Kitap Alıntıları

Kitap Adı: Allah'a Giden Yolda Niyet ve İhlas
Yazar Adı: Yusuf el-Karadavi
Yayın Tarihi: Ocak 2026
ISBN: 9789759508067

İslam, Müslüman'ın bir yüzünün Allah'a, diğer yüzünün ise Allah'a ortak edilenlere dönük bir şekilde ikiyüzlü olmasına razı olmaz. Hayatının biri Allah, diğeri tağutlar için olmak üzere ikiye ayrılmasına da razı olmaz. İslam, bugünkü Müslümanların hayatlarında gördüğümüz iğrenç ikilemi ve çirkin ikiyüzlülüğü reddeder. Günümüz Müslüman'ında gördüğümüz üzere, adam camide veya Ramazan ayında Müslüman'dır; sonra hayatında veya insanlarla muamelesinde ya da tavır ve hareketlerinde bambaşka birisidir. Şüphesiz Müslüman'ın hayatını dağınıklıktan kurtarıp hepsini Allah'a has kılan şey ihlastır. İhlas, Müslüman'ın kendisini ve amelini tümüyle Allah'a has kılmasını sağlar; onun namazı, ibadetleri, yaşamı ve ölümü alemlerin rabbi Allah içindir.


[ Allah'a Giden Yolda Niyet ve İhlas ] [ Yusuf el-Karadavi ] [ Sayfa 15 ]

İhlâstan kasıt; yapılan amelle Allah'ın rızasını kazanmayı arzulamak, onu her türlü nefsi veya dünyevi lekeden arındırmaktır.
Dolayısıyla İhlâslıya yakışan, kişinin amel yapmaya ancak Allah (celle celalühü) ve ahiret yurdu için harekete geçmesi; amele katışması muhtemel olan ve ortak özellikleri olan başka illetler, hastalıklar, nefsani istekler ve saflığı bozan her türlü şeyden uzak tutmasıdır.
Ki bunlar zenginlik, şöhret, makam ve mevki, mal sevgisi; insanların kalbinde yer edinme ve övgülerini kazanma arzusu, yermeleri korkusu, halkı razı etme ve havasla iyi geçinme çabası, kalbindeki gizli bir kini kusma, gizli bir hasedin veya yerleşik bir kibrin isteğini yerine getirme fiili gibi şeylerdir.


[ Allah'a Giden Yolda Niyet ve İhlas ] [ Yusuf el-Karadavi ] [ Sayfa 31 ]

Şu halde niyet, kalıcı olmayan ve kalbe gelip hemen ardından giden anlık bir düşünce değildir.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): "Allah (celle celalühü), amel etmediği veya konuşmadığı sürece, içinden geçen şeyler hususunda ümmetimi affetmiştir" buyurmuştur. Bu, bazılarının ifade ettiği, "niyetin sadece bir şeyi elde etmeyi istemek değil, elde etmek için çaba sarf etmek" olduğu görüşünü desteklemektedir.
Bu esasa binaen, hadis-i şerifte, malı olmayan fakirin basireti ve samimi niyetiyle Allah yolunda infak eden ve sadaka veren zenginin sevabının aynısını elde ettiğini gördük: "İkisi sevapta eşittir".


[ Allah'a Giden Yolda Niyet ve İhlas ] [ Yusuf el-Karadavi ] [ Sayfa 35 ]

Muhakkik alim İbn Kayyim "Ruh" isimli kitabında şöyle der: "Bir şey görünüşü itibariyle tek olmasına rağmen iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayrılabilir. Tevekkül ile acizlik, ümit ile boş temenni, Allah için sevmek ve Allah'la beraber sevmek, nasihat etmek ve teşhir etmek, hediye ve rüşvet, halini anlatmak ile halini şikayet etmek bunlardan bazılarıdır.
Şekil itibariyle aynı olmalarına rağmen bunların birincileri iyi, ikincileri kötüdür. Bunları birbirinden ayrı kılan tek şey ise niyettir.


[ Allah'a Giden Yolda Niyet ve İhlas ] [ Yusuf el-Karadavi ] [ Sayfa 50 ]

İmam Gazali; şan, şöhret, insanlar tarafından bilinme ve övülme fitnesini anlattıktan sonra şöyle der:
"Bu fitneye en fazla maruz kalacak kişiler âlimlerdir. Çünkü onların çoğunu ilim yaymaya iten saik başkaları üzerinde hakim olma lezzeti, kendine uyulma sevinci ve övülüp sayılma neşesidir. Şeytan da onları kandırarak, 'Sizin hedefiniz Allah'ın dinini yaymak, Resulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği şeriat için mücadele etmektir' der.
Vaizin insanlara nasihati ve sultana vaazıyla Allah'a minnet yaptığını, insanların sözünü kabul etmelerine ve kendine yaklaşmalarına sevindiğini görürsün. O Allah'ın (celle celalühü) dinine yardım imkanı bahşetmesine sevindiğini iddia eder. Ama akranından kendisinden iyi vaaz eden biri çıksa, insanlar kendisini bırakıp ona yönelseler bu onu üzer ve kederlendirir.
Onun saiki din olsaydı, başkası vesilesiyle kendisini bu göreve gerek bırakmadığından dolayı Allah'a şükrederdi.


[ Allah'a Giden Yolda Niyet ve İhlas ] [ Yusuf el-Karadavi ] [ Sayfa 94 ]

Meşhur zahit Bişr-i Hâfi, "Bilinmekten hoşlanan her kimi gördüysem dini gitti ve rezil rüsva oldu" demiştir.
Yine, "İnsanların kendisini bilmelerini arzulayan kişi ahiretin tadını alamaz" demiştir.


[ Allah'a Giden Yolda Niyet ve İhlas ] [ Yusuf el-Karadavi ] [ Sayfa 99 ]

İbn Ataillah "Hikem"inde şöyle der:
"İnsanlar seni sende var olduğunu sandıkları güzel hasletlerden dolayı övüyorlar. Sen ise bildiğin kötü hallerinden dolayı nefsini hep zemmet. İnsanların en cahili, insanlardaki zanna tutunup kendindeki yakîni bilgiyi terk edendir".


[ Allah'a Giden Yolda Niyet ve İhlas ] [ Yusuf el-Karadavi ] [ Sayfa 133 ]

Davetçilerin; mümin cemaatlere, mikropların sağlam bedene sirayet etmesi gibi sirayet eden, başkalarının omuzlarında yükselen, maymun iştahlı, tamahkâr ve aç gözlü kimselerin girmesine karşı uyanık olmaları gerekir.
Onların sözleri çok, amelleri azdır. Sıkıntı zamanında azalır, menfaatin olduğu zamanda çoğalırlar. Böylece sıkıntılar onların maskelerini düşürür ve Allah temizle pisi birbirinden ayırır.


[ Allah'a Giden Yolda Niyet ve İhlas ] [ Yusuf el-Karadavi ] [ Sayfa 137 ]

İhlâs, sahibine, kendini tümüyle verdiği ve iradesini tamamen yoğunlaştırdığı -ki bu Allah'ın rızası ve mükafatıdır- yüceliğinden kaynaklanan muazzam bir ruhi güç bahşeder. Çünkü mal, makam, isim, liderlik, vs. düşkünü insan, karşısına dünyevi bir arzusunu gerçekleştireceği bir fırsat çıktığında son derece zayıftır. Arzuladığı şeyleri verme imkanına sahip kimseler karşısında zayıftır. Umduğu bir menfaati elden kaçırmaktan korktuğunda zayıftır.
Bunları Allah için satan ise, zayıflamayan bir güce ve acze düşmeyen bir kuvvete bağlıdır. Onun için ihlâsında ve fedakarlığında insanların görebilecekleri her kuvvetten daha kuvvetlidir.


[ Allah'a Giden Yolda Niyet ve İhlas ] [ Yusuf el-Karadavi ] [ Sayfa 138 ]

İmam Gazali İhya'da bu manaya, yani ihlâsın sahibine, başka hiç kimsede bulunmayan normal dışı bir güç vermesine işaret eden bir kıssa anlatır.
Kıssa şudur:
"Bir âbid, insanların Allah'ı (celle celalühü) bırakıp bir ağaca ibadet ettiklerini duyar. Hemen baltasını alıp kararlı bir şekilde onu kesmek, böylece onu kutsama ve ibadet fitnesinin kökünü kazımak üzere yola çıkar. Yolda önüne İblis çıkar ve onu kararından döndürmeye çalışır. Dövüşürler ve âbid İblis'i elindeki bir kuş tüyü gibi kolay bir şekilde yener.
Bunun üzerine İblis âbidle hileli bir antlaşma yapmak için girişimde bulunur. Ona ağacı kesmeyi bırakıp geri dönmesini söyler. Onu kesmenin bir fayda vermeyeceğini, zira insanların bu defa başka bir ağaca ibadet edeceklerini söyler. Bunun karşılığında da ona her gün bir dinar vereceğine söz verir. Her gün yastığının altında bulacağı bu paradan istifade edip fakirlere infak edebileceğini söyler.
İblis'in uzun uğraşları sonucu adam ikna olur, İblis ona bir miktar da peşin verir. Sonra âbid anlaştıkları üzere her sabah bir dinar teslim alır.
Ancak âbid bir gün bir sürprizle karşılaşır. Uzun süredir almakta olduğu para o gün yastığının altında yoktur. Parayı gönderecek kişi vaadini yerine getirir ümidiyle birkaç gün sabreder ama değişen bir şey olmaz. Bunun üzerine âbidin yaptığı tek şey, baltasını alıp ağacı kesmek üzere tekrar yola koyulmak olur. Yolda karşısına yine İblis çıkar ve ona meydan okur. Kavgaya tutuşurlar ve dövüşürler. Bu defa İblis onu ayaklarının arasındaki serçe gibi kolay bir şekilde yener.
O vakit âbid İblis'e, ilk defasında onu büyük bir başarıyla yenmesine rağmen bu defa neden onun kendisini yendiğini sorar.
İblis ona şu cevabı verir: "İlkindeki öfken Allah içindi. Dolayısıyla sende karşı koyamayacağım ve önünde duramayacağım bir güç vardı. Onun için karşında hemen yenildim. Bu defaki öfken ise dinarın kesilmesinden dolayı idi. O yüzden sende önceki kuvvetin yoktu ve sen önümde şimşek hızıyla yeniliverdin".


[ Allah'a Giden Yolda Niyet ve İhlas ] [ Yusuf el-Karadavi ] [ Sayfa 139 ]

İhlâslı kişi vaatler karşısında yumuşamaz, tehditler karşısında eğilmez. Onu hiçbir meyli zelil etmez, hiçbir korkusu geri çevirmez.
Bu konudaki önderi, davasından dönmesi karşılığında kendisine saltanat mal, mülk, şeref ve başka dünyevi menfaatler teklif edildiğinde ısrar ve kararlılıkla, "Vallahi, bu davayı terk etmem için sağ elime Güneşi, sol elime Ayı koysalar; yine de Allah bu dini galip kılıncaya veya ben daha önce ölene kadar bu davayı terk etmem" diyen Allah Resulüdür.

Scroll to Top