Kitap Alıntıları

Kitap Adı: "Hayır!" Diyebilmeli İnsan
Yazar Adı: Alev Alatlı
Yayın Tarihi: Ocak 2025
ISBN: 9789753528740

Belki de günümüzde insanın en çok kullanması gereken kelime “Hayır!” olmalı. Ne var ki her şeyi olumlu görme tavrının revaçta olduğu bir zamana şahitlik ediyoruz. Çünkü görmek reddedildiğinden genel geçer eğilimler el üstünde tutuluyor. Oysa genel geçer eğilimler her zaman ille de uyulacak şeyler olmuyor hele de günümüz dünyasında. Kadim doğrularımızı hızla unutmamızın ve hep hükümsüzleştirilmeye razı olmamızın yabana atılamayacak ölçüde payı var bu tuhaflık üzerinde.
Bu anlamda Türkiye’nin en özgün entelektüellerinden Alev Alatlı’nın yazılarıyla günümüzü yorumlayarak çizdiği haritada; işaretlenmiş ne çok “Hayır!” olduğunu göreceksiniz.
Entelektüelin çağına şahitliği vicdani bir sorumluluk iken, ülkemizdeki çoğu güçlü kalemin, aksine bir yönelişle Batılılaşma helecanı içinde hazır gündemler peşinde durduğunu söylemek üzüyor bizleri. Alev Alatlının bakışı ve duruşuyla gündemdeki olayları yeniden okuyabilmek için bir araya toplanan yazılarından oluşan ‘Hayır!’ Diyebilmeli İnsan kitabı, sonunu düşünmeden dünyadaki gidişata özenmenin nelere mal olduğunu ortaya koyuyor. Sonu gelmez reformlara maruz kalmanın gerekçesi kılınıyor yaşayakalmak için kendimizi iptal etmek.
Hâlbuki bu bir çağdaş engizisyondur. Gelin de hayır demeyin.
Eser, yüksek sesle, inançla ve inatla söylediklerini bir şekilde bizlere duyurmayı başaran yazarımızın, ulusal ve uluslararası gündemlere ilişkin tezlerini, açık ve net eleştirel yaklaşımlarını içeriyor.
‘Hayır!’ Diyebilmeli İnsan, etrafa hoş görünmek için her şeye evet demenin hoş olmadığını ortaya koyarak yeni bir pencere açıyor zihinlerimizde...


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 11 ]

Aydınlar, yönetimlerin yalanlarını teşhir edebilecek; icraatları, nedenleri, amaçları ve çoğu kez gizlenen niyetleri itibarıyla çözümleyebilecek durumdadırlar. En azından Batı dünyasında, bilgiye ulaşım, ifade özgürlüğü ve siyasi bağımsızlıklardan kaynaklanan güçleri vardır.
Aydınların ayrıcalıklı bir bölümünün tahrif, yanlış takdim, ideoloji ve sınıfsal çıkar perdesinin altında gizlenen doğruları araştıracak eğitim, imkan ve konforları vardır. Bu ayrıcalıklar ışığında, aydınların sorumluluğu halkın sorumluluğundan çok daha derindir.


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 14 ]

Köle ticaretinin, beyaz kadın ticaretinin, işkence dehlizlerinin, engizisyonların geri gelmesi o kadar kolay, umumhane sahiplerinin saygın iş adamları olarak alkışlanmaları o kadar kolay, ülkenin yağmalanmasına mazeretler uyduranlar öyle güçlüler, aydınlar öyle yorgunlar ki, ürkütücü.
Hayır, toplumun sorunlarını çözmenin, "değer yargılarından arındırılmış" bir toplum yaratmaktan geçtiği düşüncesi doğru değil. Gelişmeler karşısında sessiz ve tarafsız kalanlarımız, sorumluluklarını bir kez daha değerlendirmeliler.


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 15 ]

Önce hayli gecikmiş bir soru: Din eğitimi dünyevi bir kariyerde başarılı olmak, "ilerlemek" için midir, yoksa öğrencinin salah bulması için mi?
Salah, yani huzur, barış, iyileşme, hayra dönük faziletler bütününe kavuşma, yani, Tanrı ile öğrencinin arasındaki bağın yeniden tesisi, yani, öğrencinin İslamiyet'e ihtidası, İslami değerlerle yeniden doğuşu.
Din eğitimi bu temel noktada başarısızsa, bütünüyle başarısız demektir.


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 16 ]

Bana sorarsanız, günlük yaşamın gereksinimlerini karşılayacak bilgi ve beceriyle donanmış olmak, hafifmeşrep entellektüellikten bin kez evladır.
Kur'an, diğer ders kitaplarının arasına adeta bir çeşni hüviyeti ile sokulamaz. Kur'an, matematik, coğrafya, fizik kitaplarının yerine de okutulamaz. Kur'an bir ansiklopedi de değildir. Kur'an bir dünya/kainat görüşü verir, bilginin yorumlanma ve uygulanmasına yardımcı olur.


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 17 ]

Öte yandan, din ile ilahiyat aynı şey değildir. İlahi olanı hissetmekle, ilahiyatı bilmek aynı şey değildir. Bu nedenledir ki, aradaki köprüyü kuran din öğretmenlerinin nitelikleri çok önem kazanıyor.
Öğretmen ancak kendisi ilahi dürtüden nasibini almış birisiyse, bilgisini aktarabilir. Bu bağlamda, kağıt üzerindeki başarılarından çok, inancının, deneyiminin sahiciliği önemlidir.


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 43 ]

"Profesör" Pipes, konuşmasına "ılımlı Müslümanları tefrik etmenin en iyi yolu, Müslümanların ve İslami kurumların bu sorulara verecekleri cevapları kayda geçirmektir" diyor ve devam ediyor:
"Müslüman entellektüellerin, eylemcilerin, imamların izlerini sürmek kolaydır, çünkü onlar düşüncelerine kayıt düşerler. Ancak sıradan Müslümanlara sorular sorulmalı ve bu sorular 'İslam bir sulh dini midir?' ya da 'Terörizme karşı mısınız?' şeklinde 'barış, terörizm' gibi farklı algılamalara açık kelimelere yer vermeyen sorular olmalıdırlar".
Ortadoğu uzmanına bakar mısınız?
Harward "profesörü"ne bakar mısınız?
"Bilim adamı"na bakar mısınız?
"Küresel medya"ya bakar mısınız?
Bakar, bakar da dünyanın haline kahrolmaz mısınız?
Kendi adıma, Pipes anketini cevaplandırdığımda daha ilk sorudan başlayıp, "Filistinlileri, Keşmirlileri aynı kefeye koyamazsınız, 11 Eylül 'öz eleştirisi'ni ben değil siz yapmalısınız!" diye bir avaza bağıran, azılı bir militan çıkıyorum! Bu hesapça başıma çuval geçirseler müstehaktır.


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 51 ]

Kendisinin bir muhafazakar demokrat olduğunu belirten yazar, küresel şirketlerin egemenliğinin "komünistleri aratmadığını" söyleyerek şöyle devam ediyor:
"Komünizmin yarattığı yeknesak dünya bizi dehşete düşürürdü. Ne ki, bugün aynı şeyleri gözlemliyoruz. Şirket kapitalizmi çeşitlilikten hoşlanmıyor. Sahip olmak, kontrol etmek ve standardize etmek istiyor. Genleri patent altına almak, medyayı zapturapt altında tutmak, sorgulanmaya izin vermemek."


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 51 ]

Rusya'ya gelince, "kapitalizmin en büyük yenilgilerinden birisi, Rusya". On yıl kadar önce Ruslar, komünizme geri dönüş anlamına gelebilecek darbeye karşı durdular. Şimdi kendilerine niye zahmet ettiklerini soruyorlar, çünkü kollektif çiftliklerin dörtte üçü hala müflis, okul sistemi felç, sağlık kurumları çökmüş durumda. Tabii, milli gelirin yüzde ellisinin sahibi olan yüzde ikiyi saymazsanız. Bunlar, Londra'da evler alan, çocuklarını en iyi Amerikan okullarında okutan tipler.
The Scotsman dergisinin dediği gibi, 'Demokrasinin Rusya'ya çarlık döneminin komünist devrimini tetikleyen derin eşitsizliklerini geri getirmiş olması ironiktir!"


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 59 ]

Küresel karaborsa ekonomisini; narkokapitalist ticaretle ayakta duran Latin Amerika ve Güney Asya ülkeleri ile kapitalizmi mafya temelinde örgütleyen eski Sovyetler Birliği'nin "çağ dışılaşan" yeni devletleri ve Çin'in kızıl kapitalistlerinin milyarlarca dolarlık meta ve insan ticareti oluşturuyor. IMF, off-shore finans kuruluşlarında aklanan kara paranın dünya gayrisafi milli hasılasının yüzde beşini bulduğunu tahmin ederken, insan organlarından zehirli atıklara, nesilleri tükenmekte olan hayvan türlerinden çocuk pornosuna kadar her türlü ticaretin merkezi oluşuyor.
Yasa dışı kapitalizm yenik devletlerin alacakaranlık bölgelerine sızıyor ve "yasal ticaretin turbo-kapitalist çekirdeğinin karanlık köşelerinde koloniler kuruyor".


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 67 ]

Gelenek, insani bir kurum olduğundan insani doğrular ve yanlışlar içerir. Ama 'teori' dediğimiz 'dışarlıklı' akıl da öyle.
Geçtiğimiz yüzyılda zeki insanların soylu amaçlarla destekledikleri gelenek karşıtı teoriler, milyonlarca masum insanın katledilmesi ile sonuçlanmıştır. Meseleye böyle bakınca, sorunun 'gelenek'in mükemmel olup olmadığı değil, insan hayatındaki yeri sorunu olduğu açıktır.


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 73 ]

Arkadaş! İman, bütün varlıklar arasında hakiki bir kardeşliği, iletişimi, bağlantıyı ve birlik ilişkilerini oluşturur. Küfür ise, yabancılaşma gibi bütün varlıkları birbirinden ayrı gösterir ve birbirlerine ecnebi nazarıyla baktırır. Bunun içindir ki, inananın ruhunda garaz, kin, vahşet yoktur. En büyük bir düşmanıyla bir tür kardeş bağı vardır. Gavurun ruhunda hırs, yabancılaşma olduğu gibi, egosunu yüceltme ve özgüven vardır. Bu sırra binaendir ki, dünya hayatında bazen üstünlük gavurda olur.


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 122 ]

(Aleksandr Soljenitsin ile 2003 yılında yapılan söyleşi)
- Dine geri dönüş tek umut mu?
- Dine geri dönüş değil, dine doğru yükseliş. Din, dinamik olduğu için 'geri dönüş' yanlış bir tanım olur. Dinlerin birkaç yüzyıl önceki biçimlerine geri dönüş, kesinlikle imkansızdır. Tersine, modern maddeci tutumlarla, bencillikle, nihilizmle mücadele edebilmek için -ki, dinler bu mücadeleyi vermek zorundadırlar- kendilerinin de tekamül etmeleri, esnek olmaları, dönemin kültürel biçimlerinden uzak düşmemeleri gerekir.
Din daima günlük yaşamdan daha üstündür. Dine yükselişi insanlara kolaylaştırmak için dinin modern insan bilinciyle bağlantı kurabilecek şekilde biçim değiştirebiliyor olması gerekir.


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 133 ]

Türkiye'de İslam'ın "modern toplum"la ilişkileri tartışılacaksa, her şeyden önce ülkemiz insanının yaşam biçimindeki hangi unsurların kendisini İslam'a, hangilerinin inançsızlığa sevk etmeye elverişli olduklarını araştırmak; başta yerleşik üretim ve paylaşım biçimlerimiz olmak üzere, kişiliğini şekillendiren etkileşimleri yürürlükteki teknolojiden, ülkenin coğrafi ve stratejik konumuna, geleneklerimizden, toplumsal ve siyasi örgütlenme biçimlerimize varıncaya kadar irdelemek ve tanımlamak gerekiyor.


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 142 ]

… "günümüzde modern ile dinin karşı karşıya getirilmesi haksızlıktır" buyurmadan önce, çağdaş Batılının kalıplı dinlerin hiçbirisiyle uzlaşamadığını görmek lazım. Papaz ve hahamların tüm uğraşmalarına karşın, kilise ve sinagogların Batı toplumunun yabancılaştırıcı güçleri arasında yer aldıklarının farkına varmak lazım.
İnsanları, tümüyle din dışı bir sistemde ve fakat iyi bir Hristiyan ya da Yahudi olarak yaşadıklarına inandırmak diye bir şeyin olduğunun ayırdında olmak lazım. Çağdaş putperestliğin farkına varamazsak, kendimizi dindar bellemişken aslında küfür içinde olmamız mümkündür.


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 184 ]

Orhan Pamuk'a gelince: Teessüf ettiğim, Pamuk'un Müslüman ve Türk kimliğinin son artıklarından kurtulma, Avrupalı düzene entegre olma azmi değil, bunu çok gördük. Teessüf ettiğim, Pamuk'un Batı medyası nezdinde inanılırlık ihdas etme çabası içinde Türkiye'yi Batı medeniyetinin antitezi olarak küçümsemesi de değil, bunu da çok gördük.
Teessüf ettiğim, özetleye geldiğim faciaya rağmen yaşaya kalmakta başarılı olmaktan gayrı bir ayıbı olmayan Türkiye'nin şamar oğlanı yapılmasına seyirci kalmaktan öte yüreklendiriyor olması. Teessüf ettiğim, bir Türk yazarının başarısından duyduğum keyfi böylece boğazıma tıkarken, "bu toprakların insanlarının Batı kamuoyu nezdindeki başarılarının hemen her zaman liyakat dışında birtakım pazarlıklara tabi olduğu şeklindeki sakatlayıcı duyguyu bir kez daha hortlatmış olması.


[ "Hayır!" Diyebilmeli İnsan ] [ Alev Alatlı ] [ Sayfa 205 ]

Ulus ya da toplum şöyle dursun, Allah'a bile bireyin yaşamından üstün bir vizyon yüklemeyen Batılı dünya görüşü doğrultusunda aşk da dahil olmak üzere az önce saydığımız kadim değerler, "Orta Çağ" kafasına, azgelişmişlik sınıfına giren yanılsamalar olarak değerlendirilirler.
Akıl ahlakın, ahlak adaletin denetiminden kurtulur; aşk, "ruhani temelleri" olan bir yanılsama olarak anakronik ilan edilir, yerini kaba cinselliğe bırakır.

Scroll to Top