: 9786255803030, 87 defa okundu
Ey insan! Yüce Rabbin hakkında seni yanıltıp aldatan ne oldu? (İnfitâr, 6)
Sahi, insanı en güzel surette yaratan, ona şekil veren, onu rızıklandıran Allah hakkında nasıl oldu da yanılıp türlü türlü yollara yöneldik?
Bu kadim soruyu merkeze alarak kaleme alınan İnsan Neden Aldanır, büyük İslâm düşünürü İmam Gazzâlî’nin hacimce küçük ancak muhtevaca derin el-Keşf ve’t-tebyîn fî ğururi’l-halki ecmaîn risalesinin tercümesidir.
Gazzâlî bu kitapta ibadet, ilim, zühd ve tevekkül gibi yüce mertebelerde bile gizlenebilen riya, enaniyet, kibir ve gaflet perdelerini tek tek aralayarak insanın kendisini kandırmasının ne kadar kolay olduğunu ortaya koyar. Kitapta aldananlar sınıf sınıf işlenir:
İlmin gururuna kapılan âlimler…
İbadetin şekline takılıp özünü unutan zâhidler…
Kalplerini dünyaya bağlayan sûfîler…
Hâllerine hayran kalan manevi yolcular…
Hakikate yaklaşmadan kendini varmış zannedenler...
İnsan Neden Aldanır, yaptığı kıymetli çalışmalarla tanınan Doç. Dr. Mehmet Cüneyt Gökçe’nin sade ve akıcı çevirisiyle yayına hazırlandı.
Yayınevi (Kitapyurdu): Sufi Kitap Yayınları, 85.00 TRY
Stok Mevcut
Ey insan! Yüce Rabbin hakkında seni yanıltıp aldatan ne oldu? (İnfitâr, 6) Sahi, insanı en güzel surette yaratan, ona şekil veren, onu rızıklandıran Allah hakkında nasıl oldu da yanılıp türlü türlü yollara yöneldik? Bu kadim soruyu merkeze alarak kaleme alınan İnsan Neden Aldanır, büyük İslâm düşünürü İmam Gazzâlî’nin hacimce küçük ancak muhtevaca derin el-Keşf ve’t-tebyîn fî ğururi’l-halki ecmaîn risalesinin tercümesidir. Gazzâlî bu kitapta ibadet, ilim, zühd ve tevekkül gibi yüce mertebelerde bile gizlenebilen riya, enaniyet, kibir ve gaflet perdelerini tek tek aralayarak insanın kendisini kandırmasının ne kadar kolay olduğunu ortaya koyar. Kitapta aldananlar sınıf sınıf işlenir: İlmin gururuna kapılan âlimler… İbadetin şekline takılıp özünü unutan zâhidler… Kalplerini dünyaya bağlayan sûfîler… Hâllerine hayran kalan manevi yolcular… Hakikate yaklaşmadan kendini varmış zannedenler... İnsan Neden Aldanır, yaptığı kıymetli çalışmalarla tanınan Doç. Dr. Mehmet Cüneyt Gökçe’nin sade ve akıcı çevirisiyle yayına hazırlandı.
Edebiyat (BinKitap), Roman (BinKitap), Roman (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ketebe Yayınları, 136 sayfa, 8.1 puan, İlk Yayın: Ekim 2016
Basım Tarihi: 1 Ocak 2021, isbn: 9786257303156, 2327 defa okundu
“Tora torta kombeee
Fero nonka hum zeee
Kalentaka lumumbus
Tanketana bun geee...”
Bir yazarı güçlü kılan nedir? Bu uzun öyküyü/novellayı/kısa romanı (bir yazarı güçlü kılan, kesinlikle türler hakkındaki lüzumsuz bilgisi değildir) okurken kendimi dönüp dolaşıp bu sorunun kıyısında buldum. Nedir Güray’ı iyi ve güçlü bir yazar yapan: cesareti, evet. Metnin içinde kendi imal ettiği yüksek etkili kurgusal patlamalardan korkmayıp üzerine gitmek ve yeni patlamalar çıkarabilmek cesareti. Ve yetenek, formüllerle izah edilemeyecek kadar net bir anlatma ve kurgu yeteneği. Keyif! Yazarken keyif almayan, coşku duymayan, tutkuyla yazmayan hiç bir yazarın dehasından söz edemeyiz. Bu mümkün değil.
Nedir abi bu kadar mı?
Şu bir de: Sadece dünyaya berisinden bakmayı bilenlerin, bilmek demeyelim dünyaya berisinden bakmaya tutuklu olanların, tutuklu demeyelim başka türlüsü elinden gelmeyenlerin sahip oldukları bir yeryüzü tecrübesi, bir çeşit bilgelik hali. İhsan. Sanki ihsan edilmiş bir şey.
Bu hikâye ne mi anlatıyor? Her iyi hikâye gibi ya sonuna kadar anlatmalıyım size ya da okumanızı sahibinden dinlemenizi istemeliyim. Çünkü denedikçe bu müthiş hikâyeye haksızlık etmiş olacağım. Belki şunu dinlemelisiniz, şu sözleri:
“Aklın ötesine geçtim sanarsın ki,
Orası kalbin berisidir
O gitmeden insanın başından
Nasıl kalbine döneceksin.”
-Aykut Ertuğrul
Yayınevi (Kitapyurdu): Dedalus Kitap, 0.00 0
Stok
“Tora torta kombeee Fero nonka hum zeee Kalentaka lumumbus Tanketana bun geee...” Bir yazarı güçlü kılan nedir? Bu uzun öyküyü/novellayı/kısa romanı (bir yazarı güçlü kılan, kesinlikle türler hakkındaki lüzumsuz bilgisi değildir) okurken kendimi dönüp dolaşıp bu sorunun kıyısında buldum. Nedir Güray’ı iyi ve güçlü bir yazar yapan: cesareti, evet. Metnin içinde kendi imal ettiği yüksek etkili kurgusal patlamalardan korkmayıp üzerine gitmek ve yeni patlamalar çıkarabilmek cesareti. Ve yetenek, formüllerle izah edilemeyecek kadar net bir anlatma ve kurgu yeteneği. Keyif! Yazarken keyif almayan, coşku duymayan, tutkuyla yazmayan hiç bir yazarın dehasından söz edemeyiz. Bu mümkün değil. Nedir abi bu kadar mı? Şu bir de: Sadece dünyaya berisinden bakmayı bilenlerin, bilmek demeyelim dünyaya berisinden bakmaya tutuklu olanların, tutuklu demeyelim başka türlüsü elinden gelmeyenlerin sahip oldukları bir yeryüzü tecrübesi, bir çeşit bilgelik hali. İhsan. Sanki ihsan edilmiş bir şey. Bu hikâye ne mi anlatıyor? Her iyi hikâye gibi ya sonuna kadar anlatmalıyım size ya da okumanızı sahibinden dinlemenizi istemeliyim. Çünkü denedikçe bu müthiş hikâyeye haksızlık etmiş olacağım. Belki şunu dinlemelisiniz, şu sözleri: “ Aklın ötesine geçtim sanarsın ki, Orası kalbin berisidir O gitmeden insanın başından Nasıl kalbine döneceksin.”
Edebiyat (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Açılım Kitap, 599 sayfa, 7.3 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Kasım 2015, isbn: 9789944105897, 18 defa okundu
Uygarlığımızın son dört yüzyılda sahnelediği dram sonuna varana kadar oynandı,hatta tüketildi. Aktörlerin aynı sahnedeki sürekli varlığı, aynı rolleri gevelemeleri,herkesin ezberlediği jestleri tekrarlamaları, ancak genel amaçsızlıklarının üzerini örtecek bir kafa karışıklığıyla sonuçlandı.” İnsanın Durumu! Duraksıyoruz, çünkü aklımıza gelmemişti bu soruyu sormak,dahası birinin sorup bir cevap vermesinden de korkuyoruz. Ne de olsa gündelik hayattan, sonsuz siyaset tartışmalarından, işe gidip eve gelmekten, dünyada olup bitenle kendi köşemizde kafayı bozmaktan başka, bir tür olarak geleceğimiz ve serencamımıza dair düşünmek işimize gelmiyor.Küresel ısınmadan sağcılığın yükselişine ve daimi iktisadi krize, küreselleşme hücrelerimizden sokaklara kaderlerimizi ortaklaştırırken, insanlık olarak müşterek varoluşumuz her gün daha da somutlaşıyor. Gelgelelim bu somutluğu konuşacak araçlardan, kelimelerden, bir dilden yoksunuz. Ve miyopsanız, ufuktaki bulanıklığı gerçekliğin müphemiyeti sanabilirsiniz.
Mumford’un 1944’te yazdığı İnsanın Durumu küresel insanlık haline dair bir deneme.Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yazılan benzeri pek çok kitaptan farklı olarak teknolojiyi öcüleştirmektense insan oluş tarzlarının zemini olarak ele alıyor. İnsanın dünyayı şekillendirirken kendisini ve yeni dünyaları nasıl şekillendirdiğini, yaratımın getirdiği yıkımı ve dramı Faust’un diliyle anlatıyor.Sosyal bilimlerin giderek uzmanlaştığı, tarihsel çalışmaların ‘mikro’laşarak birkaç ay yahut seneden öteye konuşmaktan kaçındığı günümüzde, Mumford bizlerle bütüncül bir perspektifin kıymetli efkarını ve her şeye rağmen insanın dilediğinde adil bir yaşamı inşa edebileceğine dair yılmak bilmez ümidini paylaşıyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): Açılım Kitap, 0.00 0
Stok
Uygarlığımızın son dört yüzyılda sahnelediği dram sonuna varana kadar oynandı,hatta tüketildi. Aktörlerin aynı sahnedeki sürekli varlığı, aynı rolleri gevelemeleri,herkesin ezberlediği jestleri tekrarlamaları, ancak genel amaçsızlıklarının üzerini örtecek bir kafa karışıklığıyla sonuçlandı.” İnsanın Durumu! Duraksıyoruz, çünkü aklımıza gelmemişti bu soruyu sormak,dahası birinin sorup bir cevap vermesinden de korkuyoruz. Ne de olsa gündelik hayattan, sonsuz siyaset tartışmalarından, işe gidip eve gelmekten, dünyada olup bitenle kendi köşemizde kafayı bozmaktan başka, bir tür olarak geleceğimiz ve serencamımıza dair düşünmek işimize gelmiyor.Küresel ısınmadan sağcılığın yükselişine ve daimi iktisadi krize, küreselleşme hücrelerimizden sokaklara kaderlerimizi ortaklaştırırken, insanlık olarak müşterek varoluşumuz her gün daha da somutlaşıyor. Gelgelelim bu somutluğu konuşacak araçlardan, kelimelerden, bir dilden yoksunuz. Ve miyopsanız, ufuktaki bulanıklığı gerçekliğin müphemiyeti sanabilirsiniz. Mumford’un 1944’te yazdığı İnsanın Durumu küresel insanlık haline dair bir deneme.Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yazılan benzeri pek çok kitaptan farklı olarak teknolojiyi öcüleştirmektense insan oluş tarzlarının zemini olarak ele alıyor. İnsanın dünyayı şekillendirirken kendisini ve yeni dünyaları nasıl şekillendirdiğini, yaratımın getirdiği yıkımı ve dramı Faust’un diliyle anlatıyor.Sosyal bilimlerin giderek uzmanlaştığı, tarihsel çalışmaların ‘mikro’laşarak birkaç ay yahut seneden öteye konuşmaktan kaçındığı günümüzde, Mumford bizlerle bütüncül bir perspektifin kıymetli efkârını ve her şeye rağmen insanın dilediğinde adil bir yaşamı inşa edebileceğine dair yılmak bilmez ümidini paylaşıyor.
Basım Tarihi: Mayıs 2018, isbn: 9786050828498, 1940 defa okundu
İnsanlığın Medeniyet Destanı, Batı hegemonyasını reddeden gerçek bir dünya medeniyetleri tarihidir.
Bu kitap, tarihin kaçırılmış fırsatlarını ve insanın kaybedilmiş boyutlarını bizimle birlikte aramaya katılmak isteyen kimselere sesleniyor.
Bu kitabın yönü geçmişe değil, geleceğe dönüktür. Kültür imtiyazına sahip olmayanlara, ona erişme arzusu verecektir.
Bu imtiyaza sahip olup da, “klasik önyargı”nın kendisini Batı ile sınırladığı kimselerde ise büyük ihtimalle öfke doğuracak ama yine de kendilerinde bir açılma, evrensel bir bakış açısı, diğer medeniyetlerle yardımlaşma arzusu uyandıracaktır.
Yayınevi (Kitapyurdu): Pınar Yayınları, 0.00 0
Stok
Bu kitap, Garaudy'nin bütün kitaplarının ve bütün fikirlerinin hem vazgeçilmez bir anahtarı, hem de çarpıcı bir özetidir. Garaudy, bütün diğer eserlerini elinizdeki çalışmadan hareketle filizlendirmiştir. Batı düşünce ve bilimini iyice özümsedikten sonra, bunların kendisine yetmediğini görerek, ruhunun ve beyninin susuzluğunu gidermenin çaresini İslam'a girmekte bulan değerli düşünür Roger Garaudy'nin bu araştırması, müslüman olmazdan önce yazdığı ve son Din'e geçmeye hazırlandığını gösteren bir fikir panaromasıdır.
Yayınevi (BinKitap): Tahlil Yayınları, 200 sayfa, 9.2 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 24 Temmuz 2018, isbn: 9786059494526, 2503 defa okundu
Bazısı şaşırılacak, bazısı yadırganacak, bazısı ise aksinin kabullenilmesi zor derecede yaşayışımıza yerleşmiş olan hükümlerle oluşturulmuş bir internet kullanım rehberi.
Müslüman olmanın hayatın her alanını, en küçük teferruatıyla kapsadığı hakikati çerçevesinde teknolojiye bakışı dengeleyip şekillendirecek bir kılavuz.
İnternet Fıkhı, bir gerçeklik olarak neredeyse eskimeye başlamasına karşın, kullanımındaki çizgiler ve sınırlar konusunda henüz derli toplu yayınların gelişmediği 'internet' için bir fıkıh oluşturma gayretine başlangıç niteliğindedir.
Basım Tarihi: Ağustos 2018, isbn: 9786056841705, 37872 defa okundu
Cemil Meriç'in "Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim." diye tarif ettiği "İrade Terbiyesi" ilk yayımlandığı tarihten itibaren pek çok dile çevrilmiş ve tembellik, isteksizlik gibi huylardan kurtulmak isteyenlerin başucu kitabı olmuştur.
Kitapta bilhassa gençlere ve zihnini kullanarak çalışanlara hitap eden Fransız profesör kendi hayatından aktardığı örnekleri ve başka düşünürlerin tespitlerini de kullanarak insanın irade zayıflığıyla nasıl mücadele etmesi gerektiğini anlatıyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): Kapı Yayınları, 175.00 TRY
Stok Mevcut değil
İrade Terbiyesi, tüm zamanların en çok farklı dile çevrilen kitapları arasındadır. Yazıldığı dönemde hayli ses getirmiş ve kısa sürede baskı üstüne baskı yapmıştır. Cemil Meriç; “Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim” der onun için. Ali Fuat Başgil ise şu sözleriyle onun değerini pekiştirir: “Mösyö Girard bize bir kitap tavsiye etti ve mutlaka okumamızı söyledi. Bu, Aix-Marseille Üniversitesi rektörü Jules Payot’un İrade Terbiyesi adlı kitabıydı. Ertesi gün şehre inerek kitabı aldım, ihtiyar bir meşenin dibine oturarak okumaya koyuldum. Okudukça, içimde özlem ve pişmanlıkla karışık, belli belirsiz bir acı duymaya başladım. Kendi kendime, ah bu kitap on sekiz, yirmi yaşlarımdayken elime geçmeliydi, böyle bir kitabı okumakta geciktiğim için üzülüyordum.” Fransızca aslından yapılan elinizdeki bu özgün ve titiz çevirisiyle İrade Terbiyesi, böylece Türk okurunun hak ettiği niteliğe kavuşmuş oluyor.
Siyaset-Politika (BinKitap), Tarih (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Sosyoloji (BinKitap), Kültür (KitapYurdu)
Basım Tarihi: Mart 2018, isbn: 9786059931403, 9312 defa okundu
Bugün kamuoyuna takdim ettiğimiz Deklerasyon, yabancılara veya şüphe duyanlara, İslam dininin, şu ya da bu sistemden yahut düşünceden üstün olduğunu kanıtlamayı amaçlayan bir müfredat kitabı değildir. Bu Deklerasyon, nereye ait olduklarını bilen, kalplerinin derinliklerinde hangi tarafta durduklarını hisseden Müslümanlara hitaben yazılmıştır. Bu, insanların hissettikleri aşk ve aidiyetin beraberinde hangi sorumlulukları getirdiği konusunda elzem sonuçlar ortaya çıkarmalarına vesile olacaktır.
Alija İzzetbegoviç
Yayınevi (Kitapyurdu): Yarın Yayıncılık, 0.00 0
Stok
Bugün kamuoyuna takdim ettiğimiz deklarasyon, yabancılara veya şüphe duyanlara, İslam dininin, şu ya da bu sistemden yahut düşünceden üstün olduğunu kanıtlamayı amaçlayan bir müfredat kitabı değildir. Bu deklarasyon, nereye ait olduklarını bilen, kalplerinin derinliklerinde hangi tarafta durduklarını hisseden Müslümanlara hitaben yazılmıştır. Bu, insanların hissettikleri aşk ve aidiyetin beraberinde hangi sorumlulukları getirdiği konusunda elzem sonuçlar ortaya çıkarmalarına vesile olacaktır. ALİYA İZZETBEGOVİÇ
Basım Tarihi: 26 Ağustos 2020, isbn: 9786055976064, 227 defa okundu
İslâm düşüncesi çağımıza ne söyler? -İslâm düşüncesinin temel özellikleri ve sorunları nelerdir? -”İlahi hükümranlık” ne demektir? -Çağdaş bir İslâm düşüncesi nasıl inşa edilir? -İslâm medeniyetinin yaşadığı kriz nasıl aşılabilir? Çağımızın en büyük Müslüman düşünürlerinden biri olan İkbal, bu kitabında İslam düşüncesinin temel özelliklerini ve sorunlarını özlü bir şekilde özetliyor. İkbal’in çeşitli makalelerinden oluşan bu kitapta İslam düşüncesi ahlaki, sosyal ve siyasi düşünce, ilim düşüncesi, felsefi ve tasavvufi düşünce ve sanat düşüncesinden oluşan dört ana başlık altında inceleniyor. İslam medeniyetinin büyük bir kriz yaşadığı bir zaman diliminde yazılan bu metinler, hem İslam medeniyetinin fikri bunalımının nasıl aşılabileceğine dair özgün ve ufuk açıcı öneriler sunuyor. Ayrıca bu metinler, hem İkbal’in yayımlayacağımız diğer kitapları için hem de İslam düşüncesinin sorunları için özgün bir giriş metni olma özelliği taşıyor.
-İslâm düşüncesi çağımıza ne söyler? -İslâm düşüncesinin temel özellikleri ve sorunları nelerdir? -”İlahi hükümranlık” ne demektir? -Çağdaş bir İslâm düşüncesi nasıl inşa edilir? -İslâm medeniyetinin yaşadığı kriz nasıl aşılabilir? Çağımızın en büyük Müslüman düşünürlerinden biri olan İkbal, bu kitabında İslam düşüncesinin temel özelliklerini ve sorunlarını özlü bir şekilde özetliyor. İkbal’in çeşitli makalelerinden oluşan bu kitapta İslam düşüncesi ahlaki, sosyal ve siyasi düşünce, ilim düşüncesi, felsefi ve tasavvufi düşünce ve sanat düşüncesinden oluşan dört ana başlık altında inceleniyor. İslam medeniyetinin büyük bir kriz yaşadığı bir zaman diliminde yazılan bu metinler, hem İslam medeniyetinin fikri bunalımının nasıl aşılabileceğine dair özgün ve ufuk açıcı öneriler sunuyor. Ayrıca bu metinler, hem İkbal’in yayımlayacağımız diğer kitapları için hem de İslam düşüncesinin sorunları için özgün bir giriş metni olma özelliği taşıyor.
Din (İslam) (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Felsefe (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İnsan Yayınları, 352 sayfa, 8.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Şubat 2020, isbn: 9789755746517, 18 defa okundu
İlimlerin tasnifi, âlemdeki varlık hiyerarşisi bağlamında bilgi, ahlâk, mutluluk teorileriyle ilgili bir konudur. İslam
düşüncesinde kapsamlı bir ilim tasnifi İhsâ‘u’l-ulûm adlı eseriyle ilk önce Fârâbî’de görülür. Akıl gücü esas alınarak
inşa edilen varlığa dair bilgi anlayışında ulaşılmak istenen hedef, eşyanın hakikatine dair tahkik edilmiş bilgiye
ulaşmaktır. İlimleri daha çok kalp/keşf merkezli olarak tasnife çalışan Gazzâlî’de dinî bilginin önceliği ve ilimlere
ahlâkî bir temel kurma düşüncesi bariz şekilde görülür. Kutbeddîn Şirâzî’de ise işrâkî bir bakış açısı vardır. Onun için
her üç düşünürün bilgide metot anlayışını ilimler tasnifinde görebilmek mümkündür.
Her üç düşünürümüzde de bilgide birlik fikrini, İslam tevhîd düşüncesiyle irtibatlandırabiliriz. Yine her birinin
tasnifinde, bir şekilde mutluluk teorisiyle ilgili olarak kişiye kuşatıcı kesin bilgiyi sağlayan metafizik bilgiye ulaşma
kaygısını bulabiliriz. Âleme dair bütüncül bir bakışa sahip olmayı beraberinde getiren söz konusu ilim anlayışı, fizikmetafizik, akıl-vahiy, ferd-cemiyet, iman-ahlâk… arasında bir bütünlük kuran varlık düşüncesine ulaşır.
Aydınlanma düşüncesiyle birlikte -akla yüklenen yeni anlamın, ilgi ve ihtiyaçların da etkisiyle- âleme dair bütüncül
bakış yerine daha çok nesnel dünyayı konu edinen sayılara dayalı ispatlı ilimler merkeze alınmıştır. İnsanı buraya
hapseden ve epistemik kriz olarak kendini hissettiren söz konusu yapıya mukabil, İslam düşünürlerinin vücuda
getirdiği kuşatıcı bir bilgi anlayışını ortaya koyan bu çalışma, aynı zamanda bize bir imkânı hatırlatmaktadır.
Yayınevi (Kitapyurdu): İnsan Yayınları, 235.00 TRY
Stok Mevcut
İlimlerin tasnifi, âlemdeki varlık hiyerarşisi bağlamında bilgi, ahlâk, mutluluk teorileriyle ilgili bir konudur. İslam düşüncesinde kapsamlı bir ilim tasnifi İhsâ‘u’l-ulûm adlı eseriyle ilk önce Fârâbî’de görülür. Akıl gücü esas alınarak inşa edilen varlığa dair bilgi anlayışında ulaşılmak istenen hedef, eşyanın hakikatine dair tahkik edilmiş bilgiye ulaşmaktır. İlimleri daha çok kalp/keşf merkezli olarak tasnife çalışan Gazzâlî’de dinî bilginin önceliği ve ilimlere ahlâkî bir temel kurma düşüncesi bariz şekilde görülür. Kutbeddîn Şirâzî’de ise işrâkî bir bakış açısı vardır. Onun için her üç düşünürün bilgide metot anlayışını ilimler tasnifinde görebilmek mümkündür. Her üç düşünürümüzde de bilgide birlik fikrini, İslam tevhîd düşüncesiyle irtibatlandırabiliriz. Yine her birinin tasnifinde, bir şekilde mutluluk teorisiyle ilgili olarak kişiye kuşatıcı kesin bilgiyi sağlayan metafizik bilgiye ulaşma kaygısını bulabiliriz. Âleme dair bütüncül bir bakışa sahip olmayı beraberinde getiren söz konusu ilim anlayışı, fizikmetafizik, akıl-vahiy, ferd-cemiyet, iman-ahlâk… arasında bir bütünlük kuran varlık düşüncesine ulaşır. Aydınlanma düşüncesiyle birlikte -akla yüklenen yeni anlamın, ilgi ve ihtiyaçların da etkisiyle- âleme dair bütüncül bakış yerine daha çok nesnel dünyayı konu edinen sayılara dayalı ispatlı ilimler merkeze alınmıştır. İnsanı buraya hapseden ve epistemik kriz olarak kendini hissettiren söz konusu yapıya mukabil, İslam düşünürlerinin vücuda getirdiği kuşatıcı bir bilgi anlayışını ortaya koyan bu çalışma, aynı zamanda bize bir imkânı hatırlatmaktadır.
Basım Tarihi: Şubat 2020, isbn: 9786058062146, 764 defa okundu
İslam tarihinde birbirinden güzel edep, ahlak ve terbiye örnekleri mevcuttur.
Cemiyet hayatı içinde pek çok kardeşimiz, bu güzelliklerden ya habersiz ya da sahip oldukları bilgileri eksik veya çarpık.
Merhum Abdulfettâh Ebû Gudde, bu bilgileri bir araya toplayarak kardeşlerimizin hizmetine sundu.
Bu ahlâk kurallarını hayata aksettirmek için ihmalkâr davranmamak gerekir. Bu kurallar basite alınmamalıdır.
Aile ve kardeşler arasında bu tür kurallara gerek yok anlayışı edep ve ahlak zaafiyetine sebebiyet verecektir.
İslam tarihinde birbirinden güzel edep, ahlak ve terbiye örnekleri mevcuttur. Cemiyet hayatı içinde pek çok kardeşimiz, bu güzelliklerden ya habersiz ya da sahip oldukları bilgileri eksik veya çarpık. Merhum Abdulfettâh Ebû Gudde, bu bilgileri bir araya toplayarak kardeşlerimizin hizmetine sundu. Bu ahlâk kurallarını hayata aksettirmek için ihmalkâr davranmamak gerekir. Bu kurallar basite alınmamalıdır. Aile ve kardeşler arasında bu tür kurallara gerek yok anlayışı edep ve ahlak zaafiyetine sebebiyet verecektir.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Sosyoloji (BinKitap), Kültür (BinKitap), Kültür (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İnkılab Yayınları, 552 sayfa, 9.2 puan, İlk Yayın: Mayıs 2014
Basım Tarihi: 22 Nisan 2022, isbn: 9786054194780, 131 defa okundu
İslâm kültür ve medeniyetinin bütün birikimini, dünyada ilk defa bir atlasta toplayan bu eser; İslâm’ın dünya görüşünü, inancını, geleneklerini, müesseselerini ve köklerini saldığı kültürler içindeki yerini anlatmaktadır. Resim, tablo ve haritalarla bezenen çalışma, Müslümanların günlük ibadetlerinden, ilim, sanat, hukuk, felsefe ve siyaset alanları gibi bir çok sahada, İslâm medeniyetinin özünün bir ifadesi olarak nitelenmektedir.
Yazarlar, İslâm’ın öncüleri olan Araplar, Mezopotamyalılar, Kenanîler ve Yahudiler gibi kolların tesirlerini inceleyerek İslâm’ın en eski temelleriyle işe başlarlar. İslâm’ın bugün dünya üzerindeki farklı geleneklerden gelen toplumlardan nasıl tek bir inanç, düşünce sistemi ve ahenkli bir yapı meydana getirdiğini anlatırlar.
Klasik ve çağdaş bilimleri etraflıca bir araya getirmesiyle temayüz eden bu eser, İslâm’ı içten dışa, Batılı ilim adamlarınca gözardı edilen yahut tahrif edilen birçok gerçeği açık, hayatî ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymakta; bütün insanlığın yaklaşık bir çeyreğini arkasından sürükleyen bir dinin bütün gerçeklerini dile getirmektedir. Bu kitap, her kütüphane için tamamlayıcı bir eser olduğu kadar, İslâm ve genelde dinî tecrübeyle ilgilenen herkes için vazgeçilemeyecek bir kaynaktır.
İslâm kültür ve medeniyetinin bütün birikimini, dünyada ilk defa bir atlasta toplayan bu eser; İslâm’ın dünya görüşünü, inancını, geleneklerini, müesseselerini ve köklerini saldığı kültürler içindeki yerini anlatmaktadır. Resim, tablo ve haritalarla bezenen çalışma, Müslümanların günlük ibadetlerinden, ilim, sanat, hukuk, felsefe ve siyaset alanları gibi birçok sahada, İslâm medeniyetinin özünün bir ifadesi olarak nitelenmektedir. Yazarlar, İslâm’ın öncüleri olan Araplar, Mezopotamyalılar, Kenanîler ve Yahudiler gibi kolların tesirlerini inceleyerek İslâm’ın en eski temelleriyle işe başlarlar. İslâm’ın bugün dünya üzerindeki farklı geleneklerden gelen toplumlardan nasıl tek bir inanç, düşünce sistemi ve ahenkli bir yapı meydana getirdiğini anlatırlar. Klasik ve çağdaş bilimleri etraflıca bir araya getirmesiyle temayüz eden bu eser, İslâm’ı içten dışa, Batılı ilim adamlarınca gözardı edilen yahut tahrif edilen birçok gerçeği açık, hayatî ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymakta; bütün insanlığın yaklaşık bir çeyreğini arkasından sürükleyen bir dinin bütün gerçeklerini dile getirmektedir. Bu kitap, her kütüphane için tamamlayıcı bir eser olduğu kadar, İslâm ve genelde dinî tecrübeyle ilgilenen herkes için vazgeçilemeyecek bir kaynaktır.
Din (İslam) (BinKitap), Sanat (BinKitap), Tarih (BinKitap), Sanat Tarihi (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Klasik Yayınları, 287 sayfa, 9.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2006, isbn: 9799758740252, 26 defa okundu
“Titus Burckhardt, İslam sanatının hikmetle zanaatın (fenn veya sına’a) evliliğinden doğduğunu söyler. Bu yüzden, bu sanatın derinlemesine bir açıklamasını yapabilmek için iki konuda da içten ve derin bir vukuf sahibi olmak gerekir.
Burckhardt, İslam sanatını çok sayıda başka sanat tarihçisinin bizi inandırdığı gibi, kazara birbirine karışmış tarihsel eklentiler olarak değil, İslami vahyin ilkeleri ve formunun bir türevi olarak takdim etmektedir.
Burckhardt, Mebde ile ve formlar dünyasında Kabe ile işe başlar ve İslam sanatının temel özellikleri vasıtasıyla okuru bu sanatın ayin ve ibadetle, göçebe ve yerleşik halk arasındaki kutuplaşmayla, İslam sanat ve mimarisinin muazzam terkibiyle ve nihayet İslam sanatının farklı bütün yönlerinin Şeriat’ın emrettiği ve tasavvuftaki manevi ışığın varlığıyla aydınlanmış hayatın ritmine bağlı olarak doğal ahenkleri içinde görüldüğü yerler olan İslam şehri ile ilişkisine götürür.
Bu eserde o, bir ömür boyu süren iç ve dış tecrübeyi eşsiz bir eser üretmek için bir araya getirmektedir; öyle bir eser ki burada İslam sanatı nihayet gerçekte olduğu gibi, yani, İslami vahyin ruhunun dünyevi billurlaşması olduğu kadar semavi hakikatlerin yeryüzündeki bir yansıması şeklinde ortaya konmaktadır.”
Seyyid Hüseyin Nasr
Yayınevi (Kitapyurdu): Klasik Yayınları, 1.00 TRY
Stok Mevcut
Titus Burckhardt, İslam sanatının hikmetle zanaatın (fenn veya sınâ‘a) evliliğinden doğduğunu söyler. Bu yüzden, bu sanatın derinlemesine bir açıklamasını yapabilmek için iki konuda da içten ve derin bir vukuf sahibi olmak gerekir. Burckhardt, İslam sanatını çok sayıda başka sanat tarihçisinin bizi inandırdığı gibi, kazara birbirine karışmış tarihsel eklentiler olarak değil, İslamî vahyin ilkelerinin ve formunun bir türevi olarak takdim etmektedir. İşe Mebde’ ile ve formlar dünyasında Kâbe ile başlayan Burckhardt İslam sanatının temel özellikleri vasıtasıyla okuru bu sanatın âyin ve ibadet ile, göçebe ve yerleşik halk arasındaki kutuplaşma ile, İslam sanat ve mimarisinin muazzam terkibi ile ve nihayet İslam sanatının farklı bütün yönlerinin Şeriat’ın emrettiği ve tasavvuftaki mânevî ışığın varlığıyla aydınlanmış hayatın ritmine bağlı olarak doğal âhenkleri içinde görüldüğü yerler olan İslam şehri ile ilişkisine götürür. Bu eserde o, bir ömür boyu süren iç ve dış tecrübeyi eşsiz bir eser üretmek için bir araya getirmektedir; öyle bir eser ki burada İslam sanatı nihayet gerçekte olduğu gibi, yani, İslamî vahyin ruhunun dünyevî billurlaşması olduğu kadar semavî hakikatlerin yeryüzündeki bir yansıması şeklinde de ortaya konmaktadır. Seyyid Hüseyin Nasr
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Genel (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İnsan Yayınları, 261 sayfa, 8.8 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Şubat 2024, isbn: 9789755748115, 56 defa okundu
Bu kitapta, İslâm’da tasavvur olunduğu şekliyle hayatın en temel esaslarıyla ilgili tanımlamalar ve açıklamalar açık bir şekilde izah edilmektedir. Bu izahlar Din ile, İnsan ile, Bilgi, Hikmet, Adalet, Doğru Amel (edep), Akıl ve Akletme ile (nutk); dilin, düşüncenin, anlamın (mana), bilginin ve eğitimin İslâmîleştirilmesiyle; Kur’anî yorumlamalar (tefsir ve te’vil) paralelinde tabiatın incelenmesi ve bilimsel olarak araştırılmasının yöntemiyle; Arapça dahil tüm Müslüman hakların dillerinin İslâmîleştirilmesinde Kur’an’ın rolüyle; İslâmî anlamda eğitimin ve eğitme sürecinin aslında terbiye kavramıyla değil de daha çok te’dib kavramıyla karşılanabileceğiyle alakalıdır.
Kitapta İslâmî eğitim felsefesi ve bu felsefenin oturtulacağı zemin konusunda bir çerçeve çizilmekte; bilgi edinmenin ve İslâmî eğitimin gayesinin temel esprisinin “iyi bir vatandaş” değil, “iyi bir insan” yetiştirmek olduğu belirtilmektedir. Seküler (dünyevî) kavramıyla sekülerizasyonun (dünyevîleştirme) anlamı ve bunun kapsamı kitapta anlatıldığı biçimiyle belki ilk defa ele alınmaktadır.
Bu kitap kendi çapında, muhteva olarak yoğun, fakat düşüncelerin ifade ediliş biçiminde muhtasar bir çalışmadır.
Yayınevi (Kitapyurdu): İnsan Yayınları, 231.00 TRY
Stok Mevcut
Bu kitapta, İslâm’da tasavvur olunduğu şekliyle hayatın en temel esaslarıyla ilgili tanımlamalar ve açıklamalar açık bir şekilde izah edilmektedir. Bu izahlar Din ile, İnsan ile, Bilgi, Hikmet, Adalet, Doğru Amel (edep), Akıl ve Akletme ile (nutk); dilin, düşüncenin, anlamın (mana), bilginin ve eğitimin İslâmîleştirilmesiyle; Kur’anî yorumlamalar (tefsir ve te’vil) paralelinde tabiatın incelenmesi ve bilimsel olarak araştırılmasının yöntemiyle; Arapça dahil tüm Müslüman hakların dillerinin İslâmîleştirilmesinde Kur’an’ın rolüyle; İslâmî anlamda eğitimin ve eğitme sürecinin aslında terbiye kavramıyla değil de daha çok te’dib kavramıyla karşılanabileceğiyle alakalıdır. Kitapta İslâmî eğitim felsefesi ve bu felsefenin oturtulacağı zemin konusunda bir çerçeve çizilmekte; bilgi edinmenin ve İslâmî eğitimin gayesinin temel esprisinin “iyi bir vatandaş” değil, “iyi bir insan” yetiştirmek olduğu belirtilmektedir. Seküler (dünyevî) kavramıyla sekülerizasyonun (dünyevîleştirme) anlamı ve bunun kapsamı kitapta anlatıldığı biçimiyle belki ilk defa ele alınmaktadır. Bu kitap kendi çapında, muhteva olarak yoğun, fakat düşüncelerin ifade ediliş biçiminde muhtasar bir çalışmadır.
Din (İslam) (BinKitap), Bilim-Teknoloji-Mühendislik (BinKitap), Kültür (BinKitap), Kentleşme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İz Yayıncılık, 240 sayfa, 8.1 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2000, isbn: 9789753552837, 136 defa okundu
Ülkemizin önde gelen mimar, şehirci ve sanat tarihçilerinden Turgut Cansever'in kendine özgü bir sesle dile getirdiği düşünceleri, yalnız mimarları değil, genel okuyucuyu da ilgilendirecek boyutlara sahiptir....
Yayınevi (Kitapyurdu): İz Yayıncılık, 0.00 0
Stok
Ülkemizin önde gelen mimar, şehirci ve sanat tarihçilerinden Turgut Cansever'in kendine özgü bir sesle dile getirdiği düşünceleri, yalnız mimarları değil, genel okuyucuyu da ilgilendirecek boyutlara sahiptir....
Din (İslam) (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar (BinKitap), Araştırma-İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Timaş Yayınları, 240 sayfa, 8.6 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Temmuz 2018, isbn: 9786050828658, 1124 defa okundu
Batı, yüzyıllar boyunca Müslümanları barbarlıkla, İslâm dünyasını da gericilikle suçladı, suçluyor. Batı, İslâm ülkelerine karşı Haçlı ruhunu dün olduğu kadar bugün de bazen sinsice, bazen alenen devam ettiriyor. Batı, kendi insanını gerek okul gerekse medya yoluyla İslâm düşmanı olarak yetiştiriyor. Batı, Müslümanlara her türlü iftirayı atmaya, kara çalmaya devam ediyor…
Roger Garaudy İslâm’ın Vâdettikleri’nde, İslâm’a ve Müslümanlara yapılan bütün saldırılara tek tek cevap veriyor. Müslümanlar olmasaydı, Batı’nın hâlâ Ortaçağ karalığında insanlık dışı bir hayat süreceğini ve asıl barbarların Batılılar olduğunu haykırıyor. Batı’nın her bakımdan iflas ettiğini açıklıyor. İslâm medeniyetinin dünyanın gelmiş geçmiş en soylu ve en insancıl medeniyeti olduğunu apaçık ispat ediyor. İslâm’ın gerçek değerini ve yüceliğini Batılı aydınlara reddedemeyecekleri bilgi ve belgelerle kabul ettiriyor. Batı’nın ve insanlık âleminin ancak İslâm bilgeliği ve insan anlayışıyla barış ve huzura ereceğini bütün aydın zihinlere yerleştiriyor.
Batı, yüzyıllar boyunca Müslümanları barbarlıkla, İslâm dünyasını da gericilikle suçladı, suçluyor. Batı, İslâm ülkelerine karşı Haçlı ruhunu dün olduğu kadar bugün de bazen sinsice, bazen alenen devam ettiriyor. Batı, kendi insanını gerek okul gerekse medya yoluyla İslâm düşmanı olarak yetiştiriyor. Batı, Müslümanlara her türlü iftirayı atmaya, kara çalmaya devam ediyor… Roger Garaudy İslâm’ın Vâdettikleri’nde, İslâm’a ve Müslümanlara yapılan bütün saldırılara tek tek cevap veriyor. Müslümanlar olmasaydı, Batı'nın hâlâ Ortaçağ karalığında insanlık dışı bir hayat süreceğini ve asıl barbarların Batılılar olduğunu haykırıyor. Batı’nın her bakımdan iflas ettiğini açıklıyor. İslâm medeniyetinin dünyanın gelmiş geçmiş en soylu ve en insancıl medeniyeti olduğunu apaçık ispat ediyor. İslâm’ın gerçek değerini ve yüceliğini Batılı aydınlara reddedemeyecekleri bilgi ve belgelerle kabul ettiriyor. Batı’nın ve insanlık âleminin ancak İslâm bilgeliği ve insan anlayışıyla barış ve huzura ereceğini bütün aydın zihinlere yerleştiriyor.
Din (İslam) (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), İngilizce (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İnsan Yayınları, 485 sayfa, 8.1 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2012, isbn: 9789755742625, 126 defa okundu
Islâm üzerine yazilmis çok sayida eser, Islâm’in çagdas dünya ile canli bir iliski içinde oldugunu kabul etmektedir; fakat Islâm’in gözünden âlemin nasil göründügünü veya onun ne oldugunu, bunlarin çok azi göz önünde bulundurmaktadir. Biz bu kitapta ayni zamanda Islâmî dünyaya giden kapinin sirlarini açmaya ve arastirmaya çalisiyoruz.
Modern ilmi zihniyetin, konuyu degerlendirmek için, çesitli çagdas kendini anlama tarzlarini esas alan hâkim bakis açilarindan hareket etmek sûretiyle Islâm’i degerlendirmeye ilgi göstermedik. Bunun yerine, kadim Kur’ânî yorum ve Islâmî anlayisin ana tarzlarini ortaya koymus olan büyük Müslümanlarin bakis açisindan Islâm’i anlatmak istedik.“
Yayınevi (Kitapyurdu): İnsan Yayınları, 447.00 TRY
Stok Mevcut
“İslâm üzerine yazılmış çok sayıda eser, İslâm’ın çağdaş dünya ile canlı bir ilişki içinde olduğunu kabul etmektedir; fakat İslâm’ın gözünden âlemin nasıl göründüğünü veya onun ne olduğunu, bunların çok azı göz önünde bulundurmaktadır. İslâm'ın kendi entelektüel geleneğinin zenginliğine ve çeşitliliğine pek dikkat edilmemektedir. Bizim bu kitaptaki yaklaşımımız, İslâm'ın kendisi hakkında ne düşündüğünü ortaya koymaktır. Bu kitapta aynı zamanda İslâmî dünyaya giden kapının sırlarını açmaya ve araştırmaya çalışıyoruz. Modern ilmî zihniyetin, konuyu değerlendirmek için, çeşitli çağdaş kendini anlama tarzlarını esas alan hâkim bakış açılarından hareket etmek sûretiyle İslâm’ı değerlendirmeye ilgi göstermedik. Bunun yerine, kadîm Kur’ânî yorum ve İslâmî anlayışın ana tarzlarını ortaya koymuş olan büyük Müslümanların bakış açısından İslâm’ı anlatmak istedik.”
Basım Tarihi: Mart 2013, isbn: 9786050808131, 303 defa okundu
Muhammed İkbal, İslam dünyasının çok büyük problemlerle boğuştuğu, varoluş mücadelesi verdiği bir dönemde yaşayan seçkin bir aydın, eşine az rastlanır bir şair, Doğu’yu ve Batı’yı derinliğine kavramış bir allâme, bir mütefekkirdir.
İkbal, Şark’ın artık bütün hayatiyetini kaybettiği iddiasının ortalıkta gezindiği bir dönemde, İslam dünyasını asırlık uykusundan uyandırmak için çırpınıyordu.
Müslümanların İslam akidesini anlama faaliyetini “İslam’da Dinî Düşünce” olarak tanımlayan İkbal, İslam’da Dinî Düşüncenin Yeniden İnşâsı adlı eserinde, özellikle Müslümanların geri kalma sebeplerini “kader düşüncesi”, “benliğin tahribi”, “Tevhid’e şirk bulaşması” ve “Batı’nın körü körüne taklidi” olarak belirler. Bu değişimin gayesine uygun olarak gerçekleşebilmesi için gereken esasları tespit ederek yenilenme faaliyeti sadedinde modern Türkiye’nin tecrübesini analiz eder.
Yayınevi (Kitapyurdu): Timaş Yayınları, 0.00 0
Stok
Muhammed İkbal, İslam dünyasının çok büyük problemlerle boğuştuğu, varoluş mücadelesi verdiği bir dönemde yaşayan seçkin bir aydın, eşine az rastlanır bir şair, Doğu’yu ve Batı’yı derinliğine kavramış bir allâme, bir mütefekkirdir. İkbal, Şark’ın artık bütün hayatiyetini kaybettiği iddiasının ortalıkta gezindiği bir dönemde, İslam dünyasını asırlık uykusundan uyandırmak için çırpınıyordu. Müslümanların İslam akidesini anlama faaliyetini “İslam’da Dinî Düşünce” olarak tanımlayan İkbal, İslam’da Dinî Düşüncenin Yeniden İnşâsı adlı eserinde, özellikle Müslümanların geri kalma sebeplerini “kader düşüncesi”, “benliğin tahribi”, “Tevhid’e şirk bulaşması” ve “Batı’nın körü körüne taklidi” olarak belirler. Bu değişimin gayesine uygun olarak gerçekleşebilmesi için gereken esasları tespit ederek yenilenme faaliyeti sadedinde modern Türkiye’nin tecrübesini analiz eder.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Deneme (Çeviri) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Albaraka Yayınları, 112 sayfa, 8.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2020, isbn: 9786057493101, 122 defa okundu
İslam Hristiyanlıktan farklı olarak nasıl bir dindir? Frank Griffel daha ziyade Batılı okurlar için kaleme aldığı bu ku?çu?k kitap ile özellikle bu soruya cevap vermeye çalışmaktadır: Yazara göre, 1500’lerden itibaren Avrupa, başka dinlerin de var olduğunun ve dinlerin Orta Çağ’dan beri aşina olunan birkaç dinden (Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam) ibaret olmadığının farkına varmıştır. Buna karşın, bu “yabancı” dinler [Avrupalılarca] kendi dinlerinden tu?retilen bir kalıba göre anlaşılmaya çalışılmıştır. Avrupalılar, Avrupa dışı dinleri tasvir ettiklerinde ya mu?esseselere (Hristiyan Kilisesi gibi) ya da kutsal metinlere odaklanmışlardır. Hristiyanlıkla bu iki noktada ayrışan dinler çoğu zaman değersiz gösterilmeye çalışılmıştır.
Griffel, bu kitap ile okurlarını İslam’ın beklenmedik alanlarına, önce Lev Tolstoy’un kısa öyku?su?ne, ardından Kahire şehrine ve 1798 yazındaki Fransız işgaline, son olarak da İslam felsefe tarihine ve 1277’de Paris’teki “çifte hakikat” fikrinin yargılanmasına götu?rmektedir.
Yazara göre, kitapta kısaca ele alınan konular İslam hakkında yeniden du?şu?nmeye sevk etmektedir. İslam’a dair çok şey bildiğini du?şu?nen okurlar da bu kitapta daha önce hiç karşılaşmadıkları pek çok yeni şey bulacaktır. İslam’ı Du?şu?nmek, İslam’daki hem bilinen hem de bilinmeyen hakkında du?şu?nmeyi amaçlamaktadır.
İslam Hristiyanlıktan farklı olarak nasıl bir dindir? Frank Griffel daha ziyade Batılı okurlar için kaleme aldığı bu ku?çu?k kitap ile özellikle bu soruya cevap vermeye çalışmaktadır: Yazara göre, 1500’lerden itibaren Avrupa, başka dinlerin de var olduğunun ve dinlerin Orta Çağ’dan beri aşina olunan birkaç dinden (Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam) ibaret olmadığının farkına varmıştır. Buna karşın, bu “yabancı” dinler [Avrupalılarca] kendi dinlerinden tu?retilen bir kalıba göre anlaşılmaya çalışılmıştır. Avrupalılar, Avrupa dışı dinleri tasvir ettiklerinde ya mu?esseselere (Hristiyan Kilisesi gibi) ya da kutsal metinlere odaklanmışlardır. Hristiyanlıkla bu iki noktada ayrışan dinler çoğu zaman değersiz gösterilmeye çalışılmıştır. Griffel, bu kitap ile okurlarını İslam’ın beklenmedik alanlarına, önce Lev Tolstoy’un kısa öyku?su?ne, ardından Kahire şehrine ve 1798 yazındaki Fransız işgaline, son olarak da İslam felsefe tarihine ve 1277’de Paris’teki “çifte hakikat” fikrinin yargılanmasına götu?rmektedir. Yazara göre, kitapta kısaca ele alınan konular İslam hakkında yeniden du?şu?nmeye sevk etmektedir. İslam’a dair çok şey bildiğini du?şu?nen okurlar da bu kitapta daha önce hiç karşılaşmadıkları pek çok yeni şey bulacaktır. İslam’ı Du?şu?nmek, İslam’daki hem bilinen hem de bilinmeyen hakkında du?şu?nmeyi amaçlamaktadır.
Din (İslam) (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), Deneme (Çeviri) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Cezve Kitap, 136 sayfa, 9.2 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 6 Mayıs 2023, isbn: 9786256901032, 639 defa okundu
Birçok genç çeşitli şeyleri deneyimlemek ve kim olduğunu keşfetmek ister. Peki benim tecrübemi eşsiz kılan neydi? Bir arkadaşımın "farklı gruplara" ayak uydurduğumu söylerken ne demek istediğini anlıyorum. Artık bana baktığında çok yabancı gözüküyordum. Saçlarımı ve vücudumu mütevazi kıyafetlerle örtüyor, alkol almıyor, bara gitmiyor, partilere katılmıyor ve domuz eti yemiyordum. Umumi yerlerde bile namaz kılabilmek için yaptığım işe ara veriyordum. Bunlar ona garip geliyordu ve birçok açıdan hissettiği gariplik gerçekten doğruydu!
Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) "İslam garip başladı, sonrasında başladığı hale dönecektir. Ne mutlu gariplere!” buyurmuştur. Benim tercihim tam da buydu aslında. Bir Müslümanın her gün yaptığı garip, zor veya sıra dışı seçimlerin sebebi Allah'ın (cellecelaluhu) rızasını seçme kararından kaynaklanır. Hepimiz Allah'a inanma fıtratıyla doğduk. Asıl mesele bunu derin bir inançla kabul edebilmektir. Seçimlerimizde dikkatimizi dağıtan birçok unsur var. Daha cazibeli, kolay veya daha eğlenceli tercihlerimiz var. Bunların birçoğunu deneyimledikten sonra şunu söylemeliyim: İçimizdeki boşluğu Allah'ın rızasından başka bir şey dolduramıyor. Sonunda hepimiz ona döndürüleceğiz ve kalplerimiz ancak onunla huzur bulacak.
Yayınevi (Kitapyurdu): Cezve Kitap, 151.00 TRY
Stok Mevcut
Birçok genç çeşitli şeyleri deneyimlemek ve kim olduğunu keşfetmek ister. Peki benim tecrübemi eşsiz kılan neydi? Bir arkadaşımın "farklı gruplara" ayak uydurduğumu söylerken ne demek istediğini anlıyorum. Artık bana baktığında çok yabancı gözüküyordum. Saçlarımı ve vücudumu mütevazi kıyafetlerle örtüyor, alkol almıyor, bara gitmiyor, partilere katılmıyor ve domuz eti yemiyordum. Umumi yerlerde bile namaz kılabilmek için yaptığım işe ara veriyordum. Bunlar ona garip geliyordu ve birçok açıdan hissettiği gariplik gerçekten doğruydu! Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) "İslam garip başladı, sonrasında başladığı hale dönecektir. Ne mutlu gariplere!” buyurmuştur. Benim tercihim tam da buydu aslında. Bir Müslümanın her gün yaptığı garip, zor veya sıra dışı seçimlerin sebebi Allah'ın (cellecelaluhu) rızasını seçme kararından kaynaklanır. Hepimiz Allah'a inanma fıtratıyla doğduk. Asıl mesele bunu derin bir inançla kabul edebilmektir. Seçimlerimizde dikkatimizi dağıtan birçok unsur var. Daha cazibeli, kolay veya daha eğlenceli tercihlerimiz var. Bunların birçoğunu deneyimledikten sonra şunu söylemeliyim: İçimizdeki boşluğu Allah'ın rızasından başka bir şey dolduramıyor. Sonunda hepimiz ona döndürüleceğiz ve kalplerimiz ancak onunla huzur bulacak.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Araştırma-İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Yeditepe Yayınevi, 232 sayfa, 8.3 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Ocak 2022, isbn: 9786257477918, 489 defa okundu
Türk tarihinin şifreleri hangi boylarda saklı?
Türklerin kara kutusu Töles boylarının önemi ne?
Türk ismiyle kurulan ilk devlet Göktürkler kimlerdir? Göktürk modeli, Türk yönetimlerine nasıl referans oldu?
Bilge Kağan, Türk milletine ne vasiyet etti? Yazıtları nasıl okumak lazım?
Türk ilinin yüreği Ötüken nasıl bir yer?
Papa Roma’yı esirgemesi için Attila’ya nasıl yalvardı?
Çin sarayını yanındaki yiğitlerle bastığı anlatılan Kürşad kimdir?
Türk ordusunun kuruluşu neden Mete’ye dayandırılıyor?
Türklüğe ait kavramlar ve semboller neler?
Bu kitapta Türk adının anlamından başlayarak yaşadıkları coğrafya, boyları, kurdukları devletler, inançları, kültür dünyaları ve sosyal yapıları, devlet yönetim şekilleri, Çinliler ile ilişkileri, destanları, orduları, şehirleri ve kahramanları, İslamiyet
Türk tarihinin şifreleri hangi boylarda saklı? Türklerin kara kutusu Töles boylarının önemi ne? Türk ismiyle kurulan ilk devlet Göktürkler kimlerdir? Göktürk modeli, Türk yönetimlerine nasıl referans oldu? Bilge Kağan, Türk milletine ne vasiyet etti? Yazıtları nasıl okumak lazım? Türk ilinin yüreği Ötüken nasıl bir yer? Papa Roma’yı esirgemesi için Attila’ya nasıl yalvardı? Çin sarayını yanındaki yiğitlerle bastığı anlatılan Kürşad kimdir? Türk ordusunun kuruluşu neden Mete’ye dayandırılıyor? Türklüğe ait kavramlar ve semboller neler? Bu kitapta Türk adının anlamından başlayarak yaşadıkları coğrafya, boyları, kurdukları devletler, inançları, kültür dünyaları ve sosyal yapıları, devlet yönetim şekilleri, Çinliler ile ilişkileri, destanları, orduları, şehirleri ve kahramanları, İslamiyet
Yayınevi (BinKitap): Kapı Yayınları, 325 sayfa, 8.3 puan, İlk Yayın: Ocak 1999
Basım Tarihi: 4 Eylül 2019, isbn: 9786057838094, 458 defa okundu
"İstanbul'da yaşayıp da bir türlü İstanbullu olamayanları, bir türlü yaşayamayanları hiç anlayamadım," diyen Haluk Dursun İstanbul'da Yaşama Sanatı ile İstanbul'u yaşamak isteyenlere rehber bir kitap sunuyor.
İstanbulluların, İstanbul’u sevmesi için tanıması, geçmişteki önemini ve tarihî güzelliklerini bilmesi gerekir. Yeni İstanbullu, eski hemşehrilerinin nasıl yaşadığını, hangi güzellik ortamı içinde bulunduğunu görüp tadamamış olsa bile, en azından duyabilmeli, öğrenebilmeli ve imrenebilmelidir. Günümüzde, maalesef artık kalmayan ortak İstanbul kültürü, ancak ortak İstanbul tarih bilinciyle oluşturulabilir.
Bu çalışma Batılıların tabiriyle “bir şehirde yaşama sanatı”, bizim eski tabirimizle, şehrin hususiyetini anlatan bir “şehrengiz” özelliğindedir.
Yayınevi (Kitapyurdu): Ötüken Neşriyat, 0.00 0
Stok
İstanbul, bir imparator şehir. Roma'nın, Bizans'ın Osmanlı'nın şaheserlerini bünyesinde toplamış. Tabiatın ona sunduğu muhteşem konumu büyük sanatkârların güzel eserlerilye uyum içinde gözler önüne sermiş. Geçen yüzyıllar bu şehri her bakımdan yıpratmış, çaptan düşürmüş, ama cami yıkılsa da mihrap yerinde kalmış. Klasik bir nostalji edebiyatıyla yakılıp yıkanlara, uçup gidiverenlere ağlayıp sızlanmak yerine "ele geçmezse eğer sevdiğimiz, çare ne; eldekini sevmeliyiz" diyerek bu haliyle İstanbul'u yeniden tanımaya keşfetmeye, keyfini çıkarmaya, orada yaşamayı bir sanat haline getirmeye ne dersiniz?
Felsefe-Düşünce (BinKitap), Felsefe Metinleri (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Dergâh Yayınları, 243 sayfa, 8.8 puan, İlk Yayın: Kasım 2015
Basım Tarihi: Ocak 2016, isbn: 9789759955496, 1557 defa okundu
Biz, hem uysallığa hem de anarşizme karşıyız. Her türlü sosyolojizme, yani toplum gerçeğinin her şey olduğu anlayışına karşı olduğumuz kadar, bencil ve katı ferdiyetçiliğin de karşısındayız. Sadece bütün iradeleri aynı şekilde belirleyen bir İrade karşısındaki uysallığı kabul ediyoruz.
Bize göre selamet, tarih ve insanlıkla birlikte, tarihin ve insanlığın var oluş sebeplerini içinde bulacakları bir mutlak'a bağlanmaktan ibarettir. Aklı başında bir insanlık, kendini asla gayesi ve gerçekleştireceği mukadderatı olmayan bir varlık olarak düşünemiyecektir. Kendi gayesini bilecek noktaya erişmese bile o, sanki bu gayeye arka arkaya gelen nesillerin sonsuzluğunda ulaşılacakmış gibi hareket edecektir.
Ferdin boyun eğmen zorunda kaldığı bir baskı unsuru olarak toplum, zorbalık ve zulme kanat germekte, bu şekilde esirliği ve esaret derecesinde uysallığı yaratmaktadır. O, böylelikle ferin iradi güçlerini öldürmektedir. Oysa toplum tam aksine, ferdi hareketin özlem duyduğu, atıldığı bir ideal, yani merhametin ve isyanın esiri olan ideal olmalıdır. İnsanlıkta inançların tesirli bir şekilde yayılması, gerçekten toplumun ve medeniyetin yaratıcısıdır. İşte bu yayılmadır ki, herbirimizi gücümüz nisbetinde birer asi, yani birer ahlaki varlık haline getirir. Biz, bütün insanlığın selametini bu inançların yayılması olgusunda aradık.
Biz, hem uysallığa, hem de anarşizme karşıyız. Her türlü toplum gerçeğinin her şey olduğu anlayışına karşı olduğumuz kadar, bencil ve katı ferdiyetçiliğin de karşısındayız. Ferdin sadece bütün iradeleri aynı şekilde belirleyen bir İrade karşısındaki uysallığını kabul ediyoruz.
Psikoloji (BinKitap), Eğitim (BinKitap), Aile (Kadın, Erkek ve Çocuk) (BinKitap), Genel (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İthaki Yayınları, 288 sayfa, 8.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 21 Eylül 2018, isbn: 9786053758488, 7782 defa okundu
İyi aile yoktur. Ya da paradoks şu ki iyi aile, "İyi aile yoktur" düsturuyla hareket edebilen ailedir.
İnsanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisleri yaşar. Çocuğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır.
Çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. Her insanın içinde anne, baba, çocuk vardır ve güçlü psikoloji aslında, içimizdeki çocuğun güçlü olduğu, saygı gördüğü psikolojidir.
İyi Aile Yoktur sadece anne-babalar değil, çocukluk geçirmiş ve kendisini daha iyi anlamak isteyen her yaşta insan için yazıldı.
Bu kitabın sunduğu farklı bakış açısıyla, neden acı çektiğimiz, sevilmeyi neden isteyip sevgiyi kaybettiğimizde neden üzüldüğümüz, işlerimizi neden ertelediğimiz gibi kendimize dair birçok şeyin altındaki nedeni yepyeni bir gözle, şaşkınlıkla keşfedeceksiniz.
İngiltere’de Essex Üniversitesi’nde Psikanaliz yüksek lisansı yapan, Avrupa ve Amerika’da psikoloji alanında konferanslarda tebliğler sunan ve çocukluk atölyeleriyle ebeveynlerle buluşan Nihan Kaya, yıllarca süren çalışmalarını bu kitapta derliyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): Okuyan Us Yayın, 206.00 TRY
Stok Ön sipariş
Nihan Kaya’nın Rehberliğiyle Çocukluk Yaralarınızla Yüzleşin: İyi Aile Yoktur Aile kavramı gerçekten kusursuz bir sığınak mı, yoksa birer birey olarak özgürlüğümüzü sınırlayan görünmez duvarlar mı? Nihan Kaya, aileye dair en köklü inançlarımızı sorgulatmak için kaleme aldığı İyi Aile Yoktur kitabında, bu cesur sorunun peşine düşüyor. Çocukluk travmalarından yetişkinlikteki duygusal tıkanıklıklara, toplumsal normlardan bireysel özgürlük arayışına kadar geniş bir perspektiften aile kavramını inceliyor. Bu kitap, klişelerle şekillendirilmiş “ideal aile” anlayışını kırmaya ve okurlarını kendi hayatlarına ve ilişkilerine yeniden bakmaya davet ediyor. “Aile her şeydir”, “Anne baba kutsaldır” gibi kalıp düşüncelerle yetiştirilen bireylerin duygusal yaralarını keşfetmeye, o yaraların iyile??tirilmesine yönelik bir farkındalık sunuyor. Nihan Kaya, güçlü anlatımı ve derinlemesine analizleriyle çocukluk döneminin görünmez ama en etkili yaralarının izlerini gözler önüne seriyor. Kitaptan Size Kalanlar: Aile içindeki psikolojik dinamikleri anlamak ve sorgulamak, Çocukluk travmalarının yetişkinlik hayatınıza etkisini fark etmek, Özgür birey olmanın ve sağlıklı sınırlar koymanın önemini keşfetmek, “İyi aile” mitinin ardındaki gerçeği görmek. Neden Bu Kitabı Okumalısınız? Bir solukta okuyacağınız bu eser, size yalnızca kendi ailenizi değil, kendinizi de sorgulatacak. Eğer aile ilişkilerinizde çözülmeyen düğümler varsa, çocuğunuzla ya da ebeveynlerinizle kurduğunuz ilişkide sağlıklı sınırlar oluşturmayı öğrenmek istiyorsanız, İyi Aile Yoktur tam da aradığınız kılavuz olabilir. Kitabın sayfalarını çevirdikçe, “Ben bu duyguyu neden hissettim?” ya da “Bu davranışın arkasındaki neden ne?” gibi soruların cevaplarını bulacaksınız. Kendi Özgürlük Hikâyenizi Yazın! Hayatta en büyük dönüşüm, kendimizi tanımakla başlar. İyi Aile Yoktur, bireysel dönüşüm yolculuğunuzda size rehberlik edecek, ilişkilerinizi sağlıklı bir zemine oturtmanızı sağlayacak bir başyapıt. Unutmayın: Aile bağlarımızı anlayabilmek, kendi duygusal özgürlüğümüzü yaratmanın ilk adımıdır.
Psikoloji (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Psikonet Yayınları, 404 sayfa, 8.6 puan, İlk Yayın: 1 Ocak 1980
Basım Tarihi: Eylül 2018, isbn: 9789759893729, 15188 defa okundu
İşte size iyi bir haber: kendinizi kaygı, suçluluk, kötümserlik, erteleme, düşük benlik saygısı ve depresyonun diğer "dipsiz kuyu"larından ilaçsız kurtarabilirsiniz! İyi Hissetmek'te, psikiyatrist David Burns duygularınızı harekete geçirecek ve hayata daha olumlu bakmanızı sağlayacak, bilimsel olarak test edilmiş teknikler sunuyor.
Depresyonu Yenmek, Kaygıyı Aşmak ve Daha Güçlü İlişkiler Kurmak için Adım Adım Yeni Teknikler Dünya çapında çok satan İyi Hissetmek: Yeni Duygudurum Tedavisi kitabının yazarı Dr. David D. Burns, depresyon ve kaygıyı aşmanıza, hayatı daha keyifli ve heyecan verici bir duruma getirmenize yardımcı olacak yeni bir rehber sunuyor. Dr. Burns, büyük ilgi gören önceki kitabında depresyon tedavisi için ilaçsız, etkili bir yöntem geliştirmişti. Bu yeni kitabında ise günlük yaşamda karşılaşılan sorunlarla başa çıkmanızı sağlayacak güçlü teknikler ve pratik alıştırmalar paylaşıyor. Bu kitapla, daha iyi hissetmenin yollarını keşfedecek ve hayatın aslında ne kadar heyecan verici olabileceğini göreceksiniz.
Edebiyat (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Okur Kitaplığı, 152 sayfa, 9.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 15 Kasım 2024, isbn: 9786052903308, 22 defa okundu
Okulda olmayı en çok sevdiğim günler ilkbahara rastlıyor. Akasya ve iğde çiçeklerinin kokusunu çok seviyorum. Çocuklar çiçekleri sınıfa getiriyorlar zaman zaman. Kokular bütün bir kış boyunca biriken tüm yorgunluğumu alıyor.
Sabah ilk derslerde kuşların şarkıları pencerelerden sınıfa doluyor. Ben derse çok sevdiğim birer şarkıyı dinleterek başlıyorum. Arka bahçemizde semaver yakılıp çay demlenmiş oluyor bazen. Çocuklar yaz tatili ile ilgili planlar yapıyorlar. Mezun olacak öğrencilerde hem bir hüzün oluyor, hem de neşe. Büyümek tam olarak böyle. Sonra yeni çocuklar gelecek okula. Yeni kokular, yeni sevinçler. Biz onları hep heyecanla bekliyor olacağız.
Bu kitap benim okullu olmamın hikâyesi. Öğrencilik günlerimden öğretmenlik anılarıma, çocuk seslerinden fikirlere, faaliyetlerden meslektaşlarımın önerilerine kadar pek çok farklı konuya eğiliyor İyi ki Öğretmenim.
Yayınevi (Kitapyurdu): Okur Kitaplığı, 171.00 TRY
Stok Mevcut
Okulda olmayı en çok sevdiğim günler ilkbahara rastlıyor. Akasya ve iğde çiçeklerinin kokusunu çok seviyorum. Çocuklar çiçekleri sınıfa getiriyorlar zaman zaman. Kokular bütün bir kış boyunca biriken tüm yorgunluğumu alıyor. Sabah ilk derslerde kuşların şarkıları pencerelerden sınıfa doluyor. Ben derse çok sevdiğim birer şarkıyı dinleterek başlıyorum. Arka bahçemizde semaver yakılıp çay demlenmiş oluyor bazen. Çocuklar yaz tatili ile ilgili planlar yapıyorlar. Mezun olacak öğrencilerde hem bir hüzün oluyor, hem de neşe. Büyümek tam olarak böyle. Sonra yeni çocuklar gelecek okula. Yeni kokular, yeni sevinçler. Biz onları hep heyecanla bekliyor olacağız. Bu kitap benim okullu olmamın hikâyesi. Öğrencilik günlerimden öğretmenlik anılarıma, çocuk seslerinden fikirlere, faaliyetlerden meslektaşlarımın önerilerine kadar pek çok farklı konuya eğiliyor İyi ki Öğretmenim.
Edebiyat (BinKitap), Hikaye (Öykü) (BinKitap), Hikaye (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Dergâh Yayınları, 152 sayfa, 8.5 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Eylül 2016, isbn: 9789759957667, 6519 defa okundu
"Kapı açıldı, biri içeri girdi. Onunla beraber yağmurun kokusu, fırtınanın ayazı…
Kahveci Hacı Kadir uzun süpürgenin sapına dayanarak gelene baktı.
Biraz ürperdi ama renk vermedi.
Ne de olsa gecenin bir vakti.
Saç baş birbirine karışmış, sırt çantası taşıyan bir garip adam. Üstelik sakallı.
O yıllarda memlekette sırt çantası yoktu. Demek bu adam yaban ya da turist…
Orada öylece gözlerini kısmış duruyor, dimdik Hacı'ya bakıyor."
“Kapı açıldı, biri içeri girdi. Onunla beraber yağmurun kokusu, fırtınanın ayazı… Kahveci Hacı Kadir uzun süpürgenin sapına dayanarak gelene baktı. Biraz ürperdi ama renk vermedi. Ne de olsa gecenin bir vakti. Saç baş birbirine karışmış, sırt çantası taşıyan bir garip adam. Üstelik sakallı. O yıllarda memlekette sırt çantası yoktu. Demek bu adam yaban ya da turist… Orada öylece gözlerini kısmış duruyor, dimdik Hacı’ya bakıyor.”
Kişisel Gelişim (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): TK Kitap, 194 sayfa, 8.8 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Kasım 2024, isbn: 9786259823324, 953 defa okundu
“Etrafımızdakiler için yapabileceğimiz en harika yatırım, kendimizi iyileştirmektir. Bize baktıklarında iyilik numuneleri görmeleri, onların hayatında büyük bir zenginlik oluşturur. Etrafımızda zihinsel, ruhsal ve sosyal açıdan giderek zenginleşen bir yakınımız olduğunu görmenin, bizim için ne şahane bir ikram olduğunu hatırlayalım.”
Fatma Bayram, bazen taşlar bazen de çiçekler döşediğimiz hayat yolunda bize eşlik ediyor. İyilik, doğruluk ve takva kavramlarının birbiri ile ilişkilerindeki sıkılığa dikkat etmeyi ve birindeki eksikliğin (veya tamlığın) diğerini etkilediğini unutmamak gerektiğini söylüyor. Mademki iyilerden olmak ve bu düzeyi korumak, çoğumuz için ancak iyi bir çevre içinde mümkün, o halde “ben her çevrede kendi çizgimi korurum” iddiasını tekrar gözden geçirip, hiç olmazsa en yakın halkada iyileri çoğaltmaya bakmamız gerektiğinin altını çiziyor.
“Yapmadığım şeyleri başkalarına da anlatmamalıyım,” diye düşünmek yerine, insanlara anlattığım doğruları ben de yapmalıyım dedirten ve öğrenilmiş kusurlarımızı düzeltmemize yardım eden Fatma Bayram’ın kaleme aldığı İyiler Yalnız Değildir, yalpaladığını hisseden her bireyi, iyiliğin aklî ve kalbî bağına götürüyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): TK Kitap, 187.00 TRY
Stok Mevcut
“Etrafımızdakiler için yapabileceğimiz en harika yatırım, kendimizi iyileştirmektir. Bize baktıklarında iyilik numuneleri görmeleri, onların hayatında büyük bir zenginlik oluşturur. Etrafımızda zihinsel, ruhsal ve sosyal açıdan giderek zenginleşen bir yakınımız olduğunu görmenin, bizim için ne şahane bir ikram olduğunu hatırlayalım.” Fatma Bayram, bazen taşlar bazen de çiçekler döşediğimiz hayat yolunda bize eşlik ediyor. İyilik, doğruluk ve takva kavramlarının birbiri ile ilişkilerindeki sıkılığa dikkat etmeyi ve birindeki eksikliğin (veya tamlığın) diğerini etkilediğini unutmamak gerektiğini söylüyor. Mademki iyilerden olmak ve bu düzeyi korumak, çoğumuz için ancak iyi bir çevre içinde mümkün, o halde “ben her çevrede kendi çizgimi korurum” iddiasını tekrar gözden geçirip, hiç olmazsa en yakın halkada iyileri çoğaltmaya bakmamız gerektiğinin altını çiziyor. “Yapmadığım şeyleri başkalarına da anlatmamalıyım,” diye düşünmek yerine, insanlara anlattığım doğruları ben de yapmalıyım dedirten ve öğrenilmiş kusurlarımızı düzeltmemize yardım eden Fatma Bayram’ın kaleme aldığı İyiler Yalnız Değildir, yalpaladığını hisseden her bireyi, iyiliğin aklî ve kalbî bağına götürüyor.
Kişisel Gelişim (BinKitap), Eğitim (BinKitap), Kişisel Gelişim (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Timaş Yayınları, 288 sayfa, 9.2 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Şubat 2023, isbn: 9786050846850, 1658 defa okundu
Kalbimiz niçin bu kadar çabuk kırılıyor?
Duyduğumuz acılar aslında neyin işareti ve nasıl yorumlanmalı?
Kalbimizin hassas ve savunmasız yaratılmış olması arınma yolculuğumuzun bir parçası olabilir mi?
Her an mutlu olmak gerçekçi bir beklenti değilse acı ve ıstıraba bakışımız nasıl olduğunda içimizdeki boşluk hissi anlamla dolar?
Dünya çapında konferansları milyonlar tarafından takip edilen Yasmin Mogahed, İyileştir Kalbini adlı yeni kitabında bizi kalbimizle yüzleştirip ruhumuza doğru bir yolculuğa çıkarıyor ve içimizde hissettiğimiz boşluğun nedenleri üzerinde duruyor.
İnsanı üzen, boşluğa düşüren asıl nedenin, hayatımızın ve kalbimizin merkezine Allah’ın sevgisini yerleştirmememiz olduğunu anlatan Mogahed, önceliklerimizi yaradılış gerçeğimize uygun hale getirdiğimizde açılacak yolları, içinden geçtiğimiz imtihanlardan selim bir kalple çıkabilmemiz için hatırda tutmamız gerekenleri paylaşıyor.
Duygusal ve ruhsal iyilik için bir rehber niteliğinde olan İyileştir Kalbini, içimizdeki boşluk hissini dolduracak kaynakları, insanlık için apaçık bir rehber olan Kur’an ayetlerinden ve Peygamberimizin hayatından örneklerle sunuyor.
Kalbimiz niçin bu kadar çabuk kırılıyor? Duyduğumuz acılar aslında neyin işareti ve nasıl yorumlanmalı? Kalbimizin hassas ve savunmasız yaratılmış olması arınma yolculuğumuzun bir parçası olabilir mi? Her an mutlu olmak gerçekçi bir beklenti değilse acı ve ıstıraba bakışımız nasıl olduğunda içimizdeki boşluk hissi anlamla dolar? Dünya çapında konferansları milyonlar tarafından takip edilen Yasmin Mogahed, İyileştir Kalbini adlı yeni kitabında bizi kalbimizle yüzleştirip ruhumuza doğru bir yolculuğa çıkarıyor ve içimizde hissettiğimiz boşluğun nedenleri üzerinde duruyor. İnsanı üzen, boşluğa düşüren asıl nedenin, hayatımızın ve kalbimizin merkezine Allah’ın sevgisini yerleştirmememiz olduğunu anlatan Mogahed, önceliklerimizi yaradılış gerçeğimize uygun hale getirdiğimizde açılacak yolları, içinden geçtiğimiz imtihanlardan selim bir kalple çıkabilmemiz için hatırda tutmamız gerekenleri paylaşıyor. Duygusal ve ruhsal iyilik için bir rehber niteliğinde olan İyileştir Kalbini, içimizdeki boşluk hissini dolduracak kaynakları, insanlık için apaçık bir rehber olan Kur’an ayetlerinden ve Peygamberimizin hayatından örneklerle sunuyor.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Anı-Mektup-Günlük (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), Gezi (BinKitap), Seyahatname (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ketebe Yayınları, 256 sayfa, 9.7 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 1 Ekim 2025, isbn: 9786255695017, 905 defa okundu
“Okuyacağınız metin, beklemediğim bir anda çıktığım zor, gerilimli ve hazin hatıralarla dolu bir seyahatin notları. Uzun yıllardır konuştuğumuz, dert ettiğimiz, andığımız ve anlamaya çalıştığımız Doğu Türkistan’da bizzat yaşadıklarım, şahit olduklarım ve gördüklerimin bana düşündürdükleri, müstakil bir kitap olarak şimdi elinizin altında.
Böyle bir kitabı kaleme almaktaki öncelikli hedefim, Müslüman Uygurların karşı karşıya bulunduğu dramı ve gerçekliği, mümkün olduğunca anlaşılır biçimde aktarmak. Doğu Türkistan meselesi, hem sahadan doğru haber almanın zorlukları hem de Çin’in uyguladığı çok boyutlu dezenformasyon sebebiyle, ülkemizde ne yazık ki hak ettiği ilgiyi göremiyor. “Gözden ırak olan gönülden de ırak olur” misali, kendi yakın çevremizdeki krizlerin gerisinde ve gölgesinde kalan bir dava Doğu Türkistan.
İkinci hedefim, geleceğe ve bizden sonraki nesillere, bugünlere dair bir kanıt ve kayıt bırakmak. İçinden geçtiğimiz dönemde Doğu Türkistan ne durumda? Dünden bugüne neler yaşandı? Yarın neler olabilir? Dönüşümlerin istikameti nereye doğru? Şimdi devam eden süreçlerin somut neticelerini kendi gözleriyle görecek olan istikbalin Müslümanları, 2025 yılında bölgeyi adımlamış birinin satır aralarından epey ipucu yakalayacaktır diye düşünüyorum.
Üçüncü bir hedefim de, Doğu Türkistan havzasının coğrafi, tarihi ve kültürel bakımdan daha iyi anlaşılmasına mütevazı bir katkıda bulunmak. Seyahatname’yi okurken, bölgenin, Türkiye’den bakınca belki hiç göremediğimiz ve fark edemediğimiz bir derinliğinin bulunduğuna şahitlik edeceksiniz. Hatta belki bazı isimler ve mekânlar, sizi daha kapsamlı okumalara sevk eden birer işaret fişeğine dönüşecek.”
“Okuyacağınız metin, beklemediğim bir anda çıktığım zor, gerilimli ve hazin hatıralarla dolu bir seyahatin notları. Uzun yıllardır konuştuğumuz, dert ettiğimiz, andığımız ve anlamaya çalıştığımız Doğu Türkistan’da bizzat yaşadıklarım, şahit olduklarım ve gördüklerimin bana düşündürdükleri, müstakil bir kitap olarak şimdi elinizin altında. Böyle bir kitabı kaleme almaktaki öncelikli hedefim, Müslüman Uygurların karşı karşıya bulunduğu dramı ve gerçekliği, mümkün olduğunca anlaşılır biçimde aktarmak. Doğu Türkistan meselesi, hem sahadan doğru haber almanın zorlukları hem de Çin’in uyguladığı çok boyutlu dezenformasyon sebebiyle, ülkemizde ne yazık ki hak ettiği ilgiyi göremiyor. “Gözden ırak olan gönülden de ırak olur” misali, kendi yakın çevremizdeki krizlerin gerisinde ve gölgesinde kalan bir dava Doğu Türkistan. İkinci hedefim, geleceğe ve bizden sonraki nesillere, bugünlere dair bir kanıt ve kayıt bırakmak. İçinden geçtiğimiz dönemde Doğu Türkistan ne durumda? Dünden bugüne neler yaşandı? Yarın neler olabilir? Dönüşümlerin istikameti nereye doğru? Şimdi devam eden süreçlerin somut neticelerini kendi gözleriyle görecek olan istikbalin Müslümanları, 2025 yılında bölgeyi adımlamış birinin satır aralarından epey ipucu yakalayacaktır diye düşünüyorum. Üçüncü bir hedefim de, Doğu Türkistan havzasının coğrafi, tarihi ve kültürel bakımdan daha iyi anlaşılmasına mütevazı bir katkıda bulunmak. Seyahatname’yi okurken, bölgenin, Türkiye’den bakınca belki hiç göremediğimiz ve fark edemediğimiz bir derinliğinin bulunduğuna şahitlik edeceksiniz. Hatta belki bazı isimler ve mekânlar, sizi daha kapsamlı okumalara sevk eden birer işaret fişeğine dönüşecek.”
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar (BinKitap), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Gülhane Yayınları, 112 sayfa, 0.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Mart 2025, isbn: 9786258150445, 1 defa okundu
Bir iç yu?ru?yu?ş ve gönu?l terbiyesi bağlamında değerlendirilebilecek yazıların toplandığı bu kitap, okuyucuyu içe dönu?k bir gönu?l yolculuğuna ve dışa dönu?k olarak da gönu?ller kazanmak için gayret göstermeye davet ediyor ve bu yolculukta yolcuya yolu asan edecek bir asa olabilmeyi u?mit ediyor. Oldukça insanî durumları, kalbe dair sorunları, yu?rek tutulmalarını ve derin gönu?l daralmalarını okuyucuya ayna tutan bir u?slupla ele almaya çalışıyor. Selim bir kalbe ulaşabilmek için çıkılan tu?m yolculuklarda yenilenen bir iman, tazelenen bir ahit, keskinleşen bir bilinç, kökleşen bir mensubiyet ve artan bir mesuliyet duygusuyla, bıkmadan usanmadan, kırmadan incitmeden, her dem yeniden yola revan olanlara selamlar olsun. Seferimiz mu?barek, yolumuz açık olsun.
Bir iç yu?ru?yu?ş ve gönu?l terbiyesi bağlamında değerlendirilebilecek yazıların toplandığı bu kitap, okuyucuyu içe dönu?k bir gönu?l yolculuğuna ve dışa dönu?k olarak da gönu?ller kazanmak için gayret göstermeye davet ediyor ve bu yolculukta yolcuya yolu asan edecek bir asa olabilmeyi u?mit ediyor. Oldukça insanî durumları, kalbe dair sorunları, yu?rek tutulmalarını ve derin gönu?l daralmalarını okuyucuya ayna tutan bir u?slupla ele almaya çalışıyor. Selim bir kalbe ulaşabilmek için çıkılan tu?m yolculuklarda yenilenen bir iman, tazelenen bir ahit, keskinleşen bir bilinç, kökleşen bir mensubiyet ve artan bir mesuliyet duygusuyla, bıkmadan usanmadan, kırmadan incitmeden, her dem yeniden yola revan olanlara selamlar olsun. Seferimiz mu?barek, yolumuz açık olsun.
Yayınevi (BinKitap): Papersense Yayınları, 184 sayfa, 8.9 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2014, isbn: 9786051604169, 2068 defa okundu
İnsan başlangıç ile son arasında bu-ara-da seyrettiği, kendiyle başlayıp yine kendiyle bitirdiği hayat yolculuğunda kendi olmak, kendi kalmak, kendi ölmek için ne yapabilir? Kendilikiyle sımsıkı bağlı bilgiye erişmek, edindiği bilgiyle eylemek onu nereye taşıyabilir? Vahşi kapitalist dünya; duyu, duygu, düşünceden mürekkep insanın hangi zaafları üzerinde yükselir? Din, felsefe, bilim ve sanat insan olmaklıka nerede, ne zaman ve nasıl hizmet eder? Bu deneme tüm bu sorular ile 21. yüzyılın muzdarip ikliminde insan olmanın, kendi olmanın kıymetini bilerek, tanıyarak ve inanarak yola çıkıyor ve “düşünmek yolda olmaktır” ilkesiyle Hz. İnsan’ı arıyor…
İnsan başlangıç ile son arasında bu-ara-da seyrettiği, kendiyle başlayıp yine kendiyle bitirdiği hayat yolculuğunda kendi olmak, kendi kalmak, kendi ölmek için ne yapabilir? Kendilikiyle sımsıkı bağlı bilgiye erişmek, edindiği bilgiyle eylemek onu nereye taşıyabilir? Vahşi kapitalist dünya; duyu, duygu, düşünceden mürekkep insanın hangi zaafları üzerinde yükselir? Din, felsefe, bilim ve sanat insan olmaklıka nerede, ne zaman ve nasıl hizmet eder? Bu deneme tüm bu sorular ile 21. yüzyılın muzdarip ikliminde insan olmanın, kendi olmanın kıymetini bilerek, tanıyarak ve inanarak yola çıkıyor ve “düşünmek yolda olmaktır” ilkesiyle Hz. İnsan’ı arıyor…
Edebiyat (BinKitap), Eleştiri-Kuram (BinKitap), Genel (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İletişim Yayınları, 463 sayfa, 9.1 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2006, isbn: 9789754706376, 718 defa okundu
Kırk Ambar "bütün eserleri"ni yayımladığımız Cemil Meriç'in dokuzuncu ve -belki de- en önemli kitabı. Adeta bir "mefhumlar kamusu", "dağınık ve derbeder bir ansiklopedi". Üstâda göre, "kurmak istediği abidenin birkaç sütunuyla birkaç odası". "Bütün eserleri" yayına hazırlayan Mahmut Ali Meriç, bu "abide"yi önemine binaen iki ayrı cilt halinde yeniden düzenledi. Kırk Ambar'ın ilk cildinin başlığı "Rümuz-ül Edeb". Bu cilt, dünya edebiyatından yola çıkarak klasiğe, hümanizmden edebiyat sosyolojisine, romanın romanından edebiyat tarihinin tarihine uzanıyor. Cemil Meriç, bu uzun edebî yolculukta okuru düşünmeye davet ediyor. Kırk Ambar'da yolculuğumuz "pek yakında", ikinci cilt "Lehçe-t-ül Hakayık"la devam edecek...
(Tanıtım Bülteninden)
Rümuz-ül Edeb’in bir tür edebiyat tarihi olmasına karşın Lehçe-t-ül Hakayık bir tür düşünceler tarihi. Kırk Ambar’ın bu yeni 2. cildi, 1980’de yayımlanan ve tek bir baskı yapan Kırk Ambar’ın ikinci bölümünde ele alınan konuların yeni konularla zenginleştiği, 1981 yılında Ankara’da bir kez basılan Bir Facianın Hikâyesi adlı kitabın içeriğinin de bu konulara eklendiği çok daha kapsamlı ve tamamen gözden geçirilmiş bir hali. Cemil Meriç’in ele aldığı birçok konu bugün de güncelliğini koruyor, bugün de o konuların çeşitliliğinden ve içerdikleri kimi düşüncelerden yararlanmak pekâlâ mümkün. Cemil Meriç okuyucusunu, bir kez daha, "düşünenlerin düşüncesini düşünmeye, sonra da onların tesirinden kurtularak kendi kafasıyla düşünmeye ve hiçbir görüşün esiri olmamaya" davet ediyor. Aydını aydın yapan da "uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs" değil mi?
Deneme-İnceleme (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Aşina Yayınları, 184 sayfa, 8.5 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2017, isbn: 9786058245365, 850 defa okundu
Teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte, yeni bir imtihanlar silsilesiyle daha karşı karşıya kaldık.Vakit israfından yanlış içerikli paylaşımlara, gereksiz kavgalardan gıybet ve dedikoduya kadar, teknoloji geniş ve sınırsız bir günah alanı sunuyor hepimize.Bütün bu tuzaklara düşmemenin yolu ise, birbirimize iyiyi, güzeli ve doğruyu hatırlatmaktan geçiyor.
Taha Kılınç bu kitabında, bir ömrün topladığı tüm birikimin damıtılmış hâlini sunuyor. Özün de özü. Gündelik hayatta karşılaşabileceğimiz sahici meselelere karşı bir duruş önerisi. Belki dönüp dönüp tekrar okumak isteyeceğiniz, ruha dinginlik veren bir kitap: Kırmadan, incitmeden.
Teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte, yeni bir imtihanlar silsilesiyle daha karşı karşıya kaldık.Vakit israfından yanlış içerikli paylaşımlara, gereksiz kavgalardan gıybet ve dedikoduya kadar, teknoloji geniş ve sınırsız bir günah alanı sunuyor hepimize.Bütün bu tuzaklara düşmemenin yolu ise, birbirimize iyiyi, güzeli ve doğruyu hatırlatmaktan geçiyor. Taha Kılınç bu kitabında, bir ömrün topladığı tüm birikimin damıtılmış hâlini sunuyor. Özün de özü. Gündelik hayatta karşılaşabileceğimiz sahici meselelere karşı bir duruş önerisi. Belki dönüp dönüp tekrar okumak isteyeceğiniz, ruha dinginlik veren bir kitap: Kırmadan, incitmeden.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Tarih (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ekin Yayınları, 756 sayfa, 9.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Mayıs 2025, isbn: 9786258484816, 58 defa okundu
Bir kapı düşünün; ardında özgürlüğün kanla sulanmış toprağı, açıldığında insanlık tarihinin en onurlu direnişlerinden birine çıkan bir eşik... “Kızıl Kapı” ismi, bu anlamın ta kendisidir. Mısırlı büyük şair Ahmed Şevki’nin “Hürriyetin kızıl bir kapısı vardır ki / Ancak kana bulanan eller açar” mısrasından ilhamla, bu eser adını Gazze’nin kanla yazılmış özgürlük hikâyesinden alıyor. İşte o kapı, Yahya Sinvar’ın sarsılmaz iradesiyle, Muhammed Deyf’in gölgelerde büyüyen direnişiyle, İsmail Heniyye’nin kelimelere sığmayan sabrıyla aralandı. Ve şimdi biz, o kapının eşiğinde, bir hafızayı ayakta tutmak için kelimelerin kudretine başvuruyoruz.
“Kızıl Kapı”, Gazze’nin hafızasını üç katmanda ele alıyor: İnsan, sembol ve mekân. Üç kitaplık bu seri, sadece bir anlatı değil; bir çağrıdır, bir belgedir, bir vicdan mirasıdır. İlk kitapta, bu çağın tanıkları olan liderleri, mücahitleri, doktorları, anneleri, aktivistleri -ve hatta kötülüğün temsilcileri- anlatılıyor. Bazen bir cümleyle, bazen sayfalar süren bir hatırayla… Ama her defasında hakikatin izini sürerek. Aksa Tufanı günlerinde İslam’ın yanında, tarihin, insanlığın, vicdanın tarafında durup bunun için canlarını verenlerle; sömürgenin, kötülüğün, soykırımın yanında hizalanıp şer cephesi oluşturanların kaydının tutulması gerekiyordu. Kızıl Kapı, işte tam da ona çaba harcıyor.
İkinci kitap, sembollerin diliyle konuşuyor. Bir kefiye, bir küpe, bir tencere, bir kek… Bazen bir çocuk çantasındaki defterin köşesinde, bazen bir mücahidin elindeki asada karşımıza çıkan işaretler… Her biri bir neslin hafızasında yankı bulan, direnişi kodlayan, kimliğe dönüşen detaylar bunlar. Gazze, yalnızca bir coğrafya değil; bir anlamlar haritasıdır. Aksa Tufânı vakitlerinde ortaya çıkan sembollerin tahlil edilip kayda geçirilmesi ve insanlığa anlatılması bu üçleme ile gerçekleşiyor.
Serinin üçüncü ve son kitabında ise mekânın dilini tanıyoruz. Refah’ın yıkıntılarında, Cebaliye’nin molozları arasında, Beyt Hanun’un sarsıntılarında… Mescitlerde, okullarda, hastanelerde yankılanan iniltiler, dualar, neşeli anlar ve feryatlar bu çalışmayla belgeleniyor. Çünkü her taşın, her yıkıntının bir hikâyesi vardır. Ve Gazze, konuşan bir şehir gibi anlatır derdini.
Bu seri, sadece Gazze’yi anlatmıyor. Aynı zamanda insanı anlatıyor. İnsanın nasıl alçalabileceğini ve nasıl yücelebileceğini… Bir yanda soykırımın karanlık aktörleri, öte yanda tarih boyunca yankılanacak bir duruşun kahramanları. Harf harf yazıya dönüşen bu irade, bombalarla yıkılamayan bir onurun ifadesidir.
“Kızıl Kapı”; Tokyo’dan Sidney’e, Londra’dan Newyork’a, Mostar’dan İstanbul’a, Diyarbakır’dan Dakka’ya milyonların gözyaşıyla suladığı bir toprağın tanıklığıdır. Ve bu kitaplar, birer tanıktır. Belki bir dua kadar sessiz, ama tarih kadar gür bir çağrıdır. “Kızıl Kapı” aralandı; içinden bir halkın onuru, bir ümmetin vicdanı geçti.
Türkiye’den 83, Filistin’den 10 isimle Gazze ve Filistin ile ilgili görkemli bir hafızanın inşa edildiği bu 3 eser ile okura bu kapının eşiğini sunuyoruz. Oku. Hatırla. Ve unutma.
Yayınevi (Kitapyurdu): Ekin Yayınları, 468.00 TRY
Stok Mevcut
Abdulkadir Şen | Abdullah Harmancı | Abdullah Yıldız | Âdem Turan | Âdem Özköse | Ahmed Varol | Ahmet Dağ | Ahmet Emin Dağ | Ahmet Faruk Asa | Ali Emre | Asım Öz | Aydın Ünal | Ayşegül Genç | Behçet Alioğlu | Berat Demirci | Bülent Gökgöz | Demet Tezcan | Dilek Tekocak | Emine Çınar | Ercan Yıldırım | Ersin Çelik | Esra Elönü | Fadia Malhis | Faten Alhila | Fevzi Zülaloğlu | Ghada Ageel | Gökhan Özcan | Gönül Ayyıldız | Gülden Sönmez | Günay Bulut | Hakan Albayrak | Halis Aydemir | Hamdi Nalbant | Hamdullah Baycar | Hamza Türkmen | Hülya Ertem | Hülya Şekerci |Hüseyin Akın | İbrahim Buldur | İbrahim Demirci | İdris Gökalp | İslam Asalya | Kadriye Sınmaz | Kemal Mansur | Kemal Öztürk | Kenan Alpay | Mahmoud Al-Rantisi | Mahmoud Mardawi | Mehmet Rakipoğlu | Mehmet Ali Aslan | M. Beşir Eryarsoy | Menderes Kurt | Metin Mutanoğlu | Muhammed Ata | Muhammed Emin Yıldırım | Muharrem Güneş | Muin Naim | Murat Ayar | Murat Koç | Musa Üzer | Mustafa Kayapınar | Mustafa Özel | Mustafa Uçurum | Münire Daniş | Nesibe Hale Tezcan | Nehir Aydın Gökduman | Nour Abu Dan | Nour Alhila | Nurcan Şahin Büyük | Nuriye Çakmak Çelik | Orhan Alimoğlu | Osman Atalay | Peren Birsaygılı Mut | Ramazan Kayan | Ramazan Korkmaz | Ramazan Yazçiçek | Rıdvan Kaya | Salih Erayabakan | Sami Bayrakçı | Selvigül Kandoğmuş Şahin | Shrooq Hijazi | Sibel Eraslan | Sinan Özyurt | Sobhi Skaik | Suavi Kemal Yazgıç | Süleyman Ceran | Süleyman Ragıp Yazıcılar | Taner Kamacı | Tülay Gökçimen | Ümit Sönmez | Ümmühan Atak | Yasin Aktay | Zehra Türkmen Bir kapı düşünün; ardında özgürlüğün kanla sulanmış toprağı, açıldığında insanlık tarihinin en onurlu direnişlerinden birine çıkan bir eşik... “Kızıl Kapı” ismi, bu anlamın ta kendisidir. Mısırlı büyük şair Ahmed Şevki’nin “Hürriyetin kızıl bir kapısı vardır ki / Ancak kana bulanan eller açar” mısrasından ilhamla, bu eser adını Gazze’nin kanla yazılmış özgürlük hikâyesinden alıyor. İşte o kapı, Yahya Sinvar’ın sarsılmaz iradesiyle, Muhammed Deyf’in gölgelerde büyüyen direnişiyle, İsmail Heniyye’nin kelimelere sığmayan sabrıyla aralandı. Ve şimdi biz, o kapının eşiğinde, bir hafızayı ayakta tutmak için kelimelerin kudretine başvuruyoruz. “Kızıl Kapı”, Gazze’nin hafızasını üç katmanda ele alıyor: İnsan, sembol ve mekân. Üç kitaplık bu seri, sadece bir anlatı değil; bir çağrıdır, bir belgedir, bir vicdan mirasıdır. İlk kitapta, bu çağın tanıkları olan liderleri, mücahitleri, doktorları, anneleri, aktivistleri -ve hatta kötülüğün temsilcileri- anlatılıyor. Bazen bir cümleyle, bazen sayfalar süren bir hatırayla… Ama her defasında hakikatin izini sürerek. Aksa Tufanı günlerinde İslam’ın yanında, tarihin, insanlığın, vicdanın tarafında durup bunun için canlarını verenlerle; sömürgenin, kötülüğün, soykırımın yanında hizalanıp şer cephesi oluşturanların kaydının tutulması gerekiyordu. Kızıl Kapı, işte tam da ona çaba harcıyor. İkinci kitap, sembollerin diliyle konuşuyor. Bir kefiye, bir küpe, bir tencere, bir kek… Bazen bir çocuk çantasındaki defterin köşesinde, bazen bir mücahidin elindeki asada karşımıza çıkan işaretler… Her biri bir neslin hafızasında yankı bulan, direnişi kodlayan, kimliğe dönüşen detaylar bunlar. Gazze, yalnızca bir coğrafya değil; bir anlamlar haritasıdır. Aksa Tufânı vakitlerinde ortaya çıkan sembollerin tahlil edilip kayda geçirilmesi ve insanlığa anlatılması bu üçleme ile gerçekleşiyor. Serinin üçüncü ve son kitabında ise mekânın dilini tanıyoruz. Refah’ın yıkıntılarında, Cebaliye’nin molozları arasında, Beyt Hanun’un sarsıntılarında… Mescitlerde, okullarda, hastanelerde yankılanan iniltiler, dualar, neşeli anlar ve feryatlar bu çalışmayla belgeleniyor. Çünkü her taşın, her yıkıntının bir hikâyesi vardır. Ve Gazze, konuşan bir şehir gibi anlatır derdini. Bu seri, sadece Gazze’yi anlatmıyor. Aynı zamanda insanı anlatıyor. İnsanın nasıl alçalabileceğini ve nasıl yücelebileceğini… Bir yanda soykırımın karanlık aktörleri, öte yanda tarih boyunca yankılanacak bir duruşun kahramanları. Harf harf yazıya dönüşen bu irade, bombalarla yıkılamayan bir onurun ifadesidir. “Kızıl Kapı”; Tokyo’dan Sidney’e, Londra’dan Newyork’a, Mostar’dan İstanbul’a, Diyarbakır’dan Dakka’ya milyonların gözyaşıyla suladığı bir toprağın tanıklığıdır. Ve bu kitaplar, birer tanıktır. Belki bir dua kadar sessiz, ama tarih kadar gür bir çağrıdır. “Kızıl Kapı” aralandı; içinden bir halkın onuru, bir ümmetin vicdanı geçti. Türkiye’den 83, Filistin’den 10 isimle Gazze ve Filistin ile ilgili görkemli bir hafızanın inşa edildiği bu 3 eser ile okura bu kapının eşiğini sunuyoruz. Oku. Hatırla. Ve unutma.
Deneme-İnceleme (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Edebiyat Dergisi Yayınları, 112 sayfa, 8.7 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 1997, isbn: 9789757013075, 1306 defa okundu
Nuri Pakdil, 'Klas Duruş'uyla okurlarını etkilemiş bir yazardır. İçinde bulunduğum kuşak ve şüphesiz bizden sonra gelecek kuşaklar da bu 'Klas Duruş'tan nasipleneceklerdir. / Hatice Ebrar Akbulut
Uzun bir aradan sonra Nuri Pakdil ustanın 'Klas Duruş'unu yeniden okudum. İlk okuduğum günden bu yana durduğum ve durmam gereken yeri, iktidarsız edilmek istenen zihnimi ne kadar koruyabildiğimi, şu anda kıymetini bildiklerimin doğruluğunu, sesimi-sözümü-dilimi-kelimelerimi sorguladım. / Ahmet Kaymaz
Nuri Pakdil, çığır açmış bir yazardır, bir şairdir. Sükût Sûretinde ve Derviş Hüneri'nde yaşayan, yeniden dirilişi kendinde toplayan, yeni kuşakların kıyısında büyüdüğü o Klas Duruş'un sahibidir. Dilin pörsümüş teolojik örtüsünü kaldırmıştır. / Sadık Yalsızuçanlar
(Tanıtım Bülteninden)
Yayınevi (Kitapyurdu): Edebiyat Dergisi Yayınları, 0.00 0
Stok
Nuri Pakdil, ‘Klas Duruş’uyla okurlarını etkilemiş bir yazardır. İçinde bulunduğum kuşak ve şüphesiz bizden sonra gelecek kuşaklar da bu ‘Klas Duruş’tan nasipleneceklerdir. / Hatice Ebrar Akbulut Uzun bir aradan sonra Nuri Pakdil ustanın ‘Klas Duruş’unu yeniden okudum. İlk okuduğum günden bu yana durduğum ve durmam gereken yeri, iktidarsız edilmek istenen zihnimi ne kadar koruyabildiğimi, şu anda kıymetini bildiklerimin doğruluğunu, sesimi-sözümü-dilimi-kelimelerimi sorguladım. / Ahmet Kaymaz Nuri Pakdil, çığır açmış bir yazardır, bir şairdir. Sükût Sûretinde ve Derviş Hüneri’nde yaşayan, yeniden dirilişi kendinde toplayan, yeni kuşakların kıyısında büyüdüğü o Klas Duruş’un sahibidir. Dilin pörsümüş teolojik örtüsünü kaldırmıştır. / Sadık Yalsızuçanlar
Edebiyat (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Şule Yayınları, 118 sayfa, 7.9 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 15 Ekim 2024, isbn: 9786256590311, 19 defa okundu
“Sevgili Günlük, espri yaptım bugün, ilk kez espri yaptım. Nasıl oldu bilmiyorum. Öğrenciler korka korka güldüler. Halbuki kaşlarım çatık, benzim atıktı. Öğretmenliğimden taviz verdiğim için nasıl pişman oldum bilemezsin. Aynanın karşısına geçtim, gevşeyen yüzümü ve dudaklarımı yerli yerine yerleştirdim. Sesimi kontrol ettim. Ses tonuma ayar verdim. Sesime eko eklemek için bir süre hançeremi zorladım. Bildiğim çiçek adlarını unuttum. Çok eskiden anlattığım fıkraları yuttum. Öğretmenler odasındaki kapağında yumruklu öğretmen fotoğrafları olan sendika dergisini otuz-kırk kez açıp kapadım. Sevgili günlük, beni bağışla. Beni fabrika ayarlarıma geri döndür. Boşa yanan tüm lambalarımı söndür!”
Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek, on yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik ama yüz yıl sonrasını düşünüyorsan insan yetiştir. Balık verirsen bir kez doyurursun halkı, balık tutmasını öğretirsen hep doyar karnı, demiş bundan üç bin yıl önce Çinli bir ozan. Kur’an-ı Kerim, insanı meleklerden üstün kılan vasfının öğrenebilmek ve aktarabilmek olduğuna işaret eder. İşte bu yüzden öğretmenlik en değerli meslektir. Ancak her eğitim, öğretim metodu doğru mudur? Öğretim ve eğitim aynı şey midir? Bilgi içselleştirilmediği, eyleme dönüşmediği takdirde ne işe yarar? Efendimiz (sav) faydasız bilgiden niçin Allah’a sığınmıştır? İroni ve tarizin edebi gücünü bilen Hüseyin Akın, tersinden bir okuma yapıp iyi öğretmeni değil, kötü öğretmeni irdeliyor
Yayınevi (Kitapyurdu): Şule Yayınları, 121.00 TRY
Stok Mevcut
“Sevgili Günlük, espri yaptım bugün, ilk kez espri yaptım. Nasıl oldu bilmiyorum. Öğrenciler korka korka güldüler. Halbuki kaşlarım çatık, benzim atıktı. Öğretmenliğimden taviz verdiğim için nasıl pişman oldum bilemezsin. Aynanın karşısına geçtim, gevşeyen yüzümü ve dudaklarımı yerli yerine yerleştirdim. Sesimi kontrol ettim. Ses tonuma ayar verdim. Sesime eko eklemek için bir süre hançeremi zorladım. Bildiğim çiçek adlarını unuttum. Çok eskiden anlattığım fıkraları yuttum. Öğretmenler odasındaki kapağında yumruklu öğretmen fotoğrafları olan sendika dergisini otuz-kırk kez açıp kapadım. Sevgili günlük, beni bağışla. Beni fabrika ayarlarıma geri döndür. Boşa yanan tüm lambalarımı söndür!” Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek, on yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik ama yüz yıl sonrasını düşünüyorsan insan yetiştir. Balık verirsen bir kez doyurursun halkı, balık tutmasını öğretirsen hep doyar karnı, demiş bundan üç bin yıl önce Çinli bir ozan. Kur’an-ı Kerim, insanı meleklerden üstün kılan vasfının öğrenebilmek ve aktarabilmek olduğuna işaret eder. İşte bu yüzden öğretmenlik en değerli meslektir. Ancak her eğitim, öğretim metodu doğru mudur? Öğretim ve eğitim aynı şey midir? Bilgi içselleştirilmediği, eyleme dönüşmediği takdirde ne işe yarar? Efendimiz (sav) faydasız bilgiden niçin Allah’a sığınmıştır? İroni ve tarizin edebi gücünü bilen Hüseyin Akın, tersinden bir okuma yapıp iyi öğretmeni değil, kötü öğretmeni irdeliyor
Siyaset-Politika (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Aşina Yayınları, 168 sayfa, 9.3 puan, İlk Yayın: Şubat 2018
Basım Tarihi: Aralık 2023, isbn: 9786058245396, 2416 defa okundu
Kudüs, söylemlerimizin coşkusuna ve iddialarımızın büyüklüğüne rağmen, hakkında pek az bilgi sahibi olduğumuz bir şehir aslında. Çok önemli ve yaygın birkaç anekdot dışında, Kudüs’le ilgili malumatımızın tamamen ezbere dayalı olduğu söylenebilir. Bunun üzerine, bir de herkes söz ettiği, siyasi sloganlara konu olduğu ve çok gündeme taşındığı için konunun “eskimesi” ve “sıradanlaşma sonucu dikkatimizin dağılması” tehlikelerini eklediğimizde, Kudüs’ü hak ettiği ilmî ihtimamdan epey mahrum bıraktığımız, su götürmez bir gerçeğe dönüşüyor.
Kudüs konusunda mikrofonun ilk uzatılması gereken kişilerden biri olan Taha Kılınç’ın bu kitabı, bugünlerde şahit olduğumuz Kudüs seferberliğine “bilgi temelli” bir katkıda bulunmak amacıyla hazırlandı. “Kudüs Yazıları”nı oluşturan 34 metin, elbette Kudüs’le ilgili söylenmesi gereken her şeyi söylemek iddiasında değil. Ancak kitap, “Nerden başlayalım?” sorusuna mütevazı bir cevap denemesi olarak görülebilir. İçerdiği okuma önerileri, gündeme taşıdığı bazı isimler ve olaylar, tamamen bu başlangıç noktasının bulunabilmesi hedefine yönelik.
Kudüs, söylemlerimizin coşkusuna ve iddialarımızın büyüklüğüne rağmen, hakkında pek az bilgi sahibi olduğumuz bir şehir aslında. Çok önemli ve yaygın birkaç anekdot dışında, Kudüs’le ilgili malumatımızın tamamen ezbere dayalı olduğu söylenebilir. Bunun üzerine, bir de herkes söz ettiği, siyasi sloganlara konu olduğu ve çok gündeme taşındığı için konunun “eskimesi” ve “sıradanlaşma sonucu dikkatimizin dağılması” tehlikelerini eklediğimizde, Kudüs’ü hak ettiği ilmî ihtimamdan epey mahrum bıraktığımız, su götürmez bir gerçeğe dönüşüyor. Kudüs konusunda mikrofonun ilk uzatılması gereken kişilerden biri olan Taha Kılınç’ın bu kitabı, bugünlerde şahit olduğumuz Kudüs seferberliğine “bilgi temelli” bir katkıda bulunmak amacıyla hazırlandı. “Kudüs Yazıları”nı oluşturan 34 metin, elbette Kudüs’le ilgili söylenmesi gereken her şeyi söylemek iddiasında değil. Ancak kitap, “Nerden başlayalım?” sorusuna mütevazı bir cevap denemesi olarak görülebilir. İçerdiği okuma önerileri, gündeme taşıdığı bazı isimler ve olaylar, tamamen bu başlangıç noktasının bulunabilmesi hedefine yönelik.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Araştırma-İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Çizgi Kitabevi, 280 sayfa, 8.9 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 11 Mart 2023, isbn: 9786051969886, 39 defa okundu
Batı’da din, misyonerlik ve kutsal kitaplarının ışığında Musevi-Hristiyanlığın izlerini sürmek için doğup metodolojileri temellendirilen eskiçağ bilimlerinden olan eskiçağ tarihi, arkeoloji, antik filoloji, antropoloji gibi ilimler İslam coğrafyalarında hemen hemen hiçbir değer bulmadı. Bu ilimleri kendi coğrafyalarında kendi çıkarlarına hizmet ettirecek ne kültürel yapılanmalarını sağlayacak ne de olayların yorum ve açıklamalarına uygun bir sistem ve yöntem bile geliştirilip kurulamadı.
Bu konudaki şahsımıza münhasır olan bilgisizliğimizi, kaderci, umursamaz, aldırmaz ve kayıtsız kalışımızı ne zaman terk edeceğiz acaba? Eskiçağ biliminin bu alanlarına boş ve malayani bakmaktan ve baktırmaktan ne zaman vaz geçip icat çıkarmaya başlayacağız? Ne zaman kendi kültür dünyamız çerçevesinde yorumlayıp değerlendirdiğimiz bir tarih yazabileceğiz? Eskiçağ bilimleri öğrenmeye değer ve katkı sağlayan bir bilimdir demeye ne zaman başlayacağız? Bu Batı taklitçiliğimizi ve taklitçi zihniyetimizi ne zaman terk edeceğiz? Düşünmeye ama sadece düşünmeye ve merak etmeye ne zaman, zaman ayırıp bu gidişata dur diyeceğiz? Eskiçağ bilimlerini kendi çıkarlarımız ve kültürümüz ışığında -geleceği sadece kendimizin şekillendireceği biçimde- güdümsüz yapılan araştırmalarımızı kendi özgün değerlendirmelerimizi ve yorumlarımızı katmaya ve aykırı görüşler beyan ederek “bilim ırgatlığından” kurtarmaya ne zaman başlayacağız? Ayasofya’nın karşısına bir Sutanahmet Camii’ni yeniden en az bu mimarlık eserimiz kadar şaheserane bir şekilde ne zaman dikebileceğiz acaba?
İşte bu kitap bu konuya bir pencere açıp bir örneklendirme getirmektedir.
Yayınevi (Kitapyurdu): Çizgi Kitabevi, 213.00 TRY
Stok Mevcut değil
Batı’da din, misyonerlik ve kutsal kitaplarının ışığında Musevi-Hristiyanlığın izlerini sürmek için doğup metodolojileri temellendirilen eskiçağ bilimlerinden olan eskiçağ tarihi, arkeoloji, antik filoloji, antropoloji gibi ilimler İslam coğrafyalarında hemen hemen hiçbir değer bulmadı. Bu ilimleri kendi coğrafyalarında kendi çıkarlarına hizmet ettirecek ne kültürel yapılanmalarını sağlayacak ne de olayların yorum ve açıklamalarına uygun bir sistem ve yöntem bile geliştirilip kurulamadı. Bu konudaki şahsımıza münhasır olan bilgisizliğimizi, kaderci, umursamaz, aldırmaz ve kayıtsız kalışımızı ne zaman terk edeceğiz acaba? Eskiçağ biliminin bu alanlarına boş ve malayani bakmaktan ve baktırmaktan ne zaman vaz geçip icat çıkarmaya başlayacağız? Ne zaman kendi kültür dünyamız çerçevesinde yorumlayıp değerlendirdiğimiz bir tarih yazabileceğiz? Eskiçağ bilimleri öğrenmeye değer ve katkı sağlayan bir bilimdir demeye ne zaman başlayacağız? Bu Batı taklitçiliğimizi ve taklitçi zihniyetimizi ne zaman terk edeceğiz? Düşünmeye ama sadece düşünmeye ve merak etmeye ne zaman, zaman ayırıp bu gidişata dur diyeceğiz? Eskiçağ bilimlerini kendi çıkarlarımız ve kültürümüz ışığında -geleceği sadece kendimizin şekillendireceği biçimde- güdümsüz yapılan araştırmalarımızı kendi özgün değerlendirmelerimizi ve yorumlarımızı katmaya ve aykırı görüşler beyan ederek “bilim ırgatlığından” kurtarmaya ne zaman başlayacağız? Ayasofya’nın karşısına bir Sutanahmet Camii’ni yeniden en az bu mimarlık eserimiz kadar şaheserane bir şekilde ne zaman dikebileceğiz acaba? İşte bu kitap bu konuya bir pencere açıp bir örneklendirme getirmektedir.
Çocuk (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Masal (BinKitap), Hikaye (Öykü) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Dergâh Yayınları, 96 sayfa, 8.9 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Ekim 2015, isbn: 9754730075, 819 defa okundu
Gülücük Çocuk Kitapları Dizisi içinde kültürümüzün temel klasik eserlerini sadeleştirerek yayınlamayı amaçlıyoruz. Mantuku`t Tayr, Feridüddin Attar`ın en bilinen eseridir. Kuşların bir yolculuğa çıkmaları ve yaşadıkları ilginç olayları anlatıyor bu kitap. Şiirimizin ve çocuk edebiyatımızın önde gelen yazarlarından Cahit Zarifoğlu`nun "Kuşların Dili" adıyla yeniden yazdığı bu kitabı çocuklarımızın severek okuyacağına inanıyoruz.
Yayınevi (Kitapyurdu): Beyan Yayınları, 91.00 TRY
Stok Mevcut
Gülücük Çocuk Kitapları Dizisi içinde kültürümüzün temel klasik eserlerini sadeleştirerek yayınlamayı amaçlıyoruz. Mantuku't Tayr, Feridüddin Attar'ın en bilinen eseridir. Kuşların bir yolculuğa çıkmaları ve yaşadıkları ilginç olayları anlatıyor bu kitap. Şiirimizin ve çocuk edebiyatımızın önde gelen yazarlarından Cahit Zarifoğlu'nun "Kuşların Dili" adıyla yeniden yazdığı bu kitabı çocuklarımızın severek okuyacağına inanıyoruz.
Deneme-İnceleme (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ketebe Yayınları, 168 sayfa, 8.6 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 12 Şubat 2019, isbn: 9786056862489, 1795 defa okundu
Yaşadığımız dünyayı “büyüsü bozulan bir dünya” olarak tanımlıyor Ahmet Murat kitaba ismini veren “Kuşlarla Sohbetin Şartları” isimli yazısında. Kitap boyunca da büyüsü bozulan bu dünyanın içerisinde geçmişin, özellikle bir zamanlar sahip olduğumuz zengin tasavvuf kültürünün bugüne yansımalarının izini sürüyor. Dedeleri şeyh olanların şimdiki durumu, halvet ve yeni yalnızlık şekilleri, kandil gecelerinde yaşanan bir çeşit gerginlik, Müslüman saati... Bunlar ve çok daha fazlasını ihtiva eden kitap eski meselelerle yeni karşılaşmaların bir serencamını sunuyor. Ahmet Murat’ın yetkin ve samimi kaleminden çıkan yazılar okuyucuya yepyeni ufuklar açabilecek bir coğrafyanın sınırlarını çiziyor.
Yaşadığımız dünyayı “büyüsü bozulan bir dünya” olarak tanımlıyor Ahmet Murat kitaba ismini veren “Kuşlarla Sohbetin Şartları” isimli yazısında. Kitap boyunca da büyüsü bozulan bu dünyanın içerisinde geçmişin, özellikle bir zamanlar sahip olduğumuz zengin tasavvuf kültürünün bugüne yansımalarının izini sürüyor. Dedeleri şeyh olanların şimdiki durumu, halvet ve yeni yalnızlık şekilleri, kandil gecelerinde yaşanan bir çeşit gerginlik, Müslüman saati... Bunlar ve çok daha fazlasını ihtiva eden kitap eski meselelerle yeni karşılaşmaların bir serencamını sunuyor. Ahmet Murat’ın yetkin ve samimi kaleminden çıkan yazılar okuyucuya yepyeni ufuklar açabilecek bir coğrafyanın sınırlarını çiziyor.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Küreselleşme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Küre Yayınları, 152 sayfa, 7.5 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Mayıs 2018, isbn: 9786059125789, 65 defa okundu
1950’lerden bu yana tarihyazımına yön veren hakim paradigmalar artık işlevini yitirirken küreselleşme tartışması önem kazanıyor. Küreselleşme, tarihi ihya edecek yeni teori midir yoksa eski paradigmaları geri getirme tehdidi içeren bir Truva atı mı? Küreselleşme modernleşmenin diğer bir adı mıdır? Milliyetçilik küreselleşmeyi besler mi engeller mi? Toplum ve benlik üzerine yeni düşünme yolları, tarihin anlamı ve amacına ilişkin ne vaat ediyor?
Lynn Hunt, “büyük bir konuya dair kısa bir kitap” olarak tanımladığı bu eserinde, ekonomik, kültürel ve siyasi bir faktör olarak iyiden iyiye belirginleşen küreselleşmeyi tarihyazımı bağlamında ve yukarıdaki sorular eşliğinde tartışıyor.
“Tarihsel eğilimleri öngörmede Lynn Hunt’tan daha başarılısı yok. Hunt’ın kısa ve çarpıcı kitabı, tarihçiler için etkileyici bir karşılıklı bağımlılık bildirgesi sunuyor; karmaşık geçmişi çözümlemeye yönelik tüm imkânlarımızı kullanarak küresel bugünü işbirliğiyle anlayabilmek için.”
David Armitage, Harvard Üniversitesi
“Hunt’ın bu yoğun ve derli toplu kitabı, tarihçilerin kendilerini çevreleyen dünyanın ortaya çıkışını nasıl yorumlayageldikleriyle ilgilenen öğrencilerin ve genel okuyucuların ilk uğrağı olacaktır.”
Brendan Simms, Wall Street Journal
(Tanıtım Bülteninden)
Yayınevi (Kitapyurdu): Küre Yayınları, 289.00 TRY
Stok Mevcut
1950’lerden bu yana tarihyazımına yön veren hakim paradigmalar artık işlevini yitirirken küreselleşme tartışması önem kazanıyor. Küreselleşme, tarihi ihya edecek yeni teori midir yoksa eski paradigmaları geri getirme tehdidi içeren bir Truva atı mı? Küreselleşme modernleşmenin diğer bir adı mıdır? Milliyetçilik küreselleşmeyi besler mi engeller mi? Toplum ve benlik üzerine yeni düşünme yolları, tarihin anlamı ve amacına ilişkin ne vaat ediyor? Lynn Hunt, “büyük bir konuya dair kısa bir kitap” olarak tanımladığı bu eserinde, ekonomik, kültürel ve siyasi bir faktör olarak iyiden iyiye belirginleşen küreselleşmeyi tarihyazımı bağlamında ve yukarıdaki sorular eşliğinde tartışıyor. “Tarihsel eğilimleri öngörmede Lynn Hunt’tan daha başarılısı yok. Hunt’ın kısa ve çarpıcı kitabı, tarihçiler için etkileyici bir karşılıklı bağımlılık bildirgesi sunuyor; karmaşık geçmişi çözümlemeye yönelik tüm imkânlarımızı kullanarak küresel bugünü işbirliğiyle anlayabilmek için.” David Armitage, Harvard Üniversitesi “Hunt’ın bu yoğun ve derli toplu kitabı, tarihçilerin kendilerini çevreleyen dünyanın ortaya çıkışını nasıl yorumlayageldikleriyle ilgilenen öğrencilerin ve genel okuyucuların ilk uğrağı olacaktır.” Brendan Simms, Wall Street Journal
Roman (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Roman (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Alaz Kitap, 160 sayfa, 8.3 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Mart 2025, isbn: 9786258484687, 31 defa okundu
“İkinci Hatice o. Hünerli ve hamiyetli anamız. Ocağımızın kurucusu. Mektebimizin, medeniyetimizin, mucizemizin meleği. Kötülüğü ve karanlığı kovan eşsiz bir kandil. İstikamet gösteren bir menar… İsmi ve eseri hep yaşasın.”
Soyu Kureyş’e dayanan, 800’lü yıllarda Kayrevan ve Fes’te yaşayan, babası ve kocasından kalan mirasla eşsiz bir iyilik ve güzellik inkılâbı başlatan, ilim ve hayır çabalarının yanında güzel bir cami yaptırıp dünyanın ilk üniversitesi sayılan Karaviyyin Medresesini kuran Fâtımâ Fihrî; sadece Müslümanların değil, insanlık tarihinin güzîdelerinden.
Mağribli Güvercin; büyük acılar, aşklar, göçler, savaşlar, icatlar, direnişler ve müşterek salih ameller eşliğinde günümüz insanı için de çarpıcı bir ilham kaynağına dönüşüyor. Kuzeybatı Afrika’dan Endülüs’e, İskenderiye’den Sicilya’ya, Bağdat’tan Buhara’ya dek genişleyen coğrafya; sürekli zenginleşen vakalarla, Mısır hükümdarı Ahmed Bin Tolun, Endülüslü hezârfen Abbas İbn Firnâs gibi sürpriz kahramanlarla yeniden hareketleniyor.
Ali Emre, hakkında çok az bilgi bulunan bu bilge ve hayırsever önderi, on iki asır sonra, romana ilk kez taşıyarak selâmlıyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): Alaz Kitap, 130.00 TRY
Stok Ön sipariş
“İkinci Hatice o. Hünerli ve hamiyetli anamız. Ocağımızın kurucusu. Mektebimizin, medeniyetimizin, mucizemizin meleği. Kötülüğü ve karanlığı kovan eşsiz bir kandil. İstikamet gösteren bir menar… İsmi ve eseri hep yaşasın.” Soyu Kureyş’e dayanan, 800’lü yıllarda Kayrevan ve Fes’te yaşayan, babası ve kocasından kalan mirasla eşsiz bir iyilik ve güzellik inkılâbı başlatan, ilim ve hayır çabalarının yanında güzel bir cami yaptırıp dünyanın ilk üniversitesi sayılan Karaviyyin Medresesini kuran Fâtımâ Fihrî; sadece Müslümanların değil, insanlık tarihinin güzîdelerinden. Mağribli Güvercin; büyük acılar, aşklar, göçler, savaşlar, icatlar, direnişler ve müşterek salih ameller eşliğinde günümüz insanı için de çarpıcı bir ilham kaynağına dönüşüyor. Kuzeybatı Afrika’dan Endülüs’e, İskenderiye’den Sicilya’ya, Bağdat’tan Buhara’ya dek genişleyen coğrafya; sürekli zenginleşen vakalarla, Mısır hükümdarı Ahmed Bin Tolun, Endülüslü hezârfen Abbas İbn Firnâs gibi sürpriz kahramanlarla yeniden hareketleniyor. Ali Emre, hakkında çok az bilgi bulunan bu bilge ve hayırsever önderi, on iki asır sonra, romana ilk kez taşıyarak selâmlıyor.
Bazı hikayeler vardır, seni derinden etkiler ve kalbine dokunur. İşte bu o hikayelerden biri… Bir baba ile oğul arasındaki bağın izini sürerken, hayatta karşılaştığımız zorluklara, hayallerin peşinden gitmeye ve kuşaklar arasındaki farklara ışık tutuyor. Hayat bazen çok zorlayıcı olabilir. Hiç kimse, içindeki fırtınaları fark etmez! Gerçek güç, fırtınalarla nasıl başa çıkabileceğimizi öğrenmekte gizlidir. Çünkü insan, bilmediğinden korkar… Ama yaşayarak, korkuların aslında o kadar da büyük olmadığını anlarız. 90’ların Hatıralarıyla Bağlanan İki Dünya Bu kitap, hayatı, aileyi, dostlukları ve kendini keşfetme yolunda sana yeni bir bakış açısı kazandıracak. Geçmişin izleriyle bugünü birleştiren bir yolculuk seni bekliyor. Bir baba ile oğulun sırrını keşfetmeye, hayatının en duygusal yolculuğuna çıkmaya hazır mısın?
Edebiyat (BinKitap), Hikaye (Öykü) (BinKitap), Hikaye (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Dergâh Yayınları, 211 sayfa, 8.1 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2011, isbn: 9789759953102, 14701 defa okundu
Sıcaktan dili dışarı düşmüş bir köpek sarsak, ağır ve bezgin adımlarla meydanı bir baştan ötekine geçip köşedeki kasabın önünde durur.
Oracıkta dikilen kıdemli sokak kedileri kendilerine benzeyen bu yaşlı köpeği umursamaz.
Kasap dükkanının gölgeli kapısında naylon şeritlerden, rengarek boncuklardan oluşmuş bir sineklik asılıdır.
Sineklik kıpırdamaz.
Havada en ufak bir esinti yoktur.
Öğle sıcağı kasabının üzerine abanmıştır.
Öyleki sanırsınız gökten kıvılcım yağıyor.
Binalar, ağaçlar, insanlar ve açıktaki bilumum eşya bir ışık selinde yıkanmaktan bitap düşüp yerlere serilmiştir.
Kaburgaları açlıktan birbirine geçmiş yaşlı köpek, kasabın kapısına mahmur bakışlarla bir göz attıktan sonra, yine öyle yalpalayarak köşeyi kıvrılır, top akasyanın gölgesine yatar.
Sıcaktan dili dışarı düşmüş bir köpek sarsak, ağır ve bezgin adımlarla meydanı bir baştan ötekine geçip köşedeki kasabın önünde durur. Oracıkta dikilen kıdemli sokak kedileri kendilerine benzeyen bu yaşlı köpeği umursamaz. Kasap dükkanının gölgeli kapısında naylon şeritlerden, rengarek boncuklardan oluşmuş bir sineklik asılıdır. Sineklik kıpırdamaz. Havada en ufak bir esinti yoktur. Öğle sıcağı kasabının üzerine abanmıştır. Öyleki sanırsınız gökten kıvılcım yağıyor. Binalar, ağaçlar, insanlar ve açıktaki bilumum eşya bir ışık selinde yıkanmaktan bitap düşüp yerlere serilmiştir. Kaburgaları açlıktan birbirine geçmiş yaşlı köpek, kasabın kapısına mahmur bakışlarla bir göz attıktan sonra, yine öyle yalpalayarak köşeyi kıvrılır, top akasyanın gölgesine yatar.
Roman (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Roman (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Alaz Kitap, 272 sayfa, 8.7 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Ocak 2023, isbn: 9786057138484, 60 defa okundu
Ali Emre, doğumunun 150. yılında, hem şiirleri ve diğer eserleri hem de mücadelesi ve büyük ıstırabıyla yakın tarihimizde önemli bir yeri olan, çeşitli vesilelerle hâlâ tartışılan Mehmed Âkif’i yeni romanıyla yâd ediyor.
Daha önce Nureddin Zengi, Selahaddin ve Baybars’ı merkeze alan üçlemesiyle dikkat çeken Emre’nin yeni romanı 272 sayfa. Alaz Kitap’ın beşinci yayını olan eser, her biri kendi içinde beş alt başlık içeren altı ana bölümden oluşuyor. Âkif’in hayatını on beş yaşından alarak vefatına kadar işleyen ve çeşitli sürprizlere de yer veren romanda, her bölümün sonunda, yaşanan döneme ve mütefekkir-şairin hayatına tanıklık eden önemli bir isim konuşturuluyor. Ali Emre “dosdoğru yolun ses sancağı” olarak nitelediği kahramanının hayatını ve mücadelesini ele alırken biyografiye ve kronolojiye dikkat kesilmekle birlikte, bu kıymetli ismin etrafındaki karanlığı, kirliliği, çarpıtmaları da tartışıyor.
Yer yer duygu ağırlıklı, şiirli bir dille yazılan roman; sadece, şiirini müstahkem bir mevki gibi gören Safahat şairini değil; içinde güvercin ağlayan merhametli bir talebeyi, zor zamanlarda meydana atılan cesur ve fedakâr bir önderi, memleketi kurtarmak ve bir nesil yetiştirmek için çırpınan vuruşkan bir muallimi, eziyetlerden yakasını kurtaramayan gönüllü bir sürgünü, hayal kırıklıklarıyla boğuşan mahzun ve mustarip bir babayı da gözler önüne seriyor.
Âkif’in muhkem inancına, Kur’an ve Sünnet bilgisine, şehirleri peş peşe ışıklandırıp ayaklandıran vaazlarına, savaş yıllarındaki kesintisiz cehdine, etrafındakilere şahsiyet kazandıran eşsiz karakterine, yeni rejimin takibatı nedeniyle çektiği eziyetlere atıflarla zenginleşen eser; Kur’ân’la konuşan şairin az bilinen yönlerine de ışık tutuyor.
Romanda, Balkan faciası ve 31 Mart Vakası’ndan İstanbul’un işgaline, Ali Şükrü Bey cinayeti ve İstiklâl mahkemelerinden “İrtica 906” dosyasına kadar birçok önemli gelişmeye temas ediliyor. Aynı zamanda, Eşref Edîb, Babanzâde Ahmed Naim, Sultan Abdülhamid, Talat Paşa, Mithat Cemal, Abbas Halim Paşa, Cemaleddin Efganî, Tevfik Fikret, Mustafa Kemal Paşa, Topal Osman, Prenses Emine Hanım, Muhammed İkbal, Ömer Muhtar, Emin Ersoy, Abdülvehhab Azzam, Kuşçubaşı Eşref, Yozgatlı İhsan Efendi, Neyzen Tevfik, Celâleddin Ökten gibi önemli isimler de eserde söz alıyor.
Kitap, Ali Emre’nin, Mehmed Âkif’le ilgili bir şiiriyle sona eriyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): Alaz Kitap, 260.00 TRY
Stok Mevcut
Ali Emre, doğumunun 150. yılında, hem şiirleri ve diğer eserleri hem de mücadelesi ve büyük ıstırabıyla yakın tarihimizde önemli bir yeri olan, çeşitli vesilelerle hâlâ tartışılan Mehmed Âkif’i yeni romanıyla yâd ediyor. Daha önce Nureddin Zengi, Selahaddin ve Baybars’ı merkeze alan üçlemesiyle dikkat çeken Emre’nin yeni romanı 272 sayfa. Alaz Kitap’ın beşinci yayını olan eser, her biri kendi içinde beş alt başlık içeren altı ana bölümden oluşuyor. Âkif’in hayatını on beş yaşından alarak vefatına kadar işleyen ve çeşitli sürprizlere de yer veren romanda, her bölümün sonunda, yaşanan döneme ve mütefekkir-şairin hayatına tanıklık eden önemli bir isim konuşturuluyor. Ali Emre “dosdoğru yolun ses sancağı” olarak nitelediği kahramanının hayatını ve mücadelesini ele alırken biyografiye ve kronolojiye dikkat kesilmekle birlikte, bu kıymetli ismin etrafındaki karanlığı, kirliliği, çarpıtmaları da tartışıyor. Yer yer duygu ağırlıklı, şiirli bir dille yazılan roman; sadece, şiirini müstahkem bir mevki gibi gören Safahat şairini değil; içinde güvercin ağlayan merhametli bir talebeyi, zor zamanlarda meydana atılan cesur ve fedakâr bir önderi, memleketi kurtarmak ve bir nesil yetiştirmek için çırpınan vuruşkan bir muallimi, eziyetlerden yakasını kurtaramayan gönüllü bir sürgünü, hayal kırıklıklarıyla boğuşan mahzun ve mustarip bir babayı da gözler önüne seriyor. Âkif’in muhkem inancına, Kur’an ve Sünnet bilgisine, şehirleri peş peşe ışıklandırıp ayaklandıran vaazlarına, savaş yıllarındaki kesintisiz cehdine, etrafındakilere şahsiyet kazandıran eşsiz karakterine, yeni rejimin takibatı nedeniyle çektiği eziyetlere atıflarla zenginleşen eser; Kur’ân’la konuşan şairin az bilinen yönlerine de ışık tutuyor. Romanda, Balkan faciası ve 31 Mart Vakası’ndan İstanbul’un işgaline, Ali Şükrü Bey cinayeti ve İstiklâl mahkemelerinden “İrtica 906” dosyasına kadar birçok önemli gelişmeye temas ediliyor. Aynı zamanda, Eşref Edîb, Babanzâde Ahmed Naim, Sultan Abdülhamid, Talat Paşa, Mithat Cemal, Abbas Halim Paşa, Cemaleddin Efganî, Tevfik Fikret, Mustafa Kemal Paşa, Topal Osman, Prenses Emine Hanım, Muhammed İkbal, Ömer Muhtar, Emin Ersoy, Abdülvehhab Azzam, Kuşçubaşı Eşref, Yozgatlı İhsan Efendi, Neyzen Tevfik, Celâleddin Ökten gibi önemli isimler de eserde söz alıyor. Kitap, Ali Emre’nin, Mehmed Âkif’le ilgili bir şiiriyle sona eriyor.
Yayınevi (BinKitap): Sufi Kitap Yayınları, 192 sayfa, 8.1 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 7 Mayıs 2024, isbn: 9786259445120, 231 defa okundu
Türkiye’de artık bir klasik haline gelen Su Üstüne Yazı Yazmak kitabının yazarı Muhyiddin Şekûr Mercan Resiflerinin Ötesi ile “Sufi Günlükleri” serisine devam ediyor.
Yazar her zamanki gibi yine İlahi Rahmet’in hayatın her anına nüfuz edişini ve gündelik hayatın içine gizlenmiş irşadları fark etmeye dair dikkatli bakışıyla ayrıntı gibi görünen işaretlerin peşine düşüyor. Yirmi birinci yüzyılda yaşamanın en büyük açmazlarından olan dikkat dağınıklığıyla ilgili incelikli uyarılarda bulunuyor. Ama bunu tasavvufi metinlerde pek de sık rastlamadığımız bir biçimde bazen bir televizyon programı, bazen The Matrix gibi kült bir film, bazen de gün içinde son derece olağan biçimde karşımıza çıkan “Kaf Dağı’ndan gelen bir kuş” üzerinden resmediyor. Ve bütün bu işaretlerin kişinin kendi gerçeğine ve nefsine karşı son derece dürüst ama aynı zamanda ümitli bir yerden bakarak nasıl okunabileceği konusunda şefkatli bir el uzatıyor.
Muhyiddin Şekûr’u bizlerle tanıştıran Ayşe Şasa, İbn Arabî’den ilhamla, “Mucizeler bir kere başladı mı bitmek bilmez,” diyordu. Muhyiddin Şekûr da “O’nun iyiliğinin kalbe işleyişi o kadar berrak ve keskindir ki buna nail olan kimse, ilahi rahmeti tattığını kesin ve şüphesiz olarak bilir,” diyerek dik yokuşların aynı zamanda olağanüstü fırsatlar da barındırdığını hatırlatıyor. Dünya denilen suretler âlemi ile mercan resifleri arasında benzerlik kuran Şekûr, görünenin ötesinde uçsuz bucaksız bir hakikat denizi olduğunu fısıldıyor.
İrşadım ilerledikçe, kalbim Allah’ın cömertliği karşısında şükranla doldu. O'nun yardımının dünyeviden uhreviye her yönden ve her seviyede geldiğini görüyordum. En nihayetinde “anlamamıza” ve böylece özgürleşerek gerçekten yaşamaya başlamamıza yardım eden Rahmetinin ne kadar bol olduğunu görüyordum. Bu âlem, arayışta olan her birimiz için olağanüstü fırsatlar sunar.
Yayınevi (Kitapyurdu): Sufi Kitap Yayınları, 157.00 TRY
Stok Mevcut
Türkiye’de artık bir klasik haline gelen Su Üstüne Yazı Yazmak kitabının yazarı Muhyiddin Şekûr Mercan Resiflerinin Ötesi ile “Sufi Günlükleri” serisine devam ediyor. Yazar her zamanki gibi yine İlahi Rahmet’in hayatın her anına nüfuz edişini ve gündelik hayatın içine gizlenmiş irşadları fark etmeye dair dikkatli bakışıyla ayrıntı gibi görünen işaretlerin peşine düşüyor. Yirmi birinci yüzyılda yaşamanın en büyük açmazlarından olan dikkat dağınıklığıyla ilgili incelikli uyarılarda bulunuyor. Ama bunu tasavvufi metinlerde pek de sık rastlamadığımız bir biçimde bazen bir televizyon programı, bazen The Matrix gibi kült bir film, bazen de gün içinde son derece olağan biçimde karşımıza çıkan “Kaf Dağı’ndan gelen bir kuş” üzerinden resmediyor. Ve bütün bu işaretlerin kişinin kendi gerçeğine ve nefsine karşı son derece dürüst ama aynı zamanda ümitli bir yerden bakarak nasıl okunabileceği konusunda şefkatli bir el uzatıyor. Muhyiddin Şekûr’u bizlerle tanıştıran Ayşe Şasa, İbn Arabî’den ilhamla, “Mucizeler bir kere başladı mı bitmek bilmez,” diyordu. Muhyiddin Şekûr da “O’nun iyiliğinin kalbe işleyişi o kadar berrak ve keskindir ki buna nail olan kimse, ilahi rahmeti tattığını kesin ve şüphesiz olarak bilir,” diyerek dik yokuşların aynı zamanda olağanüstü fırsatlar da barındırdığını hatırlatıyor. Dünya denilen suretler âlemi ile mercan resifleri arasında benzerlik kuran Şekûr, görünenin ötesinde uçsuz bucaksız bir hakikat denizi olduğunu fısıldıyor. İrşadım ilerledikçe, kalbim Allah’ın cömertliği karşısında şükranla doldu. O'nun yardımının dünyeviden uhreviye her yönden ve her seviyede geldiğini görüyordum. En nihayetinde “anlamamıza” ve böylece özgürleşerek gerçekten yaşamaya başlamamıza yardım eden Rahmetinin ne kadar bol olduğunu görüyordum. Bu âlem, arayışta olan her birimiz için olağanüstü fırsatlar sunar.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Siyaset-Politika (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Günümüz İslam Düşüncesi (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İnsan Yayınları, 168 sayfa, 7.9 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2016, isbn: 9789755748016, 692 defa okundu
René Guénon, her şeyden önce bu çağın bir tanığıdır. Modern dünya bu çağda bir ölümcül inişe geçti. René Guénon, insanlık çevriminin sonu gelmeden olaylara yorum getirecek, çağdaş yanılsamaların tuzağından insanı kurtaracak yeni bir bulgunun ilk işaretlerini vermiştir.
Modern dünya, bu ölümcül inişle uçurumun ta dibine mi inecek; yoksa Yunan-Latin uygarlığının çöküşünde olduğu gibi, sürüklendiği uçurumun dibine varmadan önce, yeniden bir diriliş mi gerçekleşecek? Öyle görünüyor ki, yarı yolda duruş artık hiç mümkün değil. Ayrıca, geleneksel öğretilerce verilen bilgilere göre, Kali-Yuga'nın son safhasına, bu "Karanlık Çağ"ın en karanlık dönemine gerçekten girmiş durumdayız. Çünkü, gerekli olan basit bir doğrulma değil, bütünsel bir yenilenmedir. Her alanda bir düzensizlik ve bir bunalım hüküm sürmektedir. Eskiden görülmüş olan bunalımların sınırını aşan bir noktaya gelinmiştir. Şimdiyse Batı'dan başlayarak bütün dünyayı istilâ edecek gibi gözükmektedir. Çok iyi biliyoruz ki onların zaferi ancak geçici ve görünüştedir. Ama öyle bir aşamada, insanlığın güncel çevrim boyunca geçireceği en ciddi bunalım işareti de olabilir.
Durumun ciddiyeti görmezlikten gelinmemelidir. Hiçbir "iyimserlik" ya da "kötümserliğe" kapılmadan, onu olduğu gibi ele almak uygun olur. Çünkü, daha önce de söylediğimiz gibi, eski dünyanın sonu yeni bir dünyanın başlangıcı olacaktır.
René Guénon, Modern Dünyanın Bunalımı'nda ileri sürdüğü tezi, Niceliğin Egemenliği ve Çağın Alâmetleri, İnisiyasyona Toplu Bakışlar, Doğu ve Batı gibi eserlerinde daha da geliştirmiştir.
Yayınevi (Kitapyurdu): Verka Yayınları, 0.00 0
Stok
Modern dünya ölümcül bir inişle uçurumun ta dibine mi inecek, yoksa Greko-Latin uygarlığının çöküşünde olduğu gibi sürüklendiği uçurumun dibine varmadan önce bu defa da gene yeni bir diriliş mi olacak?Durumun ciddiyetini görmezlikten gelinmemelidir. Hiçbir iyimserlik ya da kötümserliğe katılmadan, onu olduğu gibi ele almak uygun olur. Çünkü daha önce de söylediğimiz gibi, eski dünyanın sonu yeni bir dünyanın başlangıcı olacaktır.
Basım Tarihi: 9 Ocak 2023, isbn: 9786258498677, 196 defa okundu
Varlığını modernleşmeye borçlu olan moda, otoritesini “modanın eleştirilmezliği” üzerine kurmakta oldukça mahir davrandı. Bu maharetiyle birlikte moda, güzelin tarifini değiştirdi. Bu yeni tarife göre “moda olan güzeldir”; moda olan yani göze çarpan. En çok tartışılan ve göze batan zevkler ve renkler bile, modanın şemsiyesi altına girdiğinde “zevkler ve renklerin tartışılmazlığı” payesine yükseldi. Kitle kültürü içinde milyonlarca insan aynı şekilde giyinip aynı şeyleri tüketirken modacılar “Çıplak Kral”ın terzisi oldu. Her şey eleştirilirken moda sarsılmayan otoritesini neye borçlu? Belki de bu, modanın tanımlanamamış olmasından kaynaklanıyor. Modanın kökeninde “oluşmayan sınır” yattığına göre moda neye göre tanımlanacak? Fatma Barbarosoğlu’nun elinizdeki çalışması modanın eleştirilebilirliğine bu manada bir kapı aralamakta...
Yayınevi (Kitapyurdu): İz Yayıncılık, 0.00 0
Stok
Otoritesi eleştirilmezlik üzerine kurulu olan moda, güzelin tarifini değiştirdi: “Moda olan güzeldir.” En çok tartışılan ve göze batan zevkler ve renkler bile, modanın şemsiyesi altına girdiğinde “zevkler ve renklerin tartışılmazlığı” payesine yükseldi. Kitle kültürü içinde milyonlarca insan aynı şekilde giyinip aynı şeyleri tüketirken modacılar, modanın “oluşmayan sınır”ını hareket ettirip durdular. Çalışma modanın eleştirilebilirliğine bir kapı aralıyor.
Roman (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Sanat (BinKitap), Roman (Çeviri) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Timaş Yayınları, 400 sayfa, 7.6 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Mayıs 2024, isbn: 9786050848717, 605 defa okundu
52 hafta, 52 sanat eseri ve bir dede-torun hikâyesi: Mona’nın Gözleri
On yaşındaki Mona görme yetisini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Doktorlar hastalığın gizemini araştıradursun, Mona’nın sanatsever dedesi Henry Vuillemin’in biricik torunu için bambaşka bir reçetesi vardır: Her hafta çarşamba günü buluşacak ve birlikte Paris’in en büyük üç müzesini (Louvre,
Orsay, Beaubourg) keşfe çıkacaklardır. Böylelikle Henry’nin planına göre Mona bir gün karanlığa yenik düşse bile zihninin derinliklerinde güzelliği ve cesareti saklayan görsel bir hazinesi olacaktır.
Dede-torun bir yandan tarihe iz bırakmış pek çok sanatçının eserlerini çözümleyip tartışırken diğer yandan hayal kırıklığı, yas, aşk, özgürlük, birey olmak gibi hayatın tüm renklerini ve meselelerini sanatın perspektifinden öğreneceklerdir.
Leonardo da Vinci, Rembrandt, Johannes Vermeer, Francisco Goya, Frida Kahlo, William Turner, Gustave Courbet, Édouard Manet, Claude Monet, Edgar Degas, Paul Cézanne, Vincent Van Gogh, Gustave Klimt, Raphaël, Camille Claudel, Marcel Duchamp, René Magritte, Pablo Picasso, Marina Abramovic ve çok daha fazlası bu yolculukta onları beklemektedir.
Sanat tarihçisi Thomas Schlesser, güçlü duygularla çevrili bu evrensel masalda okuru görmeyi öğrenmeye davet ederken sanatın insanın anlam arayışındaki vazgeçilmez yerini yeniden hatırlatıyor.
“Tüm dünyanın okumak için can attığı kitap.” – Le Figaro
“Güzelliğe ve bilgeliğe bir övgü.” – Le Parisien
52 hafta, 52 sanat eseri ve bir dede-torun hikâyesi: Mona’nın Gözleri On yaşındaki Mona görme yetisini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Doktorlar hastalığın gizemini araştıradursun, Mona’nın sanatsever dedesi Henry Vuillemin’in biricik torunu için bambaşka bir reçetesi vardır: Her hafta çarşamba günü buluşacak ve birlikte Paris’in en büyük üç müzesini (Louvre, Orsay, Beaubourg) keşfe çıkacaklardır. Böylelikle Henry’nin planına göre Mona bir gün karanlığa yenik düşse bile zihninin derinliklerinde güzelliği ve cesareti saklayan görsel bir hazinesi olacaktır. Dede-torun bir yandan tarihe iz bırakmış pek çok sanatçının eserlerini çözümleyip tartışırken diğer yandan hayal kırıklığı, yas, aşk, özgürlük, birey olmak gibi hayatın tüm renklerini ve meselelerini sanatın perspektifinden öğreneceklerdir. Leonardo da Vinci, Rembrandt, Johannes Vermeer, Francisco Goya, Frida Kahlo, William Turner, Gustave Courbet, Édouard Manet, Claude Monet, Edgar Degas, Paul Cézanne, Vincent Van Gogh, Gustave Klimt, Raphaël, Camille Claudel, Marcel Duchamp, René Magritte, Pablo Picasso, Marina Abramovic ve çok daha fazlası bu yolculukta onları beklemektedir. Sanat tarihçisi Thomas Schlesser, güçlü duygularla çevrili bu evrensel masalda okuru görmeyi öğrenmeye davet ederken sanatın insanın anlam arayışındaki vazgeçilmez yerini yeniden hatırlatıyor. “Tüm dünyanın okumak için can attığı kitap.” – Le Figaro “Güzelliğe ve bilgeliğe bir övgü.” – Le Parisien
Deneme-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), Günümüz İslam Düşüncesi (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İz Yayıncılık, 168 sayfa, 9.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Mart 2020, isbn: 9789753550383, 10268 defa okundu
İnsanın, toplumsal hayatı gibi düşünce hayatının da karmaşıklaştığı bir dünyada "müslümanca düşünme"nin imkân ve yöntemi nedir? İslâm konusunda yeterli "malumat"a sahip olmak, "müslümanca düşünmek için yeter mi? İslâm özü ve bütünüyle kaynaştırılamayan bilginin, düşünme etkinliğini oryantalist bakış açısına mahkûm etmesi kaçınılmaz olmayacak mı? Edebiyat ve özellikle öykü alanındaki başarılı ürünleriyle de tanınan Rasim Özdenören, bu önemli sorunları kuşatıcı bir perspektifle gündeme getirmekte ve sahip olduğu zengin birikimini başarıyla işleyerek, tartışmaktadır.
Kitap, bilgi, inanç ve değer alanlarına ilişkin olarak müslümanca düşünmenin nasıl başarılabileceği konusunda önemli yaklaşımlar içeriyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): İz Yayıncılık, 184.00 TRY
Stok Mevcut
Türk öykücülüğüne ve düşünce dünyasına yeni fikirler ve boyutlar kazandırarak unutulmaz eserler veren Rasim Özdenören, öykü ve düşüncedeki istikrarlı ve güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok yazarı etkiledi. Türkçeyi doğru ve güzel kullanmadaki mahareti, insan ruhunun sırlarına vâkıf olması, gözlemciliği, ayrıntıları yakalamadaki ustalığı, dilde ve muhtevada yerli duruşu her kesimde kabul gördü. Öyküleri; özetlenemez oluşuyla, her defasında yeniyi ve yenilenmeyi yakalamasıyla dikkat çekti. Benliğimizi, bilincimizi tazeleyen, okuyucusunu tekraren kendine çağıran metinler ortaya koydu. Toplumdaki değişmeyi, yabancılaşmayı, uyumsuzluğu, modern çağın insanının dramını ve trajiğini sergilemedeki başarısıyla özgün bir yere sahip oldu. Bu özellikleriyle edebiyat ve düşün dünyamızın bilgesi olarak anıldı. Türk öykücülüğünün ve deneme yazarlığının gelmiş geçmiş en usta kalemlerinden biri olarak temayüz etti. İnsanın, toplumsal hayatı gibi düşünce hayatının da karmaşıklaştığı bir dünyada “Müslümanca düşünme”nin imkân ve yöntemi nedir? İslâm konusunda yeterli “malumat”a sahip olmak, “Müslümanca düşünmek” için yeterli mi? İslâm’ın özü ve bütünüyle kaynaştırılamayan bilginin, düşünme etkinliğini oryantalist bakış açısına mahkûm etmesi kaçınılmaz olmayacak mı? Özdenören, Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler’de, bu önemli sorunları kuşatıcı bir perspektifle ve tasavvufî bir yaklaşımla gündeme getirmekte ve sahip olduğu zengin birikimini başarıyla işleyerek tartışmaktadır. Asıl sorunun kafa yapısında olduğunu dillendiren yazar, günümüzün düzmece problemlerini irdeliyor. Büyük düşünürün en çok basılan, okunan ve tartışılan, düşünce dünyamıza damgasını vurmuş bir şaheser…
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Araştırma-İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İslam Düşünce Enstitüsü, 152 sayfa, 8.5 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2025, isbn: 9786259604800, 5 defa okundu
İncelediğiniz eser, Prof. Dr. Taha Abdurrahman’ın, 2024 yılında Türkiye’de verdiği beş konferans metnini içeren bölümlerden oluşmaktadır.
Birinci bölüm, “Müslümanca Düşünmek Nasıl Olur? Tefkîr ve Tefekkür” başlıklı konferanstır. Taha Abdurrahman, bu konferansta tefkîr ve tefekkür ayrımı üzerinden İslam düşüncesine dair felsefi bir düşünme paradigması sunuyor.
İkinci bölüm, “Özgün Bir İslam Felsefesini Nasıl Kurarız?” başlıklı konferans metnidir. Bu konferansta çağımızda çiğnenen değerlere, ihanet edilen emanete ve bozulan ahitlere şahit oldukça insanın onurunu ne denli kaybettiğini ve bir sefalet, bir süflilikle nasıl karşı karşıya kaldığını anlatıyor. Özgün bir İslâm felsefesinin imkânını tartışıyor.
Üçüncü bölüm, “İlahi Emanet Paradigmasına Göre Sorumluluk” başlığını taşıyan konferanstır. Bu metin, İslam ümmetinin, emanet misakına dayanan sorumluluğunu yerine getirmede büyük ihmaller gösterdiğine dikkat çekmektedir.
Dördüncü bölüm, “Siyer-i Nebî’nin Ahlâkî Temellendirmesi” başlıklı konferanstır. Bu konferans, aslında Taha Abdurrahman’ın Türkiye’de bulunduğu sırada yayımlanan aynı isimli son kitabıyla ilgilidir. Beşinci bölüm, bu eserin hâtime kısmının tercümesinden ibarettir.
“Mutlak Kötülük ve Sınır Boylarında Fikir Nöbeti” adlı son bölümde ise Gazze’de devam eden katliamın düşünsel temelleri ele alınmaktadır.
Yayınevi (Kitapyurdu): İslam Düşünce Enstitüsü, 179.00 TRY
Stok Mevcut
İncelediğiniz eser, Prof. Dr. Taha Abdurrahman’ın, 2024 yılında Türkiye’de verdiği beş konferans metnini içeren bölümlerden oluşmaktadır. Birinci bölüm, “Müslümanca Düşünmek Nasıl Olur? Tefkîr ve Tefekkür” başlıklı konferanstır. Taha Abdurrahman, bu konferansta tefkîr ve tefekkür ayrımı üzerinden İslam düşüncesine dair felsefi bir düşünme paradigması sunuyor. İkinci bölüm, “Özgün Bir İslam Felsefesini Nasıl Kurarız?” başlıklı konferans metnidir. Bu konferansta çağımızda çiğnenen değerlere, ihanet edilen emanete ve bozulan ahitlere şahit oldukça insanın onurunu ne denli kaybettiğini ve bir sefalet, bir süflilikle nasıl karşı karşıya kaldığını anlatıyor. Özgün bir İslâm felsefesinin imkânını tartışıyor. Üçüncü bölüm, “İlahi Emanet Paradigmasına Göre Sorumluluk” başlığını taşıyan konferanstır. Bu metin, İslam ümmetinin, emanet misakına dayanan sorumluluğunu yerine getirmede büyük ihmaller gösterdiğine dikkat çekmektedir. Dördüncü bölüm, “Siyer-i Nebî’nin Ahlâkî Temellendirmesi” başlıklı konferanstır. Bu konferans, aslında Taha Abdurrahman’ın Türkiye’de bulunduğu sırada yayımlanan aynı isimli son kitabıyla ilgilidir. Beşinci bölüm, bu eserin hâtime kısmının tercümesinden ibarettir. “Mutlak Kötülük ve Sınır Boylarında Fikir Nöbeti” adlı son bölümde ise Gazze’de devam eden katliamın düşünsel temelleri ele alınmaktadır.
Yayınevi (BinKitap): Timaş Yayınları, 280 sayfa, 9.1 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Aralık 2021, isbn: 9786050843682, 844 defa okundu
Yer O’nun için...
Gök O’nun için...
Deniz kıyısındaki kum tanelerinin her biri O’nun için...
Tüm alem O’nun, O ise tüm alem için...
Kul ve resul planında vücuden en evvel, manen en ahir...
O ki Allah’ın sevdiği kulu, son resulü...
Hürriyetini bulmak isteyen O’na esir olsun.
Allah’a kul olmak isteyen O’na uysun.
Kurtuluş O’nda... Ferahlık O’nda... Selamet O’nda...
Aranıp da bulunamayan hiçbir güzellik yok O’nda...
Öyleyse bugün kimin gönlü bunalıyorsa, kim başına gelen imtihanlardan yorgunsa, kim sıkıntılar içinde göğüs kafesi çatlayacakmış gibi hissediyorsa, kim her şeyi olmasına rağmen hâlâ huzursuzsa, kim aldatılmışsa, kim ağlatılmışsa Resulullah’la arasındaki bağa baksın... Kim de hayatına yeni bir başlangıç yapmak istiyorsa bir besmele çekip bundan sonra O’na biraz daha benzeyebilmek için adım atsın.
Allah’ın bizlere yol göstermek için gönderdiği Peygamber Efendimize(sav) tutunursak aklımızdaki birçok soru cevap bulacak, kalbimizdeki birçok şüphe yerle bir olacak ve karanlıklar aydınlanacak.
Yer O’nun için... Gök O’nun için... Deniz kıyısındaki kum tanelerinin her biri O’nun için... Tüm alem O’nun, O ise tüm alem için... Kul ve resul planında vücuden en evvel, manen en ahir... O ki Allah’ın sevdiği kulu, son resulü... Hürriyetini bulmak isteyen O’na esir olsun. Allah’a kul olmak isteyen O’na uysun. Kurtuluş O’nda... Ferahlık O’nda... Selamet O’nda... Aranıp da bulunamayan hiçbir güzellik yok O’nda... Öyleyse bugün kimin gönlü bunalıyorsa, kim başına gelen imtihanlardan yorgunsa, kim sıkıntılar içinde göğüs kafesi çatlayacakmış gibi hissediyorsa, kim her şeyi olmasına rağmen hâlâ huzursuzsa, kim aldatılmışsa, kim ağlatılmışsa Resulullah’la arasındaki bağa baksın... Kim de hayatına yeni bir başlangıç yapmak istiyorsa bir besmele çekip bundan sonra O’na biraz daha benzeyebilmek için adım atsın. Allah’ın bizlere yol göstermek için gönderdiği Peygamber Efendimize(sav) tutunursak aklımızdaki birçok soru cevap bulacak, kalbimizdeki birçok şüphe yerle bir olacak ve karanlıklar aydınlanacak.
Deneme-İnceleme (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Olimpos Yayınları, 160 sayfa, 7.9 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 19 Mart 2019, isbn: 9786057906212, 4282 defa okundu
Her şey güzel derken başına öyle şeyler gelir ki “Yandım!” dersin, “Bittim!” Düşersin… İşte o an, içindeki iyilik çıkıp gelir ve kapını çalar. “Kalk!” der, “kalk!” Tutar elinden, karanlığı yırtar ve seni güzel günlere götürür. Korku nedir bilmez iyilik. Aydınlık, karanlıktan korkar mı hiç? İyilik adına yanan ateşi, kötülük söndürebilir mi hiç? Kötü günler ile karşılaştığında kimseye ihtiyacın yok! Önce Allah, sonra içindeki iyiliğe güven. Niyetin ne kadar iyiyse Allah o kadar seninle. Nasip niyete vurgundur; alsa da elinden yoğunu varını, döner dolaştırır geri verir sana hakkını!Olmaz deme, olur! Unutma ki Allah isteyince kuşlar filleri yener azizim!
Her şey güzel derken başına öyle şeyler gelir ki “Yandım!” dersin, “Bittim!” Düşersin… İşte o an, içindeki iyilik çıkıp gelir ve kapını çalar. “Kalk!” der, “kalk!” Tutar elinden, karanlığı yırtar ve seni güzel günlere götürür. Korku nedir bilmez iyilik. Aydınlık, karanlıktan korkar mı hiç? İyilik adına yanan ateşi, kötülük söndürebilir mi hiç? Kötü günler ile karşılaştığında kimseye ihtiyacın yok! Önce Allah, sonra içindeki iyiliğe güven. Niyetin ne kadar iyiyse Allah o kadar seninle. Nasip niyete vurgundur; alsa da elinden yoğunu varını, döner dolaştırır geri verir sana hakkını!Olmaz deme, olur! Unutma ki Allah isteyince kuşlar filleri yener azizim!
Felsefe-Düşünce (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Eleştiri-Kuram (BinKitap), Eleştiri-Kuram (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Antre Kitap, 264 sayfa, 7.3 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 8 Mayıs 2023, isbn: 9786057285539, 58 defa okundu
Okuduğumuz her metnin bize söylediği, önerdiği ve gösterdiği; fikirler, alternatifler ve ufuklar vardır. Fakat biz bunları kendi duygu ve düşünce dünyamızda harmanlarız. Okurken metnin sunduğu gerçeği kendi perspektifimizden kucaklarız. Yani hem metni hem de kendi hayatımızı okuruz. Dolayısıyla okuma faaliyeti esnasında ve sonucunda entelektüel ve duygusal bir birikim meydana gelir. Bu, okumaya dair ciddi bir sorunsalın da ortaya çıkmasına neden olur: Nitelikli okumak. “Okuma sürecini daha anlamlı, verimli ve zevkli hâle getirmenin en etkin yolları nelerdir?” sorusu üzerine oturan bu kitap bir edebiyat mizansenini gözler önüne seriyor. Birçok meşhur kitaptan metin seçkileriyle yazma tekniklerine ve okuyucu algısına dair can alıcı tespitler yapan yazar, metin türlerinin tabiatını okuyucuya tanıtıyor ve okuyucuya şu gerçeği ısrarla hatırlatıyor: Ne Okursan O Olursun.
Yayınevi (Kitapyurdu): Antre Kitap, 287.00 TRY
Stok Mevcut
Okuduğumuz her metnin bize söylediği, önerdiği ve gösterdiği; fikirler, alternatifler ve ufuklar vardır. Fakat biz bunları kendi duygu ve düşünce dünyamızda harmanlarız. Okurken metnin sunduğu gerçeği kendi perspektifimizden kucaklarız. Yani hem metni hem de kendi hayatımızı okuruz. Dolayısıyla okuma faaliyeti esnasında ve sonucunda entelektüel ve duygusal bir birikim meydana gelir. Bu, okumaya dair ciddi bir sorunsalın da ortaya çıkmasına neden olur: Nitelikli okumak. “Okuma sürecini daha anlamlı, verimli ve zevkli hâle getirmenin en etkin yolları nelerdir?” sorusu üzerine oturan bu kitap bir edebiyat mizansenini gözler önüne seriyor. Birçok meşhur kitaptan metin seçkileriyle yazma tekniklerine ve okuyucu algısına dair can alıcı tespitler yapan yazar, metin türlerinin tabiatını okuyucuya tanıtıyor ve okuyucuya şu gerçeği ısrarla hatırlatıyor: Ne Okursan O Olursun.
Edebiyat (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Temmuz Kitap, 112 sayfa, 9.5 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 14 Mayıs 2025, isbn: 9786259545820, 8 defa okundu
Bazı kitaplar vardır, yalnızca okunmaz; hissedilir, yaşanır ve insanın kalbinin kıyılarına küçük taşlar gibi dizilir. Neyi Bekliyorsun? tam da böyle bir kitap. Her cümlesi, bekleyişin ruhunu, umudun gücünü, insan olmanın sancılı ama anlamlı yolculuğunu anlatıyor. Zamanın kıyısında, bir bekleme salonunda kendi yerini arayan her okuyucuya, “Sen bu yolculukta neredesin?” diye soran bir iç ses gibi. Satır aralarındaki sükûnette sabır, isyanlarda iman, suskunlukta sorumluluk saklı.
Sinan Özyurt, yaşanmışlığın izlerini taşıyan cümlelerle okurunu sarsıyor. Umut, direnç, dua, sorumluluk ve dayanışma gibi evrensel temalar, bireysel bir iç muhasebeye dönüşüyor. Bu kitap aynı zamanda bir davet. Beklemekle yetinmeyip, beklerken ne yaptığına kafa yoranlar için. Çünkü kimi kitaplar, sizi yalnızca bir düşünceye değil, bir dirilişe çağırır. Ve bazen bir soruyla başlar her şey: Neyi bekliyorsun?
Yayınevi (Kitapyurdu): Temmuz Kitap, 130.00 TRY
Stok Ön sipariş
Bazı kitaplar vardır, yalnızca okunmaz; hissedilir, yaşanır ve insanın kalbinin kıyılarına küçük taşlar gibi dizilir. Neyi Bekliyorsun? tam da böyle bir kitap. Her cümlesi, bekleyişin ruhunu, umudun gücünü, insan olmanın sancılı ama anlamlı yolculuğunu anlatıyor. Zamanın kıyısında, bir bekleme salonunda kendi yerini arayan her okuyucuya, “Sen bu yolculukta neredesin?” diye soran bir iç ses gibi. Satır aralarındaki sükûnette sabır, isyanlarda iman, suskunlukta sorumluluk saklı. Sinan Özyurt, yaşanmışlığın izlerini taşıyan cümlelerle okurunu sarsıyor. Umut, direnç, dua, sorumluluk ve dayanışma gibi evrensel temalar, bireysel bir iç muhasebeye dönüşüyor. Bu kitap aynı zamanda bir davet. Beklemekle yetinmeyip, beklerken ne yaptığına kafa yoranlar için. Çünkü kimi kitaplar, sizi yalnızca bir düşünceye değil, bir dirilişe çağırır. Ve bazen bir soruyla başlar her şey: Neyi bekliyorsun?
Basım Tarihi: 14 Ekim 2019, isbn: 9786056824791, 829 defa okundu
Yazmaktan, okumaktan, konuşmaktan, dostluktan, velhasıl insanların birbiriyle kurduğu her türlü iletişimden tek bir murat var: İyilikleri yaymak ve çoğaltmak, kötülükleri ise engellemek ve azaltmak. Elinizde tuttuğunuz kitabın da yayımlanma amacı, tamamen bu.
Müslümanlar arasındaki temel vazifelerden biri olan “nasihatleşme” misyonunu yerine getirme adına, güncel hayatımıza, bizi biz yapan şeylere, kaygılarımıza, problemlerimize, mühim meselelerimize ve şahsiyetimizin ana unsurlarına dair ufak hatırlatmalar, değiniler, şerhler…
Taha Kılınç yine karşılıklı sohbet, hasbihal ve dertleşme üslubu ile "Neyi, Nasıl Yapmalı?"da bazı şeylerin üzerinden yeniden geçmeyi tavsiye ediyor, yolda olmanın önemine vurgu yapıyor. Daha önemlisi hepimize çıkış noktalarını işaret ediyor.
Yazmaktan, okumaktan, konuşmaktan, dostluktan, velhasıl insanların birbiriyle kurduğu her türlü iletişimden tek bir murat var: İyilikleri yaymak ve çoğaltmak, kötülükleri ise engellemek ve azaltmak. Elinizde tuttuğunuz kitabın da yayımlanma amacı, tamamen bu. Müslümanlar arasındaki temel vazifelerden biri olan “nasihatleşme” misyonunu yerine getirme adına, güncel hayatımıza, bizi biz yapan şeylere, kaygılarımıza, problemlerimize, mühim meselelerimize ve şahsiyetimizin ana unsurlarına dair ufak hatırlatmalar, değiniler, şerhler… Taha Kılınç yine karşılıklı sohbet, hasbihal ve dertleşme üslubu ile "Neyi, Nasıl Yapmalı?"da bazı şeylerin üzerinden yeniden geçmeyi tavsiye ediyor, yolda olmanın önemine vurgu yapıyor. Daha önemlisi hepimize çıkış noktalarını işaret ediyor.
Edebiyat (BinKitap), Hikaye (Öykü) (BinKitap), Hikaye (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Dergâh Yayınları, 207 sayfa, 8.5 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Ocak 2014, isbn: 9789759954499, 4846 defa okundu
Bir hakikat yolculuğu olarak tanımlanabilecek olan hikâyede, Genç bir mimar olan Nur’un iç sıkıntılarına çare bulmak için çaldığı kapılar ve yol üstünde tanıştığı insanlar anlatılıyor. Ana karakterin etrafında şekillenen resimde yerlerini alan her bir kişiyi, Mustafa Kutlu bir ressam edasıyla tek tek gözümüzün önünde canlandırıyor:
Genç ve heyecanlı bir mimar olan Sinan, babası Kadırgalı hamal Ali, ağabeyi delikanlı Demirci Cemil, hasta kardeş Çiçek, onun yavuklusu Cüneyt, Nur’un babası İskender bey… ve daha birçok kişi bu küçük hikayede yerlerini alıp bize bir insanlık durumunu anlatıyorlar.
Günümüz insanının değişmeyen “boşluk” probleminin bir kişiyi merkeze alarak anlatımı olan bu kitap, Mustafa Kutlu okurları için hem tanıdık bir hikâye özelliği taşıyor hem de uzak diyarların bir masalını anlatıyormuş gibi bizi başka insanların dünyasına götürüyor.
Bir hakikat yolculuğu olarak tanımlanabilecek olan hikâyede, Genç bir mimar olan Nur’un iç sıkıntılarına çare bulmak için çaldığı kapılar ve yol üstünde tanıştığı insanlar anlatılıyor. Ana karakterin etrafında şekillenen resimde yerlerini alan her bir kişiyi, Mustafa Kutlu bir ressam edasıyla tek tek gözümüzün önünde canlandırıyor: Genç ve heyecanlı bir mimar olan Sinan, babası Kadırgalı hamal Ali, ağabeyi delikanlı Demirci Cemil, hasta kardeş Çiçek, onun yavuklusu Cüneyt, Nur’un babası Raci bey… ve daha birçok kişi bu küçük hikayede yerlerini alıp bize bir insanlık durumunu anlatıyorlar. Günümüz insanının değişmeyen “boşluk” probleminin bir kişiyi merkeze alarak anlatımı olan bu kitap, Mustafa Kutlu okurları için hem tanıdık bir hikâye özelliği taşıyor hem de uzak diyarların bir masalını anlatıyormuş gibi bizi başka insanların dünyasına götürüyor.
Basım Tarihi: 12 Temmuz 2018, isbn: 9789757796664, 4877 defa okundu
Okullaştırma, eğitimle aynı anlama mı gelmektedir? Kesinlikle hayır. Herkes gün be gün bir şeyler öğrenmektedir. Dürüst olmak gerekirse, çoğumuz, yaşamımızda okullaşmanın direk ve derin bir etkiden son derece yoksun olduğunu görürüz. Bu durumda iki soru ortaya çıkmaktadır: Her toplumda okullaşmaya bu derece büyük bir önem ve prestij kazandıran nedir? Eğitimin işlevi bir şüphe içeriyorsa, okullaşma gerçekte ne anlama gelmektedir?
Ivan Illich, bu eserinde okulun, statükonun korunmasına vesile olan araçlardan biri olduğundan dolayı bu prestije sahip olduğu yolundaki tezini kanıtlamaya çalışmaktadır. Ona göre günümüzdeki okullar eğitimi açısından etkisiz olduğu kadar, bölücü bir nitelik de taşımaktadır
Basından
Okullaşmaya karşı eleştirilerini "Okulsuz Toplum" adıyla kitap haline getirmesi ve Celebration of Awareness'in yayımlanması ile Illichin görüşleri çok daha geniş bir çevrede tanınmaya başlamıştı. CIDOC 1970'li yıllarda entelektüel düzeyde uluslararası saygınlığı olan bir odak oldu. Ancak Illich'in çalışmalarını eğitim dışındaki konulara kaydırmaya başlaması ve Latin Amerika'ya eskisi gibi misyonerlerin gitmemesi nedeniyle CIDOC'un etkinliği inişe geçti.
1980'lerden sonra Illich Meksika, ABD ve Almanya'da çalışmalarını sürdürdü. ABDde Penn State Üniversitesi'nin Felsefe ve Bilim, Teknoloji ve Toplum bölümlerinde konuk öğretim üyesi olarak ve Almanya'da Bremen Üniversitesi'nde Illich'in fikirleri çevresinde bir araya gelen Oranlılık Üzerine Araştırmalar Döngüsü adlı bir grupla birlikte çalıştı. Son yıllarda Oakland'da yaşıyordu ve çalışmalarını oranlılık kavramı üzerine yoğunlaştırmıştı. Illich, en başta toplumsal cinsiyet üzerinden bölünmüş bir toplumsal yapıda oran duygusunun kaybolduğunu savunuyordu.
- Çevre İçin Hekimler Derneği Resmi Web Sitesinden
Yayınevi (Kitapyurdu): Oda Yayınları, 0.00 0
Stok
Ivan Illıch, "Değerlerin kurumsallaşması"na karşı duran Okulsuz Toplum adlı yapıtında, varolan eğitim sistemlerinin açmazlarını gösterip; eğitim ve öğrenimin okul dışına çekilmesi ve toplumun okuldan arındırılması gerektiğine değiniyor. Verimsiz, tekdüze eğitim izlenceleri yerine; bireyler arası yakınlığı, tüketici olmak yerine doğaya karşı sorumlu olmayı geçirip; "bilgi"nin tekelleşip metalaşmasına karşı çıkarken, istenebilir bir geleceğin evrensel ve insancıl eğitim biçimleriyle gerçekleşeceği üzerinde duruyor.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Siyaset-Politika (BinKitap), Diğer (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Ketebe Yayınları, 216 sayfa, 9.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Ekim 2018, isbn: 9786057949097, 1042 defa okundu
Tarihin ve coğrafyanın merkezini teşkil eden Ortadoğu, -hepsi de gayet somut ve gerçek birçok nedenden ötürü, dünyanın en önemli bölgesidir. Bu bölgede yaşayan insanlar olarak, bizlerin birinci sorumluluğu, Ortadoğu’yu
gerçekçi, makul ve derinlikli bir bakışla kavramaktır. “Ortadoğu’ya Dair Yirmi Tez”, ismindeki ‘tez’ sözcüğünün de ifade ettiği şekilde, iddia barındıran, çıkarımlar yapan, bazı noktalarda neticelerin ancak istikbalde ortaya çıkacağı
tahminler içeren 20 ayrı bölümden oluşuyor. Bölgeye neden ve ne zamandan beri ‘Ortadoğu’ dendiğinin açıklamasıyla başlayan anlatım, Türkiye’nin de içinde yer aldığı coğrafyanın tarihindeki çeşitli dönemleri, tarihten günümüze taşınan unsurları, bugün ilk bakışta belki fark edemediğimiz ama kesinlikle aktüel hayatın tam
ortasına denk düşen somut gerçeklikleri gözler önüne seriyor. Ortadoğu’nun belkemiğini oluşturan dört ülkenin
(Türkiye, Mısır, İran ve Suudi Arabistan) tarihine sıklıkla atıfların yapıldığı kitabın temel hedefi, coğrafyanın kendi iç dinamiklerine işaret etmek. Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri genellikle “dış güçler”e hamleden genellemeci ve kolaycı bakıştan kaçınmaya çalışarak, “dış güçler” dediğimiz ülkelerin aslında içerideki bazı dengeler ve yerli unsurlar yardımıyla iş gördüklerini izah çabası, kitabın ana fikrini oluşturuyor.
Tarihin ve coğrafyanın merkezini teşkil eden Ortadoğu, -hepsi de gayet somut ve gerçek birçok nedenden ötürü, dünyanın en önemli bölgesidir. Bu bölgede yaşayan insanlar olarak, bizlerin birinci sorumluluğu, Ortadoğu’yu gerçekçi, makul ve derinlikli bir bakışla kavramaktır. “Ortadoğu’ya Dair Yirmi Tez”, ismindeki ‘tez’ sözcüğünün de ifade ettiği şekilde, iddia barındıran, çıkarımlar yapan, bazı noktalarda neticelerin ancak istikbalde ortaya çıkacağı tahminler içeren 20 ayrı bölümden oluşuyor. Bölgeye neden ve ne zamandan beri ‘Ortadoğu’ dendiğinin açıklamasıyla başlayan anlatım, Türkiye’nin de içinde yer aldığı coğrafyanın tarihindeki çeşitli dönemleri, tarihten günümüze taşınan unsurları, bugün ilk bakışta belki fark edemediğimiz ama kesinlikle aktüel hayatın tam ortasına denk düşen somut gerçeklikleri gözler önüne seriyor. Ortadoğu’nun belkemiğini oluşturan dört ülkenin (Türkiye, Mısır, İran ve Suudi Arabistan) tarihine sıklıkla atıfların yapıldığı kitabın temel hedefi, coğrafyanın kendi iç dinamiklerine işaret etmek. Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri genellikle “dış güçler”e hamleden genellemeci ve kolaycı bakıştan kaçınmaya çalışarak, “dış güçler” dediğimiz ülkelerin aslında içerideki bazı dengeler ve yerli unsurlar yardımıyla iş gördüklerini izah çabası, kitabın ana fikrini oluşturuyor.
Din (İslam) (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Deneme (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Şule Yayınları, 263 sayfa, 9.3 puan, İlk Yayın: 12 Kasım 2020
Basım Tarihi: Mart 2022, isbn: 9786059087469, 2865 defa okundu
Güneş, yakın yıldızlarını biraz daha yaklaşmaya çağırdı kendine. Sonra abasının kanatlarını açıp şefkatle sardı onları. Olacak gibi değil ama oldu, güneş sisteminin en parlak yıldızları bir örtünün altında toplandılar. Dudakları kilitlendi heyecandan. Nefesleri kalp çekicinin altında şekilden şekle girdi. Işıklarını aldıkları kaynağa bu kadar yakın olmamışlardı hiç. Aynı abanın altında olmak, evrendeki değerlerini yeniden belirlemişti. Yalnız onlar değil, bütün kâinat nefesini tutmuş güneşin dudaklarının kımıldamasını bekliyordu.
Peygamber’in Aynaları, otuz üç sahabinin hayatını merkeze alarak asıl merkez olan Son Peygamber’e yaklaştırıyor bugünün okurunu. Edebiyatın büyülü çatısı altında asırlar aradan çekilerek Asr-ı Saadet bütün güzelliğiyle yeniden kuruluyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): Şule Yayınları, 228.00 TRY
Stok Ön sipariş
Güneş, yakın yıldızlarını biraz daha yaklaşmaya çağırdı kendine. Sonra abasının kanatlarını açıp şefkatle sardı onları. Olacak gibi değil ama oldu, güneş sisteminin en parlak yıldızları bir örtünün altında toplandılar. Dudakları kilitlendi heyecandan. Nefesleri kalp çekicinin altında şekilden şekle girdi. Işıklarını aldıkları kaynağa bu kadar yakın olmamışlardı hiç. Aynı abanın altında olmak, evrendeki değerlerini yeniden belirlemişti. Yalnız onlar değil, bütün kâinat nefesini tutmuş güneşin dudaklarının kımıldamasını bekliyordu. Peygamber’in Aynaları, otuz üç sahabinin hayatını merkeze alarak asıl merkez olan Son Peygamber’e yaklaştırıyor bugünün okurunu. Edebiyatın büyülü çatısı altında asırlar aradan çekilerek Asr-ı Saadet bütün güzelliğiyle yeniden kuruluyor.
Basım Tarihi: Ağustos 2020, isbn: 9799756841357, 22694 defa okundu
Sevgili Dost!
Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.
Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba 'insan' denince hatırlanıyor muyuz?
Yayınevi (Kitapyurdu): Şule Yayınları, 195.00 TRY
Stok Mevcut
Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi. Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba “insan” denince hatırlanıyor muyuz?
Edebiyat (BinKitap), Anı-Mektup-Günlük (BinKitap), Anı (Hatırat) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Aile Yayınları, 128 sayfa, 9.1 puan, İlk Yayın: Ocak 2026
Basım Tarihi: 21 Ocak 2026, isbn: 9786255790279, 25 defa okundu
Bir eş, bir baba, elli yaşında bir adam.
Birden, hiç yoktan kapısına dayanan müzmin bir hastalık.
Ölüm ihtimalinin uyandırdığı derin farkındalıklar.
Korku, kaygı, şükür ve tefekkürle örülü saatler, günler, haftalar, aylar… Hastalar, sağlıklılar ve hasta yakınları için duygulara dokunan satırlar…
“Bu satırları yazarken hâlâ ağrılarım var. Ama artık kaçmıyorum. Kendimden, hastalığımdan, korkumdan…
Bir şey öğrendim: İnsan ağlamayı bile erteleyebiliyor. Ama bazen ağlamamak, ağlamaktan daha çok yoruyor.
Eğer bir gün bu satırları okuyan olursa şunu bilsin isterim: Ben güçlü görünmeye çalışmadım. Sadece çocuklarımın önünde yıkılmamaya çalıştım. Ve eğer ağlayacaksanız… Lütfen ardımdan ağlayın. Benim yanımdayken değil.”
Yayınevi (Kitapyurdu): Aile Yayınları, 130.00 TRY
Stok Mevcut
Bir eş, bir baba, elli yaşında bir adam. Birden, hiç yoktan kapısına dayanan müzmin bir hastalık. Ölüm ihtimalinin uyandırdığı derin farkındalıklar. Korku, kaygı, şükür ve tefekkürle örülü saatler, günler, haftalar, aylar… Hastalar, sağlıklılar ve hasta yakınları için duygulara dokunan satırlar… “Bu satırları yazarken hâlâ ağrılarım var. Ama artık kaçmıyorum. Kendimden, hastalığımdan, korkumdan… Bir şey öğrendim: İnsan ağlamayı bile erteleyebiliyor. Ama bazen ağlamamak, ağlamaktan daha çok yoruyor. Eğer bir gün bu satırları okuyan olursa şunu bilsin isterim: Ben güçlü görünmeye çalışmadım. Sadece çocuklarımın önünde yıkılmamaya çalıştım. Ve eğer ağlayacaksanız… Lütfen ardımdan ağlayın. Benim yanımdayken değil.”
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Araştırma-İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Pınar Yayınları, 280 sayfa, 6.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2 Mayıs 2024, isbn: 9789753526104, 2 defa okundu
Kur’ân’ın nâzil olduğu dönemde müşrik Araplar, Allah’ın her şeyin yaratıcısı olduğunu ikrar etmekle birlikte onlar; göklerde olan, dünyanın işleyişine müdahale etmeyen, uzaklarda, hayata dokunmayan ve kendisine ulaşılabilmesi ancak aracılarla mümkün olan bir Allah’a inanıyorlardı. Kur’ân’ın ilk muhataplarının, Allah’ın “ötelerin ötesinde” bulunduğu yanılgısına mukabil, vahyin takdim ettiği yeni sistemle bütün beşerî işleri, hayatın en küçük ve önemsiz görünen ayrıntılarını bile gözetimi altında tutan bir Rab tasavvuru ikame edilmiştir.
Kur’ân’da rab, evren ve insan ilişkisine odaklanan Hasan Nas’ın Rabbin Hemen Yanı Başında adlı titiz çalışması Kur’ân’ın takdim ettiği bu dinamik, canlı ve her şeyi kuşatan Rab telakkisini ele alarak yeniden düşünmemizi sağlıyor. Böylelikle, varlığı ancak akılla bilinebilen ve evrene müdahil olmayan bir tanrı anlayışına sahip olan deizm ve benzeri inanç ve nazariyelerin pratikte bir karşılığı olmadığı da ortaya çıkmaktadır. Zira insan hayatında herhangi bir etkinliği bulunmayan ve ötelerde atıl halde bekleyen bir Tanrı’nın varlığı kabul edilse bile, bu inanç kurgusal bir tatminden öte bir anlam ve değer ifade etmeyecektir.
Rabbin Hemen Yanı Başında Allah Teâlâ’nın âfakta ve enfüsteki rubûbiyet tecellilerini, O’nun kuluna yakınlığını, en güzel dost ve yardımcı olarak tevhid mücadelesinde kendisine güvenip dayanan kullarına inâyetini ele alan emek ürünü bir araştırma.
Kur’ân’ın nâzil olduğu dönemde müşrik Araplar, Allah’ın her şeyin yaratıcısı olduğunu ikrar etmekle birlikte onlar; göklerde olan, dünyanın işleyişine müdahale etmeyen, uzaklarda, hayata dokunmayan ve kendisine ulaşılabilmesi ancak aracılarla mümkün olan bir Allah’a inanıyorlardı. Kur’ân’ın ilk muhataplarının, Allah’ın “ötelerin ötesinde” bulunduğu yanılgısına mukabil, vahyin takdim ettiği yeni sistemle bütün beşerî işleri, hayatın en küçük ve önemsiz görünen ayrıntılarını bile gözetimi altında tutan bir Rab tasavvuru ikame edilmiştir. Kur’ân’da rab, evren ve insan ilişkisine odaklanan Hasan Nas’ın Rabbin Hemen Yanı Başında adlı titiz çalışması Kur’ân’ın takdim ettiği bu dinamik, canlı ve her şeyi kuşatan Rab telakkisini ele alarak yeniden düşünmemizi sağlıyor. Böylelikle, varlığı ancak akılla bilinebilen ve evrene müdahil olmayan bir tanrı anlayışına sahip olan deizm ve benzeri inanç ve nazariyelerin pratikte bir karşılığı olmadığı da ortaya çıkmaktadır. Zira insan hayatında herhangi bir etkinliği bulunmayan ve ötelerde atıl halde bekleyen bir Tanrı’nın varlığı kabul edilse bile, bu inanç kurgusal bir tatminden öte bir anlam ve değer ifade etmeyecektir. Rabbin Hemen Yanı Başında Allah Teâlâ’nın âfakta ve enfüsteki rubûbiyet tecellilerini, O’nun kuluna yakınlığını, en güzel dost ve yardımcı olarak tevhid mücadelesinde kendisine güvenip dayanan kullarına inâyetini ele alan emek ürünü bir araştırma.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Sosyoloji (BinKitap), Araştırma-İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Beyan Yayınları, 280 sayfa, 0.0 puan, İlk Yayın: Şubat 2025
Basım Tarihi: , isbn: 9786255509291, 3 defa okundu
Bu kitap, Ramazan’ı bir ayna olarak gören bir yaklaşımla tasarlandı.
Ramazan’ın aynasından Türkiye’de ve dünyada sosyoloji, tarih ve siyasete bir
bakış denemesi olarak görülebilir. Ramazan’ın çağları ve coğrafyayı aşan
yanıyla kendi zamanını ve mekanını kurma yoluna işaret ediliyor. Kur’an
vahyinin bile belli bir tarihselci yaklaşımla etkisizleştirilmeye çalışıldığı bir
teolojik tartışmaya Ramazan’ın kendi zamanını kurma yoluna işaret etmek
kanaatimce oldukça etkili bir katkı yapar. Aynı zamanda Kur’an’ın indirildiği bir
zaman olan Ramazan’da vahiy bir söz olayı olarak kendi gerçekliğini, kendi
tarihini inşa eder. Bu saatten sonra herhangi bir ayetin indiği dönemde ifade
edildiği dilin nasıl bir karşılığı olduğu sorgulaması yoluyla ayeti
etkisizleştirmeye yer olmaz. Bunun yerine bugün bu ayetin bilfiil Ramazan
atmosferinde bize ne söylediği, yüce Rabbimizin bu ayetle bize ne demek
istediği üzerinde durulur. Haddi zatında Ramazan atmosferinde Kur’an ayetleri
zaten aradan tarihi çıkarıp kendi oluşturduğu söz olayının içinde muhataplarını
bire-bir yakalamış da olur.
Türkiye’nin sosyolojisine, tarihine ve siyasetine tutmaya çalıştığımız Ramazan
aynasında biz de kendimizi görmeye çalıştık. Gördüklerimizi aktarmaya çalıştık.
Ortaya karışık bir din sosyolojisi, bir tarih tezi, bir de bazı siyasal tezler kadar,
kendi Ramazan tecrübemize dair bir anlatı çıktı. O anlatıyla sizi başbaşa
bırakırken duamızı da eksik etmeyelim: Kurtarsın bizi Ramazan, tutsun bizi
Oruç, özgürleşsin varlığımız ve kavuştursun bizi kendimize ve Rabbimize.
Bu kitap, Ramazan’ı bir ayna olarak gören bir yaklaşımla tasarlandı. Ramazan’ın aynasından Türkiye’de ve dünyada sosyoloji, tarih ve siyasete bir bakış denemesi olarak görülebilir. Ramazan’ın çağları ve coğrafyayı aşan yanıyla kendi zamanını ve mekanını kurma yoluna işaret ediliyor. Kur’an vahyinin bile belli bir tarihselci yaklaşımla etkisizleştirilmeye çalışıldığı bir teolojik tartışmaya Ramazan’ın kendi zamanını kurma yoluna işaret etmek kanaatimce oldukça etkili bir katkı yapar. Aynı zamanda Kur’an’ın indirildiği bir zaman olan Ramazan’da vahiy bir söz olayı olarak kendi gerçekliğini, kendi tarihini inşa eder. Bu saatten sonra herhangi bir ayetin indiği dönemde ifade edildiği dilin nasıl bir karşılığı olduğu sorgulaması yoluyla ayeti etkisizleştirmeye yer olmaz. Bunun yerine bugün bu ayetin bilfiil Ramazan atmosferinde bize ne söylediği, yüce Rabbimizin bu ayetle bize ne demek istediği üzerinde durulur. Haddi zatında Ramazan atmosferinde Kur’an ayetleri zaten aradan tarihi çıkarıp kendi oluşturduğu söz olayının içinde muhataplarını bire-bir yakalamış da olur. Türkiye’nin sosyolojisine, tarihine ve siyasetine tutmaya çalıştığımız Ramazan aynasında biz de kendimizi görmeye çalıştık. Gördüklerimizi aktarmaya çalıştık. Ortaya karışık bir din sosyolojisi, bir tarih tezi, bir de bazı siyasal tezler kadar, kendi Ramazan tecrübemize dair bir anlatı çıktı. O anlatıyla sizi başbaşa bırakırken duamızı da eksik etmeyelim: Kurtarsın bizi Ramazan, tutsun bizi Oruç, özgürleşsin varlığımız ve kavuştursun bizi kendimize ve Rabbimize.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), Psikoloji (BinKitap), İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Kapı Yayınları, 296 sayfa, 8.9 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 21 Mayıs 2020, isbn: 9786057838469, 1541 defa okundu
Yazılarında “yavaşlamayı” salık veren, iç âlemimize dikkat kesilmeye, vicdanın sesini duymaya çağıran Kemal Sayar’ın sözleri, tüm dünyayı sarsan karantina günlerinde de ruhlara şifa âdeta. Dünya her birimizi tedirgin eden bir “felaketler çağı”na girmiş görünüyor. Ruhun yaraları derinleşiyor. Şimdi şu soruları sormanın tam zamanı: Hayatın şamatası dindiğinde sana anlam verecek olan şey nedir? Öncelik saydıkların gerçekten de öne alman gerekenler miymiş? Madem şimdi makam ve para peşinde koşmak anlamsız, o halde hayatına değer veren ne kaldı?
Ruhun Derin Yaraları, kendimizi ve dünyayı sorgulamaya çağıran, bizi can evimize buyur eden bir kitap.
“Bütün dünyayı onaramazsın ama onarmaya kolunun uzandığı yerden başlayabilirsin. Bir ruhun diğerine yardıma heveslendiği, bir ıstırabı dindirmeye talip olduğu her seferinde dünya güzelleşir ve buraya geldiğimizde, insan olduğumuza değer.”
Yayınevi (Kitapyurdu): Kapı Yayınları, 247.00 TRY
Stok Mevcut
Yazılarında “yavaşlamayı” salık veren, iç âlemimize dikkat kesilmeye, vicdanın sesini duymaya çağıran Kemal Sayar’ın sözleri, tüm dünyayı sarsan karantina günlerinde de ruhlara şifa âdeta. Dünya her birimizi tedirgin eden bir “felaketler çağı”na girmiş görünüyor. Ruhun yaraları derinleşiyor. Şimdi şu soruları sormanın tam zamanı: Hayatın şamatası dindiğinde sana anlam verecek olan şey nedir? Öncelik saydıkların gerçekten de öne alman gerekenler miymiş? Madem şimdi makam ve para peşinde koşmak anlamsız, o halde hayatına değer veren ne kaldı? Ruhun Derin Yaraları, kendimizi ve dünyayı sorgulamaya çağıran, bizi can evimize buyur eden bir kitap. “Bütün dünyayı onaramazsın ama onarmaya kolunun uzandığı yerden başlayabilirsin. Bir ruhun diğerine yardıma heveslendiği, bir ıstırabı dindirmeye talip olduğu her seferinde dünya güzelleşir ve buraya geldiğimizde, insan olduğumuza değer.”
Basım Tarihi: 8 Ağustos 2017, isbn: 9789751406958, 1117 defa okundu
Bu kitap, kendilerine yabancı ve çekici olan bir alanda ilk bilgilere ihtiyaç duyan herkese göre hazırlanmıştır. Amacı, bu alana yeni girenlere, onları ayrıntılarla boğmadan, genel olarak bilinmesi gerekenleri vermek, daha iddialı çalışmaları sayfalarını dolduran çok sayıdaki isim, dönem ve üslubu onların kolayca anlayabileceği bir şekilde düzenlemek ve böylece daha uzmanlaşmış kitaplara başvurabilmelerini sağlamaktır...
Yayınevi (Kitapyurdu): Remzi Kitabevi, 2.00 TRY
Stok Mevcut
"Sanatın Öyküsü" bugüne kadar yayımlanmış sanat kitapları arasındake en tanınmış olanlarından biridir. Bilinen ilk mağara resimlerinden, günümüzün deneysel sanatlarına kadar uzanan geniş bir dönemi ele alan önemli bir başlangıç kitabı olarak, yayınlandığı günden beri rakipsizdir. Profesör Gombrich, sanat alanındaki derin bilgisini, anlattığı sanat çalışmalarına duyduğu sevgi ile birleştirip iletebilen gerçek bir usta olarak kabul edilmiştir. Sanatın Öyküsü, dünya çapında kazandığı büyük başarı, yazımındaki yalınlığa ve açıklığa dayanır. Yazar amacını, "daha iddialı çalışmaların sayfalarını dolduran çok sayıdaki isim, dönem ve üslubu kolay anlaşılır bir şekilde düzenlemek" olarak tanımlar.
Anlatı (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Gençlik (BinKitap), Gezi (BinKitap), Edebiyat (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Carpe Diem Kitapları, 200 sayfa, 8.9 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Mart 2010, isbn: 9789756107737, 69 defa okundu
"Birazdan bu kitapta anlatacaklarımdan şu an burada kesinlikle bahsedemem. Çünkü bahsettiğim anda, rengârenk insanlar, kayıp kentler, akıl almaz öyküler, uçan halılar, koca filler, tütsü kokuları, muson yağmurları ortalığa saçılabilir.
Kitabın içinden bir el çıkıp sizi sayfaların arasına çekerek, hiç gitmediğiniz ülkelerin, hiç görmediğiniz sokaklarında dolaştırabilir.
Ülkelere arasında neden sınırlar var, özgürlük için ne kadar bedel ödemek gerekir, Güneş Ülkesi'ne otobüsle nasıl gidilir, bu kitaptan birazcık bahsetsem bunların hepsi ortaya çıkabilir.
Ama sakın ısrar etmeyin burada söylemem. Çünkü ancak açıp içini okursanız, bu kitap size dünyanın kaç bucak olduğunu gösterebilir."
Yayınevi (Kitapyurdu): Carpe Diem Kitapları, 0.00 0
Stok
Birazdan bu kitapta anlatacaklarımdan şu an burada kesinlikle bahsedemem. Çünkü bahsettiğim anda, rengârenk insanlar, kayıp kentler, akıl almaz öyküler, uçan halılar, koca filler, tütsü kokuları, muson yağmurları ortalığa saçılabilir. Kitabın içinden bir el çıkıp sizi sayfaların arasına çekerek, hiç gitmediğiniz ülkelerin, hiç görmediğiniz sokaklarında dolaştırabilir. Ülkeler arasında neden sınırlar var, özgürlük için ne kadar bedel ödemek gerekir, Güneş Ülkesi’ne otobüsle nasıl gidilir, bu kitaptan birazcık bahsetsem bunların hepsi ortaya çıkabilir. Ama sakın ısrar etmeyin burada söylemem. Çünkü ancak içini açıp okursanız, bu kitap size dünyanın kaç bucak olduğunu gösterebilir.
Basım Tarihi: Ekim 2021, isbn: 9789759953003, 10103 defa okundu
(29.Baskı) Mustafa Kutlu'nun bu eseri "Şark hikâyesi"nin tasavvufî ve biçimsel özellikleri üzerine kurulmuş bir kitaptır. Kitapta yer alan hikâyeler tek başlarına müstakil bir hikâye olmaları yanında aynı zamanda bir bütünün parçalarıdır.
Kitabın bütünü bir şeyhin dramını yansıtmaktadır. Şeyhin dergâhında ve etrafında toplumun hemen her kesiminden tipler yer alır. Bir gazeteci, bir ilim adamı, bir siyasetçi, vb. Bu tiplerin tekke ile olan bağlantıları aynı zamanda kendi şahsî dramlarını da ortaya koyar.
Sır kitabı Kutlu'nun öteden beri işlemekte olduğu Türkiye'de toplumsal değişme serüveninin bilhassa seksen sonrasındaki görünümüne ışık tutmakta, eleştiriler getirmektedir.
Kitaptaki hikâyeler: Sır, Tarihin Çöp Sepeti, Politik-vizyon, Her Ne Var Âlemde, Aramakla Bulunmaz, Mürit, Satılık Huzur, Cüz Gülü.
Din (İslam) (BinKitap), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar (BinKitap), Siyer (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Siyer Yayınları, 950 sayfa, 9.8 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Eylül 2023, isbn: 9786256396906, 164 defa okundu
“Sîret” kelimesi Arapçada “siyer” kelimesinin tekilidir. Ancak Türkçede sîret, meselenin ahlâkî yönü için kullanılmaktadır. Aslında bu kullanım sözlüklere de pek uymaz. Bununla birlikte sîret-suret ilişkisini kurduğumuzda buradan bir mesaj çıkarabiliriz. Dolayısıyla biz bu çalışmamızda meselenin bu yönüne ağırlık verdik. İşte bundan dolayı Siyer'den Hayata dedik. Siyeri hayatla irtibatlandırmaya o kadar çok ihtiyacımız var ki… Bugün her alanda sıkışıp kalmışız. Bir yere ulaşmak istiyoruz, bir seviye kazanmak istiyoruz, üzerimizdeki kara bulutları dağıtmak istiyoruz, İslâm ve Kur'ân ile zayıflayan irtibatımızı güçlendirmek istiyoruz ama ayağa kalkacak takat bulamıyoruz. Gençlerimizin çoğunun ve etrafımızdaki kardeşlerimizin derdi bu olduğu için bu noktadaki problemi de eksene alarak Siyer'den Hayata diyoruz. Mâlum olduğu üzere hayatın her alanında Allah Resûlü'nün (sas) örnekliği vardır. Özellikle bir çocuk olarak, bir baba olarak, bir eş olarak, bir tüccar olarak, bir devlet başkanı olarak, bir komutan olarak, bir dost olarak, bir düşman olarak, bir mürebbî olarak, bir imam olarak, bir âbid olarak, bir rehber olarak ve daha nice nice alanda örnek olacak konumları bulunmaktadır. İşte biz, bu çalışmada elimizden geldiğince bu alanları konuşmaya gayret ettik. Böylece Efendimiz'in (sas) örnekliğini kendimizle irtibatlandırmak suretiyle bazı hakikatleri anlamaya çalıştık. Çalışma ve gayret bizden, takdir ve tevfik Allah'tandır.
“Sîret” kelimesi Arapçada “siyer” kelimesinin tekilidir. Ancak Türkçede sîret, meselenin ahlâkî yönü için kullanılmaktadır. Aslında bu kullanım sözlüklere de pek uymaz. Bununla birlikte sîret-suret ilişkisini kurduğumuzda buradan bir mesaj çıkarabiliriz. Dolayısıyla biz bu çalışmamızda meselenin bu yönüne ağırlık verdik. İşte bundan dolayı Siyer’den Hayata dedik. Siyeri hayatla irtibatlandırmaya o kadar çok ihtiyacımız var ki… Bugün her alanda sıkışıp kalmışız. Bir yere ulaşmak istiyoruz, bir seviye kazanmak istiyoruz, üzerimizdeki kara bulutları dağıtmak istiyoruz, İslâm ve Kur’ân ile zayıflayan irtibatımızı güçlendirmek istiyoruz ama ayağa kalkacak takat bulamıyoruz. Gençlerimizin çoğunun ve etrafımızdaki kardeşlerimizin derdi bu olduğu için bu noktadaki problemi de eksene alarak Siyer’den Hayata diyoruz. Mâlum olduğu üzere hayatın her alanında Allah Resûlü’nün (sas) örnekliği vardır. Özellikle bir çocuk olarak, bir baba olarak, bir eş olarak, bir tüccar olarak, bir devlet başkanı olarak, bir komutan olarak, bir dost olarak, bir düşman olarak, bir mürebbî olarak, bir imam olarak, bir âbid olarak, bir rehber olarak ve daha nice nice alanda örnek olacak konumları bulunmaktadır. İşte biz, bu çalışmada elimizden geldiğince bu alanları konuşmaya gayret ettik. Böylece Efendimiz’in (sas) örnekliğini kendimizle irtibatlandırmak suretiyle bazı hakikatleri anlamaya çalıştık. Çalışma ve gayret bizden, takdir ve tevfik Allah’tandır.
Kıymetli hocam şehit Prof. Dr. Zekeriya SİNVAR’ın aziz hatırasına. Bu eser, 1882–1918 arasında Filistin’de faaliyet gösteren Yahudi istihbarat örgütlerini tarihsel ve kurumsal bir bakışla yeniden değerlendiriyor. Yahudi göçünün arka planından Birinci Dünya Savaşı yıllarında kurulan Siyonist–İngiliz istihbarat ağlarına kadar uzanan süreç, Arapça ve İbranice yeni kaynaklar ışığında ayrıntılı biçimde inceleniyor. “Bar Giora”, “Hashomer”, “Ligyon Ha’avoda”, “Maccabi”, “Yafa Örgütü”, “Haroe”, “Gidonim” ve özellikle “Nili” gibi örgütler üzerinden Siyonist yapının güvenlik, sabotaj, gözetim ve iş birliği mekanizmaları gün yüzüne çıkarılıyor. Çalışma, bu örgütlerin yalnızca sahadaki faaliyetlerini değil, Filistin dışındaki temaslarını da ele alarak Siyonist istihbaratın çok katmanlı yapısını berraklaştırıyor. Eserin en önemli katkısı, Siyonist istihbarat faaliyetlerinin Osmanlı hâkimiyetinin çözülüş sürecindeki rolünü tartışmaya açması ve modern Filistin meselesinin uzun süredir ihmal edilmiş bir boyutunu görünür kılmasıdır.
Hikaye (Öykü) (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Hikaye (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İz Yayıncılık, 128 sayfa, 9.7 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Eylül 2025, isbn: 9786053269960, 15 defa okundu
İblis Kurtdüşüren’in mütevazı ve kişisel notları, dava arkadaşı ve aynı zamanda Batı Masası Şefi olan Lusifer Kafakarıştıran tarafından tesadüfen bulunur ve nihayet yayımlanır. Not defteri, her vagonunda insana dair bir sır barındırdığı için Son Ekspres adını alır. Son Konuşma ve Son Röportaj’da açık edilen incelikli aldatma sanatının nasıl bir psikolojik kaynaktan neşet ettiğini, İblis Kurtdüşüren’in not defterinde bulmak mümkün.
Duayen şeytan İblis Kurtdüşüren, mezuniyet gecesi yaptığı konuşmada ve emeklilik günlerini geçirdiği sahil kasabasında verdiği röportajda olduğu gibi Son Ekspres’te de tezatlar üzerinden ilerliyor, düğümleri çift atıyor ve çatışmalara başvurmaktan asla geri durmuyor. Korkular ve arzular, teokrasi ve laiklik, zâhir ve bâtın, kurallar ve özgürlükler…
İblis Kurtdüşüren Üçlemesi böylece tamamlanmış oluyor: Son Konuşma’da ontolojik, Son Röportaj’da sosyolojik ve Son Ekspres’te psikolojik boyutların öne çıkmasıyla telif edilen bu üçleme, sonsuzluk paradigmasının bütünlüğe kavuşmuş bir yansıması. Ömer Faruk Dönmez’in büyük bir dikkat ve cesaretle ördüğü, incecik bir tahkiye zarıyla örttüğü bu metinde, okurun tersinden okuma kabiliyeti açıkça sınanıyor.
Şeytanın not defteri Son Ekspres, insanı, bir ruhu yokmuş gibi, bir kalbi yokmuş gibi, salt bedensel bir varoluşa hapsetmenin matematiğini kuruyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): İz Yayıncılık, 139.00 TRY
Stok Mevcut
İblis Kurtdüşüren’in mütevazı ve kişisel notları, dava arkadaşı ve aynı zamanda Batı Masası Şefi olan Lusifer Kafakarıştıran tarafından tesadüfen bulunur ve nihayet yayımlanır. Not defteri, her vagonunda insana dair bir sır barındırdığı için Son Ekspres adını alır. Son Konuşma ve Son Röportaj’da açık edilen incelikli aldatma sanatının nasıl bir psikolojik kaynaktan neşet ettiğini, İblis Kurtdüşüren’in not defterinde bulmak mümkün. Duayen şeytan İblis Kurtdüşüren, mezuniyet gecesi yaptığı konuşmada ve emeklilik günlerini geçirdiği sahil kasabasında verdiği röportajda olduğu gibi Son Ekspres’te de tezatlar üzerinden ilerliyor, düğümleri çift atıyor ve çatışmalara başvurmaktan asla geri durmuyor. Korkular ve arzular, teokrasi ve laiklik, zâhir ve bâtın, kurallar ve özgürlükler… İblis Kurtdüşüren Üçlemesi böylece tamamlanmış oluyor: Son Konuşma’da ontolojik, Son Röportaj’da sosyolojik ve Son Ekspres’te psikolojik boyutların öne çıkmasıyla telif edilen bu üçleme, sonsuzluk paradigmasının bütünlüğe kavuşmuş bir yansıması. Ömer Faruk Dönmez’in büyük bir dikkat ve cesaretle ördüğü, incecik bir tahkiye zarıyla örttüğü bu metinde, okurun tersinden okuma kabiliyeti açıkça sınanıyor. Şeytanın not defteri Son Ekspres, insanı, bir ruhu yokmuş gibi, bir kalbi yokmuş gibi, salt bedensel bir varoluşa hapsetmenin matematiğini kuruyor.
Edebiyat (BinKitap), Anlatı (BinKitap), Anlatı (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İz Yayıncılık, 96 sayfa, 9.2 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 8 Nisan 2024, isbn: 9786053268710, 138 defa okundu
Kurmacanın sınırlarını alabildiğine genişleten, 2006 ile 2013 yılları arasında yayımladığı kitaplarında öyküyü günlük, sözlük, mektup gibi türlere doğru esneten Ömer Faruk Dönmez, Mezuniyet Gecesi Ordinaryüs Profesör Doktor İblis Kurtdüşüren’in Stajyer Şeytanlara Yaptığı Son Konuşma’da öykü ile söylevi bir araya getiriyor. Bugüne değin “sinek”, “gazete kâğıdı”, “ölüm meleği” gibi hikâye kahramanlarını konuşturan yazar Son Konuşma’da, mikrofonu şeytana uzatıyor.
İblis Kurtdüşüren, ayartma ve aldatmanın inceliklerini büyük bir hazla sıralıyor mezuniyet gecesinde. İğva mesleğine başlamak üzere olan çömezlerse kimi zaman coşkuyla kimi zaman kuşkuyla dinliyorlar üstadlarını çünkü Kabil’de neyi başardıklarından emin olsalar da Habil’de neyi başaramadıklarını idrakte zorlanıyorlar. Öte yandan Ordinaryüs Profesör Doktor İblis Kurtdüşüren, şeytanlığın ne olduğunu ya da ne olmadığını açıklarken sırtını şaşırtıcı formüllere yaslıyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): İz Yayıncılık, 131.00 TRY
Stok Ön sipariş
Kurmacanın sınırlarını alabildiğine genişleten, 2006 ile 2013 yılları arasında yayımladığı kitaplarında öyküyü günlük, sözlük, mektup gibi türlere doğru esneten Ömer Faruk Dönmez, Mezuniyet Gecesi Ordinaryüs Profesör Doktor İblis Kurtdüşüren’in Stajyer Şeytanlara Yaptığı Son Konuşma’da öykü ile söylevi bir araya getiriyor. Bugüne değin “sinek”, “gazete kâğıdı”, “ölüm meleği” gibi hikâye kahramanlarını konuşturan yazar Son Konuşma’da, mikrofonu şeytana uzatıyor. İblis Kurtdüşüren, ayartma ve aldatmanın inceliklerini büyük bir hazla sıralıyor mezuniyet gecesinde. İğva mesleğine başlamak üzere olan çömezlerse kimi zaman coşkuyla kimi zaman kuşkuyla dinliyorlar üstadlarını çünkü Kabil’de neyi başardıklarından emin olsalar da Habil’de neyi başaramadıklarını idrakte zorlanıyorlar. Öte yandan Ordinaryüs Profesör Doktor İblis Kurtdüşüren, şeytanlığın ne olduğunu ya da ne olmadığını açıklarken sırtını şaşırtıcı formüllere yaslıyor: “Evet kardeşlerim, ne yapıp edin, bu mahlûkun insan olmasına engel olun! Gerçekte, üzerinde çalıştığımız bu zavallılar açısından da, bir mahlûk olarak kalmak ve insan olmaya yükselmek dışında bir alternatif yoktur. Bu yaratığın, kendini Hristiyan, Müslüman, Yahudi, Hinduist, Budist, deist veya ateist olarak adlandırması veya dindar, laik, solcu, sağcı, liberal, demokrat, kapitalist, sosyalist, komünist, gelenekçi, yenilikçi, çağdaş, modern vesaire olduğunu iddia etmesi, bizim için sadece ikinci dereceden önem arz etmektedir; çünkü bütün bu kavramlar, insancıkların, kendilerini iyi, diğerlerini kötü olarak tanımlamalarını sağlamak için çoğunlukla bizim uydurduğumuz, onları birbirine düşürmek ve insan olma yolculuklarından alıkoymak amacıyla bizim ürettiğimiz, yapay kategorilerdir.” Ömer Faruk Dönmez, C. S. Lewis tarafından kaleme alınan Screwtape Letters’tan ilhamla, insanın ve şeytanın mücadelesini uzun bir hikâyeye konu edinirken sanayi inkılâbı, dijital devrim, modern şehirlerin inşası, sanal dünya, otorite, özgürlük, şirk, hor görü ve diğer çetrefil detaylara muzip bir bakış atmayı ihmal etmiyor.
Basım Tarihi: Ocak 2025, isbn: 9786053269700, 27 defa okundu
Ordinaryüs Profesör Doktor İblis Kurtdüşüren, emekli olmuş ve şirin bir sahil kasabasına yerleşmiştir. Stajyer şeytanların mezuniyet gecesinde yaptığı konuşmayla haklı bir şöhrete kavuşan ve hararetli tartışmaların fitilini ateşleyen İblis Kurtdüşüren, genç bir gazeteci şeytanın röportaj teklifini geri çevirmez.
Deniz Kenarındaki Yazlığında Emekliliğinin Tadını Çıkaran Ordinaryüs Profesör Doktor İblis Kurtdüşüren’le Son Röportaj’da binyıllara dayanan ayartıcı tarihçenin ilk kez bir hikâye kurma fırsatı yakaladığı gözler önüne serilir. Sanayi inkılâbı, modern şehir ve dijital devrim kozlarıyla insanı çepeçevre kuşatan kurtdüşürenler, el yükselterek yeni bir hamle yapar: Tanrısal paradigmanın karşısına kaos paradigması çıkarılır. Doğa, dil ve ahlak dizgesi tehdit altındadır, modernbilim marifetiyle inandırıcı hatta büyüleyici bir hikâye anlatmak mümkündür artık.
Son Röportaj’da İblis Kurtdüşüren’in insanlara vesvese üfleyerek ve şeytanlara kılavuzluk ederek geçirdiği uzun meslek hayatı masaya yatırılırken dünyada, bilhassa son üç yüz yıldır olup bitenlere dair sırlar deşifre oluyor.
Ömer Faruk Dönmez öykü repertuarını biçim ve içerik bakımından tahkim etmeye devam ediyor. Nehir söyleşi formuna yaslanan bu uzun öyküde kıdemli bir kurtdüşürenin ağzından çıkanlar oldukça şaşırtıcıdır. Son Röportaj dua ve kötülük problemi, “garson-tanrı” ve “tekno-tanrı”, imtihan ve tecelli, mutluluk ve beklenti, evrim ve yaradılış gibi çağımızın pek çok düşünsel krizine ve kavram karmaşasına kurmacanın mümbit sahasından çareler öneriyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): İz Yayıncılık, 182.00 TRY
Stok Mevcut
Ordinaryüs Profesör Doktor İblis Kurtdüşüren, emekli olmuş ve şirin bir sahil kasabasına yerleşmiştir. Stajyer şeytanların mezuniyet gecesinde yaptığı konuşmayla haklı bir şöhrete kavuşan ve hararetli tartışmaların fitilini ateşleyen İblis Kurtdüşüren, genç bir gazeteci şeytanın röportaj teklifini geri çevirmez. Deniz Kenarındaki Yazlığında Emekliliğinin Tadını Çıkaran Ordinaryüs Profesör Doktor İblis Kurtdüşüren’le Son Röportaj’da binyıllara dayanan ayartıcı tarihçenin ilk kez bir hikâye kurma fırsatı yakaladığı gözler önüne serilir. Sanayi inkılâbı, modern şehir ve dijital devrim kozlarıyla insanı çepeçevre kuşatan kurtdüşürenler, el yükselterek yeni bir hamle yapar: Tanrısal paradigmanın karşısına kaos paradigması çıkarılır. Doğa, dil ve ahlak dizgesi tehdit altındadır, modernbilim marifetiyle inandırıcı hatta büyüleyici bir hikâye anlatmak mümkündür artık. Son Röportaj’da İblis Kurtdüşüren’in insanlara vesvese üfleyerek ve şeytanlara kılavuzluk ederek geçirdiği uzun meslek hayatı masaya yatırılırken dünyada, bilhassa son üç yüz yıldır olup bitenlere dair sırlar deşifre oluyor. Ömer Faruk Dönmez öykü repertuarını biçim ve içerik bakımından tahkim etmeye devam ediyor. Nehir söyleşi formuna yaslanan bu uzun öyküde kıdemli bir kurtdüşürenin ağzından çıkanlar oldukça şaşırtıcıdır. Son Röportaj dua ve kötülük problemi, “garson-tanrı” ve “tekno-tanrı”, imtihan ve tecelli, mutluluk ve beklenti, evrim ve yaradılış gibi çağımızın pek çok düşünsel krizine ve kavram karmaşasına kurmacanın mümbit sahasından çareler öneriyor.
Bilim-Teknoloji-Mühendislik (BinKitap), Sosyoloji (BinKitap), İngilizce (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Paradigma Yayınları, 461 sayfa, 8.3 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Haziran 2013, isbn: 9789757819868, 28 defa okundu
Berrak bir üslupla kaleme alınmış bu göz alıcı kitap, sosyolojinin bir türedi disiplin; modern dünyanın büyük entelektüel akımlarıyla alakasız ve onlara yabancı bir disiplin olduğu yolundaki hala egemen fikre saplanıf kalanlara bunun böyle olmadığını gösteriyor.
Lewis Coser
Bu derin ve kılavuz metin, sosyal düşüncenin sosyoloji geleneğindeki köklerini ve sosyolojinin merkezi kavramlarının zamanın sınavından geçme nedenlerini, kendisinden önce bu konuda yazılmış herhangi bir kitaptan çok daha açık şekilde gözler önüne seriyor.
Times Literaray Supplement
Robert Nisbet’in elinizdeki metni genelde bir düşünce tarihi, özelde bir sosyoloji tarihi, yani sosyal düşüncenin tarihi kitabıdır. Sosyolojik Düşünce Geleneği’nde Nisbet, “sosyolojinin altın çağı” diye nitelendirdiği çağı (1830-1900), on dokuzuncu yüzyılın sosyal filozoflarının şu beş büyük temasının ana hatlarını çizerek ele alıyor: cemaat, otorite, statü, kutsal ve yabancılaşma. Bu kitapta, Avrupa’nın sosyoloji mirasını; Tocqueville, Comte, Marx, Durkheim, Weber, Tönnies, Le Play ve Simmel gibi kurucu şahsiyetlerin tezlerini karşılaştırmalı olarak bulacaksınız. Paradigma Yayınları, Nisbet’in bu kitabını üniversitelerimizdeki sosyoloji müfredatına, öğrencilere, sosyolojiye ve düşünce tarihine ilgi duyan profesyonel okurlara gururla ve entelektüel dünyamızda hak ettiği karşılığı bulacağı inancıyla takdim ediyor. Sosyolojik Düşünce Geleneği “sıradan” bir metin değil, sosyolojinin ya da sosyal düşüncenin köklerinin ve kaynaklarının açık ve derin analizidir. O bir sosyoloji klasiğidir. Mevcut literatürde, sosyolojinin muhafazakâr gelenekten intikal eden mirasını bize [bu kitaptan] daha iyi izah edecek başka bir kitap bulmak neredeyse ihtimal dışıdır.
Basım Tarihi: Eylül 2018, isbn: 9789944047845, 336 defa okundu
Bu serimde; Fakih olsun, davetçi olsun, daha çok sünneti ele alırken uymamız gereken temel prensipler ile sünneti 'sahih' olarak anlayabilmemiz için gerekli esasları ve kuralları açılama üzerinde durdum. Yanlız bunu yaparken; sünnetin zahirine (lafzına) sarıldığı halde özünü ihmal etmek suretiyle harfi (şekilci) hareket eden kimselerin dar yaklaşımlarından uzak kalmaya çalıştım. Yine evlere kapılarından değil de başka yerlerden giren, iyi yapamayacağı işlere burunlarını sokan, Allah ve Resulü (s.a.v.) hakkında bilmedikleri şeyleri söyleyen ve sünneti küçümseyenlerin sulandırmalarından da uzak durmaya çalıştım.
Kitabımın ilmi ve güvenilir olmasına, her sözü dahibine dayandırmaya ve her iddayı deliliyle desteklemeye, başkalarını eserlerinde karşı çıktığım durumlara kendim düşmeyeyim diye sadece 'sahih' veya 'hasen' hadisle delil gerirmeye ve nurlarıyla aydınlanmak ve metotlarından yararlanmak için, özellikle Selefi salihin başta olmak üzere ümmetin değerli alimlerine de başvurmaya çalıştım.
Doğrusu masum olan Nebi (s.a.v.)'den başka herkesin görüşü alınabilir de, terk edilebilir de. Sünneti gerek azgın, düşmanlarından ve gerekse -iyi niyet ve ihlaslarına rağmen- iyi yaptıklarını zanneden, gerçekte ise ufuklarının darlığı nedeniyle sünnete karşı kötülük yapan sünnet taraftarlarının da yanlış tutumlarına karşı insaflı olmaya çalıştım.
Prof. Dr. Yusuf el- Karadavi
Şüphesiz sünnet, Kur’an’ın açıklamasıdır. Bu nedenle de sünnet; Kur’an’ın kapalı olan ifadelerini açıklar, genel ifadelerini özele indirger, mutlak olanlarına sınırlar koyar. Eğer sünnet olmasaydı, namazın, orucun, zekâtın, haccın ve diğer birçok emirlerin detaylarını bilemezdik. İşte bu sebeple Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur’an’ı indirdik.” (Nahl, 16/44) Ayrıca Kur’an bize, Allah’a itaat etmeyi emrettiği gibi, Resûlüllah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) itaat etmeyi de emretmektedir: “De ki: Allah’a itaat edin; Resûl’e de itaat edin.” (Nûr, 24/54) “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Resûl’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve âhirete gerçekten inanıyorsanız, onu Allah’a ve Resûl’e götürün.” (Nisâ, 4/59) Âlimler, herhangi bir işi “Allah’a götürme”nin, O’nun kitabına götürmek olduğu, “Resûl’e götürme”nin de onun sünnetine götürmek olduğu hususunda icmâ etmişlerdir.
İnsan ve Toplum (BinKitap), Sosyoloji (BinKitap), İngilizce (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Metis Yayınları, 416 sayfa, 8.6 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2016, isbn: 9789753422369, 606 defa okundu
Yirminci yüzyılın en sarsıcı, en etkili kitaplarından biri olan Şarkiyatçılık'ta, "Batı"nın "Doğu"ya bakış tarzını büyük bir zihinsel güçle sorgulamıştır Edward Said:"Şark'ın kurulmuş bir şey olduğunu ileri sürüyorum kitabımda; coğrafi uzamların, bu uzamlara özgü din, kültür ya da ırksal özlere dayanılarak tanımlanabilecek yerli ve kökten 'farklı' sakinleri olduğu düşüncesinin tartışma götürür bir düşünce olduğunu iddia ediyorum. Ama kuşkusuz, 'bizi en iyi biz biliriz' şeklindeki sınırlayıcı düşünceye katılmam da mümkün değil."Şarkiyatçılığın kusurunun, hem düşünsel hem de insani bir kusur olduğu kanısındayım; çünkü Şarkiyatçılık, önce dünyanın bir bölgesini kendine yabancı saymış, sonra ona dair değişmez bir yargı kurmuş, böylece insan deneyimiyle özdeşleşememe, dahası bunun insan deneyimi olduğunu görememe kusurunu işlemiştir. Eğer yirminci yüzyılda yeryüzündeki halkların pek çoğunun yaşadığı genel siyasi ve tarihi bilinç yükselişinden gereğince yararlanabilirsek, Şarkiyatçılığın dünya çapındaki hakimiyeti ve temsil ettiği her şey karşı çıkılabilir hale gelecektir... 'Şark' bir yana bırakılmalıdır. Şarkiyatçılığın bize sunduğu bütün o ırksal, ideolojik, emperyalist klişelerle birlikte. Böylece insan topluluğunu ilerletmeye yönelik genel girişimi, ırksal, etnik ya da ulusal farklılaşmalardan daha önemli sayan araştırmacılar, eleştirmenler, aydınlar ve insanlar çıkacaktır ortaya."Şarkiyat bilgisinin bugün bir anlamı varsa eğer, o da Şarkiyatçılığın, herhangi bir bilgide, herhangi bir yerde, her an ortaya çıkması mümkün bir zaaf konusunda uyarıcı bir örnek oluşturmasıdır. Okuruma Şarkiyatçılığa verilecek yanıtın Garbiyatçılık olmadığını göstermiş olduğumu umuyorum.
On sekizinci yüzyıldan bu yana Batı kültürünün kendi gücünü ve iktidarnı sağlamlaştırmak için Şark fikrini ve dolayısıyla Şarkı kendi karanlık gizemli ötekisi olarak nasıl mülkedinmeye çalıştığını anlatan Şarkiyatçılık kültürel araştırmalar alnında öyle bir etki yapmıştır ki yirmi yıl önce yayımlanan kitap hala tartışılmaktadır, üzerine onlarca kitap yazılmış, pek çok lisansüstü ve doktora tezine konu alınmıştır. Batının hala hazmetmeye çalıştığı ve ülkemize ne yazık ki hayli yanlı ve eksik çevirilerle aktırılmış olan bu kitap, şimdi Edward saidin isteği üzerine Berna Ülnerin tertemiz çevirisiyle ilk defa tam ve doğru metniyle yayımlanıyor.
İnsan ve Toplum (BinKitap), Kişisel Gelişim (BinKitap), İngilizce (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Remzi Kitabevi, 264 sayfa, 8.6 puan, İlk Yayın: Ağustos 1998
Basım Tarihi: Mart 2020, isbn: 9789751418869, 2274 defa okundu
Marshall B. Rosenberg, Ph.D. tarafından yazılan Nonviolent Communication(3. Edisyon), A Language of Life, ISBN 13/10: 9781892005281 / 189200528XCopyright Sonbahar 2015 Puddle Dancer Press, kitabından çevrilmiştir.
Yaşamın tüm alanlarında güçlü ve tatmin edici ilişkilerin tadını çıkarmak için…
Çoğumuz, doğduğumuz günden itibaren, insanlarla olan iletişimimizde “doğru/yanlış” çerçevesi içinde rekabet etmek, yargılamak, talepte ve teşhiste bulunmak üzere eğitiliriz. Bize öğretilen düşünme ve konuşma şekli, en iyimser haliyle bile iletişimi aksatır, hem kendi içimizde hem de başkalarına karşı yanlış anlaşılmalar ve hayal kırıklıkları yaratır.
Şiddetsiz İletişim, kendimizi ifade etme ve başkalarını dinleme biçimimizi yeni bir çerçeveye oturtmamıza ve ilişkilerimizde derinlerdeki ihtiyaçları duyabilmemize rehberlik eder. Sözlerimiz, alışkanlık haline gelmiş ve otomatik tepkiler olmaktan çıkıp ne istediğimizin farkında olma temeline dayalı bilinçli cevaplara dönüşür.
Şiddetsiz İletişim/Bir Yaşam Dili’nde M. B. Rosenberg, anlattığı hikâyelerle, paylaştığı deneyimlerle karmaşık iletişim sorunlarını, öfke ve şiddete götüren düşünce kalıplarını anlamayı, anlaşmazlıkları barışçıl görüşmelere dönüştürebilmeyi, kendimizi tam ifade edebilmeyi, korku, utanç veya suçluluk duygusu yerine empatiyle ilişkilerimize farkındalık ve derinlik kazandırmayı öğreneceğimiz uygulanabilir pratik yollar sunuyor.
* Bu kitaptaki tekniklerin, sözün tam anlamıyla dünyayı değiştireceğine inanıyorum.
-JACK CARNFIELD (Tavuk Suyuna Çorba kitabının yazarı)
* Marshall Rosenberg’in dinamik iletişim yöntemleri, olası çatışmaları barışçıl diyaloglara dönüştürüyor.
-Dr. JOHN GRAY (Erkekler Mars’tan Kadınlar Venüs’ten adlı kitabın yazarı)
* Bu kitap, sağlığımızı ve ilişkilerimizi geliştirecek en etkili araçları sunuyor.
-DEEPAK CHOPRA
Yayınevi (Kitapyurdu): Remzi Kitabevi, 295.00 TRY
Stok Mevcut
Yaşamın tüm alanlarında güçlü ve tatmin edici ilişkilerin tadını çıkarmak için… Çoğumuz, doğduğumuz günden itibaren, insanlarla olan iletişimimizde “doğru/yanlış” çerçevesi içinde rekabet etmek, yargılamak, talepte ve teşhiste bulunmak üzere eğitiliriz. Bize öğretilen düşünme ve konuşma şekli, en iyimser haliyle bile iletişimi aksatır, hem kendi içimizde hem de başkalarına karşı yanlış anlaşılmalar ve hayal kırıklıkları yaratır. Şiddetsiz İletişim, kendimizi ifade etme ve başkalarını dinleme biçimimizi yeni bir çerçeveye oturtmamıza ve ilişkilerimizde derinlerdeki ihtiyaçları duyabilmemize rehberlik eder. Sözlerimiz, alışkanlık haline gelmiş ve otomatik tepkiler olmaktan çıkıp ne istediğimizin farkında olma temeline dayalı bilinçli cevaplara dönüşür. Şiddetsiz İletişim/Bir Yaşam Dili’nde M. B. Rosenberg, anlattığı hikâyelerle, paylaştığı deneyimlerle karmaşık iletişim sorunlarını, öfke ve şiddete götüren düşünce kalıplarını anlamayı, anlaşmazlıkları barışçıl görüşmelere dönüştürebilmeyi, kendimizi tam ifade edebilmeyi, korku, utanç veya suçluluk duygusu yerine empatiyle ilişkilerimize farkındalık ve derinlik kazandırmayı öğreneceğimiz uygulanabilir pratik yollar sunuyor. * Bu kitaptaki tekniklerin, sözün tam anlamıyla dünyayı değiştireceğine inanıyorum. -JACK CARNFIELD (Tavuk Suyuna Çorba kitabının yazarı) * Marshall Rosenberg’in dinamik iletişim yöntemleri, olası çatışmaları barışçıl diyaloglara dönüştürüyor. -Dr. JOHN GRAY (Erkekler Mars’tan Kadınlar Venüs’ten adlı kitabın yazarı) * Bu kitap, sağlığımızı ve ilişkilerimizi geliştirecek en etkili araçları sunuyor. -DEEPAK CHOPRA
İletişim-Medya (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), Kişisel Gelişim (BinKitap), Kişisel Gelişim (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Elma Yayınevi, 192 sayfa, 8.9 puan, İlk Yayın: Kasım 2002
Basım Tarihi: Temmuz 2020, isbn: 9786257112055, 4154 defa okundu
Elma Yayınevi ve Ahmet Şerif İzgören, Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır kitabının ikincisiyle tekrar okurlarının karşısında. Çıktığı ilk günden itibaren Elma Yayınevinin en sevilen kitabı olma özelliğini kaybetmeyen, çok satanlar listesinden hiç inmeyen efsane kitabın ikincisinde de güzel bir sohbete eşlik edeceksiniz. Hayatla ilgili birçok konuda yazarın fikirlerine, önerilerine ve sizleri gülümsetecek gerçek hikâyelere tanık olacaksınız.
Kendine has çizimleri, tasarımı ve yazarın okuru kucaklayan üslubuyla Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır 2 sizlerle…
İlkini 2002’de yazmıştım, otuzlu yaşların ortasında.
İkincisini 2020’de yazıyorum ellilerin ortasında.
Üçüncüsü zor, babam ve iki kardeşinden 74 yaşını geçebilen yok.
Zaten ben sağ kalsam, fil zor yaşar onca sene.
Yayınevi (Kitapyurdu): Elma Yayınevi, 0.00 0
Stok
Elma Yayınevi ve Ahmet Şerif İzgören, Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır kitabının ikincisiyle tekrar okurlarının karşısında. Çıktığı ilk günden itibaren Elma Yayınevinin en sevilen kitabı olma özelliğini kaybetmeyen, çok satanlar listesinden hiç inmeyen efsane kitabın ikincisinde de güzel bir sohbete eşlik edeceksiniz. Hayatla ilgili birçok konuda yazarın fikirlerine, önerilerine ve sizleri gülümsetecek gerçek hikâyelere tanık olacaksınız. Kendine has çizimleri, tasarımı ve yazarın okuru kucaklayan üslubuyla Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır 2 sizlerle… İlkini 2002’de yazmıştım, otuzlu yaşların ortasında. İkincisini 2020’de yazıyorum ellilerin ortasında. Üçüncüsü zor, babam ve iki kardeşinden 74 yaşını geçebilen yok. Zaten ben sağ kalsam, fil zor yaşar onca sene. … Keyifli okumalar.
Roman (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Roman (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Timaş Yayınları, 336 sayfa, 7.5 puan, İlk Yayın: Kasım 2017
Basım Tarihi: Aralık 2022, isbn: 9786050826777, 1160 defa okundu
Sinema ve televizyon ekranlarının sevilen yüzü Bahadır Yenişehirlioğlu yeni romanı Tahta At’la bir aile öyküsü üzerinden insanın kendi içindeki iyi ve kötüyle ilişkisini etkileyici bir biçimde anlatıyor ve Tahta At ile bugüne kadar kaleme aldığı en hızlı kurguyla çıkıyor okurlarının karşısına.
İnsanın kendi içindeki iyi kötü savaşını yer yer adeta bir Musa kıssası olarak anılacak bir romanla resmediyor. Karakterleri güçlü, kurgusu sağlam ve sürprizlerle dolu bir roman…
İstanbul’un Boğaz’a nazır tepelerinden birinde görkemli bir villa; Haznedaroğlu Köşkü.
Köklü bir ailenin birkaç nesildir yaşadığı göz kamaştırıcı hayat.
Paraya, güce, statüye, delicesine âşık olduğu bir eşe ve güzel bir evlada sahip bir adam, Ekrem Bey.
Ekrem’in asil ve iyiliksever eşi, bir kadının belki de en çok istediği şey olan sevilme duygusunu sonuna kadar yaşayan Zerrin Hanım.
Ekrem Bey ve Zerrin Hanım’ın gözlerinden sakındıkları, genç ve güzel kızları Elif.
Elif’in hayatında ilk kez aşkın en masum ve güzel halini yaşadığı, yetenekli ve yakışıklı basketbolcu Bora.
Dışarıdan bakıldığında göz kamaştırıcı görünen hayatlar arkasında neler gizler?
Gün gelir buz tutmuş bir dağda bir filiz çatlatır mı bütün dağı?
Yalan nedir gerçekte?
Peki ya kötülük?
Kötünün karşısında kendini koruma refleksiyle bir an içi ağızdan çıkıveren bir söz büyüye büyüye nasıl bir kâbusa dönüşür?
Kötülüğe tutsak kalmış birini oradan ne tutup çıkarabilir?
Rastlantı diye bir şey yoktur.
İnce bir hesap, hepsi bu.
Sinema ve televizyon ekranlarının sevilen yüzü Bahadır Yenişehirlioğlu yeni romanı TAHTA AT’la bir aile öyküsü üzerinden insanın kendi içindeki iyi ve kötüyle ilişkisini etkileyici bir biçimde anlatıyor ve TAHTA AT ile bugüne kadar kaleme aldığı en hızlı kurguyla çıkıyor okurlarının karşısına. İnsanın kendi içindeki iyi-kötü savaşını yer yer adeta bir Musa kıssası olarak anılacak bir romanla resmediyor. Karakterleri güçlü, kurgusu sağlam ve sürprizlerle dolu bir roman… İstanbul’un Boğaz’a nazır tepelerinden birinde görkemli bir villa; Haznedaroğlu Köşkü. Köklü bir ailenin birkaç nesildir yaşadığı göz kamaştırıcı hayat. Paraya, güce, statüye, delicesine âşık olduğu bir eşe ve güzel bir evlada sahip bir adam, Ekrem Bey. Ekrem’in asil ve iyiliksever eşi, bir kadının belki de en çok istediği şey olan sevilme duygusunu sonuna kadar yaşayan Zerrin Hanım. Ekrem Bey ve Zerrin Hanım’ın gözlerinden sakındıkları, genç ve güzel kızları Elif. Elif’in hayatında ilk kez aşkın en masum ve güzel halini yaşadığı, yetenekli ve yakışıklı basketbolcu Bora. Dışarıdan bakıldığında göz kamaştırıcı görünen hayatlar arkasında neler gizler? Gün gelir buz tutmuş bir dağda bir filiz çatlatır mı bütün dağı? Yalan nedir gerçekte? Peki ya kötülük? Kötünün karşısında kendini koruma refleksiyle bir an içi ağızdan çıkıveren bir söz büyüye büyüye nasıl bir kâbusa dönüşür? Kötülüğe tutsak kalmış birini oradan ne tutup çıkarabilir? Rastlantı diye bir şey yoktur. İnce bir hesap, hepsi bu…
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Araştırma-İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Türkiye İş Bankası Yayınları, 420 sayfa, 8.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 2014, isbn: 6053605324, 157 defa okundu
Tarih Hırsızlığı, tarihyazımı aracılığıyla tarihin Batı tarafından ele geçirilişini anlatıyor. Bu “hırsızlık”, geçmişin çoğu zaman Batı Avrupa ölçeğinde yaşanmış süreçlere göre kavramsallaştırılıp sunulmasını, ardından da dünyanın geri kalanına dayatılmasını ifade ediyor.
Bazı tarihçilere göre Rönesans’tan, bazılarına göre ise ancak 19. yüzyıldan itibaren küresel ölçekte üstünlüğü ele geçiren Batı’nın bu öne geçişinin nedenlerinin araştırılması 19. ve 20. yüzyıl tarihyazımının tercihli konularından biri oldu. Jack Goody bu tarihyazımını, Marx, Weber, Norbert Elias, Fernand Braudel, Moses Finley ve Perry Anderson gibi kuramcılar ve tarihçiler üzerinden inceleyip eleştirel bir bakış geliştirirken, “Batı niye üstün geldi? Doğu niye geri kaldı?” sorusunu hem Avrupa-merkezci perspektifi, hem de dayandırıldığı olgusal zemindeki hatalar bakımından çok ciddi bir eleştiriye tabi tutuyor. Demokrasi, kapitalizm, bireycilik ve aşk gibi kurumların bulunuşunu sadece Batı’ya mal etmenin, diğer kültürlere yönelik bir hırsızlık olduğunu vurgulayan Goody, farklı kültürleri bir arada incelemeye olanak verecek ve modası geçmiş basit Batı/Doğu karşıtlaştırmalarının yerini alacak yeni bir karşılaştırmalı yöntem öneriyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): Türkiye İş Bankası Yayınları, 536.00 TRY
Stok Mevcut
Tarih Hırsızlığı, tarihyazımı aracılığıyla tarihin Batı tarafından ele geçirilişini anlatıyor. Bu “hırsızlık”, geçmişin çoğu zaman Batı Avrupa ölçeğinde yaşanmış süreçlere göre kavramsallaştırılıp sunulmasını, ardından da dünyanın geri kalanına dayatılmasını ifade ediyor. Bazı tarihçilere göre Rönesans’tan, bazılarına göre ise ancak 19. yüzyıldan itibaren küresel ölçekte üstünlüğü ele geçiren Batı’nın bu öne geçişinin nedenlerinin araştırılması 19. ve 20. yüzyıl tarihyazımının tercihli konularından biri oldu. Jack Goody bu tarihyazımını, Marx, Weber, Norbert Elias, Fernand Braudel, Moses Finley ve Perry Anderson gibi kuramcılar ve tarihçiler üzerinden inceleyip eleştirel bir bakış geliştirirken, “Batı niye üstün geldi? Doğu niye geri kaldı?” sorusunu hem Avrupa-merkezci perspektifi, hem de dayandırıldığı olgusal zemindeki hatalar bakımından çok ciddi bir eleştiriye tabi tutuyor. Demokrasi, kapitalizm, bireycilik ve aşk gibi kurumların bulunuşunu sadece Batı’ya mal etmenin, diğer kültürlere yönelik bir hırsızlık olduğunu vurgulayan Goody, farklı kültürleri bir arada incelemeye olanak verecek ve modası geçmiş basit Batı/Doğu karşıtlaştırmalarının yerini alacak yeni bir karşılaştırmalı yöntem öneriyor.
Yayınevi (BinKitap): İz Yayıncılık, 319 sayfa, 8.5 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Haziran 2003, isbn: 9789753555012, 206 defa okundu
Chittick'in bu eseri Tasavvuf'un ne olduğunu tanıtmanın yanında onu tattırıcı olmayı da hedef alan bir çalışmadır. Eser, Tasavvuf gerçeğinin ne olduğunu göz önüne sermek için, onun Kur'an ve Hadis'te yerini bulan dayanaklarıyla birlikte tarihsel süreç içindeki tezahürlerini sahih Tasavvuf metinlerinden bol bol alıntılar yaparak ortaya koymaya çalışır. Bu bakımdan, bu kitap bir tahlil ve değerlendirme olmaktan çok bir takdim, bir sunuştur. Hatta, daha da ileride, bu eser İbn Arabi okulu geleneği içinde yetişmiş muasır bir Sufi'nin kaleminden çıkmış bir Tasavvuf metnidir. Bu durum eserin konumunu daha da ayrıcalıklı kılmaktadır.
Kitabın başka bir özelliği de, belli bir eğitim düzeyinde olan herkesin rahatça anlayabileceği bir dille yazılmış olmasıdır. kitapta, sıkıcı gelebilecek çoğu teknik terim ve ayrıntıya kaçabilecek irdelemelerden büyük ölçüde kaçınılmıştır. Bu yönüyle kitabın hem konunun uzmanlarına hem de tasavvufla ilgilenen genel okuyucuya aynı anda hitap ettiği söylenebilir.
Yayınevi (Kitapyurdu): İz Yayıncılık, 199.00 TRY
Stok Mevcut
Chittick'in bu eseri Tasavvuf'un ne olduğunu tanıtmanın yanında onu tattırıcı olmayı da hedef alan bir çalışmadır. Eser, Tasavvuf gerçeğinin ne olduğunu göz önüne sermek için, onun Kur'an ve Hadis'te yerini bulan dayanaklarıyla birlikte tarihsel süreç içindeki tezahürlerini sahih Tasavvuf metinlerinden bol bol alıntılar yaparak ortaya koymaya çalışır. Bu bakımdan, bu kitap bir tahlil ve değerlendirme olmaktan çok bir takdim, bir sunuştur. Hatta, daha da ileride, bu eser İbn Arabi okulu geleneği içinde yetişmiş musaır bir Sufi'nin kaleminden çıkmış bir Tasavvuf metnidir. Bu durum eserin konumunu daha da ayrıcalıklı kılmaktadır. Kitabın başka bir özelliği de, belli bir eğitim düzeyinde olan herkesin rahatça anlayabileceği bir dille yazılmış olmasıdır. Kitapta, sıkıca gelebilecek çoğu teknik terim ve ayrıntıya kaçabilecek irdelemelerden büyük ölçüde kaçınılmıştır. Bu yönüyle kitabın hem konunun uzmanlarına hem de tasavvufla ilgilenen genel okuyucuya aynı anda hitap etitği söylenebilir.
Basım Tarihi: 1 Kasım 2024, isbn: 9786256126817, 340 defa okundu
Gu?nu?mu?zde kaliteli ve verimli yaşam, ne yazık ki sadece fazla performans ve fazla tu?ketim anlamına geliyor. İnsanların durmadan u?rettiği ve aynı hızla tu?kettiği mekanik bir yaşam biçiminin propagandası yapılıyor. Hayatı yalnızca iş ve performans açısından değerlendiren bu yaklaşımı eleştiren Byung-Chul Han ise Tefekku?r Yaşamı’nda, iyi bir yaşamı temsil edenin tam da hiçbir şey u?retmeyen “eylemsizlik” olduğunu unuttuğumuz gerçeğini bizlere hatırlatıyor. Ona göre insanı insan yapan esas şey, onun eylemsizliğidir. Sadece uyaran ve tepki, ihtiyaç ve tatmin, sorun ve çözu?m, amaç ve eylem temelli bir yaşamı çıplak hayvan yaşamına benzeten Chul Han, hayatta kalma kaygısının ve salt yaşama zorluğunun bittiği noktada gerçek insan yaşamının başladığını öne su?ru?yor.
Gu?nu?mu?zde kaliteli ve verimli yaşam, ne yazık ki sadece fazla performans ve fazla tu?ketim anlamına geliyor. İnsanların durmadan u?rettiği ve aynı hızla tu?kettiği mekanik bir yaşam biçiminin propagandası yapılıyor. Hayatı yalnızca iş ve performans açısından değerlendiren bu yaklaşımı eleştiren Byung-Chul Han ise Tefekku?r Yaşamı’nda, iyi bir yaşamı temsil edenin tam da hiçbir şey u?retmeyen “eylemsizlik” olduğunu unuttuğumuz gerçeğini bizlere hatırlatıyor. Ona göre insanı insan yapan esas şey, onun eylemsizliğidir. Sadece uyaran ve tepki, ihtiyaç ve tatmin, sorun ve çözu?m, amaç ve eylem temelli bir yaşamı çıplak hayvan yaşamına benzeten Chul Han, hayatta kalma kaygısının ve salt yaşama zorluğunun bittiği noktada gerçek insan yaşamının başladığını öne su?ru?yor. Eylemsizliğin kendi mantığı, kendi dili, kendi zamansallığı, kendi mimarisi, kendi görkemi, hatta kendi bu?yu?su? olduğunu savunan Chul Han, toplumumuzdaki mevcut krizin çok farklı bir yaşam tarzını gerektirdiğini göstererek, dur durak bilmeyen faaliyetlerimize bir son vermemizi ve tam da duraklama anlarında gerçekleşen bu sihre hayatlarımızda yer açmamızı istiyor. Byung-Chul Han bu kez, hareketsiz kalma sanatına bir övgu? niteliğindeki Tefekku?r Yaşamı ile Ketebe’de okurlarıyla buluşuyor.
Basım Tarihi: 1 Ocak 1998, isbn: , 156 defa okundu
Türkiye'de Çağdaş Düşünce Tarihi, Tanzimat sonrası düşünce yaşamımızın gelişimini ve ülkemizdeki bütün düşünce akımlarını sergiliyor. Kendi alanında tek kaynak sayılması gereken ve bir ansiklopedi niteliği taşıyan bu yapıtın bir başka önemi de bugün geniş bir okur yığınının yararlanmadığı süreli yayın organlarını süzgeçten geçirmesi. Yapıt Namık Kemal'den Ziya Gökalp'e, Ali Suavi'den Mustafa Suphi'ye, Dr. Abdullah Cevdet'ten Hikmet Kıvılcımlı'ya, Beşir Fuat'tan Prens Sabahattin'e, Yusuf Akçura'dan Ahmet Ağaoğlu'na, A.Hamdi Başar'a dek uzanan geniş bir alanda Türk Düşünce yaşamının gelişmesini bütün zenginliğiyle göz önüne seriyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): Ülken Yayınları, 0.00 0
Stok
Türkiye'de Çağdaş Düşünce Tarihi, Tanzimat sonrası düşünce yaşamımızın gelişimini ve ülkemizdeki bütün düşünce akımlarını sergiliyor. Kendi alanında tek kaynak sayılması gereken ve bir ansiklopedi niteliği taşıyan bu yapıtın bir başka önemi de bugün geniş bir okur yığınının yararlanmadığı süreli yayın organlarını süzgeçten geçirmesi. Yapıt Namık Kemal'den Ziya Gökalp'e, Ali Suavi'den Mustafa Suphi'ye, Dr. Abdullah Cevdet'ten Hikmet Kıvılcımlı'ya, Beşir Fuat'tan Prens Sabahattin'e, Yusuf Akçura'dan Ahmet Ağaoğlu'na, A.Hamdi Başar'a dek uzanan geniş bir alanda Türk Düşünce yaşamının gelişmesini bütün zenginliğiyle göz önüne seriyor.
Basım Tarihi: 2016, isbn: 9789759952419, 307 defa okundu
Türkiye'nin Maarif Davası sözde modern eğitim sistemine kaynağını Kur'an'dan alan Anadolu insanının ruh yapısından beslenen Türk mektebi tezli bir eleştiridir. Millet bünyesinde inkılâplar mektepte başlar ve her milletin, kendine özel olan mektebi vardır. Millî mektep, zihniyet ve örfler ile, metodları ve müfredat ile, terbiye prensipleri ve psikolojik temeller ile, hattâ binasının yapı tarziyle kendini başka milletlerinkinden ayırır. Bizde vaktiyle medrese millî mektepti. Lâkin milletin ruhu ve içtimaî inkişafını takip edememiş ve cihanın fikir ve irfan hayatiyle bağlarını çoktan koparmış olduğundan, olduğu yerde enkaz halinde yıkıldı, çöktü.
Öbür taraftan, Batı'da tekâmül eden insan düşüncesinin seyrini biz kendi âlemimizde devam ettiremediğimizden, açılan yeni mektep, hakikat aşkının mâbedi olmadı. Parça parça bilme hevesi, evrensel ve ilâhî hakikat aşkının yerini tutamazdı. Hakk'a götüren yol diye kendini hakikata adamak, gerçek mektebin yoludur. Hakikat aşkına sahip insanlar, cemiyetin içinde çoğalmadıkça, hakikat aşkı cemiyet içinde en yüksek ve muhterem yeri tutmadıkça ve hakikatın ihtirası cemaat içerisinde bir umumî cereyan, büyük bir hareket haline gelmedikçe, millî mektep gerçekten var olmayacaktır.
Hakikat aşkına sahip insanlar, cemiyetin içinde çoğalmadıkça, hakikat aşkı cemiyet içinde en yüksek ve muhterem yeri tutmadıkça ve hakikatin ihtirası cemaat içerisinde bir umumi cereyan, büyük bir hareket haline gelmedikçe, milli mektep gerçekten var olmayacaktır.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Siyaset-Politika (BinKitap), Sosyoloji (BinKitap), Diğer (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Yapı Kredi Yayınları, 200 sayfa, 8.1 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 20 Ekim 2019, isbn: 9789750845895, 2253 defa okundu
Uygarlıkların Batışı, doğup büyüdüğü Lübnan’ın çokkültürlülüğünden beslenen ve bunun önemini her zaman dile getiren Amin Maalouf’un Ölümcül Kimlikler ve Çivisi Çıkmış Dünya ile başladığı düşünce serüveninde en karamsar durak. Buzdağını gördüğü halde ilerlemeye devam eden insanlık gemisi için bir taziye.
Her ne kadar hâlâ süper güç olarak anılsa da ahlaki inandırıcılığını kaybetmekte olan Amerika; çağımızın en umut verici projelerinden biri olarak sınırları kaldırmayı amaçlayan, ancak bugün parçalanmanın eşiğine gelmiş Avrupa Birliği; umutsuzluğa kapılmış ve herkesin kendisinden nefret ettiği yanılsaması içinde dünyaya sırt çeviren Arap-Müslüman âlemi; yeni süper güç olma yolunda silahlanma da dahil her alanda büyük adımlarla birbirleriyle yarışan Çin, Hindistan, Rusya...
Ve çağımızın yaşadığı muazzam teknolojik ilerlemenin büyüsü ardına saklanmış iklim felaketleri, etnik düşmanlıklar, kaybolmuş özgürlük hayali ve pusulasını yitirmiş insanlık.
Yayınevi (Kitapyurdu): Yapı Kredi Yayınları, 164.00 TRY
Stok Mevcut
Uygarlıkların Batışı, doğup büyüdüğü Lübnan’ın çokkültürlülüğünden beslenen ve bunun önemini her zaman dile getiren Amin Maalouf’un Ölümcül Kimlikler ve Çivisi Çıkmış Dünya ile başladığı düşünce serüveninde en karamsar durak. Buzdağını gördüğü halde ilerlemeye devam eden insanlık gemisi için bir taziye. Her ne kadar hâlâ süper güç olarak anılsa da ahlaki inandırıcılığını kaybetmekte olan Amerika; çağımızın en umut verici projelerinden biri olarak sınırları kaldırmayı amaçlayan, ancak bugün parçalanmanın eşiğine gelmiş Avrupa Birliği; umutsuzluğa kapılmış ve herkesin kendisinden nefret ettiği yanılsaması içinde dünyaya sırt çeviren Arap-Müslüman âlemi; yeni süper güç olma yolunda silahlanma da dahil her alanda büyük adımlarla birbirleriyle yarışan Çin, Hindistan, Rusya... Ve çağımızın yaşadığı muazzam teknolojik ilerlemenin büyüsü ardına saklanmış iklim felaketleri, etnik düşmanlıklar, kaybolmuş özgürlük hayali ve pusulasını yitirmiş insanlık.
Basım Tarihi: 2014, isbn: 9789755331560, 170 defa okundu
Düne ait olaylar, şimdinin dünyasını hem tek başlarına açıklamakta, hem de açıklamamaktadır. Aslında şimdiki zaman, çok daha eski deneylerin farklı derecelerdeki uzantısı olmaktadır. Şimdiki zaman, geçmiş yüzyıllardan, hatta "insanlığın günümüze kadar yaşadığı tarihsel evrim'in tümünden beslenmektedir. Hepimizin, kendiliğinden bir şekilde, bizi çevreleyen dünyayı yalnızca kendi hayatımızın çok kısa süresi içinde ele alma ve dünya tarihini herşeyin (savaşlar, çarpışmalar, zirve toplantıları, siyasal bunalımlar, devrim günleri, devrimler, ekonomik düzensizlikler, fikirler, entellektüel ve sanatsal modalar) birbiri ardına geldiği veya birbirine çarptığı hızlı bir film gibi görme eğitimine sahip olmamıza rağmen, şimdiki zamanın böylesine bir yaşanmış zaman boyutunu içermesi size saçma gelmemelidir.
-Fernand Braudel-
Yayınevi (Kitapyurdu): İmge Kitabevi, 0.00 0
Stok
Düne ait olaylar, şimdinin dünyasını hem tek başlarına açıklamakta, hem de açıklamamaktadır. Aslında şimdiki zaman, çok daha eski deneylerin farklı derecelerdeki uzantısı olmaktadır. Şimdiki zaman, geçmiş yüzyıllardan, hatta "insanlığın günümüze kadar yaşadığı tarihsel evrim'in tümünden beslenmektedir. Hepimizin, kendiliğinden bir şekilde, bizi çevreleyen dünyayı yalnızca kendi hayatımızın çok kısa süresi içinde ele alma ve dünya tarihini herşeyin (savaşlar, çarpışmalar, zirve toplantıları, siyasal bunalımlar, devrim günleri, devrimler, ekonomik düzensizlikler, fikirler, entellektüel ve sanatsal modalar) birbiri ardına geldiği veya birbirine çarptığı hızlı bir film gibi görme eğitimine sahip olmamıza rağmen, şimdiki zamanın böylesine bir yaşanmış zaman boyutunu içermesi size saçma gelmemelidir. Fernand Braudel
Basım Tarihi: Kasım 2023, isbn: 9789759953331, 44839 defa okundu
Ben o zamanlar on altı yaşındaydım, lise birde. İnce uzun bir oğlan. Saçlarım kirpi gibi dik duruyor; ne yana, ne geriye taranmıyor, beni deli ediyordu. Babam "inatsın inat... İnatçı adamın saçı yatmaz. Dedeme çekmişsin besbelli. Keşke annene benzeseydin" diyordu. Keşke...
Annemin lepiska gibi yumuşacık, sarı saçları vardı. En çok o mavi gözlerini özlüyorum. "Benim oğlum okuyacak yüksek bir memur olacak" der, sonra da göz ucuyla babama bakardı.... Devamı kitapta.
Ben o zamanlar on altı yaşındaydım, lise birde. İnce uzun bir oğlan. Saçlarım kirpi gibi dik duruyor; ne yana, ne geriye taranmıyor, beni deli ediyordu. Babam "inatsın inat... İnatçı adamın saçı yatmaz. Dedeme çekmişsin besbelli. Keşke annene benzeseydin" diyordu. Keşke... Annemin lepiska gibi yumuşacık, sarı saçları vardı. En çok o mavi gözlerini özlüyorum. "Benim oğlum okuyacak yüksek bir memur olacak" der, sonra da göz ucuyla babama bakardı.... Devamı kitapta.
Edebiyat (BinKitap), Deneme-İnceleme (BinKitap), Günümüz İslam Düşüncesi (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Tiyo Yayınları, 599 sayfa, 9.2 puan, İlk Yayın: Haziran 1978
Basım Tarihi: Nisan 2020, isbn: 9786054893003, 3243 defa okundu
İsmet Özel'in Üç Mesele ve Zor Zamanda Konuşmak kitapları yeni ve uzun bir dibace ile bir arada "Üç Zor Mesele" adıyla neşredildi. Üç Kulhuvallahi Bir Elham Üç Zor Mesele'nin Dibacesi işin işten geçmediği, Türkiye'de yapılacak şeylerin neler olduğu fikrine mahsus zeminin oluşmasına müsait vaktin işaretlerinin henüz belirebildiği inancıyla yazıldı. Bor'un pazarının geçtiğini kabul etmiyorum; dolayısıyla eşeğimi Niğde'ye sürme düşüncesinde de değilim. Üç Mesele'yi Zor Zamanda Konuşmak içinde erittim ve ortaya daha netameli Üç Zor Mesele çıktı. Niçin yaptım bunu? Her iki kitabın da müşterisi vardı. Yaptım, çünkü eşeğimi Niğde'ye sürmeğe rıza göstermiş olmak, her iki kitabın ikisinden de nasibini alamamış kıraat meraklılarına taviz vermekti. Paradoks her iki kitabın ikisinden de nasibini alamamışların her iki kitabın piyasaya çıkmasına sebep oluşlarındadır."
Yayınevi (Kitapyurdu): Tiyo Yayınları, 409.00 TRY
Stok Mevcut
İsmet Özel’in Üç Mesele ve Zor Zamanda Konuşmak kitapları yeni ve uzun bir dibace ile bir arada “ÜÇ ZOR MESELE” adıyla neşredildi. “ÜÇ KULHUVALLAHİ BİR ELHAM ÜÇ ZOR MESELE’NİN DİBACESİ işin işten geçmediği, Türkiye’de yapılacak şeylerin neler olduğu fikrine mahsus zeminin oluşmasına müsait vaktin işaretlerinin henüz belirebildiği inancıyla yazıldı. Bor’un pazarının geçtiğini kabul etmiyorum; dolayısıyla eşeğimi Niğde’ye sürme düşüncesinde de değilim. Üç Mesele’yi Zor Zamanda Konuşmak içinde erittim ve ortaya daha netameli ÜÇ ZOR MESELE çıktı. Niçin yaptım bunu? Her iki kitabın da müşterisi vardı. Yaptım, çünkü eşeğimi Niğde’ye sürmeğe rıza göstermiş olmak, her iki kitabın ikisinden de nasibini alamamış kıraat meraklılarına taviz vermekti. Paradoks her iki kitabın ikisinden de nasibini alamamışların her iki kitabın piyasaya çıkmasına sebep oluşlarındadır."
Kişisel Gelişim (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), Söyleşi-Röportaj (BinKitap), Kişisel Gelişim (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Kronik Kitap Yayınları, 320 sayfa, 8.5 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Ocak 2021, isbn: 9786057635839, 37118 defa okundu
Güçlü Bir Yaşam İçin
Doğan Cüceloğlu’ndan Tavsiyeler…
“Gençliğimde gergin, stresli, mutsuz günlerim çok oldu. Kendimi suçlu hissettiğim, değersiz gördüğüm dönemler yaşadım. Şimdi hayatım anlamlı, coşkulu ve şükür duygusuyla dopdolu... Neden? İçinde yaşadığım koşulların iyileşmesinden mi? Geliştirdiğim farkındalıkların sonucu mu?”
Doğan Cüceloğlu
Doğan Cüceloğlu, yalnızca psikoloji kariyeriyle değil, insan hayatına dokunan ve insana dair her hikâyeden şifa çıkarabilen bilgeliğiyle bu coğrafyanın en önemli ilim insanlarından biri. Seksen yılı aşkın ömrünün bir birikimi olarak, şimdi herkesin merak ettiği “hayati” sorulara en samimi cevaplarını sunuyor. Herkes gibi aslında o da hâlâ savaşıyor, keşfediyor, hayata değer katıyor.
Hayatın anlamı nedir?
İnsan kendini nasıl geliştirir?
Umutsuzluk nasıl aşılır?
Yayınevi (Kitapyurdu): Kronik Kitap Yayınları, 192.00 TRY
Stok Mevcut
GÜÇLÜ BİR YAŞAM İÇİN DOĞAN CÜCELOĞLU’NDAN TAVSİYELER… “Gençliğimde gergin, stresli, mutsuz günlerim çok oldu. Kendimi suçlu hissettiğim, değersiz gördüğüm dönemler yaşadım. Şimdi hayatım anlamlı, coşkulu ve şükür duygusuyla dopdolu... Neden? İçinde yaşadığım koşulların iyileşmesinden mi? Geliştirdiğim farkındalıkların sonucu mu?” Doğan Cüceloğlu Doğan Cüceloğlu, yalnızca psikoloji kariyeriyle değil, insan hayatına dokunan ve insana dair her hikâyeden şifa çıkarabilen bilgeliğiyle bu coğrafyanın en önemli ilim insanlarından biri. Seksen yılı aşkın ömrünün bir birikimi olarak, şimdi herkesin merak ettiği “hayati” sorulara en samimi cevaplarını sunuyor. Herkes gibi aslında o da hâlâ savaşıyor, keşfediyor, hayata değer katıyor. Hayatın anlamı nedir? İnsan kendini nasıl geliştirir? Umutsuzluk nasıl aşılır? İçimizdeki öz nasıl ortaya çıkar? Çevremiz bizi nasıl etkiler? Kime akıl danışılır? Yaşam neleri ödüllendirir? Zihin nasıl işler? “Biz” olmak için neler yapılmalıdır? Ömür yolculuğunda neyin önemli olduğunu anlamak, keşif ve merak duygularına sahip çıkmak bir hayatı “kıymetli” kılmak için en önemli meziyetler arasında. Elinizdeki rehber niteliğindeki kitap, yaşamı boyunca bu meziyetlerin peşine düşmüş ve her ânına onları ilmek ilmek işlemiş Doğan Cüceloğlu’nun, Deniz Bayramoğlu ile sohbetlerinden oluşuyor ve herkese şu soruyu soruyor: “Zorluklarla başa çıkmaya, içindeki gücü keşfetmeye VAR MISIN?”
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Din (İslam) (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar (BinKitap), Genel (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İnsan Yayınları, 416 sayfa, 8.7 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Ocak 2019, isbn: 9789755745091, 68 defa okundu
W. Chittick, burada çevirilerini sunduğumuz makalelerinde İslâm'ı (ve tasavvufu) içeriden gözlemleyen ve onu olduğu gibi anlatmaya çalışan bir ‘batılı' kimliğiyle karşımıza çıkmaktadır. Açıkça görüleceği üzere, Chittick, ele aldığı ve tartıştığı konuları felsefî, teolojik ve tasavvufî bağlamlarına oturtmakla çok büyük bir başarı sergilemektedir. Bu bakımdan onun çalışmalarının, genel olarak tasavvuf ve özel olarak vahdet-i vücud konusunda Batı'da ve İslâm dünyasında karşılaştığımız yanlış anlamaların giderilmesinde önemli bir katkısı olacağı kanaatindeyiz.
Yayınevi (Kitapyurdu): İnsan Yayınları, 330.00 TRY
Stok Mevcut
W. Chittick, burada çevirilerini sunduğumuz makalelerinde İslam'ı (ve tasavvufu) içeriden gözlemleyen ve onu olduğu gibi anlatmaya çalışan bir Batılı kimliğiyle karşımıza çıkmaktadır. Açıkça görüleceği üzere, Chittick, ele aldığı ve tartıştığı konuları felsefi, teolojik ve tasavvufi bağlamlarına oturtmakta çok büyük bir başarı sergilemektedir. Yine, anlaşılması son derece zor olan tasavvufi konuları açık ve sade bir dil ile anlatması hem tasavvufi öğretilere vukufu, hem de bu konularda gösterdiği titizlik açısından, takdire şayan bir husustur. Bu bakımdan onun çalışmalarının, genel olarak tasavvuf ve özel olarak vahdet-i vücud konusunda Batı'da ve İslam dünyasında karşılaştığımız yanlış anlamaların giderilmesinde önemli bir katkısı olacağı kanaatindeyiz.
Edebiyat (BinKitap), Hikaye (Öykü) (BinKitap), Hikaye (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İz Yayıncılık, 124 sayfa, 8.2 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 5 Temmuz 2017, isbn: 9786053261537, 702 defa okundu
Güray Süngü'nün öykü serüveni yeni izleklerle devam ediyor. Bu kitaptaki öykülerde gerçeküstü kurmacalar var. Mahalleden sesler var. Toplumu birkaç parçaya bölen zihin yapılarından izler var. Ayrışmanın ve birleşmenin; kutuplaşmanın ve bütünleşmenin hikayeleri var. Elbette yarılan zihinler var. Elbette kanayan yaralar var. Kanayan yaralarını güleç bir yüzle dünyadan gizleyen naif karakterler, vicdansızlar ve elbette vicdanları sızlayanlar var.
(Tanıtım Bülteninden)
Yayınevi (Kitapyurdu): İz Yayıncılık, 0.00 0
Stok
Güray Süngü’nün öykü serüveni yeni izleklerle devam ediyor. Bu kitaptaki öykülerde gerçeküstü kurmacalar var. Mahalleden sesler var. Toplumu birkaç parçaya bölen zihin yapılarından izler var. Ayrışmanın ve birleşmenin; kutuplaşmanın ve bütünleşmenin hikayeleri var. Elbette yarılan zihinler var. Elbette kanayan yaralar var. Kanayan yaralarını güleç bir yüzle dünyadan gizleyen naif karakterler, vicdansızlar ve elbette vicdanları sızlayanlar var.
Sağlık-Tıp (BinKitap), Psikoloji (BinKitap), Eğitim (BinKitap), İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İletişim Yayınları, 382 sayfa, 8.6 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Ağustos 2020, isbn: 9789750510328, 2123 defa okundu
Hastalık, rahatsız edici bir durumdur. İnsanın sağlıklıyken çok da farkında olmadığı yaşamsal önemdeki fizyolojik ve psikolojik süreçlerine ciddi bir darbe vurur. Özellikle de kronik hastalığı olan biri, vücudunun sınırlarını bu hastalık yoluyla fark etmeye başlar. Eskilerin bilgeliğine dayanan sezgiler ve öğretiler, fiziksel rahatsızlıkları kişinin kişilik yapısıyla, psikolojik durumuyla, özellikle de stresle ilişkilendirir. Oysa modern tıp, söz konusu zihin ve beden olduğunda, kişinin hastalık başlamadan önceki duygusal şartlarını veya bunların hastalığın seyrini ve nihai durumunu nasıl etkilediğini gözden kaçırabilmektedir.
Hastalık, rahatsız edici bir durumdur. ??nsanın sağlıklıyken çok da farkında olmadığı yaşamsal önemdeki fizyolojik ve psikolojik süreçlerine ciddi bir darbe vurur. Özellikle de kronik hastalığı olan biri, vücudunun sınırlarını bu hastalık yoluyla fark etmeye başlar. Eskilerin bilgeliğine dayanan sezgiler ve öğretiler, fiziksel rahatsızlıkları kişinin kişilik yapısıyla, psikolojik durumuyla, özellikle de stresle ilişkilendirir. Oysa modern tıp, söz konusu zihin ve beden olduğunda, kişinin hastalık başlamadan önceki duygusal şartlarını veya bunların hastalığın seyrini ve nihai durumunu nasıl etkilediğini gözden kaçırabilmektedir. Bu kitap stresin, özellikle de çocukluk yıllarımızdan gelen ve özbenliğimizin bir parçası zannedilebilecek kadar derin ve ustaca yerleştirilmiş şartlanmalar sonucunda bilinçsizce yarattığımız gizli streslerin sağlığımız üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Peki stres hastalığa nasıl dönüşür? Duygusal stresin bedelleri nelerdir? Duygularımızı bastırmak bize neler kaybettirir? İçimizdeki bastırma dinamikleri nasıl çalışır? İnsanların yaşamlarını şartlandırma biçimleri hastalıklarına nasıl katkı sağlar? Dr. Gabor Maté zihin ile bedenin aslında nasıl bir bütün oluşturduğunu, hastalarının yaşamöyküleri aracılığıyla ve herkesin anlayabileceği bilimsel veriler ışığında açıklıyor. Zihin ile bedenin etkileşimine, yaşam boyu hastalıkta ve sağlıkta duygularla fizyolojinin ayrılmaz bütünlüğüne dikkat çekerken, multipl skleroz, romatizma, kanser, Alzheimer vaka analizlerinden çarpıcı örnekler sunuyor. Sağlığını geri kazanmak ve korumak isteyen herkes için vazgeçilmez bir okuma.
Basım Tarihi: 2019, isbn: 9786054849789, 2078 defa okundu
Sivil itaatsizlik anlayışının öncülerinden sayılan Amerikalı yazar, filozof ve şair Walden Gölü kıyısında, şehirden ve modern hayattan kopuk bir biçimde geçirdiği yıllara ait deneyimlerini okurlarıyla paylaşırken sosyal ve ekonomik hayata dair, bugün için bile marjinal sayılabilecek fikirlerini öne sürmekten geri durmuyor.Amerika Birleşik Devletleri'nin henüz emekleme çağında olduğu bir dönemde, sanki insanların hırslarının ve ihtiraslarının varabileceği noktayı o günde görmüşçesine, yalnızca doğanın nimetlerinden ve kişinin kendi emeğinden faydalanarak yaşayacağı bir dünyadüzeni tasarlayan Thoreau aynı zamanda tasarladığı düzenin ilk uygulayıcısı. İflah olmaz bir münzevi olan Thoreau ile Walden Gölü kıyısında geçireceğiniz saatler düşünce dünyanızda yepyeni kapılar açacak. "Kedere bir övgü yazmak değil niyetim, sadece seher vaktinde tüneğinde dikilen bir horoz gibi kuvvetle ötmek ve komşularımı uyandırmak.
Yayınevi (Kitapyurdu): Can Yayınları, 149.00 TRY
Stok Mevcut değil
İster kıyafet olsun ister arkadaş, yenilerini almak için zahmete girmeyin. Eskileri dönüştürün, eskilere dönün. Kıyafetlerinizi satın, düşüncelerinizi tutun. Doğa ve insanın özünde iyiliğin yattığına inanan Thoreau, belki bu iyiliği keşfetmek, belki doğayla bütünleşmek, belki de sade bir yaşam sürmek arzusuyla dostu Emerson’a ait arazide iki yıllığına inzivaya çekilir. Massachusetts yakınlarındaki Walden Gölü kenarında kendine bir kulübe inşa eden Thoreau, burada zaman geçirdikçe insanın çevresini ve yaşantısını gereksiz birçok nesne ve olguyla doldurduğu kanısına varır. Başarı, moda, siyaset, para gibi kavramlar toplumdan uzaklaştıkça anlamsızlaşır. Transandantalizmin öncülerinden Thoreau’ya göre, insan ancak sadeleştikçe evrenin yasalarını daha iyi kavrayacak; yoksulluk, yalnızlık, güçsüzlük gibi sorunları ardında bırakacaktır. Walden bir vahşi yaşam methiyesi değil, insanı özünü bulmaya iten, insanlık tarihinin her noktasında anlam ifade edebilecek bir başyapıttır. #dünyaklasikleri #amerikanklasikleri #doğa #inziva #içebakış
Basım Tarihi: Şubat 2013, isbn: 9789759953157, 15505 defa okundu
İnandığımız uğruna pek çok şeyi göze aldığımız "dava"lar. Bizimle aynı duyguları, fikirleri paylaşan arkadaşlar. Ancak onlarla var olabileceğimizi hayatımızın bir mana kazanabileceğini düşünürüz.
Ya Tahümmül Ya Sefer, yakın geçmişimizde böyle düşünen insanların, nesillerin nasıl bir araya geldiklerini, sonra nasıl dağıldıklarını, şahsiyetlerinden ve bulunmaları gereken yerlerden nasıl uzaklara sürüklendiklerini ele alıyor. Bu insanların açmazlarını, acılarını dile getiriyor.
Fotoğrafta Biri Var, Hilâli Gördün mü, Görülen Geçmiş Zamanın Aşırı Uçları, Limandaki Yoğun Sis, Kuşlar da Kaderle Uçar, Ya Tahammül Ya Sefer, Dön Geri Bak, Sarışın Sorular, Elhan-ı Siyaset, Kara Kumudur Kalan Gün Işığı Nereye, Oyunbozan, Irmaktan Öteye.
İnandığımız, uğruna pek çok şeyi göze aldığımız "dava"lar. Birlikte yürünecek bir yol. Bizimle aynı duyguları, fikirleri paylaşan arkadaşlar. Bu insanların açmazlarını, acılarını dile getiriyor.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), Psikoloji (BinKitap), İnceleme (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Kapı Yayınları, 215 sayfa, 8.7 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Temmuz 2020, isbn: 9786057838490, 57 defa okundu
Yalnızlık ve Umut
Yalnızlık her yönüyle kaçınılması gereken bir hal mi?
Yoksa iyi tarafları da mevcut mu?
Kimsesizlik ile yalnızlık aynı şey mi?
Yalnızlığın değişik türevleri var mı?
Herkesin yalnızlık deneyimi aynı mı?
Duygusal yalnızlık ve toplumsal yalnızlık farklı mı?
Peki, “umut” tüm bunların neresinde konumlanıyor?
Erol Göka, Yalnızlık ve Umut’ta tüm bu sorular ve daha fazlası üzerinden, modern dünyanın en acı açmazlarından birini sorgulamaya girişiyor. Yalnızlıkla birlikte yabancılaşmayı, can sıkıntısını, mutsuzluğu odağına alıyor Göka. Ne olduğu unutturulmaya çalışılan umudun ise insanı nasıl ayakta ve diri tuttuğunu herkese yeniden hatırlatıyor.
Kitabın, ‘Günümüzde Varoluşsal Çaresizlikler ve Çıkış’ alt başlığı ise Göka’nın dillendirmeye çabaladıklarının özeti niteliğinde.
ÇARESİZLİK VARSA ÇÖZÜM DE VARDIR…
Yayınevi (Kitapyurdu): Kapı Yayınları, 0.00 0
Stok
Yalnızlık her yönüyle kaçınılması gereken bir hal mi? Yoksa iyi tarafları da mevcut mu? Kimsesizlik ile yalnızlık aynı şey mi? Yalnızlığın değişik türevleri var mı? Herkesin yalnızlık deneyimi aynı mı? Duygusal yalnızlık ve toplumsal yalnızlık farklı mı? Peki, “umut” tüm bunların neresinde konumlanıyor? Erol Göka, Yalnızlık ve Umut’ta tüm bu sorular ve daha fazlası üzerinden, modern dünyanın en acı açmazlarından birini sorgulamaya girişiyor. Yalnızlıkla birlikte yabancılaşmayı, can sıkıntısını, mutsuzluğu odağına alıyor Göka. Ne olduğu unutturulmaya çalışılan umudun ise insanı nasıl ayakta ve diri tuttuğunu herkese yeniden hatırlatıyor. Kitabın, ‘Günümüzde Varoluşsal Çaresizlikler ve Çıkış’ alt başlığı ise Göka’nın dillendirmeye çabaladıklarının özeti niteliğinde. ÇARESİZLİK VARSA ÇÖZÜM DE VARDIR…
Basım Tarihi: Ocak 2019, isbn: 9789759955717, 514 defa okundu
Dergi ve gazetelerde dağınık olarak duran bu yazılar bir kere okunduktan sonra unutulmuşlardı. Kimse onları bir arada toplu olarak görmemişti, yazarın kendisi bile. Şimdi okumak zevki olan herkes, Türkçe'nin bu güzel yazılarını okuma saadetine kavuşacak. Bir araya gelen bu yazılar, Tanpınar'ın alâka ve düşünce sahasını, ana fikirlerini daha açık bir şekilde gösteriyor. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılarından derlenen Yaşadığım Gibi, yazarın şair, hikâyeci, romancı ve edebiyat tarihçisi olarak milli kültürümüzle ilgili özlü fikirlerini yansıtmaktadır.
Dergi ve gazetelerde dağınık olarak duran bu yazılar bir kere okunduktan sonra unutulmuşlardı. Kimse onları bir arada toplu olarak görmemişti, yazarın kendisi bile. Şimdi okumak zevki olan herkes, Türkçe’nin bu güzel yazılarını okuma saadetine kavuşacak. Bir araya gelen bu yazılar, Tanpınar’ın alâka ve düşünce sahasını, ana fikirlerini daha açık bir şekilde gösteriyor. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılarından derlenen Yaşadığım Gibi yazarın, şair, hikâyeci, roman ve edebiyat tarihçisi olarak milli kültürümüzle ilgili özlü fikirlerini yansıtmaktadır.
Anı-Mektup-Günlük (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Anı (Hatırat) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Beyan Yayınları, 220 sayfa, 8.6 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 30 Kasım 2020, isbn: 9789754731927, 11083 defa okundu
Yeni Türkçe'de ki hatıra türünün en yetkin örneklerinden biri olan Yaşamak, toplumsal olarak bir ışığa dönüştürmek istediğimiz acıya, bireysel bir dünyada aydınlık sağlamaktadır.
Zarifoğlu, çevremizde gelişen olayların gözümüzü yorduğu ve bizim, hayatın bütünsel akışıyla olan bağlarımızı güçlükle koruduğumuz dönemde, o bağlara canlılık veren birkaç şairimizden biridir.
Yaşamak, şiirindeki derinliğin yol açtığı açılım getiren ve şaire ait iç dünyanın zenginliğini gözler önüne seren bir eserdir.
Şair, yaşamayı varlık ve oluşun özüne dokunan bir derinlik içinde algıladığı ve arka planındaki hikmetle anlaşarak yaşadığı için, aynı hikmetin onun anlatımında parıldaması pek tabiidir.
Yayınevi (Kitapyurdu): Beyan Yayınları, 0.00 0
Stok
Yeni Türkçe'deki hatıra türünün en yetkin örneklerinden biri olan Yaşamak, toplumsal olarak bir ışığa dönüştürmek istediğimiz acıya, bireysel bir dünyada aydınlık sağlamaktadır. Zarifoğlu, çevremizde gelişen olayların gözümüzü yorduğu ve bizim, hayatın bütünsel akışıyla olan bağlarımızı güçlükle koruduğumuz dönemde, o bağlara canlılık veren birkaç şairimizden biridir. Yaşamak, şiirindeki derinliğin yol açtığı açılım getiren ve şaire ait iç dünyanın zenginliğini gözler önüne seren bir eserdir. Şair, yaşamayı varlık ve oluşun özüne dokunan bir derinlik içinde algıladığı ve arka planındaki hikmetle anlaşarak yaşadığı için, aynı hikmetin onun anlatımında parıldaması pek tabiidir.
Yayınevi (BinKitap): Versus Kitap, 314 sayfa, 8.9 puan, İlk Yayın: Kasım 1961
Basım Tarihi: Temmuz 2020, isbn: 9789944989480, 1230 defa okundu
Frantz Fanon’un sömürgeciliğin sömürge halkları üzerindeki psikolojik sonuçlarını analiz etmeye çalıştığı en ünlü eseri olan Yeryüzünün Lanetlileri sömürgecilik karşıtı mücadelenin ve Üçüncü Dünya’nın özgürlüğünün manifestosu olarak bilinmektedir.
Afrika’daki ulusal kurtuluş hareketlerinin ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Kara Panterler örgütünün esin kaynağı olmuştur. Avrupalılar, bu kitabı açın, içine bakın. Karanlıkta birkaç adım attıktan sonra bir ateş çevresinde toplanmış yabancıları göreceksiniz; yaklaşın ve onları dinleyin. Sizin acentelerinize ve buraları koruyan paralı askerlere layık gördükleri yazgıyı tartışıyorlar.
Belki sizi görecekler, ama seslerini bile alçaltmadan aralarında konuşmaya devam edecekler. Kayıtsızlıkları sizi can evinizden vurur: Onların babaları, gölgelerde yaşayan o yaratıklar, sizin yarattıklarınız, ölü canlardı; onlara ışık veren sizdiniz, onlar yalnızca size hitap ederlerdi ama siz bu zombilere cevap vermeye tenezzül etmezdiniz. Onların oğulları sizi görmezden geliyor. Onları ısıtan ve aydınlatan ateş size ait değil. Siz, saygılı bir mesafeyle duran siz, kendinizi kaçak, geceye özgü, işi bitmiş hissedeceksiniz. Şimdi sıra sizde. Bir başka şafağın doğacağı bu karanlıklarda artık zombi sizsiniz.
Yayınevi (Kitapyurdu): Birleşik Yayıncılık, 0.00 0
Stok
Siyahi Afrika için bir dönüm noktası Fanon. Sömürgeciliği silip süpürecek yangını başlatan bir kahraman. Karun olmak sevdalısı olan çağdaş Firavunların egemenliği altındaki Afrikalı insan için tek çıkar yol görür Fanon: Şiddet. Ama caniyane bir şiddet değildir onun sözünü ettiği. Özgürlük bahşeden, insanı sömürgeci kölelikten kurtaracak, insanı kişiliğine kavuşturacak bir şiddet.
Basım Tarihi: 2021, isbn: 9789759953126, 12744 defa okundu
Bedeni ve maddi hazlara bağlı bir mutluluk düşüncesini besleyip büyütüyoruz. Dünya mahabbetini sayısız teferruat ile zenginleştiriyoruz. Nefsin ihtirasları bizi her an değişik parıltılar yayan eşyaya doğru koşturuyor. Bu vahşi koşu modern dünyanın simgesidir. "Yoksulluk İçimizde"; kalbi olanı, aşkı ve öteleri dile getirerek hayatın hakikatına işaret ediyor. İçimizdeki yoksulluğu farketmek için belki bir imkandır bu.
(Arka Kapak)
Bedeni ve maddi hazlara bağlı bir mutluluk düşüncesini besleyip büyütüyoruz. Dünya muhabbetini sayısız teferruat ile zenginleştiriyoruz. Nefsin ihtirasları bizi her an değişik parıltılar yayan eşyaya doğru koşturuyor. Bu vahşi koşu modern dünyanın simgesidir. Bu kitap kalbi olanı, aşkı ve öteleri dile getirerek hayatın hakikatına işaret ediyor. İçimizdeki yoksulluğu farketmek için belki bir fırsattır bu.
Edebiyat (BinKitap), Hikaye (Öykü) (BinKitap), Hikaye (Yerli) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Dergâh Yayınları, 87 sayfa, 7.2 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: 1998, isbn: 9789759951597, 5076 defa okundu
Tarım toplumundan sanayii toplumuna geçiş sürecinde olduğu söylenen ülkemizde maddi manevi toplumsal değişim görülmektedir. Yokuşa akan sular bu değişimi belli bir yönde yaşamaya itilen insanımızın düştüğü açmazları ele alıyor. Kitabı oluşturan hikayeler temelde sanayileşme olgusunuda irdeleyen bir bütün teşkil ediyor.
Kişisel Gelişim (BinKitap), Kişisel Gelişim (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Çınaraltı Yayıncılık, 124 sayfa, 0.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Şubat 2025, isbn: 9786256222533, 1 defa okundu
İnsan, nereye gittiğini ve yolun ne zaman son bulacağını bilmeyen bir yolcu. Varlık gayesi yolda olmak olan insana düşen de yürümek. Yürümekse gayeyi bilmenin ve ona ulaşmak istemenin ispatı.
Yol zorlu, yol meşakkatli. Yol çetin, yol engellerle dolu. Yol çeldiricilerle dolu. “Daha kestirme bir yol var.” diyenlerin, “Daha kolayı var.” diyenlerin sufleleri… Şüphelerin, “acaba”ların, korkuların ve kötülerin/kötülüklerin musallatlığı… Ve daha yolun başında yorgun düşüp vazgeçenler… Arkasını kollamaktan önüne bakmaya fırsat bulamayanlar… Yanında yürümesi gerekenlerin arkadan çekiştirmesiyle yürümeye dermanı kalmayanlar…
“Bakmakla yetinme. Yüzeysel bakış her zaman yanıltır. Görmeyi de öğren.” diyen bu kitap, yorulduğunuz zamanlarda size güç veren bir nefes olacak.
İnsan, nereye gittiğini ve yolun ne zaman son bulacağını bilmeyen bir yolcu. Varlık gayesi yolda olmak olan insana düşen de yürümek. Yürümekse gayeyi bilmenin ve ona ulaşmak istemenin ispatı. Yol zorlu, yol meşakkatli. Yol çetin, yol engellerle dolu. Yol çeldiricilerle dolu. “Daha kestirme bir yol var.” diyenlerin, “Daha kolayı var.” diyenlerin sufleleri… Şüphelerin, “acaba”ların, korkuların ve kötülerin/kötülüklerin musallatlığı… Ve daha yolun başında yorgun düşüp vazgeçenler… Arkasını kollamaktan önüne bakmaya fırsat bulamayanlar… Yanında yürümesi gerekenlerin arkadan çekiştirmesiyle yürümeye dermanı kalmayanlar… “Bakmakla yetinme. Yüzeysel bakış her zaman yanıltır. Görmeyi de öğren.” diyen bu kitap, yorulduğunuz zamanlarda size güç veren bir nefes olacak.
Basım Tarihi: Nisan 2019, isbn: 9789753520157, 5700 defa okundu
Bu inancı benimseyenlerin sayısı üç kişiye ulaşınca, o inancın bizzat kendisi onlara şöyle der: Siz şimdi, bir cemaatsınız, bağımsız bir İslam cemaati. Bu inancı benimseyen ve bu inancın temel değerlerini üstün saymayan cahiliye toplumunda ayrılmış bir cemaat. ...
Yayınevi (Kitapyurdu): Dünya Yayınları, 0.00 0
Stok
Bugün insanlık korkunç bir uçurumun kenarında duruyor... Bu hâl; başının üzerinde asılı duran yokoluş tehdidi yüzünden değil.. Bu tehdit, hastalığın belirtisidir; hastalığın kendisi değil... Fakat asıl sebep, insanlığın "değerler" dünyasında iflas etmiş olmasıdır. Zaten, insan hayatının sağlam bir şekilde gelişmesi ve sağlıklı bir biçimde ilerlemesi ancak o değerlerin gölgesinde mümkün olabilir. Bu durum, Batı dünyasında tüm açıklığı ile ortaya çıkmıştır. O Batı dünyası ki, artık elinde insanlığa verecek hiçbir "değer ölçüsü" kalmamıştır. Daha doğrusu, uyguladığı "demokratik düzen"in iflasa benzer bir şekil almasından sonra, öz varlığını devam ettirmek için kendi vicdanını bile ikna edecek bir şeyi kalmamıştır. Nitekim, Batı toplumu yavaş yavaş Doğu blokunun düzenlerini ve özellikle Doğu blokunun Sosyalizm adındaki ekonomik doktrinini iktibas etmeye; ödünç almaya başlamıştır...
Basım Tarihi: 2022, isbn: 9789757544289, 1272 defa okundu
Erzurum’da hikâyelerin, masalların, destanların anlatıldığı, şiirlerin okunduğu, ilim dolu sohbetlerin edildiği mütevazı ama mutlu bir köy: Pinaduz…
Cihan Harbi bütün şiddetiyle dünyayı kasıp kavururken bu huzurlu köyün etrafını acımasız postallarıyla saran Rus birlikleri ve hain Ermeni çeteleri… Pinaduz’u ve köyün delikanlısı Bekir’i bekleyen felaketler…
Rusların esir aldığı Bekir hastalığı, işkenceyi, ölümü, soğuğu, açlığı yaşar; insanlığı sorgular, imanına sığınır. Ve unutulmaz bir esaret destanı başlar…
Ölümün ve yokluğun kucağında imkânsız bir aşk hikâyesi dahil olur bu destana.
Bekir’in ise gönlünde sonu bilinmeyenlerle dolu, başarması pek de mümkün görünmeyen ama her şeyden çok istediği “dönüş” vardır.
Nurullah Genç’in dedesinin yaşam öyküsünden esinlenerek kaleme aldığı Yollar Dönüşe Gider, savaş, sürgün, gurbet, esaret, hasret, hastalık, yakınlarının ölümü gibi insanoğlunun yaşayabileceği en ağır travmaları yaşayan birinin karakteriyle, yetiştiği kültüre dayanarak, Allah’a ve imanına sığınarak bu ıstırapların en korkunç halleriyle nasıl başa çıktığının hikâyesi.
Yayınevi (Kitapyurdu): Timaş Yayınları, 0.00 0
Stok
Sibirya duygusuzq kamp acımasızdı… Yüreklerinin solmayan mürekkebiyle, gurbetin çile ve işkence yüklü çehresine unutulmaz bir esaret destanı yazdılar onlar. Ölümü yepyeni bir başlangıcın habercisi bilip, umudu kan gibi taşıdılar damarlarında. Birinci Dünya Savaşı başlangıcında, Ruslara esir düşenlerden birinin zor şartlar içindeki dönüşü.
Roman (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), Roman (Çeviri) (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Can Yayınları, 464 sayfa, 8.0 puan, İlk Yayın: 1974
Basım Tarihi: Mart 2025, isbn: 9789750719363, 45779 defa okundu
"Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde, toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık'ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım, ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı. Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü olağan şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık'ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. Bu romanı dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım, kitabımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız."
Yayınevi (Kitapyurdu): Can Yayınları, 339.00 TRY
Stok Mevcut
Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli, kocaman bir evde, toprak yiyen bir kızkardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları birörnek bir yığın akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık'ı iki yıldan daha az bir sürede yazdım. Ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı... Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık'ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım... Bu romanı büyük bir dikkatle ve keyifle okuyan ve hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan hiçbir şey anlatmamıştım. Kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek satır bulamazsınız.
Din (İslam) (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Kültür (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Otto Yayınları, 336 sayfa, 9.0 puan, İlk Yayın: Haziran 1984
Basım Tarihi: Mart 2018, isbn: 9786059621625, 7251 defa okundu
Sahip olduğumuz en büyük nimetlerden biri olmasına rağmen, en kolay harcadığımız şey hiç şüphesiz ki zamanımızdır. Elinizdeki eser, kum saati misali her gün eksilmeye yüz tutan hayatımızı en iyi şekilde verimli kılmanın yolunu aydınlatan bir meşale gibidir. Bunu yaparken de, hayatlarını en güzel şekilde değerlendirmiş ve bizlere yüklü bir miras bırakmış İslam alimlerinin hayatlarından ve sözlerinden bir demet sunmaktadır. Tüm güzelliklerin aslında mazimizde bulunduğunu ortaya koyan bu çalışma, vatiklerini dolu dolu geçirme hususunda özellikle gençleri kucaklamakta ve teşvik etmektedir. Eserin sahibinin yetmişten fazla çalışmasının bulunması ve çağımızın en önde gelen hadisçilerinden biri olması kitabın kıymetini daha da artırmaktadır.
Yayınevi (Kitapyurdu): Otto Yayınları, 0.00 0
Stok
Sahip olduğumuz en büyük nimetlerden biri olmasına rağmen, en kolay harcadığımız nimet hiç şüphesiz ki zamandır. Bu eser, kum saati misali her gün eksilmeye yüz tutan hayatımızı en iyi şekilde verimli kılmanın yolunu aydınlatan bir meşale gibidir. Bunu yaparken de hayatlarını en güzel şekilde değerlendirmiş ve bizlere yüklü bir miras bırakmış İslam âlimlerinin hayatlarından ve sözlerinden bir demet sunmaktadır. Mazimizdeki güzellikleri ortaya koyan bu çalışma, vakitlerini dolu dolu geçirme hususunda herkesi teşvik etmektedir. Eserin sahibinin yetmişten fazla çalışmasının bulunması ve çağımızın en önde gelen hadisçilerinden biri olması kitabın kıymetini daha da artırmaktadır.
Edebiyat (BinKitap), Türk Klasikleri (BinKitap), Doğu Klasikleri (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Kent Yayıncılık, 208 sayfa, 7.7 puan, İlk Yayın: 2011
Basım Tarihi: 2012, isbn: 9786054406463, 330 defa okundu
198 okunma
Yayınevi (Kitapyurdu): Şule Yayınları, 182.00 TRY
Stok Mevcut
Kitabu'l-Ezkiya (Zekiler Kitabı) zeki insanların zeka pırıltılarıyla dolu hikayelerini anlatarak zekayı ve derin anlayışı yücelten bir eserdir. Peygamberler başta olmak üzere insanlığın hemen her seviyesinden zeka örnekleri verilen bu eserin amacını İbnü'l-Cevzi şöyle özetliyor: Bu kitapla üç şeyi yapmak istedim: 1. Kıssalarını anlatmak suretiyle bu nitelikteki insanları tanıtıp kıymetlerini takdir etmek, 2. Onların seviyesine çıkma kabiliyeti olan insanların ufkunu açmak, 3. Zekasına erişemeyeceği insanların kıssalarını anlatarak, kendini beğenmiş kimseleri eğitip yola getirmek.
Yayınevi (BinKitap): Derin Yayınları, 186 sayfa, 8.5 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Mart 2006, isbn: 9789756463651, 76 defa okundu
Elimizdeki kitap "İktisadi Çözümlemenin Ahlak ve Zihniyet Dünyası"nın devamı ve bir ölçüde tamamlanışıdır. Birincisinde genel tablosu çizilmiş olan zihniyet dünyamızın bu ikincisi ile dini manevi kök kaynaklarına inmeye çalışılmıştır. Kitap din sosyolojisi ve özellikle din ve zihniyet ilişkisi üzerinde Max Weber'in çığır açan görüşlerine toplu ve kritik bir bakışla yola çıkıyor. Kendi kültür çevremizde konunun sınırlarını çizerken, ağırlığın üst perdede monoton şer'î kurallardan sade ve samimi kıssaları ile tasavvufa kaydırıldığı gözden kaçmayacaktır. Sorular o açıdan bir hayli geniş ve yüklüdür: Her şeyden önce, dünkü ve bugünkü haliyle insanımızın çevre ve evrene bakış açısını şekillendirmede tasavvufa düşen pay nedir?
Yayınevi (Kitapyurdu): Derin Yayınları, 337.00 TRY
Stok Mevcut
Kitap, din sosyolojisi ve özellikle din ve zihniyet ilişkisi üzerinde Max Weber'in çığır açan görüşlerine toplu ve kritik bir bakışla yola çıkıyor. Kendi kültür çevremizde konunun sınırlarını çizerken, ağırlığın üst perdece monoton şer'i kurullardan sade ve samimi kıssaları ile tasavvufa kaydırıldığı gözden kaçmayacaktır. Kitap özü ve mana derinliğini zamanla yitirmiş bir kültürün sığ ve kuru manzarası ile son buluyor.
Siyaset-Politika (BinKitap), İngilizce (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): İletişim Yayınları, 295 sayfa, 8.8 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Nisan 2015, isbn: 9789750501586, 27 defa okundu
Kapitalizmin kendini varetme koşulları aynı zamanda kendi mezar kazıcılarını da eğiten bir süreç yaratmıştır. Marx’tan başlayarak bugünün filozoflarına ve siyaset kuramcılarına uzanan dönemde defalarca dile getirilen bu durum, John Holloway tarafından eylemek fiilinin çevresinde yeniden örülürken, iktidar ve güç sahiplerinin bireylerin yaratıcı potansiyelleri üzerinde kurduğu baskıyı, bu baskının yeniden yaratma ve yarattığına sahip çıkma kabiliyetini nasıl sekteye uğrattığını, “yapma gücü”nün “yaptırma gücü”ne dönüşürken iktidar olma mantığını nasıl beslediğini tartışıyor. İktidar Olmadan Dünyayı Değiştirmek kuşkusuz iktidarın kendi mantığına tâbi hale gelmiş bir muhalefet anlayışının ve başka bir dünyayı ancak iktidarın mantığıyla kurabileceğini zanneden bakış açısının da kapsamlı bir eleştirisi. Dünyayı yorumlamak çabasının bir adım gerisine düşüldüğü, sadece onun algılanmaya çalışıldığı bir dönemde yeniden ve kendi yapabileceklerimizin farkındalığında bir değiştirme çabasına yönelebilmek için yaratıcı imkânlarımızı harekete geçirebilmek de herhalde bu gücün bizlerde olduğunu farketmekle mümkün olacak.
Yayınevi (Kitapyurdu): İletişim Yayınları, 0.00 0
Stok
Kapitalizmin kendini varetme koşulları aynı zamanda kendi mezar kazıcılarını da eğiten bir süreç yaratmıştır. Marx’tan başlayarak bugünün filozoflarına ve siyaset kuramcılarına uzanan dönemde defalarca dile getirilen bu durum, John Holloway tarafından eylemek fiilinin çevresinde yeniden örülürken, iktidar ve güç sahiplerinin bireylerin yaratıcı potansiyelleri üzerinde kurduğu baskıyı, bu baskının yeniden yaratma ve yarattığına sahip çıkma kabiliyetini nasıl sekteye uğrattığını, yapma gücünün yaptırma gücüne dönüşürken iktidar olma mantığını nasıl beslediğini tartışıyor. İktidar Olmadan Dünyayı Değiştirmek kuşkusuz iktidarın kendi mantığına tâbi hale gelmiş bir muhalefet anlayışının ve başka bir dünyayı ancak iktidarın mantığıyla kurabileceğini zanneden bakış açısının da kapsamlı bir eleştirisi. Dünyayı yorumlamak çabasının bir adım gerisine düşüldüğü, sadece onun algılanmaya çalışıldığı bir dönemde yeniden ve kendi yapabileceklerimizin farkındalığında bir değiştirme çabasına yönelebilmek için yaratıcı imkânlarımızı harekete geçirebilmek de herhalde bu gücün bizlerde olduğunu farketmekle mümkün olacak.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Psikoloji (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap)
Yayınevi (BinKitap): Kaknüs Yayınları, 448 sayfa, 7.7 puan, İlk Yayın: Nisan 2009
Basım Tarihi: Temmuz 2010, isbn: 9789752562837, 195 defa okundu
Ülkemizde de geniş ilgi gören Ben Nesli kitabının yazarı Jean Twenge, yeni kitabında modern toplumlarda süratle yayılan narsisizim hastalığını mercek altına alıyor. İnsan ruhunun fast food’u diye tanımlanan narsisizm, kısa vadede kişiyi mutlu ediyormuş gibi görünse de er ya da geç depresyona, toplumsal yozlaşmaya, hatta küresel ekonomik krizlere neden oluyor. Detaylı istatistiklere, vaka hikâyelerine ve kamuoyu araştırmalarına dayanan kitapta, narsisizmin en az obezite kadar sık rastlanan bir hastalık olduğuna dikkat çekiliyor. Başlıca sebepleri arasında ben-merkezli çocuk yetiştirme tarzı; Facebook, Youtoube, Twitter gibi kişinin “egosunu parlatıp vitrine çıkardığı” iletişim araçları, bankaların leblebi çekirdek gibi dağıttığı krediler ile “parlak yaşam tellallığı” yapan boyalı medya organları yer alıyor.
Çok güzel, yetenekli, dolayısıyla da her şeyin en iyisine layık olduğuna dair gerçek dışı bir inanca sahip olan narsist kişi; sevgi, fedakârlık, yardımseverlik gibi değerlerle hiç ilgilenmiyor. İstekleri gerçekleşmeyince ise agresifleşiyor ve şiddete başvurabiliyor. Felsefi kökeni Descartes’in dualist (ayrımcı) düşünce tarzına, Freud’un “korku veya hazzın esiri” olan insan tasavvuruna ve ben-merkezli tüketici toplumunun mimarı olan pazarlama ve halkla ilişkiler kuramlarına dayanıyor. Çözüm ise daha fazla “biz” demekte yatıyor.
Özgüvenli görünen ama aslında narsisizmin getirdiği bir ego şişmesi yaşayan yeni neslin realist bir tarafı yok. Onlardaki bu kaygı, öfke olarak; narsisizm ise yalnızlık olarak topluma yansıyor. Bu ciddi bir küresel sorun, tsunami dalgası gibi tüm dünyaya yayılıyor. Türkiye’de de bunu istatistiksel olarak görebiliyoruz. 80’li yıllarda özgüvenin desteklenmesinin önemini vurgulayan eğitim sistemi, Türkiye’de de uygulandı. Şu an büyük şehirlerdeki genç nesil, Twenge’nin kitabında anlattıklarıyla aynı durumda. Sağlam gelenek ve göreneklerimiz bizi biraz olsun korudu. Ama bu yeterli değil. Bu yüzden bir an önce Türkiye’deki gençlerimizin ne durumda olduğu ve nereye gittiğini ortaya koyacak ciddi çalışmalara başlanması ve önlemler alınması gerekiyor.
Psikiyatr Dr. Mustafa Merter (Türkiye Benötesi Psikolojisi Derneği Başkanı),
“Gençlerdeki Yozlaşma Türkiye’yi de Vurdu”, AKŞAM gazetesi, 26 Nisan 2009
Yayınevi (BinKitap): Kaknüs Yayınları, 432 sayfa, 7.6 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Eylül 2018, isbn: 9789752566347, 170 defa okundu
1995 ve takip eden yıllarda dünyaya geldiler. Cep telefonlarıyla büyüdüler, henüz liseye başlamadan Instagram sayfaları vardı. İnternetin olmadığı bir zaman dilimini hatırlamıyorlar bile. Kendilerinden önce gelen nesillerden çok farklılar. Her dört kişiden biri bu nesle mensup.
Evet, artık devir, İnternet Nesli’nin devri.
Jean Twenge’nin 11 milyon kişi üzerinde onlarca yıldır yürüttüğü kapsamlı araştırmalar, aydınlatıcı mülakatlar ve derinlemesine analizler; i-Nesli’nin zamanı değerlendirme biçimini, davranış tarzını; din, cinsellik ve siyasete ilişkin şaşırtıcı tutumlarını gözler önüne seriyor.
İşin vahimi, Twenge’nin tabiriyle, bu çocuklar son senelerin en kötü psikolojik krizi ile karşı karşıyalar. 2011’den itibaren kaygı, depresyon ve intihar oranları patlamış durumda. Ve 2011-2012, ABD’de akıllı telefonların yaygınlaşmaya başladığı tarih. Twenge, “Daha önceki araştırmalarımda buna benzer bir durum görmedim,” diyor.
Sosyal medya ve mesajlaşma diğer iletişim biçimlerinin ve eğlence tarzlarının yerini alıyor. Özellikle kızlar sosyal medya üzerinden bir fark edilme, beğenilme çabası içindeler, erkeklerse daha ziyade oyunlarla vakit geçiriyorlar.
Ekran zamanı şüphe götürmeyen bir kesinlikle, önceki nesillerle kıyaslanmayacak şekilde insanları hasta ediyor. Twenge “bu süreç artık ‘dalga’ değil, olsa olsa ‘tsunami’dir” diyor. Jean Twenge bu değerli araştırması ile bizlere sadece bir buzdağının ucunu gösteriyor. Evet, hiç şüphe yok ki insanlık tarihinin en tehlikeli, en sinsice, küresel çapta yayılma gösteren salgın hastalığı ile karşı karşıyayız. İnsanlık bir hayatta kalma mücadelesi verecek gibi.
İlk hedefimizin bir “durum tespiti” olması, yani önlem alma sürecinin, bütün Türkiye’yi tarayan epidemiyolojik bir yaklaşımla başlaması lazım. Ne kadar çabuk teşhis koyup çareler üretmeye başlarsak zararı o kadar azaltmış oluruz.
1995 ve takip eden yıllarda dünyaya geldiler. Cep telefonlarıyla büyüdüler, henüz liseye başlamadan Instagram sayfaları vardı. İnternetin olmadığı bir zaman dilimini hatırlamıyorlar bile. Kendilerinden önce gelen nesillerden çok farklılar. Her dört kişiden biri bu nesle mensup. Evet, artık devir, İnternet Nesli’nin devri. Jean Twenge’nin 11 milyon kişi üzerinde onlarca yıldır yürüttüğü kapsamlı araştırmalar, aydınlatıcı mülakatlar ve derinlemesine analizler; i-Nesli’nin zamanı değerlendirme biçimini, davranış tarzını; din, cinsellik ve siyasete ilişkin şaşırtıcı tutumlarını gözler önüne seriyor. İşin vahimi, Twenge’nin tabiriyle, bu çocuklar son senelerin en kötü psikolojik krizi ile karşı karşıyalar. 2011’den itibaren kaygı, depresyon ve intihar oranları patlamış durumda. Ve 2011-2012, ABD’de akıllı telefonların yaygınlaşmaya başladığı tarih. Twenge, “Daha önceki araştırmalarımda buna benzer bir durum görmedim,” diyor. Sosyal medya ve mesajlaşma diğer iletişim biçimlerinin ve eğlence tarzlarının yerini alıyor. Özellikle kızlar sosyal medya üzerinden bir fark edilme, beğenilme çabası içindeler, erkeklerse daha ziyade oyunlarla vakit geçiriyorlar. Ekran zamanı şüphe götürmeyen bir kesinlikle, önceki nesillerle kıyaslanmayacak şekilde insanları hasta ediyor. Twenge “bu süreç artık ‘dalga’ değil, olsa olsa ‘tsunami’dir” diyor. Jean Twenge bu değerli araştırması ile bizlere sadece bir buzdağının ucunu gösteriyor. Evet, hiç şüphe yok ki insanlık tarihinin en tehlikeli, en sinsice, küresel çapta yayılma gösteren salgın hastalığı ile karşı karşıyayız. İnsanlık bir hayatta kalma mücadelesi verecek gibi. İlk hedefimizin bir “durum tespiti” olması, yani önlem alma sürecinin, bütün Türkiye’yi tarayan epidemiyolojik bir yaklaşımla başlaması lazım. Ne kadar çabuk teşhis koyup çareler üretmeye başlarsak zararı o kadar azaltmış oluruz.
İletişim-Medya (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), İletişim-Medya (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Literatürk Academia, 200 sayfa, 7.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Eylül 2018, isbn: 9786053371762, 6 defa okundu
Dijital Mahremiyet, modern insanın mahremiyet arayışında günümüzün en etkin medyası olan internet ve sosyal medyanın nasıl bir rol üstlendiğini, geçmişten bugüne çeşitli örnekler üzerinden ele alırken aynı zamanda liberal teorisyenler tarafından ileri sürülen medyanın demokratikleştirici ve özgürleştirici niteliklerini tartışmaya açmaktadır.
Yeni iletişim ve gözetim teknolojileri bir yandan bireyin mutlak farkındalığından yoksun ve rızası dışında mahremiyetinin tüm detaylarını metalaştırıp dolaşımını sağlarken, diğer yandan sunduğu müthiş kitleselleşme vaadiyle bireyin rızasını üreterek mahremiyetini kamusallaştırmaktadır. Endüstri, özellikle sosyal paylaşım platformları aracılığıyla bireye egemenlik alanı sunmakta, varlığını kitlelere haykırmak isteyen birey, esasında mahremini endüstrinin egemenliğine armağan etmektedir.
İster rızası dahilinde, ister rızası haricinde olsun bireyi nesneleştiren dijital teknolojiler, kişisel verilerden beslenmekte ve bireyin mahremiyetini ihlal ederek endüstriyi yeniden üretmektedir. Bu kitapta karşı karşıya olduğumuz bu tehdit, pek çok güncel örnek üzerinden detayları ile tartışılmış ve daha özgür bir dünya için mahremiyet hakkının önemi ve gerekliliği vurgulanmıştır.
Dijital Mahremiyet, modern insanın mahremiyet arayışında günümüzün en etkin medyası olan internet ve sosyal medyanın nasıl bir rol üstlendiğini, geçmişten bugüne çeşitli örnekler üzerinden ele alırken aynı zamanda liberal teorisyenler tarafından ileri sürülen medyanın demokratikleştirici ve özgürleştirici niteliklerini tartışmaya açmaktadır. Yeni iletişim ve gözetim teknolojileri bir yandan bireyin mutlak farkındalığından yoksun ve rızası dışında mahremiyetinin tüm detaylarını metalaştırıp dolaşımını sağlarken, diğer yandan sunduğu müthiş kitleselleşme vaadiyle bireyin rızasını üreterek mahremiyetini kamusallaştırmaktadır. Endüstri, özellikle sosyal paylaşım platformları aracılığıyla bireye egemenlik alanı sunmakta, varlığını kitlelere haykırmak isteyen birey, esasında mahremini endüstrinin egemenliğine armağan etmektedir. İster rızası dâhilinde, ister rızası haricinde olsun bireyi nesneleştiren dijital teknolojiler, kişisel verilerden beslenmekte ve bireyin mahremiyetini ihlal ederek endüstriyi yeniden üretmektedir. Bu kitapta karşı karşıya olduğumuz bu tehdit, pek çok güncel örnek üzerinden detayları ile tartışılmış ve daha özgür bir dünya için mahremiyet hakkının önemi ve gerekliliği vurgulanmıştır.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Psikoloji (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), Bilim-Teknoloji-Mühendislik (BinKitap), İletişim-Medya (BinKitap), Genel (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Pınar Yayınları, 172 sayfa, 9.0 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Kasım 2025, isbn: 9789753529839, 5 defa okundu
Günümüz insanının ayırt edici özelliklerinden biri en az bir kez olsun gözetlendiğini fark etmiş olmasıdır. Artık internet sitelerine gömülü algoritmaların bizden topladığı verilerden faydalanarak güya bize özel teklifler sunması sıradan bir durum. Neredeyse her adımımızın takip edildiği, verilerimizin depolandığı, sınıflandırılıp analiz edildiği bir gözetim düzeni içindeyiz.
Müçahit Gültekin Dijital Gözetim Çağında İnsan kitabında sadece kamusal hayatın değil, özel hayatın da izlenebildiği bir düzenden söz ediyor. Baştan aşağıya karabasana üreten gözetim çağında daha henüz dünyaya gelmemiş bebeğin verilerinin bile takip edip kayıt altına almak mümkün. Üstelik gözetim düzeni en mahrem bilgilerimizi almak için bizi zorlamıyor. Bunları herkesin kendi rızasıyla vereceği bir mekanizma kurulmuş durumda.
Peki, ama neden gözetliyorlar, amaçları ne? Sadece bize kimi ürünlerin reklamını yapmayı mı amaçlıyorlar? Neden beşikten mezara kadar attığımız her dijital adımın depolandığı bir düzen kurulmuş durumda? Belki daha da önemlisi, böyle bir düzene bizler hangi endişelerle rıza gösteriyoruz? Dijital teknolojiler verilerimizi toplamak için hangi tekniklerden faydalanıyor; arzularımızı ve korkularımızı nasıl kullanıyor?
Dijital Gözetim Çağında İnsan, bu çarpıcı sorulara cevap vermeye çalışıyor ve gözetim düzenine direnmenin nasıl mümkün olabileceği hakkında geniş bir perspektif sunuyor. Cesaret edebilenler için gözetim çağının kapılarını ardına kadar açıyor.
Günümüz insanının ayırt edici özelliklerinden biri en az bir kez olsun gözetlendiğini fark etmiş olmasıdır. Artık internet sitelerine gömülü algoritmaların bizden topladığı verilerden faydalanarak güya bize özel teklifler sunması sıradan bir durum. Neredeyse her adımımızın takip edildiği, verilerimizin depolandığı, sınıflandırılıp analiz edildiği bir gözetim düzeni içindeyiz. Müçahit Gültekin Dijital Gözetim Çağında İnsan kitabında sadece kamusal hayatın değil, özel hayatın da izlenebildiği bir düzenden söz ediyor. Baştan aşağıya karabasana üreten gözetim çağında daha henüz dünyaya gelmemiş bebeğin verilerinin bile takip edip kayıt altına almak mümkün. Üstelik gözetim düzeni en mahrem bilgilerimizi almak için bizi zorlamıyor. Bunları herkesin kendi rızasıyla vereceği bir mekanizma kurulmuş durumda. Peki, ama neden gözetliyorlar, amaçları ne? Sadece bize kimi ürünlerin reklamını yapmayı mı amaçlıyorlar? Neden beşikten mezara kadar attığımız her dijital adımın depolandığı bir düzen kurulmuş durumda? Belki daha da önemlisi, böyle bir düzene bizler hangi endişelerle rıza gösteriyoruz? Dijital teknolojiler verilerimizi toplamak için hangi tekniklerden faydalanıyor; arzularımızı ve korkularımızı nasıl kullanıyor? Dijital Gözetim Çağında İnsan, bu çarpıcı sorulara cevap vermeye çalışıyor ve gözetim düzenine direnmenin nasıl mümkün olabileceği hakkında geniş bir perspektif sunuyor. Cesaret edebilenler için gözetim çağının kapılarını ardına kadar açıyor.
Araştırma-İnceleme (BinKitap), Tarih (BinKitap), Felsefe-Düşünce (BinKitap), Psikoloji (BinKitap), Edebiyat (BinKitap), İnsan ve Toplum (BinKitap), Felsefe Tarihi (KitapYurdu)
Yayınevi (BinKitap): Mundi Yayınları, 456 sayfa, 8.7 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Ocak 2024, isbn: 9786057462961, 374 defa okundu
Machiavelli’den Hobbes’a, Freud’dan Pinker’a herkes şuna inanıyor: İnsanlar kötüdür!
Çoğu İnsan İyidir’deyse yeni bir argüman var: İnsanların iyi olduğunu varsaymak hem gerçekçi hem de devrimci bir eylemdir. Zira başkalarının kötü olduğunu düşündüğümüzde gerek siyasetin gerek ekonominin en kötü yanları ortaya çıkıyor, oysa insanların temelde iyi olduğunu varsaymak, bambaşka seçenekleri mümkün kılıyor.
İnsanlık tarihinin son 200.000 yılına yeni bir perspektiften bakan Bregman rekabetten ziyade iş birliğine yatkın olduğumuzu, birbirimize güvenme içgüdümüzün Homo sapiens'in ilk ortaya çıktığı zamanlara kadar uzandığını savunuyor. Bregman insanların cana yakınlığına ve özgeciliğine inanmanın farklı bir düşünce tarzının temelini atacağını, toplumumuzda hakiki bir değişikliğe yol açabileceğini gösteriyor; buna inanmanın da iyimserlik değil gerçekçilik olduğunu söylüyor.
The Guardian, The Daily Telegraph,
New Statesman ve Daily Express’e göre Yılın kitabı
“İnsanlığı yepyeni bir perspektiften görmemi sağladı.”
Yuval Noah Harari
“2. Dünya Savaşı’nı, Sineklerin Tanrısı’nı, Sibirya’daki bir tilki çiftliğini, New York’ta yaşanan ama tüm dünyanın duyduğu bir cinayeti ve saygınlığını yitirmiş psikoloji araştırmalarını tek tek ziyaret ediyoruz… Bu düşündürücü ve cüretkâr kitapta insanın iyiliğine dair güven veren pek çok kanıt var… Biraz da doğamızın olumlu yanlarını okumak insana iyi geliyor.”
The Observer
“İnsanların iyiliği üstüne merak uyandıran öykülerle dolu… Bregman’ın kitabı heyecan verici ve bir o kadar gerekli.”
The Times
Yayınevi (Kitapyurdu): Mundi Yayınları, 442.00 TRY
Stok Mevcut
Machiavelli’den Hobbes’a, Freud’dan Pinker’a herkes şuna inanıyor: İnsanlar kötüdür! Çoğu İnsan İyidir’deyse yeni bir argüman var: İnsanların iyi olduğunu varsaymak hem gerçekçi hem de devrimci bir eylemdir. Zira başkalarının kötü olduğunu düşündüğümüzde gerek siyasetin gerek ekonominin en kötü yanları ortaya çıkıyor, oysa insanların temelde iyi olduğunu varsaymak, bambaşka seçenekleri mümkün kılıyor. İnsanlık tarihinin son 200.000 yılına yeni bir perspektiften bakan Bregman rekabetten ziyade iş birliğine yatkın olduğumuzu, birbirimize güvenme içgüdümüzün Homo sapiens'in ilk ortaya çıktığı zamanlara kadar uzandığını savunuyor. Bregman insanların cana yakınlığına ve özgeciliğine inanmanın farklı bir düşünce tarzının temelini atacağını, toplumumuzda hakiki bir değişikliğe yol açabileceğini gösteriyor; buna inanmanın da iyimserlik değil gerçekçilik olduğunu söylüyor. THE GUARDIAN, THE DAILY Telegraph, New Statesman ve DaIly Express’e göre Yılın kitabı “İnsanlığı yepyeni bir perspektiften görmemi sağladı.” Yuval Noah Harari “II. Dünya Savaşı’nı, Sineklerin Tanrısı’nı, Sibirya’daki bir tilki çiftliğini, New York’ta yaşanan ama tüm dünyanın duyduğu bir cinayeti ve saygınlığını yitirmiş psikoloji araştırmalarını tek tek ziyaret ediyoruz… Bu düşündürücü ve cüretkâr kitapta insanın iyiliğine dair güven veren pek çok kanıt var… Biraz da doğamızın olumlu yanlarını okumak insana iyi geliyor.” The Observer “İnsanların iyiliği üstüne merak uyandıran öykülerle dolu… Bregman’ın kitabı heyecan verici ve bir o kadar gerekli.” The Times
Basım Tarihi: 2023, isbn: 9789757819967, 76 defa okundu
Modernitenin tarihi, ‘söz’ün/‘kelam’ın fiilen düşüşünün/değersizleştirilmesinin de tarihidir. Tekniğin, modern bilimin ve kapitalizmin (para ve iktidarın) çağı ‘imaj’ın/‘göz’ün ‘söz’e/‘kulak’a üstün görüldüğü çağdır; Nietzscheci tabirle nihilistik bir çağ. Bu çağda insani varoluşun anlamı ‘söz’ün/‘anlam’ın düşüşüne paralel olarak indirgenmiş, daraltılmıştır.
Ellul dilin, insani varoluşun temelinde yer aldığını izah ediyor ve çerçeveyi bireyden toplum ve devlete doğru genişleterek modern toplumsal ve politik sorunların kaynağı durumundaki zihinsel kırılmaları da mercek altına alıyor. Dolayısıyla Sözün Düşüşü yalnızca dil, felsefe ve teolojiyle değil, aynı zamanda sosyal bilimlerle de ilgili bir kitap.
Ellul, söz/işitsel ile imaj/görsel arasındaki dikotominin modern dönemde imaj/görsel lehine nasıl yeniden kurulduğunu ifşa ederken benzeri bir hataya düşmüyor ve her birinin yerini ve hakkını teslim edip söz ile imaj arasındaki kaybedilmiş “denge”yi bulmak için soruşturmayı İlk ve Ortaçağ’a kadar genişletiyor; diyalektiği/refleksiyonu sonuna kadar işletiyor. ‘Söz’ün/‘Dil’in yine dil hakkındaki kimi modern teorilerle ve bizatihi konuşma ve yazıyla “tüketilmesini” eleştiriyor; konuşma ve yazının suistimali, konuşma ve yazı “enflasyonu” yoluyla ‘Söz’ün “devaüle” edilmesini.
Ellul’ün düşüncesine hâkim olan, diyalektik “zorunluluk” ile “özgürlük” arasındaki diyalektiktir. Bu durumda “gerçeklik” imaj, “hakikat/inanç” ise söz alanında ikamet eder. Söz, “insanın özgürlüğü”nün gerçekleştiği yegâne alandır. Sözün Düşüşü, ‘Söz’ün/‘Dil’in kurtarılmasına ve nihilizmin aşılmasına adanmış bir kitaptır. ‘Söz’ün kurtuluşu, insanın da kurtuluşudur.
Modernitenin tarihi, ‘söz’ün/‘kelam’ın fiilen düşüşünün/değersizleştirilmesinin de tarihidir. Tekniğin, modern bilimin ve kapitalizmin (para ve iktidarın) çağı ‘imaj’ın/‘göz’ün ‘söz’e/‘kulak’a üstün görüldüğü çağdır; Nietzscheci tabirle nihilistik bir çağ. Bu çağda insani varoluşun anlamı ‘söz’ün/‘anlam’ın düşüşüne paralel olarak indirgenmiş, daraltılmıştır. Ellul dilin, insani varoluşun temelinde yer aldığını izah ediyor ve çerçeveyi bireyden toplum ve devlete doğru genişleterek modern toplumsal ve politik sorunların kaynağı durumundaki zihinsel kırılmaları da mercek altına alıyor. Dolayısıyla Sözün Düşüşü yalnızca dil, felsefe ve teolojiyle değil, aynı zamanda sosyal bilimlerle de ilgili bir kitap. Ellul, söz/işitsel ile imaj/görsel arasındaki dikotominin modern dönemde imaj/görsel lehine nasıl yeniden kurulduğunu ifşa ederken benzeri bir hataya düşmüyor ve her birinin yerini ve hakkını teslim edip söz ile imaj arasındaki kaybedilmiş “denge”yi bulmak için soruşturmayı İlk ve Ortaçağ’a kadar genişletiyor; diyalektiği/refleksiyonu sonuna kadar işletiyor. ‘Söz’ün/‘Dil’in yine dil hakkındaki kimi modern teorilerle ve bizatihi konuşma ve yazıyla “tüketilmesini” eleştiriyor; konuşma ve yazının suistimali, konuşma ve yazı “enflasyonu” yoluyla ‘Söz’ün “devaüle” edilmesini. Ellul’ün düşüncesine hâkim olan, diyalektik “zorunluluk” ile “özgürlük” arasındaki diyalektiktir. Bu durumda “gerçeklik” imaj, “hakikat/inanç” ise söz alanında ikamet eder. Söz, “insanın özgürlüğü”nün gerçekleştiği yegâne alandır. Sözün Düşüşü, ‘Söz’ün/‘Dil’in kurtarılmasına ve nihilizmin aşılmasına adanmış bir kitaptır. ‘Söz’ün kurtuluşu, insanın da kurtuluşudur.
Yayınevi (BinKitap): Ekin Yayınları, 176 sayfa, 8.5 puan, İlk Yayın:
Basım Tarihi: Ocak 2025, isbn: 9786258484632, 5 defa okundu
"Dil, insanlığın en güçlü aynasıdır; düşüncelerin, kimliklerin ve medeniyetlerin taşıyıcısıdır. Ramazan Yazçiçek, "Dil ve Medeniyet adlı eserinde, dillerin sadece bir iletişim aracı değil aynı zamanda ilahi bir ayet olduğunu gözler önüne seriyor. Kitap, dillerin insanlık tarihindeki vazgeçilmez rolünü vurgularken, medeniyetlerin dil üzerinden nasıl inşa edildiğini ve yozlaşmanın dillerde nasıl iz bıraktığını çarpıcı bir şekilde ele alıyor.
Bu eseri okuyucuyu dilin derin anlam dünyasına bir yolculuğa davet ediyor. İlahi nasların ışığında; kelimelerin, kavramların medeniyet içindeki yerine ve dillerin korunmasının ahlaki sorumluluğuna dikkat çeken Yazçiçek, insanın ortak mirası olan dillerin korunması için bir bilinç oluşturmayı hedefliyor. "Dil ve Medeniyet" hem geçmişe bir ayna tutuyor. Hem de geleceğin medeniyetlerine yön verecek düşünce kapılarını aralıyor.
Yayınevi (Kitapyurdu): Ekin Yayınları, 130.00 TRY
Stok Mevcut
“Dil, insanlığın en güçlü aynasıdır; düşüncelerin, kimliklerin ve medeniyetlerin taşıyıcısıdır.” Ramazan Yazçiçek, “Dil ve Medeniyet” adlı eserinde, dillerin sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda İlâhî bir âyet olduğunu gözler önüne seriyor. Kitap, dillerin insanlık tarihindeki vazgeçilmez rolünü vurgularken, medeniyetlerin dil üzerinden nasıl inşâ edildiğini ve yozlaşmanın dillerde nasıl iz bıraktığını çarpıcı bir şekilde ele alıyor. Bu eser, okuyucuyu dilin derin anlam dünyasına bir yolculuğa dâvet ediyor. İlâhî nasların ışığında; kelimelerin, kavramların medeniyet içindeki yerine ve dillerin korunmasının ahlâkî sorumluluğuna dikkat çeken Yazçiçek, insanlığın ortak mirası olan dillerin korunması için bir bilinç oluşturmayı hedefliyor. “Dil ve Medeniyet”, hem geçmişe bir ayna tutuyor hem de geleceğin medeniyetlerine yön verecek düşünce kapılarını aralıyor.
Yayınevi (BinKitap): Tahlil Yayınları, 368 sayfa, 0.0 puan, İlk Yayın: 2023
Basım Tarihi: 2026, isbn: 9786258640045, 0 defa okundu
Kassâm Tugayları’ndaki komuta görevinin yanı sıra Gazze’nin parmakla gösterilen karakterde ahlak timsallerinden Muhammed Zeki Hamed, tünellerde geçirdiği iki yıl boyunca kaleme aldığı elinizdeki kitabı asker yeleğinin cebindeki kâğıtlara yazdı. 7 Ekim hakkında hiç açığa çıkmamış detaylar, iddialara ilk ağızdan verdiği cevaplar ve olay anlatımlarıyla bu eser şimdiye dek bir benzeri olmaması özelliğini taşıyor.
Âlim kimliği olan yazar, hatıralarının her satırında Kur’an ile kurduğu kesintisiz bağ, Kur’an’ı kendine nasıl arkadaş edindiği ve her çeşit zorluğu aşmada ondan faydalanışının yanı sıra başka değerli bir şey yapıyor: Yaşadıklarına ilminin hakkını veren yetkinlikle bakarak bir ‘zor zamanlar ilmihâli’ oluşturuyor.
Bu kitap yer altında, ıslak ve soğuk tünellerde, her gün bombardıman tehlikesi içinde ve imkânsızlıklarla kaleme alındı. Vatan sevdası, sevdiklerine uzaklığın sızısı, mücadele azmi ve sabır dolu bir ibadet hayatıyla yoğruldu ve nesillere ibret vesikası olarak emanet edildi.
Yayınevi (Kitapyurdu): Tahlil Yayınları, 0.00 0
Stok
Kassâm Tugayları’ndaki komuta görevinin yanı sıra Gazze’nin parmakla gösterilen karakterde ahlak timsallerinden Muhammed Zeki Hamed, tünellerde geçirdiği iki yıl boyunca kaleme aldığı elinizdeki kitabı asker yeleğinin cebindeki kâğıtlara yazdı. 7 Ekim hakkında hiç açığa çıkmamış detaylar, iddialara ilk ağızdan verdiği cevaplar ve olay anlatımlarıyla bu eser şimdiye dek bir benzeri olmaması özelliğini taşıyor. Âlim kimliği olan yazar, hatıralarının her satırında Kur’an ile kurduğu kesintisiz bağ, Kur’an’ı kendine nasıl arkadaş edindiği ve her çeşit zorluğu aşmada ondan faydalanışının yanı sıra başka değerli bir şey yapıyor: Yaşadıklarına ilminin hakkını veren yetkinlikle bakarak bir ‘zor zamanlar ilmihâli’ oluşturuyor. Bu kitap yer altında, ıslak ve soğuk tünellerde, her gün bombardıman tehlikesi içinde ve imkânsızlıklarla kaleme alındı. Vatan sevdası, sevdiklerine uzaklığın sızısı, mücadele azmi ve sabır dolu bir ibadet hayatıyla yoğruldu ve nesillere ibret vesikası olarak emanet edildi.